Ehl-i beyt “hane halki” anlaminda olup Hz. Peygamber'in ailesi ve soyundan gelenler için kullanilan bir terimdir.
1-Peygamberimizin ailesi ;
” Eshabimi, ezvacimi ve Ehl-i beytimi seven, cennette benimle beraber olur.” [Ramuz]

Ehl-i sünnetin bu konudaki görüsü söyledir. ehl-i beytten kastedilen öncelikle hanimlari olmakla birlikte, bu kavram Hz. Peygamber'in bütün çocuklarini, kadin-erkek bütün torunlarini, amcalarini, amcalarinin çocuklariyla torunlarini ve diger akrabalarini yani Hasimogullarini içine alan bir kavramdir. Bir anlamda zekat almalari haram olanlardir. Ehl-i Beyt mensuplarinin zekat almalari haram oldugu için onlara beytülmaldan maaslar da baglanmistir. Osmanli devletinde ehl-i beyt mensuplarinin maaslarinin dagitimi ve onlarla ilgili isleri yürütmek üzere Nakibu'l-Esraf makami bulunmaktadir. Ayrica bu sebebten Osmanlilar serif ve seyyidleri vergiden muaf tutmustur.
2-Peygamberimizin devam eden soyu ;
Ehli beyt deyince ilk önce anlasilan birinci manada Hz. Peygamber efendimizin soyu akla gelmektedir.
Kevser Suresi'nde de; “Gerçekten biz Sana Kevser'i verdik. O halde namaz kil ve kurban kesiver. Dogrusu, Sana dil uzatandir, hayirsiz, nesli kesik...” buyuran Allah'u Teala, Rasulullah'a nesli kesik diye dil uzatanlara karsi Rasulullah efendimizi teselli etmektedir ve Kevserle nimetlendirdigini asil ona dil uzatanlarin nesli kesik “ebter” oldugunu beyan etmektedir.Bu ayet-i kerime inananlar için apaçık ortadadır
Akrabaları ailsi ehli beyten sayılmakla birlikte Peygamberimizin soyu kavramına sadece Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in dahil oldugu yani Peygamber efendimizin” ehli aba” dedigi bize gelen rivayetlerden anlasilmaktadir. Ehli sünnet inancida böyledir. Islam tarihinde çok açik ve tartismasiz bir konudur ...Bu konu ile alakali bazi hadisleri nakil etmek istiyorum. Peygamber efendimiz kendi soyunu Hz. Fatima Ve Hz. Ali tarafindan devam edecegini bildirmistir.
Bir gün Peygamberimizin amcasi olan Hz. Abbas'in hanimi Ümmü Fazl rüyasinda Rasulullah efendimizin bir parçasinin kendi kucagina konuldugunu görür.Alemlerin efendisi bu rüyayi Hz.Fatima'nin bir çocugu olacagi sekilde yorumlar .Nitekim hadise aynen tecelli edecek ve Peygamber torunu Hz. Hasan dünyaya gelecektir.Evet bu olay o pak soy Hz. Fatima ile devam ettiginin en güzel fiili bir göstergesidir.
O Ehl-i Beyt ki; haklarinda; "Ey ehl-i beyt! Allah sizden kiri, günahi gidermek, sizi tertemiz yapmak ister." (Ahzab Suresi/ 33) ayet-i kerimesi, Ümmü Seleme'nin (ra) evinde gerçeklesen bu olayda, Peygamber Aleyhisselam Hz.Fatima'yi, Hz.Hasan'i ve Hz.Hüseyin'i çagirdi.Onlari bir örtü içine aldi, o sirada Hz.Ali geldi, onu da örtü içine alarak;
"-Allahim bunlar benim Ehl-i beytimdir, bunlardan günah kirini gider, kendilerini tertemiz yap!" diyerek duada bulundu.Bunu gören Ümmü Seleme;
"-Ya nebiyullah! ben de onlarla birlikte miyim?" diye sorunca, Efendimiz ona müsfik sesleri ile;
"-Sen yerindesin ve bana hayirlisin."diyerek "ehl-i âbâ'nin" farkli bir konumda oldugunu ortaya koymustur.Bu sebebten dolayidir ki günümüze kadar kayit altinda tutulanlar sadece onlardir.
3 -Peygamberimizin ehli beyt olarak kabul ettigi;

Bu ehli beytlik mecazidir. Bir soy bir neseb bir akrabalik bagi degil direk Allahu Tealanin bir lutfudur . Salmani Farisi (r.a.) ve Vasil bin Eska(r.a.) gibi bu iki sahabeye Fahri kainat Efendimiz ehli beytinden oldugu müjdesini vermistir.Islam Alimleri Peygamberimizin yolunu takip eden bazi ilmiyle amil velilerin de ehli beyten oldugu görüsündedirler. Bu tür bir ehlibeytlik olabilecegi gibi bu sadece o insanla Peygamberimizin arasinda olan gaybi bir olaydir .Biz zahirde Peygamberimizin sulbünden gelen bir ehli beyte bakis tarzimiz her zaman bellidir.Diger taraftan baska bir insanin bu ehlibeytten dir veya bu degildir gibi ayrimi kim nasil yapacaktir .Bazi Salih kisiler bilindigi gibi rüyalarinda Peygamberimizin kendilerine ehli beytimdesin dedigi bilinmektedir, bu onlar için bir müjde ve büyük bir nimettir. Fakat her önüne gelen ben de ehli beytenim rüyamda bana ak sakalli bir ihtiyar söyledi gibi sözleri halk arasinda isitiriz. Bu gibi sözler kesinlikle yanlistir ehli beytlik çok önemli bir hadisedir sakasi dahi söz konusu olamaz . Çünkü Peygamberimiz “ Ehli beyt olmadigi halde ehli beytenim diyen ve ehli beyt oldugu halde ehli beytligini gizleyenlere kiyamette iki elim onlarin yakasinda olacaktir.” buyurmaktadir.
Ehli beyt günahsiz midir ?
” Kizim Fatima'nin adi "Allah onu ve sevenlerini Cehennemden korur" manasindadir. Hadis [Deylemî]

Ehli sünnet inancina göre günahsiz olanlar sadece peygamberlerdir.Ehli beyt masum degildir.
Siiler Ehl-i Beyt mensuplarinin günahtan korunmus olduklarina inanirlar. Oysa Ehl-i Beyt günahlardan korunmus degildir. Kur'an-i Kerim'de ehl-i beyt kavrami söyle geçmektedir. “Ey ehl-i beyt, Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor”(Ahzab 33/33) . Buradan anlasiliyorki Allahu Teala onlarin imanli ölmeleri için bu dünyada onlarin tövbe etmeleri için bütün ortamlari hazirlamistir bu lütuf yolu ile de olabilir , bela ilede olabilir. Çünkü sonsuzluk alemi öbür dünyadir. Her sey orasi içindir .bütün dünyada kiymetli ne varsa orasi içindir. Dolayisiyla ehli beyt te bu dünyada imtihandadir fakat onlari imtihani biraz daha farklidir. Allahu Teala onlara bazi lutuflar vermis diger inanan insanlar içinde da onlar bir lütuf vesilesi olmuslar ve de olmaya devam etmektedirler. Ehli beyte cehennem atesinin aram oldugunu Peygamberimizin su mübarek sözlerin den. ” Allah, Fatima ve nesline Cehennemi haram kildi. “Hadis (Taberânî) anliyoruz.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2549
favori
like
share
nichole Tarih: 05.04.2009 01:37
ellerine sağlık
wolverine Tarih: 03.04.2009 20:05
demesiyle emrolunarak, Âl-i Beyte karşı ümmetin meveddetini istemiş.

Bu hakikati teyid eden mükerrer rivayetlerde ferman etmiş:

“Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: biri Kitabullah, biri Âl-i Beytim.” Çünkü, Sünnet-i Seniyyenin menbaı ve muhafızı ve her cihetle iltizam etmesiyle mükellef olan, Âl-i Beyttir. İşte bu sırra binaendir ki, Kitap ve Sünnete ittibâ ünvanıyla bu hakikat-i hadîsiye bildirilmiştir. Demek Âl-i Beytten, vazife-i risaletçe muradı, Sünnet-i Seniyyesidir. Sünnet-i Seniyyesine ittibâı terk eden, hakikî Âl-i Beytten olmadığı gibi, Âl-i Beyte hakikî dost da olamaz.

risale-i nur külliyatında