(Kapı vurulur)
KİRACI:- Kimse yok mu?

EV SAHİBİ:- Kim o?

KİRACI:- Ben Recep.

EV SAHİBİ: - Buyrun, kimi istediniz?

KİRACI:- Hanımefendi , ben kiralık ev için gelmiştim. Kiralık bir eviniz varmış da.

EV SAHİBİ: - Öf be! Tam da gelecek zamanı buldun. Evimi kiraya çıkardığıma pişman oldum. Ne kapı duruyor, ne telefon. Bıktım ayol.

KİRACI:- Evin kirası ne kadar efendim?

EV SAHİBİ: - 150 dolar.

KİRACI:- (Hayretle) Neeee! 150 Dolar mı! Dolar da ne demek oluyor? Türk parasının suyu mu çıktı? Hem de 150 dolar ha!

EV AHİBİ:- Ne o? Çok mu buldun? Sen hiç hayatında böyle bir ev yaptın mı?

KİRACI:- Yapsaydım, kiralık ev arar mıydım?

EV SAHİBİ:- Eeeee?

KİRACI:- Hanımefendi, hiç Mudurnu gibi yerde ev kirası Dolarla olur mu?

EV SAHİBİ:- Neden olmazmış? Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de oluyor da, Mudurnu’da neden olmuyor? Bizim kafamız kel mi?

KİRACI:- Oralar büyük şehir. Ankara veya İstanbul’la Mudurnu bir mi?

EV SAHİBİ:- Ne farkı varmış? Tabi bir. Oradaki evlerin de bir sahibi ve kiracısı var, buradakilerin de.

KİRACI: -Ama çok pahalı. 150 Dolar çok fazla.

EV SAHİBİ:- Beyefendi ben de çoluk-çocuk besliyorum. Biz gazete kâğıdı yemiyoruz . Bir ev geçindiriyorum ben, şu dul halimle.

KİRACI:- Ev kaç oda?

EV SAHİBİ:- İki oda, bir mutfak.

KİRACI: - Biraz küçük değil mi?

EV SAHİBİ:- Ne olacaktı? At mı oynatacaksın? Yoksa öğrenci yurdu mu yapacaksın? Büyük evin büyük işi olur....Sana yeter de artar bile.

KİRACI:- Mutfak, banyo durumu nasıl?

EV SAHİBİ:- Satın mı alacaksın? Nasıl olacak, basbayağı bir mutfağı ve banyosu var. Mutfağa bir musluk, banyoya bir termosifon koydun mu , tamam.

KİRACI:- Demek, eksikleri var evin.

EV SAHİBİ:- Canım, bunlar eksiklik mi? İstersen banyoya termosifon takma. Ev hamama yakın nasıl olsa.

KİRACI:- Ne yapsam bilmem ki! İki aydır ev bulamadım. Çoluk-çocuk bir tanıdığın yanında kalıyoruz. Utanıyorum artık....Ama, kirayı çok istediniz.150 Dolar çok fazla. Üstelik Dolar da devamlı yükseliyor.

EV SAHİBİ: -Bana ne yükseliyorsa! Borsayı ben yükseltmiyorum ya.

KİRACI:- Başka çarem yok, tutayım bari.

EV SAHİBİ:- Dur bakam dur, daha şartları konuşmadık.

KİRACI:- Şartlarınız mı var bir de?

EV SAHİBİ:- Olacak tabi. Öyle tanımadığım, bilmediğim kişilere ev vermem ben. Çoluk-çocuk var mı?

KİRACI:- Var efendim, iki kızım var.

EV SAHİBİ:- İşte bu olmadı.

KİRACI:-Neden?

EV SAHİBİ:- Neden olacak, belki oğlan olur diye, Allah bilir bir çocuk daha yaparsınız siz. O da kız olursa bir daha, eder dört çocuk. Dört çocuğun gürültüsünü, patırtısını çekmez benim evim.

KİRACI:- Ev o kadar mı çürük?

EV SAHİBİ:- Çürük de ne demek oluyor! Saray gibi ev, saray. Ahşap ev. Safranbolu’da böyle evleri müze olarak kullanıyorlar.Geçen televizyonda gördüm, ayyynı bizim ev..... Mudurnu’da kıymetini bilen yok, yoksa.....Ha Dolmabahçe Sarayı ha benim ahşap evim.......Ahşap evler şimdi çok kıymetli....Deprem olsa, bana mısın demez. Betonarme evler yıkılır, ahşap evler direk gibi kalır.Yaaaaaaa!

KİRACI:- Hanımefendi, bir maaşla dört çocuğa bakılır mı?

EV SAHİBİ:- O senin sorunun.

KİRACI:- İki çocuk bize yeter. Eşim de ben de başka çocuk istemiyoruz.

EV SAHİBİ:- Anan, baban, akrabaların falan var mı?

KİRACI:- Var ama çok uzaktalar. Kalabalık bir aileyiz biz. Epeydir görüşmüyoruz.

EV SAHİBİ:- Bak bu da olmadı.

KİRACI:- Allah Allah! Neden?

EV SAHİBİ:- Anan, baban, akrabaların ikide bir çıkıp gelecekler sana. Doluşacaklar evime oğul-uşak, sirke- yavşak. Kahve mi evim, yoksa otel mi? O kadar kalabalığı çekmez benim evim.

KİRACI:- Hanımefendi, size söz veriyorum. Hiç biri gelmeyecek akrabalarımın, hiç biri.

EV SAHİBİ: - İyi........Hangi takımı tutuyorsunuz?

KİRACI:- Galatasaray, ya siz?

EV SAHİBİ:- Ben de Galatasaraylıyım. Ah ah! Rahmetli de Galatasarayı tutardı...Ama Galatasaray’ın UEF kupasını aldığını göremedi.

KİRACI: - Demek aynı takımı tutuyoruz, güzel! Bakın şimdi anlaştık.

EV SAHİBİ:-Ya çocuklar? Onlar hangi takımı tutuyorlar?

KİRACI:- Sormayın; çocukların biri Cimbomlu, biri Fenerli, hanım da Beşiktaşlı.

EV SAHİBİ:- Bakın bu da olmadı.

KİRACI:- Neden?

EV SAHİBİ:-Her takımın bir maçı var her hafta. Her biriniz bir takımı tutuyorsunuz. Her maçta kavga- gürültü kütler sizin evde. Yok hakem bizim takıma haksız yere kart gösterdi. Yok sizin lehinize haksız penaltı verdi. Yok sizin attığınız gol ofsayttı. Birbirinize girin de maç yüzünden, o saray gibi evimi yıkın.

KİRACI:- Hanımefendi bizim takım tutmamız öylesine. Fanatik değiliz. Hani birisi ”Hangi takımı tutuyorsunuz?” diye sorarsa, “Biz takım tutmuyoruz.” dememek için.

EV SAHİBİ:- Eşin ev hanımı mı, çalışıyor mu?

KİRACI:-Ev hanımı.

EV SAHİBİ:- Hiçbir şeyde anlaşamıyoruz canım. Ben hanımı çalışmayana ev vermem.

KİRACI: - Neden?

EV SAHİBİ:- Çalışmayan hanımları bilirim ben. Ne sabah kahveleri biter, ne oturmaları, ne günleri. Yok altın günü, yok dolar günü. O kadar kadın gün var diye doluşacaklar evime; bir kadın ortalama 70-80 kilo gelse..... Yirmi kişiden eder birbuçuk tona yakın ağırlık. Ben evimi yıkamam. Ne zorluklarla tamir ettirdim ben o evi. Bir işçinin yövmiyesi kaça, haberin var mı senin? Doğru dürüst çalışsalar işciler, neyse. Bir gün gelir iki çivi çakar, giderler. Bir hafta kaybolur adamlar. Gelir bir gün daha çalışırlar, onbeş gün gene yoklar. Bekle ki gelsinler. Heriflerin gönlü olacak da, gelip çalışacaklar.Ölme eşeğim ölme...... O evi tamir ettirinceye kadar, neler çektim ben. Göbeğim çatladı; saçlarım ağardı saçlarım. Hırsız- polis oynadım işçilerle. Haram olsun verdiğim paralar. Allah , aldıkları parayı zehir zıkkım etsin. Doktor parası olsun inşşşşallah!

KİRACI: - Benim eşim güne falan giremez. Zavallı ben ona öyle zırt- pırt gün parası mı verebilirim?

EV SAHİBİ:- Karısına gün parası veremeyen adam, benim kiramı nasıl verecek?

KİRACI:- Hanımefendi size söz veriyorum. Maaşımı aldığım gün, iki elim kanda bile olsa gelip kiranızı vereceğim.

EV SAHİBİ:- Niye iki elin kanda oluyormuş? Sen kabadayı mısın , hıııı? Hapse falan da mı girdin yoksa? Eli kanlı kiracı istemem ben.

KİRACI:- Ne münasebet hanımefendi! O lâfın gelişi.

EV SAHİBİ:- Beyefendi, çocuklarınızın arkadaşları var mı?

KİRACI:- Var tabi. İkisi de çok girişken. Birçok arkadaş edindiler Mudurnu’ya gelir gelmez.

EV SAHABİ:- İşte bu da olmadı. Menemme (galiba)anlaşamayacağız.

KİRACI:- Neden?

EV SAHABİ:- Çocuklarınızın arkadaşları gelip evime doluşacaklar. Koştur bakalım koştur evin içinde. Şimdiki çocuklar canavar gibi be! Evimi yıkarlar alimallah.

KİRACI:- Hanımefendi, bu eve çok ihtiyacım var. Çocuklar arkadaşlarını eve getirmezler, söz veriyorum. Bu evi de tutamazsam, depremzedeler gibi çadır kurup oturacağım. Başka çarem kalmadı çünkü.

EV SAHİBİ:- Tamam tamam.... Peki, çamaşır makineniz var mı?

KİRACI:- Var, hem de otomatik. Taksitle aldık. Ödeyinceye kadar göbeğim çatladı.

EV SAHİBİ:- Yani nerden baksan dert. Ben evime otomatik çamaşır makinesi taktırtmam.

KİRACI:- Neden?

EV SAHİBİ:- O makineler çamaşırı sıkarken, evi temelinden sarsıyor cereyana tutulmuş gibi. Çok da gürültü yapıyor. Ye evimi tutmazsınız, ya da tutarsanız çamaşır makinesini kurmazsınız. Evimi temelinden oynatır otomatik çamaşır makinesi. Eskiden otomatik makine mi vardı? Elinde yıkasın hanımınız. Elleri armut toplamıyor ya. Aaaaaah! Aaaaah! Biz gençliğimizde, çocukların boklu bezlerini derede yıkardık, buz gibi suyla. Bizim canımız yok muydu?........Şimdiki kadınlar pek nazik. Kırılı mı verirler, ellerinde çamaşır yıkarlarsa?...Otomatik makine kurdurtmam evime.

KİRACI:- Demek makine de kullanamayacağız.

EV SAHİBİ:-Asla!....... Beyefendi, televizyonunuz, radyonuz, teybiniz var mı?

KİRACI:- Var tabi. Bu devirde televizyonsuz, radyosuz ev kaldı mı?

EV SAHİBİ:- İşte bu da olmadı. Hiçbir konuda anlaşamıyoruz sizinle.

KİRACI:- Neden?

EV SAHİBİ:- Çocuklar açacaklar televizyonun, radyonun ya da teybin sesini dibine kadar..... Çocuklar, gençler gürültülü müziği seviyorlar. Bangır bangır bağırttırıyorlar. Sizinkilerin de yapacağı bu. Sonra komşular şikâyete gelecekler. Sizin yüzünüzden konu komşumla kavga edemem. Onun için siz o televizyonu da teybi de satın en iyisi. Kitap okusunlar çocuklar. Ne var sanki televizyonlarda? Televole izlemezlerse kıyamet kopmaz ya. Haberleri de gazeteden okursunuz. Demokrasilerde çareler tükenmezmiş.

KİRACI:- Tamam efendim tamam. Televizyonu da, teybi de kullanmayacağız. Söz veriyorum. Eğer inanmazsanız, onları sizin eve bırakırım. Tayinim çıkıp giderken alırım sizden. Böylece işi garantiye almış oluruz. Bütün şartlarınızı kabul ediyorum.

Çocuklar eve arkadaş getirmeyecek.
Akrabalarımız gelmeyecek.
Evde maç seyredilmeyecek.
Hanım gün yapmayacak.
Misafir kabul etmeyeceğiz.
Radyo, teyp çalmayacağız.
Otomatik çamaşır makinesi de kullanmayacağız.........Yeter ki siz evi verin. Tahtalar eskimesin diye, evde terlik bile giymeyiz . Eğer siz isterseniz, evde gürültü olmasın diye amuda kalkar, ellerimizin üstünde yürürüz.

EV SAHİBİ:- Demek tutuyorsun evi.

KİRACI:- Mecburen....Kiralık ev mi var Mudurnu’da! Hemen gidip eşyalarımı getireyim.

EV SAHİBİ:- Beyefendi bir şey unutmadınız mı?

KİRACI:- Pardon, anlamadım. Neyi unutmuş olabilirim?

EV SAHİBİ: - Neyi olacak, 8 aylık peşinatı. Kapıdaki yazıyı okumadınız mı?.......Ayda 150 Dolardan 1200Dolar peşinat isterim. Benim evim misafirhane değil. Kiraya isteyenler neredeyse kuyrukta. Elimi sallasam kiralık ev isteyene çarpacak. Bir yıllık peşinat istesem verecekler. Herkes sizin gibi cimri değil...Ama , benim vicdanım el vermiyor bir yıllık peşinat istemeye. Allah’dan korkuyorum. Getirin 8 aylık kirayı, yeter. İşte o zaman tutarsınız evimi.

KİRACI:- Tamam tamam getiririm. Sonra da çoluk çocuk 8 ay oruç tutarız. Biz devlet memurları alışığız zaten yarı aç- yarı tok gezmeye.

Kâmuran Esen

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 490
favori
like
share
Piranha_TR Tarih: 01.04.2009 19:51
katılıyorum sana
Sylar Tarih: 01.04.2009 19:49
Yuhhh yani. Ben şimdiye uçmuştum kadına.
Ne sabır varmış adamda.

Saçmalık değil. var böyle insanlar ne yazık ki...
gamzelinur Tarih: 01.04.2009 19:40
yani birz saçma gibi