Ünite 6
Çalışma Sermayesi Yönetimi
Çalışma sermayesini açıklayabilmek ve özelliklerini sıralayabilmek.
• Çalışma sermayesi; bir tesisin faaliyete başlayabilmesi ve işletme faaliyetlerini sürdürebilmesi için kullanılan, kısa sürede paraya dönüşme özelliğine sahip varlıklar ve bu amaçla yapılan harcamalar olarak tanımlanabilir. Çalışma sermayesi unsurları sabit varlıklarla karşılaştırıldığında bazı açılardan farklılık göstermektedir. Bu farklılıkları; çalışma sermayesi unsurları bölünebilir özelliğe sahiptir, kısa vadeli ve likittir, unsurların hareketliliği fazla olup, unsurlar birbirleri ile ilişkilidir şeklinde sıralamak mümkündür.
Çalışma sermayesinin türlerini sıralayabilmek.
• Çalışma sermayesi; sürekli çalışma sermayesi, değişken işletme sermayesi ve olağanüstü işletme sermayesi olmak üzere üçe ayrılır.
Çalışma sermayesi döngüsünün nasıl işlediğini açıklayabilmek.
• ihtiyaç duyulan kaynakların elde edilmesiyle başlayıp, bu kaynakların menkul değerlere, stoklara ve alacaklara yatırılıp, bunların tekrar nakde dönüştürülmesine kadar geçen sürece çalışma sermayesi döngüsü denilir.
Çalışma sermayesi yönetiminin önemini saptayabilmek.
• Çalışma sermayesi, işletmenin tam kapasite ile çalışabilmesi, üretimin kesintisiz devam edebilmesi, iş hacminin genişletilebilmesi, yükümlülüklerini karşılayamama riskinin azaltılması, kredi değerliliğinin artırılması, olağanüstü durumlarda mali yönden zor durumlara düşmenin önlenmesi, faaliyetin kârlı ve verimli bir şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Çalışma sermayesine yatırım politikalarının etkisini betimleyebilmek.
• Üç tür yatırım politikasından bahsedilebilir. Yüksek tutarda çalışma sermayesiyle çalışılarak, likiditenin yüksek tutulması ihtiyatlı politika olarak nitelendirilirken, en düşük düzeyde çalışma sermayesiyle faaliyette bulunulması atılgan (atak) politika olarak bilinir. ikisinin arasında kalan politikaya ise dengeli yatırım politikası denilir.
Çalışma sermayesinin finansman şekillerini açıklayabilmek.
• Çalışma sermayesi kısa ya da uzun vadeli borçlarla finanse edilebilir. Kısa vadeli borçlarla finanse edilmesi durumunda risk artarken, kârlılık da yükselebilmektedir. Uzun vadeli borçlarla finanse edilmesi durumunda ise risk azalırken, kârlılığın da düşmesi beklenir.
Çalışma sermayesi ile risk ve kârlılık arasındaki ilişkiyi saptayabilmek.
• Gerek çalışma sermayesine yatırım politikası, gerekse de finansman politikası işletmenin riskini ve kârlılığını yakından etkilemektedir. Toplam varlıklar değişmezken daha fazla çalışma sermayesine yatırım, işletmenin riskini düşürürken, kârlılığını da düşürür. Diğer taraftan çalışma sermayesinin finansmanında daha fazla kısa vadeli kaynaklara yönelmek işletmenin riskini arttırırken, finansman maliyetlerinin düşmesi nedeniyle kârlılığını da arttıracaktır.
Çalışma sermayesinin finansmanında kısa vadeli borçların fayda ve sakıncalarını açıklayabilmek.
• Çalışma sermayesinin finansmanında kısa vadeli borca daha çok yer vermenin üstünlükleri şu şekilde sıralanabilir:
• Daha kolay ve daha kısa sürede sağlanabilir.
• Orta ve uzun vadeli borç faizleriyle karşılaştırıldığında normal koşullarda daha düşük maliyetlidir.
• Sermaye piyasasının gelişmemiş olduğu ülkelerde işletmelerin fon sağlayabileceği en önemli kaynak olmaktadır.
• Kısa vadeli borçlanmalarda, borç verenlerce uzun vadelilerde olduğu gibi işletmeyi kısıtlayan hükümler pek söz konusu olmamaktadır.
• Kısa vadeli borçlanmalarda esneklik daha fazladır. Faiz oranlarındaki değişmelerden daha az etkilenme söz konusudur.Sayılan bu üstünlüklerine karşı kısa vadeli borçlanmaların işletmenin riskini artırdığı gerçeği gözden kaçmamalıdır. Hem anaparanın hem de faizin aynı yıl içinde ödenmesi zorunluluğu işletmeleri likidite sıkıntısına sokabilir.
Çalışma sermayesi ihtiyacını belirleyen etmenleri sıralayabilmek.
• Çalışma sermayesi ihtiyacının belirlenmesinde; ortalama stok tutarı, yıllık satış tutarı, yıllık genel giderler tutarı, satış fiyatı üzerinden brüt kâr, satıcıların tanıdığı kredi süresi, müşterilere tanınan kredi süresi gibi faktörler etkili olmaktadır

Ünite 7
Nakit ve Nakit Benzerleri Yönetimi

Nakit ve nakit benzeri varlıkların işletmeler açısından önemi ile nakit ve nakit benzeri varlıkların neler olduğunu açıklayabilmek.
• işletmeler; ne nakit açığı vererek faaliyetlerinde aksamaların olmasını ne de fazla nakit tutarak onun getirdiği maliyetlere katlanılmasını arzu ederler. Faaliyetlerin kesintisiz devamı için ne miktarda nakit ve benzeri varlıklara sahip olması gerektiği önemli bir konudur.
• Çalışma sermayesi unsurları içerisinde en likit olanları nakit ve geçici amaçlarla yatırım yapılmış olan finansal varlıklardır. Hazır değerler, nakit olarak elde veya bankada bulunan varlıklar ile normal koşullarda en fazla bir yıl veya işletmenin normal faaliyet dönemi içerisinde paraya çevrilmesi veya tüketilmesi öngörülen varlık unsurlarını kapsar.
Nakit yönetiminin işletmelere sağladığı faydalarla, yeterli nakit bulundurmamanın doğuracağı sonuçları açıklayabilmek.
• işletmelerde nakit yönetiminin temel amacı; likidite ile işletmenin uzun vadeli kârlılığı arasında denge kurmaktı. Birinci amacı gerçekleştirebilmek için, doğru, kesin ve zamanında yapılmış tahmin ve raporlama sistemine, nakit toplama ve harcama yöntemlerinin belirlenmesine ihtiyaç vardır. ikinci amacı gerçekleştirebilmek için ise, nakit gereksinimini en aza indirmek, paranın nereden ve nasıl sağlanacağını belirlemek, yatırılan fonlardan riski de göz önüne alarak en yüksek getiri sağlamak gerekmektedir.
• Fazla nakit değer bulundurmak işletmelere maliyet yüklemekte, kârlılığını düşürmektedir. Ancak; nakit yetersizliği de işletmeler açısından sakıncalı sonuçlar doğurmaktadır. Günlük giderlerin yapılamaması, çalışanların ücretlerinin ödenememesi, çeklerin karşılıksız çıkması, senetlerin protesto edilmesi, elektrik, su, telefon faturalarının ödenememesi, bankalara olan borçların vadesinde ödenememesi ilk akla gelen ve hemen hissedilen olumsuzluklardır.
Nakit benzeri varlıklara yatırımın önemi ve gerekliliğini belirleyebilmek.
• işletmeler zaman zaman nakit akışlarındaki zaman uyumsuzluğundan dolayı nakit fazlalığı verebilirler. Nakit fazlası verildiğinde bu fazlalığın kısa vadeli finansal araçlarda değerlendirmesi küçüksenmeyecek getiri sağlar. Ancak, bu araçlara yatırım yapılırken dikkat edilmesi, göz önüne alınması gereken bazı faktörler vardır. Bunla; vade, risk, getiri, likidite ve vergidir.

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 10753
favori
like
share
-ozkan Tarih: 26.03.2010 12:54
emeği geçen herkezden allah razı olsun umarım faydalı olur, umarım şu kısacık yamanda okuyup öğrenebilirim.
bebdemirel Tarih: 18.03.2010 15:36
çok teşekkürler emeğinize sağlık
utkugurel Tarih: 12.03.2010 13:13
mükemmelsinnnnn
style88 Tarih: 27.01.2010 10:16
umarım tam bi şekilde özet çıkarmısındır tşkler ellerine saglık bizi büyük bir dertten kurtardınn n
ocv Tarih: 19.01.2010 16:12
SÜPER BİŞEY OLMUŞ ELLERİNİZ DERT GÖRMESİN
NAĞODRE Tarih: 07.12.2009 15:00
çok teşekkürler emek edip bize yardımcı olduğunuz için )
Nerqish Tarih: 28.03.2009 19:54
[COLOR="PaleTurquoise"]Ünite 6
Çalışma Sermayesi Yönetimi
Çalışma sermayesini açıklayabilmek ve özelliklerini sıralayabilmek.
• Çalışma sermayesi; bir tesisin faaliyete başlayabilmesi ve işletme faaliyetlerini sürdürebilmesi için kullanılan, kısa sürede paraya dönüşme özelliğine sahip varlıklar ve bu amaçla yapılan harcamalar olarak tanımlanabilir. Çalışma sermayesi unsurları sabit varlıklarla karşılaştırıldığında bazı açılardan farklılık göstermektedir. Bu farklılıkları; çalışma sermayesi unsurları bölünebilir özelliğe sahiptir, kısa vadeli ve likittir, unsurların hareketliliği fazla olup, unsurlar birbirleri ile ilişkilidir şeklinde sıralamak mümkündür.
Çalışma sermayesinin türlerini sıralayabilmek.
• Çalışma sermayesi; sürekli çalışma sermayesi, değişken işletme sermayesi ve olağanüstü işletme sermayesi olmak üzere üçe ayrılır.
Çalışma sermayesi döngüsünün nasıl işlediğini açıklayabilmek.
• ihtiyaç duyulan kaynakların elde edilmesiyle başlayıp, bu kaynakların menkul değerlere, stoklara ve alacaklara yatırılıp, bunların tekrar nakde dönüştürülmesine kadar geçen sürece çalışma sermayesi döngüsü denilir.
Çalışma sermayesi yönetiminin önemini saptayabilmek.
• Çalışma sermayesi, işletmenin tam kapasite ile çalışabilmesi, üretimin kesintisiz devam edebilmesi, iş hacminin genişletilebilmesi, yükümlülüklerini karşılayamama riskinin azaltılması, kredi değerliliğinin artırılması, olağanüstü durumlarda mali yönden zor durumlara düşmenin önlenmesi, faaliyetin kârlı ve verimli bir şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Çalışma sermayesine yatırım politikalarının etkisini betimleyebilmek.
• Üç tür yatırım politikasından bahsedilebilir. Yüksek tutarda çalışma sermayesiyle çalışılarak, likiditenin yüksek tutulması ihtiyatlı politika olarak nitelendirilirken, en düşük düzeyde çalışma sermayesiyle faaliyette bulunulması atılgan (atak) politika olarak bilinir. ikisinin arasında kalan politikaya ise dengeli yatırım politikası denilir.
Çalışma sermayesinin finansman şekillerini açıklayabilmek.
• Çalışma sermayesi kısa ya da uzun vadeli borçlarla finanse edilebilir. Kısa vadeli borçlarla finanse edilmesi durumunda risk artarken, kârlılık da yükselebilmektedir. Uzun vadeli borçlarla finanse edilmesi durumunda ise risk azalırken, kârlılığın da düşmesi beklenir.
Çalışma sermayesi ile risk ve kârlılık arasındaki ilişkiyi saptayabilmek.
• Gerek çalışma sermayesine yatırım politikası, gerekse de finansman politikası işletmenin riskini ve kârlılığını yakından etkilemektedir. Toplam varlıklar değişmezken daha fazla çalışma sermayesine yatırım, işletmenin riskini düşürürken, kârlılığını da düşürür. Diğer taraftan çalışma sermayesinin finansmanında daha fazla kısa vadeli kaynaklara yönelmek işletmenin riskini arttırırken, finansman maliyetlerinin düşmesi nedeniyle kârlılığını da arttıracaktır.
Çalışma sermayesinin finansmanında kısa vadeli borçların fayda ve sakıncalarını açıklayabilmek.
• Çalışma sermayesinin finansmanında kısa vadeli borca daha çok yer vermenin üstünlükleri şu şekilde sıralanabilir:
• Daha kolay ve daha kısa sürede sağlanabilir.
• Orta ve uzun vadeli borç faizleriyle karşılaştırıldığında normal koşullarda daha düşük maliyetlidir.
• Sermaye piyasasının gelişmemiş olduğu ülkelerde işletmelerin fon sağlayabileceği en önemli kaynak olmaktadır.
• Kısa vadeli borçlanmalarda, borç verenlerce uzun vadelilerde olduğu gibi işletmeyi kısıtlayan hükümler pek söz konusu olmamaktadır.
• Kısa vadeli borçlanmalarda esneklik daha fazladır. Faiz oranlarındaki değişmelerden daha az etkilenme söz konusudur.Sayılan bu üstünlüklerine karşı kısa vadeli borçlanmaların işletmenin riskini artırdığı gerçeği gözden kaçmamalıdır. Hem anaparanın hem de faizin aynı yıl içinde ödenmesi zorunluluğu işletmeleri likidite sıkıntısına sokabilir.
Çalışma sermayesi ihtiyacını belirleyen etmenleri sıralayabilmek.
• Çalışma sermayesi ihtiyacının belirlenmesinde; ortalama stok tutarı, yıllık satış tutarı, yıllık genel giderler tutarı, satış fiyatı üzerinden brüt kâr, satıcıların tanıdığı kredi süresi, müşterilere tanınan kredi süresi gibi faktörler etkili olmaktadır

Ünite 7
Nakit ve Nakit Benzerleri Yönetimi

Nakit ve nakit benzeri varlıkların işletmeler açısından önemi ile nakit ve nakit benzeri varlıkların neler olduğunu açıklayabilmek.
• işletmeler; ne nakit açığı vererek faaliyetlerinde aksamaların olmasını ne de fazla nakit tutarak onun getirdiği maliyetlere katlanılmasını arzu ederler. Faaliyetlerin kesintisiz devamı için ne miktarda nakit ve benzeri varlıklara sahip olması gerektiği önemli bir konudur.
• Çalışma sermayesi unsurları içerisinde en likit olanları nakit ve geçici amaçlarla yatırım yapılmış olan finansal varlıklardır. Hazır değerler, nakit olarak elde veya bankada bulunan varlıklar ile normal koşullarda en fazla bir yıl veya işletmenin normal faaliyet dönemi içerisinde paraya çevrilmesi veya tüketilmesi öngörülen varlık unsurlarını kapsar.
Nakit yönetiminin işletmelere sağladığı faydalarla, yeterli nakit bulundurmamanın doğuracağı sonuçları açıklayabilmek.
• işletmelerde nakit yönetiminin temel amacı; likidite ile işletmenin uzun vadeli kârlılığı arasında denge kurmaktı. Birinci amacı gerçekleştirebilmek için, doğru, kesin ve zamanında yapılmış tahmin ve raporlama sistemine, nakit toplama ve harcama yöntemlerinin belirlenmesine ihtiyaç vardır. ikinci amacı gerçekleştirebilmek için ise, nakit gereksinimini en aza indirmek, paranın nereden ve nasıl sağlanacağını belirlemek, yatırılan fonlardan riski de göz önüne alarak en yüksek getiri sağlamak gerekmektedir.
• Fazla nakit değer bulundurmak işletmelere maliyet yüklemekte, kârlılığını düşürmektedir. Ancak; nakit yetersizliği de işletmeler açısından sakıncalı sonuçlar doğurmaktadır. Günlük giderlerin yapılamaması, çalışanların ücretlerinin ödenememesi, çeklerin karşılıksız çıkması, senetlerin protesto edilmesi, elektrik, su, telefon faturalarının ödenememesi, bankalara olan borçların vadesinde ödenememesi ilk akla gelen ve hemen hissedilen olumsuzluklardır.
Nakit benzeri varlıklara yatırımın önemi ve gerekliliğini belirleyebilmek.
• işletmeler zaman zaman nakit akışlarındaki zaman uyumsuzluğundan dolayı nakit fazlalığı verebilirler. Nakit fazlası verildiğinde bu fazlalığın kısa vadeli finansal araçlarda değerlendirmesi küçüksenmeyecek getiri sağlar. Ancak, bu araçlara yatırım yapılırken dikkat edilmesi, göz önüne alınması gereken bazı faktörler vardır. Bunla; vade, risk, getiri, likidite ve vergidir.
Nerqish Tarih: 28.03.2009 19:53
[COLOR="PaleTurquoise"]Ünite 3
Finansal Analiz
Finansal analizin önemini ve finansal analizden kimlerin faydalandığını açıklayabilmek.
• Finansal analiz hem mikro açıdan hem de makro açıdan yapılması gerekli denetim, kontrol ve planlama aracıdır. Mikro açıdan işletmelerin finansal analizinin yapılması işletmenin faaliyet sonuçlarının değerlendirilmesi, planlar yapılabilmesi için gerekli iken, makro açıdan da işletmelerin analiz edilmesi, kaynakların doğru alanlara yönlendirilmesi, kalkınmanın hızlandırılması, kamu gelirlerinin belirlenmesi açılarından önemlidir.
• işletmelerin faaliyet sonuçları bir çok kesimi ilgilendirir. işletme yöneticileri; işletmenin performansını ölçmek, geleceğe yönelik planlar yapabilmek için, devlet; alacağı vergiyi belirlemek ve kamuoyunu korumak, ortaklar; koydukları sermayenin getirisini hesap edebilmek, yatırımcılar; yatırım yapacakları işletmelerin durumunu görebilmek için işletmelerin faaliyet sonuçları hakkında bilgi sahibi olmak isterler. Tüm bu kesimlerin isteklerinin karşılanabilmesi için, işletmelerin yayınladığı finansal tablolardan hareket edilerek finansal analiz yapma gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Finansal analizde kullanılan tabloları sıralayabilmek.
• Finansal analiz yapılırken, işletmeyle ilgili tüm veri ve bilgilerden yararlanılmaktadır. Ancak en çok kullanılan iki finansal tablo bilanço ve gelir tablosudur. Bilanço, belli bir tarihte işletmenin sahip olduğu varlıkların neler olduğunu ve bunların hangi kaynaklardan sağlandığını gösteren tablodur. Gelir tablosu ise, işletmenin belli bir döneminde elde ettiği tüm gelirler ve aynı dönemde katlandığı bütün maliyet ve giderleri ve bunların sonucunda işletmenin elde ettiği kâr ya da zararı gösteren tablodur.
Finansal analiz türlerini sıralayabilmek.
Finansal analiz, bir takım teknikler kullanılarak yapılır. Bunların belli başlıları oran analizi, karşılaştırmalı tablolar analizi, yüzde yöntemi ile analiz ve trend analizidir.
Oran analizinde hangi oranların kullanıldığını ve analizin nasıl yapıldığını açıklayabilmek.
• Oran analizi, bilanço ve gelir tablosu kalemlerinin birbirine bölünmesi ile bulunan oranlarla yapılır. işletmenin kısa vadeli borç ödeme gücünü ölçen oranlara, likidite oranları; varlıkların kaynaklarını gösteren oranlara, finansal yapı ile ilgili oranlar; varlıkların ne ölçüde etkin kullanıldığını tespit etmeye yarayan oranlara, faaliyet oranları; satışlar,aktişer ve öz sermaye üzerinden işletmenin kârlılığını ölçen oranlara, kârlılık oranları denir.
Karşılaştırmalı tablolar analizinin temel prensiplerini açıklayabilmek.
• Karşılaştırmalı tablolar analizi dinamik bir analizdir. işletme faaliyetlerinin, varlık ve kaynaklarının belirli bir dönemdeki değişimlerini ve bu değişimlerin işletmenin mâli yapısına etkisinin ölçülmesi, karşılaştırmalı tablolar analizi ile yapılır.
Yüzde yöntemi ile analizin nasıl yapıldığını açıklamak.
• Yüzde yöntemi ile analiz ile finansal tablolarda bulunan bir kalemin toplam veya grup içindeki oransal büyüklüğü incelenir. Bu yönteme göre düzenlenmiş finansal tablolar analiz edilebileceği gibi birden fazla dönemin finansal tabloları da analiz edilebilir. Bu nedenle dikey yüzdeler hem statik hem de dinamik bir analiz yöntemi niteliği taşır.
Trend analizinde yapılan işlemleri sıralayabilmek.
• Finansal tabloların analizinde kullanılan tekniklerden biri de trend analizidir. Trend analizi ile işletmenin gösterdiği gelişmeler yıllar itibariyle görülür. Bu yöntemde, birbirini izleyen dönemlere ait kalemlerin temel alınan finansal tablo kalemlerine göre gösterdiği artış veya azalışlar yüzde olarak hesaplanır.

Ünite 4
Başabaş ve Kaldıraç Analizleri
işletmelerde başabaş analizinin önemini ve başa baş analizinin işletme yönetimlerine sağlayacağı faydaları saptayabilmek.
• Başabaş analizi çeşitli üretim düzeylerinde kârla giderler arasındaki ilişkiyi analiz eden bir araçtır.
• Başabaş analiz tekniği, işletme giderlerinin sabit ve değişken olarak ayrımının yapıldığı kısa dönemli bir tekniktir. Başabaş analizi, kâr hedeflerine ulaşmada gerekli iş hacminin belirlenmesi; çeşitli üretim düzeylerinde birim maliyetlerin ve en az satış fiyatının belirlenmesi; değişken giderler, sabit giderler ve/veya birim satış fiyatındaki değişikliklerin,işletmenin kâra geçiş noktası ve toplam kârına olabilecek etkilerini incelemek, en kârlı mamul türlerinin seçilmesi ve üretim bileşiminin buna göre düzenlenmesi; yeni yapılacak yatırımlarda, risk derecesini veya emniyet marjını dikkate alarak, asgari üretim kapasitesinin ne olması gerektiğinin belirlenmesi; işletmenin üretim kapasitesini artırması halinde, bu tür bir büyümeyi haklı gösterecek satış hacminin belirlenmesi; işletmenin izleyeceği üretim, fiyat, yatırım politikaları konusunda yönetimin alacağı kararlara yardımcı olması; faaliyetlerin kontrol edilmesi; işletmenin izlediği politikaların ve işletme yönetiminin değerlendirilmesi şeklinde sayılabilecek yararlar sağlar.
işletme giderlerini açıklayabilmek ve türlerini sıralayabilmek.
• Başabaş analizinin dayandığı varsayımların en önemlilerinden biri işletme giderlerinin sabit ve değişken (değişir) gider olarak iki grupta toplanmasıdır. Bu ayrıma göre işletmelerde sabit giderler, belirli bir dönem içinde üretim hacmine bağlı olarak değişiklik göstermeyen giderlerdir. İşletmelerdeki değişken giderler ise, bir dönem içinde iş hacmine bağlı olarak değişiklik gösteren giderlerdir.
Başabaş analizini yapabilecek hesaplama tekniklerini sıralayabilmek.
• Başabaş analizinin varsayımları altında işletmelerin başabaş noktası; grafik, deneme yanılma ve/veya matematiksel yolla hesaplanabilir. işletmenin başa baş noktası matematiksel yöntem kullanılarak hem üretim/satış hacmi (adet) olarak hem de tutar olarak hesaplanabilir.
işletmelerin kârlı çalışırken üretim hacimlerinde meydana gelecek değişikliklerden kârlarının nasıl etkileneceğini betimleyebilmek.
• Giderlerin hangi oranda değişken gider, hangi oranda sabit gider olduğunu açıklayan kavram “faaliyet (çalışma) kaldıracı”dır. Toplam yabancı kaynakların öz kaynaklar veya toplam kaynaklar üzerindeki etkisini açıklayan kavram ise “finansal kaldıraç”tır. Faaliyet (çalışma) kaldıracı bir bakıma işletme faaliyetlerinde sabit varlıkların kullanılma derecesidir. Faaliyet kaldıracı, sabit giderler ile değişir giderler arasında ilişki kurarak sabit giderlerin nereye kadar kabul edilebileceğini araştıran bir analiz tekniğidir. işletme satışlarındaki küçük bir değişiklik, işletme kârında ciddi büyüklüklerde değişmelere neden
oluyor ise bu durumda “kaldıraç etkisi” adı verilen etkinin yüksek olduğundan söz edilir.
işletmenin kârındaki değişikliklerin hisse başına kâra etkisini açıklayabilmek.
• işletmenin finansal kaldıraç derecesi, hisse başına kârdaki yüzde değişikliğin faaliyet kârındaki (FVÖK) değişikliğe bölünmesiyle bulunabilir. İşletmelerde faaliyet kaldıracı ile finansal kaldıracın birlikte olabilecek etkisi “birleşik kaldıraç derecesi” adını almakta ve faaliyet (çalışma) kaldıracı ile finansal kaldıracın çarpımına eşit olmaktadır.


Ünite 5
Finansal Planlama ve Kontrol

Finansal planlama kavramını açıklayabilmek.
• Finansal planlama, işletmelerde gelecekte gereksinim duyulacak fonların belirlenmesiyle, bu fonların nereden ve ne zaman sağlanabileceği konusunda yapılan faaliyetlerdir. Finansal planlama işletmenin tahmin edilen fon ihtiyaçlarının karşılanması için uygun olarak hazırlanan düzenlemelerin tümüdür ve bu planlama ile gelecekteki finansman ve tedarik programları belirlenir. Bu programların gerçekleşip gerçekleşmedikleri ise finansal kontrol aracılığıyla saptanır.
• Finansal planlamanın temel amacı; işletme için optimal bir likidite durumunun sağlanarak faaliyetlerin devam ettirilmesidir. Diğer bir deyişle işletmenin yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için nakit akışlarında düzenlemeler yapılarak fonların etkin bir şekilde yönetimini sağlamaktır.
işletmelerde finansal planlama sürecini sıralayabilmek.
• Finansal planlama süreci, tüm işletme faaliyetlerinin yerine getirilmesiyle ortaya çıkacak olan gelir ve giderlerin önceden tahmini ile başlar. Finansal tahminlerin hazırlanmış olmasıyla finansal planlamanın sonucu da açık bir biçimde ortaya konulmuş olur.Finansal planlamanın ikinci aşamasında, finansal yönden alternatif olan planın uygulanması gelir. Bunun için finansal tahminlerle ortaya konulan sorunun çözümlenebilmesi için, söz konusu seçim olanaklarının saptanması gereklidir. Buna ek olarak her bir seçeneğin gerçekleşmesi durumunda, ortaya çıkması beklenen ve seçime tâbi tutulacak farklı olanakların da analizi gereklidir. Ancak çeşitli seçim olanaklarının analizinden sonra, optimal seçenekler belirlenebilecektir. Optimal seçeneklerin saptanmasından sonra, finansal planlama sürecinde karar verme aşamasına gelinir.
Planlama ve bütçeleme ilkelerini belirleyebilmek.
• Modern yönetim anlayışının bir parçası olan planlama ve bütçeleme faaliyetlerinin belirli bir anlam ve faydayı işletme yönetimine sağlayabilmesi her şeyden önce plan ve bütçelerin belirli kurallar ve ilkeler çerçevesinde hazırlanmasını gerektirir. Bu ilkeler; bütünlük ilkesi, birlik ilkesi, şeffaflık ilkesi, kesinlik ilkesi, uzmanlaşma ilkesi, dönemsellik ilkesi ve iktisadilik ilkesi şeklinde sayılabilir.
işletmelerde uzun süreli finansman ihtiyacının nasıl saptandığını açıklayabilmek.
• Genellikle işletmeler, uzun dönemli planlama faaliyetlerinde proforma (tahmini) finansal tablolardan faydalanırlar. Proforma tablolar yardımıyla işletmelerin gelecekte gereksinim duyacakları fonların önceden görülmesi sağlanır. Proforma tabloların hazırlanmasında en çok kullanılan yöntemler ise; satışların yüzdesi yöntemi, regresyon yöntemi ve oranlardır. işletmeyle ilgili geçmiş dönemlere ilişkin sahip olunabilecek verilerin durumuna göre bu yöntemlerden faydalanılarak proforma tablolar hazırlanabilir.
işletmelerde kısa süreli finansman ihtiyacının nasıl saptandığını açıklayabilmek.
• işletmelerin kısa vadeli fon ihtiyacının ya da fazlalığının önceden saptanabilmesinde bütçelerden faydalanılır.
• Nakit bütçesinin düzenlenmesinde ilk yapılması gereken bütçenin kapsayacağı süre ve süre içindeki zaman dilimlerinin belirlenmesidir. Nakit bütçesi altı aylık, üç aylık, aylık olarak, hatta günümüzde bilgisayarların artan kullanımı nedeniyle daha kısa süreler için nakit bütçeleri hazırlanabilmektedir. Bu süreler belirlendikten sonra içindeki dilimler ay ya
da hafta olarak belirlenir. Daha sonra işletmenin en önemli nakit kaynağını oluşturan satışların tahminine sıra gelir. Satış tahminleri ve satış politikasına bağlı olarak ilgili bütçe dönemindeki nakit girişleri belirlenir.
• işletmelerin belirlenen nakit girişlerine paralel olarak nakit çıkışları tahmin edilir.Temel nakit çıkışları ham madde alımları, işçilik giderleri, borçların geri ödemeleri, maaş ve ücret ödemeleri oluşturur.
• Nakit bütçesinin düzenlenmesindeki diğer bir aşama, işletmenin çalışması ile doğrudan ilişkili olmayan ve nakit girişi sağlayan ve nakit çıkışı gerektiren etmenleri belirlemektir.
Esas faaliyetlerle diğer faaliyetlerden nakit giriş ve çıkışları dikkate alınarak işletmenin ilgili dönemde nakit durumu ortaya konulur.
işletmelerde bütçelemenin yararları ve sakıncalarını belirleyebilmek.
işletmeyi başarıya ulaştıracak bilimsel nitelikteki araçlardan biri olan bütçelemenin işletmeye sağlayacağı yararlar şunlardır:
• Tutarlı düşünmeyi, planlamayı; önemli kararlara varmadan önce ilgili tüm faktörlerin dikkate alınmasını sağlar.
• işletme yöneticileri geleceği düşünme ve tahmin etme yeteneği kazanır.
• izlenecek işletme politikalarının önceden belirlenmesini gerektirir.
• Faaliyet sonuçlarının değerlendirilmesinde, ölçülmesinde kullanılacak standartların geliştirilmesini, ortaya konulmasını sağlar.