Ülkemizde son 5 yıldır boşanmalar gittikçe artmaktadır. Boşanma öncesi süreçte yaşananlar; tarafları, varsa çocukları ve aileleri ciddi bir şekilde sarsmaktadır. Boşananlar sosyetik ve medyatik insanlarsa, toplumu da bu sarsıntıya katmak gerekir…

Hiç kimse gerekmedikçe boşanmayı düşünmez. Bizim toplumda boşanmak için % 100 haklı dahi olsanız, çevreniz sizi evli tutmak için gayret eder. Bazen de kişisel ,ekonomik, toplumsal ve kültürel nedenlerle taraflar evliliğe devam eder. Fakat evliliğin içi boşalmıştır…

Boşanma Gerekçeleri:

-Ekonomik yetersizlik yada aşırı zenginlik,

-Bir tarafın ailesine aşırı düşkün ve pasif kişilikli olması,

-Aldatma ve aldatılma,

-Kişilik ve yaşam tarzında uyumsuzluklar,

-Cinsel sorunlar ve fantezi talepleri,

-Ciddi ruhsal ve fiziksel hastalık,

-Alkol-kumar-uyuşturucu, pornografi, internet bağımlılığı,

-Din, mezhep ve ırk farklılıkları,

-Bir tarafın aşırı kıskanç olması,

-Bir eşin diğerini sürekli eleştirmesi ve aşağılaması,

-Erkeğin kadını duygusal açıdan tatmin edememesi,

-Kadının eşini aşağılaması, cinsel gücüyle alay etmesi,

-Çocuk sahibi olamamak,

-Erkeğin sürekli eve geç gelmesi ve ihmalkarlığı,

-Aile sorumluluğunun tek tarafa yüklenilmesi,

-Ani statü değişikliklerinin getirdiği taşkınlık,

-Anne babaya bakma zorunluluğu, bir arada yaşamaya zorlanma,

-Kadının ev ve eş sorumluluğunu yürütememesi,

-Aile baskısıyla yapılan gönülsüz evlilik.

Her kesin gerekçesi farklı olabilir ve bu liste daha da uzatılabilir. Burada önemli olan en az hasarla tarafların ayrılmasıdır…Maalesef büyük umutlar, sevinçler, heyecanlar ve aşklarla bir araya gelen insanlar; boşanma sürecinde biri birilerine karşı çok acımasız ve yakıcı olabiliyorlar…Derler ya “evlilik aşkı öldürür” bu tür ailelerde aşk dahil her şey ölmüştür. Evliliğin getirdiği yıpranmalar, yaşanan sorunlar insanları yabancılaştırmıştır. Güzellikler unutulmuş, hep kötü yaşam olayları hatırlanır hale gelmiştir. Taraflar karşı tarafın “açıklarını”
Kollar hale gelmiştir. Her yapılan batmaya başlamıştır.Sürekli iğneleyici laflar ortada dolaşmaya başlar...

Taraflar bütün kozlarını kullanır. Artık ne zamanki kavgayı sürdürecek enerji tükenir; tarafların gölgesi dahi diğerini rahatsız etmeye başlar, boşanma kaçınılmazdır! İşte bu aşamaya gelen evliliklerde, ayrılmalar kavgalı ve can yakıcıdır. Mağdur olduğunu düşünen taraf, bütün gücünü kullanarak diğerine zarar vermeye çalışır.

Tamamen negatif duygular devrededir. Hele birde aldatılma söz konusuysa, aldatılan taraf cok acı çeker ve çok agresifleşir. Karşı tarafı acıtmak ister ki biraz acısı dinsin. Zengin aileler de büyük tazminat ve “mal” talepleri vs de aslında karşı tarafı “acıtmanın” bir parçasıdır.

Son zamanlarda sosyete, şov ve iş dünyasının önde gelen isimlerinin boşanma süreçleri her kesimden insanı hayrete düşürdü. Karalamalar, iffetsizlikle suçlanmalar, “mal kaçırmalar”, iftiralar; kamuoyunda üzüntülere ve sorgulamalara yol açtı. “Acaba boşanmalar; medenice-insani bir ortamda yapılamaz mı?” sorusu sorulmaya başlandı… Aslında son kerteye getirmemek lazım.

Geldikten sonra, istenmeyen şeylerin yaşanılması kaçınılmaz oluyor…

O zaman şu soruyu sormak gerekiyor? “Az hasarlı nasıl boşanılır ve ne zaman boşanmaya karar vermek gerekir?”

Hangi durumlarda boşanmayı düşünmeliyiz?

-Eşimize karşı duygularımız bitmiş ve ona yabancılaşmışsak, varlığı dahi rahatsız etmeye başlamışsa,

-Eşimizde ciddi alkol-madde,kumar,internet,pornografi gibi bağımlılık düzeyinde alışkanlık var ve tedavi olmuyor, her şeyi alt-üst ediyorsa,

-Zihnimiz ve hayalimiz başka insanlara kaymaya; eşimize soğumaya başlayıp ve bundan suçluluk duymuyorsak,

-Eşimizi aldatıp bunu devam ettirmek istiyor ve değişik insanlarla sürdürmekten heyecan duyuyorsak.(Sürekli partner değiştirenlerin asla evlenmemesi gerekir),

-Eşimize karşı cinsel hiçbir istek duymuyor ve eşimizle sex yapmak bir işkence gibi geliyorsa.(Burada ciddi depresyon geçirip geçirilmediği sorgulanmalı.Çünkü depresyonlarda da geçici olarak cinsel istek bitebilir…),

-Eşimiz sık sık iş değiştiriyor,kurduğu işleri batırıyor, hacizler getiriyorsa ve her seferinde hep başkalarını suçluyorsa,

-Evin ihtiyaçları karşılanmıyor, aç-açık bırakılıyor, fakat kendisine rahatlıkla harcama yapılıyorsa,

-Eşimiz devamlı ailesiyle arkadaşlarıyla vakit geçirip çoluk-çocuğunu ihmal ediyor ve bunun doğru olduğunu savunuyorsa,

-Aile baskısıyla evlendirilip, bir türlü eşimizi sevemedik ve evimizi benimseyemediksek,

-Aile yaşamı ve sorumluluğunu yürütmek zor geliyor ve bu yüzden agresifleşiyorsak.( burada da yine ruhsal bir hastalık olup olmadığı sorgulanmalı.Hastalığa bağlıysa tedaviyle düzelir.Baştan beri kişi sorumluluklardan kaçmışsa kişilik problemleri var demektir…),

-Eşimizin hakaret ,aşağılama, sürekli küçümseme tavırları. fiziksel şiddetin olması,

-İstemediğimiz halde değişik cinsel fantezilere zorlanmamız.(grup sex, anal sex gibi),

-Eşimiz ısrarla çocuk yapmaya yanaşmıyor ve biz çocuk diye yanıp tutuşuyorsak,

-Eşimiz sürekli işiyle meşgul ve evde de işiyle ilgili çalışmalara devam edip, hafta sonlarını da işle geçiriyorsa.(defalarca yapılan uyarılara rağmen ,“işle evli olma” hali ısrarla sürdürülüp;ev halkının duygusal,fiziksel,sosyal ihtiyaçları hep erteleniyor hatta gereksiz görülüyorsa.),

-Eşimiz sürekli olarak hep onun dediklerini ve onun değerlerini benimsememiz konusunda baskı yapıyor ve kişiliğimizi yok sayılıyorsa,

-Eşimizde ciddi fiziksel ve ruhsal hastalık var ve tedavi olmak istemiyor,bütün aileyi de perişan ediyorsa.(akıl fonksiyonları yerindeyse),

- Farklı inanç ve değerlere saygı duyulmuyor, kendisi gibi düşünmeye ve yaşamaya zorlanıyorsa,

Yukarıdaki liste de uzatılabilir. Çünkü herkesin hikayesi ayrıdır...

Boşanmaya Hazırlık Nasıl Olmalı?
Boşanma sürecine girerken, boşama öncesi ve sonrasında yaşayabileceklerimizin tahminini yapmak gerekir.

En önemlisi,en az zarar ve hasarla nasıl boşanırız?

Varsa çocuklar onları nasıl hazırlamalı, nasıl açıklamalı?

Çocuklar kimde kalmalı?

Ortak yaşanılan evde kim kalmalı?

Diğeri nereye çıkmalı?

Ekonomik sorun varsa nasıl halledilmeli?

Eşimize ne kadar tazminat, nafaka vermeli; yada mal paylaşımını nasıl yapmalıyız?

Boşanma sonrası ilişkiler nasıl olmalı?

Boşandıktan sonra tekrar evleneceksek zamanı ne olmalı?

Bütün bu soruları düşünüp, cevaplar bulmalıyız. Eğer altından kalkılamayacak sonuçlar doğuracaksa, boşanma kararımızı gözden geçirmeliyiz. Evliliği kurtarmak için farklı ne yapabilirim? Kurtarma şansım yoksa, boşanma sonrasını kaldırabilecek düzeye gelebilmem için evliliği nasıl yürütmeliyim? Sorular uzayıp gidebilir... Günümüzde insanların çok azının bu soruları sorarak ve kendisini hazırlayarak boşandığını; çoğunluğun ise, fevriliklerle gözlerinin karardığını ve dramatik tablolar yaşadığını gözlüyoruz.

Az Hasarlı Boşanmak İçin On Altın Kurallar:

1-Kesin kararınızı verdiyseniz, aile ve çevrenin baskılarına aldırmayın.Vicdanınızı ve aklınızı dinleyin.Kafanızın karışmasına izin vermeyin.”En kötü karar dahi kararsızlıktan iyidir.”

2-Eşinizi asla bir düşman gibi görmeyin.Onunda insan olarak hakları ve duygularının olduğunu asla unutmayın. Çocuklarınız da varsa ,hayat boyu yüz yüze bakacağınızı unutmayın.

3-Ayrılmayı bir felaket olarak değil, yeni bir yaşama başlama fırsatı olarak görün. Özlediğiniz, düşlediğiniz hayatın planlarını kurun.Önünüze çıkacak yeni imkanları düşünün. Bu, ayrılma acınızı hafifletecek ve eşinize daha “insani” davranmanıza yol açacaktır.

4-Çocuklarınızın önünde asla boşanma mevzularını konuşmayın. Ya dışarı gidin ya da onlar yokken konuşun.Çocuklarınıza dert yanmayın, asla ve asla eşinizi karalamayın.Unutmayın ki, çocuklar “çift kanatla uçar” kanatlardan birini kesmeyin.

5-Duygularınızı, özellikle öfkenizi kontrol edin. Eşinizin sizi suçlaması ve kızdırması karşısında durumu eşitlemeye çalışmayın. Duygularınızı ve egonuzu tatmin etme peşinde olmayın.Sizin “yangına körükle gitmeniz” yangını daha da alevlendirecektir. “Etkinin tepkiyi” doğuracağını unutmayın.Amacınızı saptayın.Eşinizi kızdırmak, üzmek, aşağılamak, köşeye sıkıştırmak ne işinize yarayacak? İntikam mı alacaksınız? Duygularınız tatmin mi olacak?
Sonra ne olacak? Unutmayın ki, kin, nefret, intikam duyguları sahibine büyük zararlar verir “öfkeyle kalkan zararla oturur.” Eğer öfkenizi yönetemiyorsanız mutlaka bir uzmana baş vurun.

6-Eşinizle bir ortaklığı bitirdiğinizi varsayın.Ayrıldıktan sonra onun üzerinde bir hak iddia etmeyin.Yoluna çıkmayın. Zihninizi ve mesainizi yeni bir yaşama yoğunlaştırın. Ayrıldığınız eşinizle medeni ve dostça bir ilişki kurun. “Geçmişte yaşayan geleceği inşa edemez”. Siz geleceğinize odaklanın.Zamanı ve hayatı ıskalamayın.

7-Çocuklarınızı düzenli olarak alın ve bire bir vakit geçirin. Onların eğitimleriyle ilgilenin. Okullarına gidin. Yaz tatillerinde birlikte tatil yapın.

8-Çocuklarınızın özel günlerinde (doğum günü, sünnet, mezuniyet, nişan, düğün…) mutlaka yanlarında olun. Çocuklarınızdan değil eşinizden ayrıldığınızı unutmayın…

9-Ayrıldıktan sonra hemen evlenmeyin. Ayrılık travmasını atlatana kadar ciddi hiçbir ilişkiye girmeyin. Duygusal boşluk dönemlerinde sağlıklı karar verilemediğini unutmayın.

10-İşinize konsantre olun.Seyahatlere çıkın.Arkadaş ve dostlarınızla daha sık birlikte olun.Mutlaka spor yapın. Düzenli beslenip vaktinde uyuyun. Dertden kederden kendinizi alkole vurmayın. Her zaman içtiğiniz kadar için. Sıkıntılı dönemlerde alkol, sigara, uyuşturucu bağımlılığının gelişebileceğini akıldan çıkarmayın. Rahatlatıcı müzikler dinleyin. Hergün duş alın. Haftada bir mutlaka masaj yaptırın. Deniz kenarı ve ormanlık alanlarda haftada iki gün yürüyüşe çıkın. En önemlisi ayrılığı bir çöküş, mağlubiyet gibi görmemektir. Bu “krizi” fırsata dönüştürmek için çaba sarfedin…

Psikiyatrist Dr. Nihat Kaya

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 999
favori
like
share