BİR IRKIN YİTİŞİ
ÇOCUK
Yaşarken mutlu bir barışı yurdumuzda
Bir sabah uyandık yabancı bir sesle
Korku doluydu gözlerimiz
Yüzü kara kıllı beyaz derili adam
Ateşliyordu ucu dumanlı çubuğu
Öğrendik ki sonunda
İlkel topraklarımıza gelen
Uygarlığın ateşiymiş
İnsan kanıyla tutuşan
Tanıdık ölümcül silahlarını uygarlığın
Uygarlık mermi atmak demekmiş
Yay tutan ellere
Uygarlık topları ateşlemek demekmiş
Mızraklara karşı
Uygarlık kanla boyamak demekmiş
Nehirleri çadırları

Yok olur bir ırkın insanları
Yok olur mutlu barış yurdumuzda
Ve imzalar atılır bildirilere mürekkeple
Kan yerine
Ve ahkâmlar kesilir büyük binalarda
İnsanlık üstüne
Ve tarih
Yanılmaz yargıcı insanlığın
Yazarsa yitişini ırkımın mürekkeple
Kan yerine
Yitip gider karanlığında
Barış düşleri
Yok olur mutlu barış yurdumuzda

Savaşta ölen inanların görüntülerinin önünen Genç ve Oyuncu sahnenin öteki tarafına geçerler.

OYUNCU- Daldın yine...
GENÇ- Ha?
OYUNCU- Daldın diyorum... Neyin var?
GENÇ- Salı günü bir tankı tahrip ettim... Sonra tüten yıkıntının yanından geçtim... Tankın kapağınan başaşağı bir gövde sarkıyordu... Ayakları kapağa sıkışmış dizlerine kadar yanmıştı... Mühtiş acı çekiyordu ama onu kurtarmaya olanak yoktu... Onu öldürdüm... Bir hayvan gibi... Bak... Miğferinin içinden çıktı... Karısının resmi olmalı... Arkasında bir yazı var...
OYUNCU- Eğer tanrı varsa seni bana sağlıklı ve hemen geri gönderir... Senin gibi insanları seven ve sayan biri.......
GENÇ- Senin gibi insanları seven ve sayan biri... kimseye haksızlık etmeyen... karısını ve çocuklarını even, sayan biri... daima tanrının koruyuculuğu altında olacaktır... Annemin duaları gibi... Sevgilimin duaları gibi... Hani biz kahraman olacaktık... Kahraman... Katili olduğu tankçı için ağlayan bir kahraman...
OYUNCU- Sen katil değilsin...
GENÇ- Bir sigara versene...
OYUNCU- Al...
GENÇ- Çakmağı yakar... (İki el silah sesi...)

Genç Kız ve Metres belirir... Bir yerlerde de Aktris...

YETER
AKTRİS
Yıkılır gider bir genç kızın düşleri
İsteği bir yuva biraz sevgi
Sevgilim dön artık geri
Kime atılır kurşunlar
Kimle savaşır sevenler bilinmez
Yeter yeter artık yeter
Savaşa giden ölür belki
Ya kalanlar
Ya kalanlar
Ya kalanlar

PERDE

Savaştaki kadınların ekrandaki görüntülerine üç kadın kahraman eklenir...
YA KALANLAR
KADINLAR
Savaş için yaşanır
Barış için ölünür
Yitip gider yiğitler
Lanetli kurşunlarla
Her gün binlerce ölü
Binlerce dul kadın daha
Yitmesin
Yitmesin
Yiğitler
Yitenler yeter
Yeter

OYUNCU- Buna benzer bir öyküyü yaşlı bir aktör anlatmıştı. Küçük bir sahil kasabasının kadınları belli zamanlarda ellerinde fenerleriyle denize bakan bir tepede denizde ölenler için ağıtlar yakar, denizle savaşanların geri dönmeleri için dualar ederlermiş. Bizim aylardır sürdürdüğümüz bu anlamsız savaşın yanında denizle savaşmak ne yaman bir duygudur kim bilir... Balık tutmak, kıtalar aşmak, çelimsiz bir tekneyle meydan okumak doğaya...

GENÇ- Çok tuhaf, sen denizden sözedince sevgilim geldi aklıma. Şuramda bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. Sana da olur mu...
OYUNCU- Olmaz mı...

GENÇ- Sevgilin aklına geldiğinde tam şuranda bir şeylerin kıpırdadığını hissedersin hani... Sevgilimi çok özledim... Uğruna ölmeyi göze aldığım toprakları falan değil, sadece onu. Sözümona biriktirdiğimiz bütün parayla deniz kenarında bir yere balayına gidecektik... Biliyor musun ben denizi hiç görmedim.

OYUNCU- Bir oyun çıkışı kulis kapısında bir kız duruyordu. Elinde de bir buket çiçek, utana sıkıla yanıma geldi, çiçeği elime tutuşturdu, beni bir öptü... Sonra da uzaklaşıp gitti...

Çiçeğin içinden bir kart çıktı... Oyunda benden ne kadar etkilendiğini yazmış... Bir de telefon numarasını.

GENÇ Ah, ah, ah...

OUNCU Aradan ne kadar geçti bilmiyorum, belki bir hafta, belki iki hafta... Nedendir bilmem, kızın beni öpmesi geldi aklıma. İşte o zaman senin dediğin şey oldu. Şuramda bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. Ne zamandır hissetmediğim bir şeydi bu. Gülüp geçmem gerekirdi belki ama, beceremedim. Telefon ettim, evine gittim gece yarısı. Yattık. Müthiş olacağını düşünmüştüm... Değildi... İçimde bir şeyler kıpırdamıştı ya, müthiş olan oydu... Sonra onu tiyatroya aldım, ufak tefek de roller verdim... Aynı şeyi buraya gelmeden onu son kez gördüğümde de hissettim... Vedalaşırken... Şimdi yanımda olmasını ne çok isterdim bilemezsin...

GENÇ- Baksana...
OYUNCU- Hı?
GENÇ- Sana hala teşekkür etmedim...
OYUNCU- Teşekkür mü, neden?
GENÇ- O gece hayatımı kurtardığın için...
OYUNCU- Boş ver...
GENÇ- Ama beni itip yere düşürmeseydin, elimde çakmakla öteki tarafı boylayacaktım...
OYUNCU- Boş ver dedim ya...
GENÇ- (Dans hatırlatması) Eee? Bu ağıt yakan yakan kadınlardan sonra ne oluyor?
OYUNCU- Savaş tanrısı Mars hinoğluhin bir ifadeyle girer... Datdoradat daradaratdatdat! Üstelik bir hayli de şaşkındır...
GENÇ- İronik bir durum... (Genç Mars olur.) Binlerce yıldır Olimpos'dan şu insanlara bakıyorum da... Şu kadarını söyleyeyim, acıyorum... kendi halime... Ben tanrısıyken bu işin, bilirken her inceliğini çırak bile olamam insanların yanında... O ne müthiş silahlar öyle, o ne büyük yatırımlar benim dalımda... Benim zamanımda bir savaş otuz kırk yıl sürer, bir avuç insan ölürdü koskoca kıtalar fethedilirken... Şimdi bir avuç toprak için kıtalar dolusu insan ölüyor... Hem benim zamanımda bu işin bir tadı tuzu vardı... Bilirdiniz savaştığınızı... Bilirdiniz geberttiğinizi, bilirdiniz kimdir yaralayan sizi... Artık yeter! Savaşmak gerek artık savaş için savaşla! Savaşmak gerek artık savaş için savaşla!

Şarkı Mars'ın solosu olarak başlar ancak diğer oyuncuların ve ekrandaki görüntülerin katılımıyla sürer.

KENTLERDE ÖLÜM
KORO
Kahramanca ölüyorlar
Cephelerde tüm yiğitler
Ya kalanlar bu kentlerde
Ya ölenler sefaletten
Kazanç sıfır vergi sonsuz
Ekmek karne şeker yoktur
Yaşam durdu tüm kentlerde
Elektrik havagazı
Otobüsler unutuldu
Yaşam durdu tüm kentlerde
Hani barış nerede zafer
Yeter artık artık yeter
Yaşam durdu tüm kentlerde
Ocak tütmez hiçbir evde
Kömür karne odun yoktur
Yaşam durdu tüm kentlerde
Hastaneler hasta dolu
Tüm salgınlar öldürüyor
Yolun sonu artık ölüm
Hani barış nerede zafer
Yeter artık artık yeter
Ölüyoruz biz kentlerde
Ölüyoruz biz kentlerde
Yeter
Yeter
Yeter

Ekranda bir film...

1. ASKER- Dur!.. Silahını yere at! Ellerini başının üstüne koy. Yavaş... Yat! Yere yat! Genenin bu saati bizim tarafınızda ne işin var ha! Konuşsana!
OYUNCU- Arkadaşın dişi ağrıyordu, ona yardım almak için sıhhiye çadırını ararken yolumu kaybettim. Sizin tarafa geçtiğimin farkında değilim.
1. ASKER- Arkadaşının dişi mi ağrıyor? Tam adamına çattın ha! (ıslık)
OYUNCU- Ne yapacaksınız bana!
1. ASKER- Yat! Bir şey yapacak değilim, kaygılanma! Bu ıslık bir arkadaşımla aramızda dostça bir parola... Arkadaşım.. anlarsın ya.. iki nefes seninkinin bütün ağrınalrını dindirir.

OYUNCU- Sağol.
1. ASKER- Yat! (Elini bağlar.) Kusura bakma, bu da küçük bir önlem... Şimdi yavaşça dizlerinin üstüne kalk bakalım.
2. ASKER- Kim bu?
1. ASKER- Karşı taraftan!
2. ASKER- Karşı taratan ha!
1. ASKER- Evet.
2. ASKER- İşte bu harika... (Gözünü bağlar.)
1. ASKER- Neden?
2. ASKER- Düşünsene, bunu komutana canlı olarak götürürsek müthiş bir ödül alırız ha... Kalk bakalım... (Üstünü arar.. Bir mızıka bulur...) Mızıka ha, çok güzel...
OYUNCU- Bırak o mızıkayı...
2. ASKER- Mızıka ha! (Dövmeye başlar.)
1. ASKER- Bırak onu...
2. ASKER- Ne demek bırak onu...
1. ASKER- Onu geri göndereceğiz, tamam mı, kendi cephesine...
2. ASKER- Geri göndermek mi!
1. ASKER- Evet, hem sen ver bakalım şöyle esaslı bir sigaralık...
2. ASKER- Sigaralık mı, ne diyorsun sen.
1. ASKER- Arkadaşının dişi ağrıyormuş, bilirim diş ağrısını...
2. ASKER- Sen şimdi bunu serbest mi bırakacaksın...
1. ASKER- Evet...
2. ASKER- Delirmişsin sen! Bak, bunu duyacak olurlarsa kimse kurtaramaz bizi anladın mı! Hem niçin öldürmeye geldiğimiz birini avcumuzun içindeyken serbest bırakacakmışız ki...

1. ASKER- Bak, ben buraya kimseyi öldürmeye gelmedim tamam mı... Hem bu anlamsızlığın zavallı figüranları olan biz birilerini öldürerek ne elde edebiliriz ki ha!.. Bakın ne diyorum, şu anlamsız savaş bittiğinde görüşsek ha... Kafaları çekeriz bir meyhanede... Sonra da zil zurna dökülürüz sokaklara. Barış türküleri, aşk şarkıları söyleriz sesimiz kısılıncaya kadar... Sonra da gidip işeriz adımıza dikilecek adsız yiğitler anıtının altına...

(İki el ateş sesi. Askerler ölür, Genç'le Uykucu girer... Genç Oyuncu'yu çözerken Uykucu askerleri soymaya başlar...)

OYUNCU- Niçin yaptınız bunu? Niçin yaptınız bunu!
UYKUCU- Karşı taraftandı onlar... Hem seni esir almışlardı...
OYUNCU- Dişinin ağrıdığını söyledim onlara... Bana bunu verdiler, senin için... Bak uyuşturucu... (Uykucu sigarayı alır.)
UYKUCU- Bana bak, savaşta düşmandan dost olmaz insana... Düşmana güvenmek ne kadar aptalca bir şey...
OYUNCU- Acı içinde tanrıya yalvarırken böyle demiyordun ama. Onlar senin için bunu yapsınlar, sen de karşılığında...
UYKUCU- Bana bak! Artık yeter, burada film çekmiyoruz anladın mı artist bey! Hem bu heriflerin benim için yaptığını bilsem bile onları yine de gebertirdim anlıyor musun, gebertirdim...

OYUNCU- Gebertirdin ha!
UYKUCU- Gebertirdim!
OYUNCU- Gebertirdin ha! Gebertirdin ha! Gebertirdin ha! (Ateş eder film biter, Oyuncu köşede sayıklamaktadır.) Gebertirdin ha! Gebertirdin ha! (Uykucu yaklaşır. Uyandırır.)
UYKUCU- Hey, uyan...
OYUNCU- Ha... Sen!
UYKUCU- Başka birini mi bekliyordun?
OYUNCU- Dişinin ağrısı nasıl?
UYKUCU- İnanmayacaksın ama arkadaşın biri bir sigaralık sardı, hiç bir şeyim kalmadı... (Karanlık... Silah sesleri.)

RADYO- Konuyla ilgili bir açıklama yapan savaş bakanı ateşkes görüşmelerine başlanmasının düşünüldüğünü söyledi...

SES
Düşünce hızıyla gelir ölüm
Düşünce hızıyla lanetli kurşunlar
Ne kaldı düşünecek
Düşünmeyin atın imzaları barışa
Yitmesin yiğitler
Yitenler yeter...

RADYO- Sırada bir son dakika gelişmesi var. Savaş bakanlığından yapılan açıklamaya göre ateşkes anlaşması imzalandı...

Savaş dönüşü Aktris, Metres ve Kız sahne üzerine yerleşmişlerdir, Şarkının bir yerinde tabut ve kürsüyle birlikte Uykucu ve Genç de katılır aralarına...

BARIŞA ŞANS VERİN
KORO
Buruk bir sevinçtir artık barış
Düşünce hızıyla gelen ölümün ardından
Yitip gitti bir can daha
Yitip gitti savaş sonrası düşleriyle
Barışa şans verin
Barış içinde yaşarken
Küçücük tek bir şans verilseydi barışa
Ağlamazdı analar
Yitip giden binlerce yiğidin ardından
Barışa şans verin
Barış içinde yaşarken

Şarkının sonunda Genç kürsüye çıkar ve konuşma yapar...

GENÇ- Savaş bitiverdi... Birkaç kişinin uzlaşmasıyla... Peki niçin öldü o kadar insan... Niçin öldürdüm ben tankın kapağında inleyen zavallı askeri... Savaş sonrası düşleri ha... Sen ve ben biz olacağız... Çocuklarımız olacak ve ben onları silah fabrikasından kazandığım para ile büyüteceğim. Sonra da kendi ellerimle yaptığım silahlarla ölüme göndereceğim onları... Gönderirken de yiğitçe dövüşmesini isteyeceğim ondan... Yok artık, savaş sonrası düşleri falan yok benim için... Bütün geçmişim, her şeyim, ben falan kalmadı... Ölmekle öldürmenin dışında hiçbir şeyin önemi yoktu orada... Benim olduğum yerde olmalıydınız... O zaman görebilirdiniz sahip olduğunuz gücü gözlerinizle... Ya da onun yerinde olmalıdınız... Küçücük bir şans verebilseydik barışa... Bir minicik sevda bırakabilseydik yüreklerde savaşı yitirsek bile bizim olurdu barış... Çok cana maloldu... Ama barışı mağlup etmeyi başardık... Çok ironik bir şey... (Kararır.)

KORO
Renkli bir dünya aldatmacası sahne
Renkli ve yalan bir dünyadır gösteri işi
Kendince kuralları olan tatlı rûya
Ve en önemli kuralıdır işin perde açmak
Ve sürdürmek gösteriyi sonuna kadar
Küçücük bir sahnede dünya kurulur
Nasıl susarlar söyleyecek sözleri olanlar
Nasıl susulur tüm dünya sahneyken
Yıkılmış sahnede oynanır oyun
Yeter ki açılsın perde seyirciye
Sözler söylenir gösteri sürer yine...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 747
favori
like
share
Ay Kız Tarih: 28.12.2011 14:16
Barışa Şans Verin tiyatro oyunu - Can Doğan eserleri ve oyunları - Barışa Şans Verin tiyatro konusu - ilk Türk Pop Rock Müzikali





Yazar - Yönetmen:Can Doğan
Müzikler: Ali Otyam
Müzik Düzenlemesi: Deniz Noyan
Dans Koreografileri: Nur Akdağ

Oyuncular: Ali Şahin, Cengiz Okuyucu, Ece Esmer, Elvan Dişli, Feyza Yağmur Tekeli, Gülden Erdoğan, Gülrû Sinem Akkaya, Hande Öykü Ekmen, Hasan Dağtekin, Hüseyin Emre Şen, Işıl Özseymen, Mehmet Şevki Bulut, Mesut Yılmaz, Muhsine Demirsöz, Nur Akdağ, Orkun Sevinç, Selin Yiğit, Türkyılmaz Sarıkaya, Uğurcan Keleş, Yağmur Tutku Sicimali rol alıyor.


Daha önce 1991 ve 2001'de Şehir Tiyatroları'nda da oynanan Oyunun yazarı ve yönetmeni Can Doğan geride kalan 20 yıl boyunca savaşların da bitmediği, müzikallerin de sahnelenmediğini belirtip yirmi yıl önceki Oyunun broşüründeki yazısının güncelliğini korumasının kendini üzdüğünü belirtiyor.

"Tarih insanların birbirini öldürmeye zorlandığı savaşlarla dolu. Yaratılan pek çok değerin yok edildiği, çoğunlukla haklının değil güçlünün kârlı çıktığı, bitti sanıldığında bile acıların yıllarca sürdüğü sayısız savaşlarla…

İnsan eliyle öldürülmüş insanlar, geride bıraktıkları gözü yaşlı insanlar ve yarım kalan sevda öyküleri…

"Barışa Şans Verin" savaşta yaşanan şeylerden çok kendilerine "bir minicik sevda" bile bırakılmayan insanların öyküsünü anlatıyor:

Kalanlar…

Ölmek ve öldürmekle görevlendirilmiş bir sahne sanatçısının cephede nöbetteyken kafasında oluşan, gerçekle düş, geçmişle şimdiki zaman, ölmekle öldürmek arasında gidip gelen, kimi zaman hepsinin birbirine karıştığı "komikleştirilmiş" bir savaş karikatürü "Barışa Şans Verin"
Dünyanın özellikle yüzyılımızda yaşadığı büyük gelişme ve değişim elbette gösteri sanatlarını da etkilemekten geri kalmıyor. Anlatım biçimleri sürekli değişiyor. Dünya sahneleri büyük bütçeli, teknolojik olanakların yoğun kullanıldığı müzikallerle dolu. Türkiye de biraz gecikmeli de olsa bu gelişmeye ayak uydurmaya çalışıyor. Pop ve Rock müziğin hızlı ritmiyle dönen dünyamızda başka türlüsünü düşünmek de oldukça zor zaten.

Üretimin bütün aşamalarında genç sanatçı ve tasarım ekibinin birlikte oluşturduğu "bilindiği kadarıyla" ilk Türk Pop-Rock Müzikali olan "Barışa Şans Verin"e hoşgeldiniz.
MiSS-FENER Tarih: 29.03.2009 02:50
BİR IRKIN YİTİŞİ
ÇOCUK
Yaşarken mutlu bir barışı yurdumuzda
Bir sabah uyandık yabancı bir sesle
Korku doluydu gözlerimiz
Yüzü kara kıllı beyaz derili adam
Ateşliyordu ucu dumanlı çubuğu
Öğrendik ki sonunda
İlkel topraklarımıza gelen
Uygarlığın ateşiymiş
İnsan kanıyla tutuşan
Tanıdık ölümcül silahlarını uygarlığın
Uygarlık mermi atmak demekmiş
Yay tutan ellere
Uygarlık topları ateşlemek demekmiş
Mızraklara karşı
Uygarlık kanla boyamak demekmiş
Nehirleri çadırları

Yok olur bir ırkın insanları
Yok olur mutlu barış yurdumuzda
Ve imzalar atılır bildirilere mürekkeple
Kan yerine
Ve ahkâmlar kesilir büyük binalarda
İnsanlık üstüne
Ve tarih
Yanılmaz yargıcı insanlığın
Yazarsa yitişini ırkımın mürekkeple
Kan yerine
Yitip gider karanlığında
Barış düşleri
Yok olur mutlu barış yurdumuzda

Savaşta ölen inanların görüntülerinin önünen Genç ve Oyuncu sahnenin öteki tarafına geçerler.

OYUNCU- Daldın yine...
GENÇ- Ha?
OYUNCU- Daldın diyorum... Neyin var?
GENÇ- Salı günü bir tankı tahrip ettim... Sonra tüten yıkıntının yanından geçtim... Tankın kapağınan başaşağı bir gövde sarkıyordu... Ayakları kapağa sıkışmış dizlerine kadar yanmıştı... Mühtiş acı çekiyordu ama onu kurtarmaya olanak yoktu... Onu öldürdüm... Bir hayvan gibi... Bak... Miğferinin içinden çıktı... Karısının resmi olmalı... Arkasında bir yazı var...
OYUNCU- Eğer tanrı varsa seni bana sağlıklı ve hemen geri gönderir... Senin gibi insanları seven ve sayan biri.......
GENÇ- Senin gibi insanları seven ve sayan biri... kimseye haksızlık etmeyen... karısını ve çocuklarını even, sayan biri... daima tanrının koruyuculuğu altında olacaktır... Annemin duaları gibi... Sevgilimin duaları gibi... Hani biz kahraman olacaktık... Kahraman... Katili olduğu tankçı için ağlayan bir kahraman...
OYUNCU- Sen katil değilsin...
GENÇ- Bir sigara versene...
OYUNCU- Al...
GENÇ- Çakmağı yakar... (İki el silah sesi...)

Genç Kız ve Metres belirir... Bir yerlerde de Aktris...

YETER
AKTRİS
Yıkılır gider bir genç kızın düşleri
İsteği bir yuva biraz sevgi
Sevgilim dön artık geri
Kime atılır kurşunlar
Kimle savaşır sevenler bilinmez
Yeter yeter artık yeter
Savaşa giden ölür belki
Ya kalanlar
Ya kalanlar
Ya kalanlar

PERDE

Savaştaki kadınların ekrandaki görüntülerine üç kadın kahraman eklenir...
YA KALANLAR
KADINLAR
Savaş için yaşanır
Barış için ölünür
Yitip gider yiğitler
Lanetli kurşunlarla
Her gün binlerce ölü
Binlerce dul kadın daha
Yitmesin
Yitmesin
Yiğitler
Yitenler yeter
Yeter

OYUNCU- Buna benzer bir öyküyü yaşlı bir aktör anlatmıştı. Küçük bir sahil kasabasının kadınları belli zamanlarda ellerinde fenerleriyle denize bakan bir tepede denizde ölenler için ağıtlar yakar, denizle savaşanların geri dönmeleri için dualar ederlermiş. Bizim aylardır sürdürdüğümüz bu anlamsız savaşın yanında denizle savaşmak ne yaman bir duygudur kim bilir... Balık tutmak, kıtalar aşmak, çelimsiz bir tekneyle meydan okumak doğaya...

GENÇ- Çok tuhaf, sen denizden sözedince sevgilim geldi aklıma. Şuramda bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. Sana da olur mu...
OYUNCU- Olmaz mı...

GENÇ- Sevgilin aklına geldiğinde tam şuranda bir şeylerin kıpırdadığını hissedersin hani... Sevgilimi çok özledim... Uğruna ölmeyi göze aldığım toprakları falan değil, sadece onu. Sözümona biriktirdiğimiz bütün parayla deniz kenarında bir yere balayına gidecektik... Biliyor musun ben denizi hiç görmedim.

OYUNCU- Bir oyun çıkışı kulis kapısında bir kız duruyordu. Elinde de bir buket çiçek, utana sıkıla yanıma geldi, çiçeği elime tutuşturdu, beni bir öptü... Sonra da uzaklaşıp gitti...

Çiçeğin içinden bir kart çıktı... Oyunda benden ne kadar etkilendiğini yazmış... Bir de telefon numarasını.

GENÇ Ah, ah, ah...

OUNCU Aradan ne kadar geçti bilmiyorum, belki bir hafta, belki iki hafta... Nedendir bilmem, kızın beni öpmesi geldi aklıma. İşte o zaman senin dediğin şey oldu. Şuramda bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. Ne zamandır hissetmediğim bir şeydi bu. Gülüp geçmem gerekirdi belki ama, beceremedim. Telefon ettim, evine gittim gece yarısı. Yattık. Müthiş olacağını düşünmüştüm... Değildi... İçimde bir şeyler kıpırdamıştı ya, müthiş olan oydu... Sonra onu tiyatroya aldım, ufak tefek de roller verdim... Aynı şeyi buraya gelmeden onu son kez gördüğümde de hissettim... Vedalaşırken... Şimdi yanımda olmasını ne çok isterdim bilemezsin...

GENÇ- Baksana...
OYUNCU- Hı?
GENÇ- Sana hala teşekkür etmedim...
OYUNCU- Teşekkür mü, neden?
GENÇ- O gece hayatımı kurtardığın için...
OYUNCU- Boş ver...
GENÇ- Ama beni itip yere düşürmeseydin, elimde çakmakla öteki tarafı boylayacaktım...
OYUNCU- Boş ver dedim ya...
GENÇ- (Dans hatırlatması) Eee? Bu ağıt yakan yakan kadınlardan sonra ne oluyor?
OYUNCU- Savaş tanrısı Mars hinoğluhin bir ifadeyle girer... Datdoradat daradaratdatdat! Üstelik bir hayli de şaşkındır...
GENÇ- İronik bir durum... (Genç Mars olur.) Binlerce yıldır Olimpos'dan şu insanlara bakıyorum da... Şu kadarını söyleyeyim, acıyorum... kendi halime... Ben tanrısıyken bu işin, bilirken her inceliğini çırak bile olamam insanların yanında... O ne müthiş silahlar öyle, o ne büyük yatırımlar benim dalımda... Benim zamanımda bir savaş otuz kırk yıl sürer, bir avuç insan ölürdü koskoca kıtalar fethedilirken... Şimdi bir avuç toprak için kıtalar dolusu insan ölüyor... Hem benim zamanımda bu işin bir tadı tuzu vardı... Bilirdiniz savaştığınızı... Bilirdiniz geberttiğinizi, bilirdiniz kimdir yaralayan sizi... Artık yeter! Savaşmak gerek artık savaş için savaşla! Savaşmak gerek artık savaş için savaşla!

Şarkı Mars'ın solosu olarak başlar ancak diğer oyuncuların ve ekrandaki görüntülerin katılımıyla sürer.

KENTLERDE ÖLÜM
KORO
Kahramanca ölüyorlar
Cephelerde tüm yiğitler
Ya kalanlar bu kentlerde
Ya ölenler sefaletten
Kazanç sıfır vergi sonsuz
Ekmek karne şeker yoktur
Yaşam durdu tüm kentlerde
Elektrik havagazı
Otobüsler unutuldu
Yaşam durdu tüm kentlerde
Hani barış nerede zafer
Yeter artık artık yeter
Yaşam durdu tüm kentlerde
Ocak tütmez hiçbir evde
Kömür karne odun yoktur
Yaşam durdu tüm kentlerde
Hastaneler hasta dolu
Tüm salgınlar öldürüyor
Yolun sonu artık ölüm
Hani barış nerede zafer
Yeter artık artık yeter
Ölüyoruz biz kentlerde
Ölüyoruz biz kentlerde
Yeter
Yeter
Yeter

Ekranda bir film...

1. ASKER- Dur!.. Silahını yere at! Ellerini başının üstüne koy. Yavaş... Yat! Yere yat! Genenin bu saati bizim tarafınızda ne işin var ha! Konuşsana!
OYUNCU- Arkadaşın dişi ağrıyordu, ona yardım almak için sıhhiye çadırını ararken yolumu kaybettim. Sizin tarafa geçtiğimin farkında değilim.
1. ASKER- Arkadaşının dişi mi ağrıyor? Tam adamına çattın ha! (ıslık)
OYUNCU- Ne yapacaksınız bana!
1. ASKER- Yat! Bir şey yapacak değilim, kaygılanma! Bu ıslık bir arkadaşımla aramızda dostça bir parola... Arkadaşım.. anlarsın ya.. iki nefes seninkinin bütün ağrınalrını dindirir.

OYUNCU- Sağol.
1. ASKER- Yat! (Elini bağlar.) Kusura bakma, bu da küçük bir önlem... Şimdi yavaşça dizlerinin üstüne kalk bakalım.
2. ASKER- Kim bu?
1. ASKER- Karşı taraftan!
2. ASKER- Karşı taratan ha!
1. ASKER- Evet.
2. ASKER- İşte bu harika... (Gözünü bağlar.)
1. ASKER- Neden?
2. ASKER- Düşünsene, bunu komutana canlı olarak götürürsek müthiş bir ödül alırız ha... Kalk bakalım... (Üstünü arar.. Bir mızıka bulur...) Mızıka ha, çok güzel...
OYUNCU- Bırak o mızıkayı...
2. ASKER- Mızıka ha! (Dövmeye başlar.)
1. ASKER- Bırak onu...
2. ASKER- Ne demek bırak onu...
1. ASKER- Onu geri göndereceğiz, tamam mı, kendi cephesine...
2. ASKER- Geri göndermek mi!
1. ASKER- Evet, hem sen ver bakalım şöyle esaslı bir sigaralık...
2. ASKER- Sigaralık mı, ne diyorsun sen.
1. ASKER- Arkadaşının dişi ağrıyormuş, bilirim diş ağrısını...
2. ASKER- Sen şimdi bunu serbest mi bırakacaksın...
1. ASKER- Evet...
2. ASKER- Delirmişsin sen! Bak, bunu duyacak olurlarsa kimse kurtaramaz bizi anladın mı! Hem niçin öldürmeye geldiğimiz birini avcumuzun içindeyken serbest bırakacakmışız ki...

1. ASKER- Bak, ben buraya kimseyi öldürmeye gelmedim tamam mı... Hem bu anlamsızlığın zavallı figüranları olan biz birilerini öldürerek ne elde edebiliriz ki ha!.. Bakın ne diyorum, şu anlamsız savaş bittiğinde görüşsek ha... Kafaları çekeriz bir meyhanede... Sonra da zil zurna dökülürüz sokaklara. Barış türküleri, aşk şarkıları söyleriz sesimiz kısılıncaya kadar... Sonra da gidip işeriz adımıza dikilecek adsız yiğitler anıtının altına...

(İki el ateş sesi. Askerler ölür, Genç'le Uykucu girer... Genç Oyuncu'yu çözerken Uykucu askerleri soymaya başlar...)

OYUNCU- Niçin yaptınız bunu? Niçin yaptınız bunu!
UYKUCU- Karşı taraftandı onlar... Hem seni esir almışlardı...
OYUNCU- Dişinin ağrıdığını söyledim onlara... Bana bunu verdiler, senin için... Bak uyuşturucu... (Uykucu sigarayı alır.)
UYKUCU- Bana bak, savaşta düşmandan dost olmaz insana... Düşmana güvenmek ne kadar aptalca bir şey...
OYUNCU- Acı içinde tanrıya yalvarırken böyle demiyordun ama. Onlar senin için bunu yapsınlar, sen de karşılığında...
UYKUCU- Bana bak! Artık yeter, burada film çekmiyoruz anladın mı artist bey! Hem bu heriflerin benim için yaptığını bilsem bile onları yine de gebertirdim anlıyor musun, gebertirdim...

OYUNCU- Gebertirdin ha!
UYKUCU- Gebertirdim!
OYUNCU- Gebertirdin ha! Gebertirdin ha! Gebertirdin ha! (Ateş eder film biter, Oyuncu köşede sayıklamaktadır.) Gebertirdin ha! Gebertirdin ha! (Uykucu yaklaşır. Uyandırır.)
UYKUCU- Hey, uyan...
OYUNCU- Ha... Sen!
UYKUCU- Başka birini mi bekliyordun?
OYUNCU- Dişinin ağrısı nasıl?
UYKUCU- İnanmayacaksın ama arkadaşın biri bir sigaralık sardı, hiç bir şeyim kalmadı... (Karanlık... Silah sesleri.)

RADYO- Konuyla ilgili bir açıklama yapan savaş bakanı ateşkes görüşmelerine başlanmasının düşünüldüğünü söyledi...

SES
Düşünce hızıyla gelir ölüm
Düşünce hızıyla lanetli kurşunlar
Ne kaldı düşünecek
Düşünmeyin atın imzaları barışa
Yitmesin yiğitler
Yitenler yeter...

RADYO- Sırada bir son dakika gelişmesi var. Savaş bakanlığından yapılan açıklamaya göre ateşkes anlaşması imzalandı...

Savaş dönüşü Aktris, Metres ve Kız sahne üzerine yerleşmişlerdir, Şarkının bir yerinde tabut ve kürsüyle birlikte Uykucu ve Genç de katılır aralarına...

BARIŞA ŞANS VERİN
KORO
Buruk bir sevinçtir artık barış
Düşünce hızıyla gelen ölümün ardından
Yitip gitti bir can daha
Yitip gitti savaş sonrası düşleriyle
Barışa şans verin
Barış içinde yaşarken
Küçücük tek bir şans verilseydi barışa
Ağlamazdı analar
Yitip giden binlerce yiğidin ardından
Barışa şans verin
Barış içinde yaşarken

Şarkının sonunda Genç kürsüye çıkar ve konuşma yapar...

GENÇ- Savaş bitiverdi... Birkaç kişinin uzlaşmasıyla... Peki niçin öldü o kadar insan... Niçin öldürdüm ben tankın kapağında inleyen zavallı askeri... Savaş sonrası düşleri ha... Sen ve ben biz olacağız... Çocuklarımız olacak ve ben onları silah fabrikasından kazandığım para ile büyüteceğim. Sonra da kendi ellerimle yaptığım silahlarla ölüme göndereceğim onları... Gönderirken de yiğitçe dövüşmesini isteyeceğim ondan... Yok artık, savaş sonrası düşleri falan yok benim için... Bütün geçmişim, her şeyim, ben falan kalmadı... Ölmekle öldürmenin dışında hiçbir şeyin önemi yoktu orada... Benim olduğum yerde olmalıydınız... O zaman görebilirdiniz sahip olduğunuz gücü gözlerinizle... Ya da onun yerinde olmalıdınız... Küçücük bir şans verebilseydik barışa... Bir minicik sevda bırakabilseydik yüreklerde savaşı yitirsek bile bizim olurdu barış... Çok cana maloldu... Ama barışı mağlup etmeyi başardık... Çok ironik bir şey... (Kararır.)

KORO
Renkli bir dünya aldatmacası sahne
Renkli ve yalan bir dünyadır gösteri işi
Kendince kuralları olan tatlı rûya
Ve en önemli kuralıdır işin perde açmak
Ve sürdürmek gösteriyi sonuna kadar
Küçücük bir sahnede dünya kurulur
Nasıl susarlar söyleyecek sözleri olanlar
Nasıl susulur tüm dünya sahneyken
Yıkılmış sahnede oynanır oyun
Yeter ki açılsın perde seyirciye
Sözler söylenir gösteri sürer yine...