İNCELEME

Sam Fisher'ı özlediniz mi?
İlk oyunu ile gönüllerde taht kuran, ikinci oyunu ile bizi iyice mest eden Splinter Cell, son perde ile karşımızda. Yeni bir macera ve geliştirilmiş olarak gelen Sam Fisher beni hayretler içinde bıraktı. Sözü fazla uzatmadan hemen incelemeye geçelim orada anlarsınız.

Film Başlasın

Üçüncü oyunumuz Kore topraklarında, büyük bir terörist planın işlemeye başladığı haberleri üzerine, karakterimiz Fisherın olay yerine dahil olmasıyla başlıyor. Kısa bir yükleme süresinden sonra grafikler ilk olarak göze çarpıyor. Görüntüleri görür görmez ağzım açık kaldı. Mükemmel bir ışıklandırma ve gölgelendirme kullanılmış durumda. İlk oynadığımız bölüm deniz feneri bölümü, demoyu oynayanlar burayı bilirler. Su efektine bakıtığımda oyunun grafik kalitesini daha iyi kavradım. Çevremize ve karakter kaplamalarına göz attığımız zaman yine güzelliğe doyamıyoruz. Adamı esir alıp, konuşturmak istediğimiz zaman yüz mimiklerini görebiliyoruz. Her karede sanki bir işçilik saklanmış durumda, oyun gerçek bir sanat şaheseri gibi karşımızda duruyor.

Sesler yine her zaman ki gibi özenle yapılmış. Karakter seslendirmeleri olsun, çevredeki seslendirmeler olsun, grafiklerden aşağı kalır yanı yok. Rüzgar uğultusunu, kayaya çarpan dalganın sesini ve daha bir çok şeyi ayırt edebiliyorsunuz. Tüm karakterlerin sesleri ayrı ayrı, hiç biri diğerine benzemiyor. Bazı oyunlarda düşman karakterlerin sesleri hep aynıdır veya bir tabanca ile tüfeğin sesi aynı çıkar. Fakat Splinter Cell 3 için bunları diyemem. Kesilikle sesler grafikler kadar mükemmel. Seslendirmelerin her biri profesyonel oyuncular tarafından yapılmış. Sam Fisherı ünlü aktör Michael Ironside seslendiriyor. Kim diye sorarsanız sizlere bir kaç filmini de söyleyeyim. Yıldız Gemisi Askerleri, Gerçeğe Çağrı ve Omega Şifresi gibi filmlerde baş rollerde oynamış biri. İlk iki oyunda da Sami seslendirmişti. İyi bir ses sistemi ile bunu daha iyi anlayabilirsiniz. Yine baş karakterlerden Annayı, Claudia Besso seslendiriyor. Kendisi Prince Of Persia: Warrior Within ve Myst IV gibi oyunlarda da seslendirme yapmış biri.

Oyundaki fizik motoru da harika. Rakiplerinizin ölüş şekli oldukça gerçekçi oluyor. Bir kütük misali yere düşmüyorlar. Teneke bir çöp kovasına ateş ettiğiniz zaman yere düşüyor yuvarlanıyor ve en sonunda hafif bir şekilde sallanarak duruyor. Fizik motorunun etkileri daha saymakla bitmeyecek gibi. Serinin diğer oyunlarında olduğu gibi yerden bir cismi alıp başka bir tarafa fırlatabiliyoruz.

Sam Fisher'ı özlediniz mi?
Varan İki

Teknik aşamalar bittiğine göre şimdi de filmin oyuncularına geçebiliriz. Artık Sam Fisher baş rolde eskisinden daha hareketli ve ölümcül. Tavandan sarkıp adamın boynunu kırabilme gibi farklı hareketler yapabiliyoruz. Önceki oyunlara nazaran daha hareketli bir Sam yönetiyoruz. Yapay zeka her zamanki gibi akıllı, bu sefer daha da gelişmiş. En ufak bir seste veya harekette hemen tepki veriyorlar. Eğer sizi görürlerse izinizi iyice kaybettirene kadar takip ediyorlar. Bir iki kere bir şeyden şüphelenirlerse, gelip orayı kontrol ediyorlar. Her an tetikte oluyorlar. Farklı zorluk seviyelerinde yapay zeka da dengeli bir biçimde artıyor. En zor seviyede oynadığınız zaman yapay zeka iyice terletebiliyor.

Oynanıştaki düz mantıkta kaldırılmış. Eskiden bir görevi yapabilmek için belli olan bir yoldan yapardık. Bu sefer yapabileceğimiz bir kaç yol bulunuyor. İsterseniz kapıdan ister bacadan girin, her görev için farklı yollar bulunuyor. Bu oynanabilirliği de arttırıyor ve oyunun monoton havasını üstünden atıyor.

Oyunun Multiplayer kısmı yine harika bir şekilde yapılmış durumda. Zaten Splinter Cell serisinin çoklu oyuncu kısmı bir devrim sayılabilirdi. Online olarak casusluk oynuyordunuz, bilgi çalmaya veya sabotaj yapmaya çalışıyordunuz. Bu özellik son oyunda da devam ediyor, ama daha gelişmiş bir halde. İki kişi casus olarak oynayabiliyor. Yapacağınız hareketler daha fazla sayıda oluyor. Multiplayerda bazı haritalar iki kişilik takımlar için hazırlanmış. Yani tek kişi olarak geçemeyeceğiniz engeller olabiliyor. Oyun içinde iki kişi bilgisayarları sabote etmek çok zevkli oluyor. Eğer casus olarak oynarsak TPS kamera açısından oynuyoruz. Koruma olarak diğer takımda yer alırsak FPS kamera açısına dönüyoruz. Etrafı aydınlatmak için silahımızda bir fener oluyor. Bunların dışında güvenlik kameraları ve alarmlar devamlı olarak hizmetimizde yer alıyor.

Beni en çok sevindiren ise bu kadar mükemmel bir oyun olmasına rağmen sistemi kasmaması. Grafiklerin o kadar güzelliğine rağmen oyunun ara yüklemeleri uzun sürmüyor. Kısa bir süre içinde bölüm yükleniyor ve oyuna başlıyorsunuz. 1.7 Ghz işlemci, 256 Mb Ram ve 128 Mb Ti 4200 Ekran Kartına sahip makinede oyun gayet rahat ve sistem zorlamadan çalıştı. Düşük sistem sahipleri bu yüzden sevinebilir. Hem kaliteli hemde yüksek konfigürasyon istemeyen bir oyun. Ubisoftun neredeyse tüm oyunları bu kalitede Prince Of Persia olsun diğerleri olsun grafik ve oynanış biçiminde gerçekten de harikalar.

Film Biter

Anlatacak o kadar çok ayrıntı var ki sayfalar yetmez. Splinter Cell 3: Chaos Theory serinin en iyi oyunu olup olmadığı tartışılır, ama yeni bir klasik olduğu ortada. Ubisoft harika bir iş çıkarmış ve kaliteli bir yapımı ortaya koymuş. Yapılan değişiklikler renk vermiş, tam oturmuş. Oyuncuya gerçek bir oyun zevki veriyor. Size tek diyeceğim sakın durmayın gidin oyunu alın oynayın. Sabahlara kadar bilgisayar başında kalabilirsiniz, geçmiş olsun.







MİNUMUM SİSTEM GERKSİNİMLERİ

Supported OS : Windows® 2000/XP (only)
Processor : 1400 MHz Pentium® IV or AMD Athlon™ or better
RAM : 256 MB RAM (512 MB required for XP)
Video Card : 64 MB DirectX® 9-compliant video card (see supported list*)
Sound Card : DirectX 9.0-compliant sound card
DirectX : DirectX 9.0c (included on DVD)
Hard Drive Space : 4.0 GB free

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 560
favori
like
share
PunqEniqma Tarih: 30.03.2009 18:55
cod a benzio saol