Akvaryum Filtresi

Su filtresi bir akvaryumun kalbi gibidir. Çoğunlukla bir su pompasından ve kirli suyun içinden geçerken temizlendiği bir filtre haznesinden oluşur. Suyu temizlemesinin yanında akvaryumda sürekli su dolaşımı oluşturarak sıcaklığın eşit dağılmasını ve suyun oksijence zenginleşmesini sağlar. Kaliteli bir su filtresinin pompası 10 yıldan fazla bozulmadan çalışabilmeli, rahatsız edici sesler çıkarmamalıdır. Değişik filtre tipleri vardır. Bazıları akvaryumun içine yerleştirilirken (iç filtre) bazıları dışarıda (dış filtre) kalırlar.
Akvaryum filtresiyle, kullanılan filtre malzemelerinin cinsine bağlı olarak mekanik, biyolojik ve kimyasal olmak üzere üç tür filtrasyon gerçekleştirilebilir:

Mekanik filtrasyon:
Mekanik filtrasyonda su, sünger, sentetik elyaf gibi tortu tutucu filtre malzemeleri kullanılarak kaba kirlerden arındırılır. Mekanik filtrasyon, kolayca temizlenebilen bir ön filtre aracılığıyla gerçekleştirilip, daha zor temizlenen ve biyolojik filtrasyonun yer aldığı esas filtrenin daha uzun süreler temizlenmeden görev yapması sağlanabilir. Mekanik filtre malzemeleri, malzeme türüne göre sık sık yıkanmalı ya da yenilenmelidirler.

Biyolojik filtrasyon:
Biyolojik filtrasyonda sünger, fırınlanmış seramik gibi bol gözenekli, geniş yüzeyli filtre malzemelerine yerleşen aerobik ve anaerobik bakteriler, azot zinciri gibi biyolojik dönüşümleri gerçekleştirerek suyun biyolojik olarak arınmasını sağlarlar. Filtreye yeni yerleştirilmiş bir malzemede bakterilerin kolonileşerek yeterli nüfusa ulaşmaları bir ay kadar bir zaman alır. Filtreyi temizlerken bakteri kolonilerini yok etmemek için biyolojik filtre malzemesini en iyisi değiştirdiğiniz akvaryum suyuyla hafifçe çalkalayınız. Biyolojik filtre malzemesini yenilediğiniz zaman bakteri oluşumunu hızlandırmak için bir miktar eski malzemeyle karıştırabilirsiniz.

Kimyasal filtrasyon:
Suyun asitliğini (pH) düşürmek ve dengede tutmak için turba (torf, peat) filtre malzemesi kullanılır. Hümik asitler içeren bu filtre malzemesi, suyu hafif kahverengileştirerek yumuşak suyu seven bazı balık türlerinin yaşamasına uygun bir ortam sağlar.


Akvaryumda Işıklandırma

Diğer bitkiler gibi akvaryum bitkileri de fotosentez yoluyla besinlerini sentezleyebilmek için ışık enerjisi gerektirirler. Gün ışığı, görünümü bozan ve bitkilere zarar veren yosunların oluşmasına neden olduğu için akvaryumlar genelde doğrudan güneş ışığı almayan bir yere yerleştirilir ve suni olarak aydınlatılırlar. Akvaryum kapağına takılan floresan lambaları en yaygın ışıklandırma yöntemidir. Bunun dışında, cıva buharlı (HQL) ve halojen (HQI) lanbalar da akvaryumlarda kullanılırlar. Güçlü ışığı ve spektrum özellikleriyle halojen lambalar daha çok deniz akvaryumlarında kullanılırlar.

Akvaryum, hergün 10-12 saat aydınlatılmalıdır. En iyisi, ışıklandırma sistemini bir saatli şaltere bağlayarak ışıklandırmanın düzenli olmasını sağlamaktır. Düzenli saatlerde açılıp kapanan ışığa balıklar kısa zamanda uyum sağlayacaklardır. Hem yosun oluşumunu azaltmak, hem de akvaryumu daha geç saatlere kadar seyredebilmek için ışık öğlenleri bir iki saat kapatılabilir. Su ışığı absorbe eder. Akvaryumun tabanına kadar yeterli bir ışıklandırma istiyorsak ışık kaynağının gücünü akvaryumun yüksekliğine göre ayarlamalıyız. Bitkilerin türlerine göre ışık gereksinimleri farklıdır. Genelde bitkiler, düşük ışık şiddetiyle yetinenler, orta şiddette ve yüksek şiddette ışık şiddeti gerektirenler diye üç gruba ayrılırlar. Herhangi bir bitki türü tanıtılırken bu gruplardan hangisine girdiği belirtilir.

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 4725
favori
like
share