verilen genel ad. Bu objektiflerin kimileriyle 180º görüş açısı elde edilebilmektedir. Bu tür objektiflerin verdikleri görüntüde ise aşırı bir görüntü bozulması (dairesel görüntü) söz konusudur.

B Harfi
Banyo: Filmlerde ya da kağıtlarda oluşturulan gizli görüntüyü görülebilir kılmak, geliştirme banyosunun kimyasal işleminin sona ermesini sağlamak ve ışık görmemiş olan gümüş bromür zerreciklerini kendi içine alarak filmin saydamlaşmasını ve ışıktan etkilenme özelliğini yok etmek ve benzeri daha bir çok işlemi yapmak için kullanılan çeşitli kimyasal bileşimler

Barit: Kağıt ve diğer lifli malzemelerden yapılmış olan fotograf kağıtlarında duyarlı katmanın emilmesini önlemek için kullanılan kaplama. Bu kaplama baryum sülfattan yapılmaktadır.

Bindirme: İki ya da daha fazla görüntünün birbiri üzerine bindirilerek, başka bir deyişle farklı filmlerdeki farkı görüntülerin aynı kağıt üzerinde birleştirilerek kullanılması

Bit: Binary Digit
Hafızanın en küçük birimi. Dijital kavram olarak “0” ve “1”i ifade eden "binary" ve "digit" kelimelerinin kısaltmasıdır.

Bromür Kağıdı: En yaygın olarak kullanılmakta olan fotoğraf kağıdı türüdür. Duyarlı katmanın gümüş bromürden (AgBr) yapılmış olduğunu belirtir.


C Harfi
Camera Obscura: Ön yüzünde küçük bir delik bulunan (önceleri karanlık odalara ancak daha sonra) kutulara verilen addır. İlk kullanım amacı ay tutulmasını izlemek olan camera obscura, daha sonra ilk fotoğraf makinesine giden yolda çok önemli bir köşe taşıdır.

Compact: Kompakt fotoğraflar makinelerine verilen addır. Bu makineler netlik, ışık, alan derinliği gibi detaylarla uğraşmak istemeyen ve genellikle anı fotoğrafı çekmek isteyen kullanıcılar için üretilirler. Bu makinelerde, SLR makinelerin aksine, filmin ışık alacağı lens ile vizör ayrıdır. Genellikle filmin ışık alacağı lens sabittir. Vizör lensin hemen üzerinde yer alır. Ancak bu aradaki ufak fark paralaks hatasına yol açar.

CCD (Charged Coupled Device)
CCD, Bir fotoğraf makinesinin görüntü algılayıcısıdır. CCD yani "charged-coupled device" Türkçe'ye çevrildiğinde “birleştirilmiş-yüklü cihaz “anlamına gelir. Makinenin kalbi olan CCD, renk ve ışık bilgilerini tutarak bu bilgileri sayısal veri ya da piksellere dönüştüren aygıttır.

Contrast: Zıtlık
Kontrast. Bir görüntüdeki parlaklık değişim miktarının ölçümüdür. Kontrast kontrolü dijital fotoğrafçılıkta önemlidir. Dijital makinelerde kontrastlık doğal nesne kontrastlığından, nesnenin ışığının oranı, lens faktörü ve algılayıcıya gelen yeşil tonun miktarına göre değişir



D Harfi
Diyafram: Fotoğraf makinelerinde diyafram, objektife girecek ışığın miktarını belirlemeye yarar. Compact makinelerde genellikle sabit olarak bulunur. Şu anda genellikle yaprak biçimli olanları kullanılmaktadır. Objektiflerin ışık geçirme gücü f ile ifade edilir. En çok kullanılan değer sistemi f 1, 1.4, 2.8, 4, 5.6, 8, 11, 16, 22 ile gösterilen sistemdir. Bu değerler arttıkça diyafram kısılmış olur. Kısılan diyaframlarda alan derinliği artar.

Dolgu flaş: Genellikle gölgeleri yumuşatmak için ana ışık kaynağına ek olarak kullanılan flaşlara verilen addır.

Diopter (Diopter correction)
Bazı fotoğraf makinelerinin vizörünün hemen yanında bulunan göz ayarıdır.

DPI (Dots Per Inch)
Bir fotoğrafı meydana getiren "bir inçteki noktaların" (dots per inch- DPI) sayısını ifade eder. DPI daha çok baskıda kullanılan bir terimdir.



F Harfi
f: Diyaframlarla belirlenen ve objektifin ışık gücünü gösteren ifadedir. ( f 1, f 1.4, f 2.8, f 4, f 5.6, f 8, f 11, f 16, f 22 gibi).

Fotograf: Işıkla yazmak.



M Harfi
Minilab: Filmlerin seri bir şekilde yıkanıp basılması işlemini gerçekleştirmek amacıyla geliştirilen makinelere verilen addır. Geleneksel olarak karanlık odada yapılan işlemi daha küçük bir alana sıkıştırdığı için bu ad verilmiştir. Günümüzde, film banyosu ve baskısının yanında, her türlü dijital kaynaktan baskı yapabilmektedirler. Hayır bi gün aya bile çıkabilirler o denli teknolojik.

Matrix Array
Matrix Area (alan) ya da Single (tek) Matrix, tam renkli görüntüleri anında elde edebilen CCD'lerdir. Pikseller RGB filtreleri tarafından örtülür. Bazı matrixlerde yeşil renk kırmızı ve maviye göre daha çoktur ve bu sayede daha detaylı görüntü elde edilir. Çünkü insan gözü yeşil renge daha duyarlıdır. Karışık RGB filtrelerinin kötü noktası çözünürlüğün azalmasıdır, çünkü alanın üç ya da dört elementi bir piksel için kullanılır.



P Harfi
Panaromik: Genellikle 180-360 derece görüş açısına sahip fotoğraf makinelerine ve bu makinelerden elde edilen fotoğraflara verilen addır. Panaromik makinelerin objektifleri sağdan sola hareket ederek görüntüyü tararlar. Bu objektiflerin arkasında ince bir yarık bulunur ve bu yarıktan giren ışık filmi objektifin hareketi sayesinde tarar ve böylece geniş alanların fotoğrafları elde edilir.

Paralaks: Çift lensli objektiflerde paralaks hatası görülür. Bu makinelerde filmin yüzeyinde görüntüyü oluşturacak ışığın geçtiği lens ile vizör ayrı olduğundan vizörden görülen görüntü alanı ile filmin üzerine duşen alan arasında bir fark oluşur. Bu farktan dolayı görülen görüntü tam olarak filme yansımaz. Bu hata fotoğrafı çekilen obje yaklaştıkça artar. SLRlerde görülmez.

Pixel (Picture Element)
Pixel, bir dijital görüntünün ya da algılayıcının en küçük öğesidir. Çözünürlüğü ve fotoğraf boyutunu ölçmede de kullanılır.



S Harfi
SLR: Tek lens kullanan ve refleks vizörlü makinelerin genel adıdır. Bu makinelerde, tek bir lens bulunur yani vizör ile filmin ışığı alacağı lens aynıdır. Konuya vizörden bakarken aradaki bir ayna, ışığı vizöre yansıtır. Deklanşöre basıldığı anda bu ayna yukarı doğru kalkar ve film gereken süre kadar ışık aldıktan sonra tekrar iner. Bu sayede paralaks hatası görülmez.

Sharpen
Daha keskin odak görünümü için görüntü işleme programına bir görüntü –düzeltme filtresi uygulanmasıdır.

SLR - Single Lens Reflex
Tek objektifli refleks kamera için kullanılan bir terimdir.

Spot metering
Nokta Ölçüm Nokta ölçüm bir pozlama çeşididir. Bu pozlamada, kadrajlanan alandaki tek küçük bir noktayı hesaplayarak pozlama yapılır. Bu sistem dikkatli ve doğru kullanıldığında, çekilen alanın iyi pozlanmasını diğer alanların ise aşırı ya da az pozlanmasını sağlayarak dikkat çekici bir görüntü elde edilmesini sağlar.




TTL (Through The Lens )
Fotoğraf makinesinin içinde ışığa duyarlı bir mekanizmanın, lensten geçen ışığın pozlanma süresini ölçmesidir. Otomatik odaklama ve pozlamadan bahsedilirken işlemin optikte fiziksel olarak gerçekleştiği anlamındadır



V Harfi
Vizör: Fotoğraf makinesinde konuya baktığımız yerdir. SLR fotoğraf makinelerinde objektiften geçip aynadan yansıyan görüntüyü ulaştırır. compact makinelerde ise, objektiften bağımsız olduğu için paralaks hatası oluşur.

White Balance
Birçok video sistemi "beyaz ayarı" kullanır ki bu da ortam ışığından kaynaklanan olası renk sorunlarını ortadan kaldırır. Beyaz ayarında renk dengesi şu sistemi varsayar; normal durumda eğer bir beyaz nesnenin beyaz gözükmesi sağlanıyorsa, diğer kalan renkler de istendiği gibi gözükebilir. Eğer orijinal ışık doğru renk ısısına(günışığı) yakın değilse, beyaz ayarı beyazı diğer renklerden sağlar. Profesyonel fotoğraf makinelerinde de beyaz ayarı mevcuttur.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1129
favori
like
share
CA-CHALLENGE Tarih: 30.11.2009 19:32



:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

Fotoğraf terimleri sözlüğü

APS (Advanced Photo System): Gelişmiş Fotoğraf Sistemi anlamına gelen "akıllı" bir film türüdür. Fotoğrafı üç değişik şekilde (geleneksel oran, geniş oran ve panaromik) olarak çekim olanağı sağlayan ve bunları film yüzeyine işleyebilen bir sistemdir. Filmi basım işleminden sonra minilab otomatik olarak tekrar kasedinin içine sarar. Ayrıca bu filmler fotoğraf makinesine yerleştirildiğinde makine otomatik olarak en son kareden (kullanılmamış ise ilk kareye gelecek şekilde) filmi kullanıma hazır hale getirir. Ancak oldukça düşük kalitede çekim yapabilirler. Amaçlanan özellikle anı fotoğrafına yönelen insanlara daha kolay ve pratik bir alternatif sunmak olsa da, filme gereksinim duymayan ve daha pratik dijital makinelerin çıkışıyla beraber kullanımı yaygınlaşmamıştır.
A: Diyafram öncelikli mod.
A Kalite Cam: Optik sistemlerde kullanılan aynaların üretiminde ve jelatin filtrelerin yapıştırılmasında kullanılan optik düzgünlük kalitesindeki cam levhadır.
A Tipi Renkli Film (Type A Color Film): 3400ºK renk ısısına sahip yapay aydınlatmaya dengelenmiş filmlerin genel
adı.
Abbe Sayısı: Cam gibi saydam malzemelerin farklı frekanslardaki ışığı farklı miktarlarda saçma ölçüsüdür. 20 - 70 birim arasında değişebilir. Olayı formile eden E.Abbe (1840 - 1905)'nin adı ile anılır.
Aberasyon (Aberration): Bkz. Görüntü Bozulması.
Açı: Objektifin gördüğü alanın açısına denir.
Açma: Normalden fazla pozlanmış ve geliştirme banyosundan etkilenmiş film ya da baskılardaki yoğunluğun kimyasal yöntemlerle azaltılması işlemidir.
AE (Automatic Exposure Metering): Otomatik pozlama sistemidir.
Aerokartograf: Havadan harita çıkarmaya yarayan fotogrametri aletidir.
AF (Auto Focus): Otomatik netlemenin kısaltılmışıdır.
Afnor Standartları: Fransız Standartları Birliği (Française de Normalisation) tarafından yayınlanmış olan standartlara verilen addır.
Agar: "Jeloz" olarak da adlandırılır. Bir çeşit şeker olan bir lineer galakta'nın sülfürik esteridir. Kendi hacminin 20 katı kadar soğuk su çekebilen ve ısıtılmadan erimeyen, deniz yosunlarından elde edilen jelatin benzeri bir sakız çeşididir. Bazı jelatinli duyar katlara ilave edilir.
Agrandizman (Enlargement): Bkz. Büyütme işlemi.
Agrandizör (Enlarger): Negatiflerin kendi orijinal boyutlarından daha büyük boyutlar da basılabilmesini sağlayan optik araç.
Ajitasyon (Agitation): Kimyasal işlemler sırasında, duyarlı yüzeye sürekli olarak bozulmamış banyonun temas etmesini sağlayan yöntem; Bu yöntem özellikle film ve kağıtların gelişterme banyosunda bulundukları sırada ve saptama banyosunun (tesbit banyosu ya da fix) ilk birkaç dakikasında çok önemlidir. Üretici firmaların bu konudaki uyarılarına aynen uyulmalıdır.
Akromat Renksiz Objektif: Renk sapması kusuru düzeltilmiş, görünen tayftaki bütün ışıklar için kırılma indisi aynı olan, yani aynı noktadaki bütün renklerin görüntülerini aynı noktada netleştirebilen birleşik mercek türüdür.
Akromatik (Achromatic): "Kromatik" görüntü bozulmasına karşı gerekli düzeltme yapılmış olan objektif; Bkz. Kromatik görüntü bozulması.
Akromatik Renk Tonu: Oswald'ın renk sisteminde de kullanıldığı gibi; bir rengin içerisindeki siyah beyaz oranının değişimi sonundaki etkidir.
Aksesuar Yuvası: Fotoğraf makinelerinin üzerinde, genellikle flaş takmak için kullanılan, ek bakaç gibi başka aksesuarların da takılabileceği yuvadır. Bu yuvada ekseriyetle flaş bağlantısı pimleri de yer alır.Ölçekleri standarttır.
Aktif Katman: Photoshop'ta dokümanı oluşturan kanalların dışındaki her yeni kanala verilen addır.
Aktinik (Actinic): Işığın herhangi bir madde üzerinde kimyasal ya da fiziksel değişim yaratabilme gücü; Film üzerine düşen ışık duyarkatı oluşturan gümüş tuzlarının yapı değişikliğine uğramalarını, siyah metalik gümüşe dönüşerek görüntüyü oluşturma ayarını sağlamaktadır.
Aktinometre (Actinometer): Eski devirlerde kullanılmakta olan bir tür ışıkölçere verilen ad.
Akütans (Acutance): Görüntü keskinliğinin ölçüsüdür.Görüntüyü oluşturan yoğunluk bölgelerindeki sınırların eğim açısının darlığı görüntünün kesinlik derecesini belirler. Bu açı büyüdükçe görüntü keskinliğe kaybolur.
Alan Derinliği (Depth of field): Üzerinde odaklama yapılan cismen önünde ve arkasında oluşan seçik alandır. Bu alan cismin önünde 1/3, arkasında ise 2/3 oranında oluşur. Alan derinliğinin darlığını ya da genişliğini etkileyen üç öge, objektifin odak uzunluğu, kullanılan diyaframın açıklığı, ve cismin fotoğraf makinasına olan uzaklığıdır.
Albada Bakacı/Vizörü: Görüntü alanının parlak bir çizgiyle işaretlendiği bir çeşit fotoğraf makinesi bakacıdır. 1932'de E.L.W.Van Albade tarafından yapılmıştır.
Albümin: Yumurta akında bulunan bir çeşit proteindir.
Ana Renkler: Kırmızı, yeşil ve mavi ana renklerdir.
Anahtar Işık: Konuyu aydınlatan ana ışıktır. Noktasal ışık etkisi veren, keskin gölgeler oluşturan sert ışıktır.
Analine Yöntemi: 1865 yılında bulunan fotoğraf baskısı tekniğidir. Bu yöntemde, resim kağıdı, amonyum bikromat ve fosforik asit eriği ile ışığa duyarlı hale getirilerek gün ışığında pozlandırılır.
Analog Veri: Dijital fotoğraf makinelerindeki foto sensörler tarafından oluşturulan elektrik yükünü, bilgisayarın ya da yazıcının algılayabilmesi için veriler 1 ve 0 değerlerine çevirilir. İkili sayılar, 1 ve 0 ikili basamaklarından oluşan bir dizedir ya da bit'tir.
Anamorfik Objektif (Anamorphic Lens): Geniş bir görüş açısındaki görüntüyü sıkıştırarak belirli bir çerçeveye sığdıran objektif türü; Sinamaskop filmler de bu objektiflerle çekilmektedirler. Daha sonra göstericiye takılan bir parça ile görüntünün yayılması sağlamakta ve tüm perdeye kaplamaktadır.
Anastigmat: Astigmatizmi oluşturan çoğu optiksel yanılmaların düzeltilmesiyle oluşturulan bileşik mercek sistemidir.
Angstrom: Sayısal olarak bir milimetrenin on milyonda birinin mm'ye eşit olan uzunluğunun birimidir. A, Å biçiminde ifade edilir. Işığın dalga uzunluğunu belirlemek için kullanılır.
ANSI: Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü'nün standartlarıdır.
Anthotype: Bir tür baskı tekniğidir. Taze koparılmış, çiçeklerden elde edilen boyar maddeler ile alkol karıştırılır. Daha sonra bitkisel boyalarla kaplanmış kağıtlar güneş ışığı altında pozlandırılır. Pozlandırma süreçleri bazen haftalar boyu sürebilir. Yöntemi ilk olarak Sir John Herschel uygulamıştır.
Anti Newton: Slaytların yerleştirildiği camlı çerçevelerin sebebiyet verdiği film üzerindeki renkli halkalara erilen isim. Bu sorunun önüne geçebilmek için "antinewton" camlı çerçeve kullanılmalıdır.
Anti-Aliasing: Photoshop programında alan rengi ile alan kenarındaki renk arasındaki geçişi sağlayan farklı tonlardaki piksellere verilen addır.
Anti-Halo Tabakası (Anti-halation backing): Filmlerin arka yüzeylerine sürülen ve taşıyıcı taban ya da fotoğraf makinesinin arka kısmından yansıyarak yeniden filme dönüp "halelenme"’ye neden olan ışığı emerek yok eden boyalı katman.
Anti-Halojen Tabaka: Fotoğraf duyarkatı ile taşıyıcı taban arasına ya da taşıyıcının arkasına sürülen yansımayı önleyici tabakadır.
Antioksidan: Duyarkat ya da banyodaki kimyasalların özelliklerinin bozulmasını engelleyen kimyasallara denir.
Antiplanat: bkz. Küreselliği düzelten objektif.
Antistatik Kaplama: Nem çekici madde ya da metal tuzu içerir. Film tabakalarının arka yüzeyine uygulanır. Elektriksel iletkenliği arttırır. Böylelikle kuru hava küçük sürtünmelerin neden olduğu elektrostatik yüklerin zararsızca boşalmasına olanak sağlar. Duyarkat yüzeyi ve taşıyıcının arkasında toplanan karşı kutup elektrostatik yükler, giderilmediği takdirde kıvılcım olarak boşalır ve duyarkatta statik sis lekeleri oluşur.
AP (Aperture Priorty): Diyafram öncelikli mod. Fotoğraf makinelerinde, kullanıcı tarafından diyafram değeri seçildiğinde enstantane değeri otomatik olarak ayarlanır.
Apex (Additive System of Photographic Exposure): Pozlandırmada toplamsal yönteme verilen addır. Pozlandırmayı, Av + Tv = Bv - Sv = Ev eşitliğiyle verir. Av: Diyafram açıklığı (log2f²) Tv: Saniye türünden poz süresi, T = log2 1/T Bv: Mum cinsinden aydınlama seviyesi (foot cinsinden) (log2B/6), Sv: Duyarlılık (2 tabanına göre logaritmik pozlandırma cetveli. ASA ya da BS), Ev: Pozlandırma değeri
Aplanat (Aplanat): Küresel görüntü bozulmasına karşı gerekli düzeltme yapılmış olan objektifler; BKZ: Küresel görüntü bozulması.
Aplanat (Aplanat): Renksel ve küresel sapma kusurları düzeltilmiş ve tam açıklıkta kabul edilebilir ayırma gücü veren merceklerdir.
Apokromat (Apochromat): Tayftaki üç ana renk içinde odak uzaklığı aynı olacak şekilde düzeltilmiş, yani renksel sapma kusuru giderilmiş merceklerdir.
Apokromatik Objektif: Mercek sisteminde ortaya çıkan renk kusurunu düzelten bir tür objektiftir.
Apron Sarma Şeridi: 1 - Roll ya da 35 mm filmleri tankta geliştirmek için filmle birlikte sarılan kenarları girintili çıkınıtılı plastik şerittir. Kenardaki kabarcık şeklindeki girintili çıkıntılar film yüzeyinin şeride değmesini engeller ve araya banyonun girmesinin sağlar. 2 - Tamburlu parlatma makinelerindeki fotoğraf kağıtlarının konulduğu bezden banttır.
Ara Banyo (Stop Bath): Bkz. Durdurma banyosu.
Ara Negatif (Internegative): Renkli saydam filmlerden renkli ya da S/B baskılar yapmak için kopya çıkartılması amacıyla üretilmekte olan özel bir film türü.
Ara Pozlandırma: İlk gelişmeden sonra duyarkatta kalan pozlanmamış gümüş tuzcuklarının gelişebilmesini sağlamak için, bir dönüşebilir (reversal) malzemenin ikinci gelişiminden önce uygulanan pozlandırmadır.
Arap Zamkı: Akasya ağacından elde edilen sakızdır. Bundan ötürü "Akasya Sakızı" olarak da anılır. Suda çözülür. Işık ile pozlandırıldığında bikromatlı kaplamalar çözülemez duruma gelir. Bu özelliklerinden dolayıgum bikromat fotoğraf kağıdı yapımında kullanılır.
Argentotype: 1 - J. F.W. Herschell tarafından 1842'de bulunan, kalitype ve sepya kağıt işleminin temeli olan ilk pozitif gümüş baskı yöntemlerinden birisidir. 2 - Bromür baskı işleminin ilk şeklidir.
Argon Flaş Lambası: Mikrosaniyede 600 megalumen ışık verebilen, patlamalı (phyrotechnic) ışık kaynağıdır. Bir yüzü saydam cam kaplı konik bir reflektörün içine doldurulqn argon gazı, patlayıcı bir made ile patlatılır.
Ark Lambaları (Arc Lamps): Fotoğrafçılıkta aydınlatma amacıyla kullanılan, iki karbon çubuğun birinden diğerine elektrik atlaması ilkesine göre çalışan bir aydınlatma kaynağı türü.
Arka Netlik: 1- Objektif sonsuza netlendiğinde en arka eleman ile film düzlemi arasındaki uzaklıktır. 2 - Bazen netlik ayarının arka plana yapılması anlamında da kullanılır.
Arkadan Aydınlatma: Fotoğrafı çekilen objenin arkasından, fotoğrafmakinesine doğru verilen aydınlatma türüdür. Objenin çevresinde ışıklı bir çizgi ya da silüet elde etmeye yarar.
Arkadan Projeksiyon: Fondaki perdeye projeksiyon aletiyle görüntü düşürme işlemine denir. Bu yöntemle stüdyo çekimlerinde istenilen fon sağlanır.
Arşivlik İşlem: Fotoğraf baskılarının uzun süre bozulmadan kalması için özel metodlarla yapılan özenli işlemlerdir. İşlem sonunda baskıda kalan (tiyosülfat) hipo miktarı inç karede 0.005 miligramı geçmemli, kalan gümüş bileşiklerini saptama testi de olusuz sonuç vermemelidir. Baskı kağıdı selenyum, sülfit ya da tercihen altın tonlu olmalıdır.
Artifact: Bilgisayarda işlem probleminin neden olduğu bir görüntü hatasıdır.
Artigue Yöntemi: 1878'de Frederic Artigue tarafından bulunan ve 1893'te oğlu tarafından değiştirilip geliştirilen baskı yöntemidir. Resim kağıdı, siyah renk veren bir kmyasal maddeyle kaplanır ve yapışkan (koloduon) çözeltisi içerisinde bekletilir. Baskıdan önce kağıt potasyum bikromat çözeltisi ile ışığa karşı duyarlılaştırılır. Kağıt kuruduğundan baskı işlemine hazır olmuş olur.
ASA (ASA): Filmlerin ışığa karşı duyarlılıklarını belirleyen Amerikan standartlarına uygun ölçü birimi; (ASA-American Standarts Association) ASA değeri büyüdükçe filmin ışığa karşı duyarlılığı da artar.
ASA/BS Amerikan ve İngiliz standartlarını göstermekte kullanılan ortak ölçü birimidir.
Asetat Film: 1- Saydam ya da yarı saydam ince plastik tabakalardan oluşan, "yanmaz film" olarak da adlandırılan film türüdür. 2- Selülozasetat, triasetat ya da diğer asetat bileşiklerinden yapılan film taşıyıcıdır.
Asetat Taban (Acetate Base): Filmlerde ışığa karşı duyarlı katmanın üzerine sürüldüğü, selüloz asetat'tan yapılmış, yanmaz ve saydam taşıyıcı taban katmanı.
Asetik Asit (Acetic Acid): Ara banyo ya da durdurma banyosunun hazırlanmasında kullanılan asit özelikli madde.
Asferik Objektif: İçerisinde bir ya da daha fazla element olan, küresel ve diğer sapmaları azaltmak için şekillendirilmiş, küresel olmayan yüzeylere sahip objektiftir.
Asit Tesbit Banyoları (Acid Fixing Solutions): Banyo edilmekte olan film yada kağıtlarla tesbit (Saptama) banyosuna taşınan geliştirici banyoların etkisini hızla yok etmek amacıyla kullanılan ve asit özelliği gösteren tesbit banyolarıdır. (Sertleştirici asit tesbit banyoları ile karıştırılmamalıdır; Bkz. Sertleştirici asit tesbit banyoları)
Asitle Sertleştirilmiş Saptama Banyosu: Filmin jelatin kısmında potas alum ya da krom alum gibi jelatini güçlendiren maddelerin oluşmasını sağlar.
Astigmat Düzeltici Mercek: Astigmatizmi oluşturan çoğu optiksel yanılmaların düzeltilmesiyle oluşturulan bileşik mercek sistemidir.
Astigmatizm: Mercekten gelen parelel ışık ışınlarının eğik demetleri, bir noktadan daha çok, bir çizgi gibi odağa gelmesi sonucu oluşan mercek sapmasıdır.
Aşırı Duyarlılaştırma: Fotoğraf makinesinde pozlandırma öncesi ya da sonrasında, bir duyarkatın üretildikten sonraki etki hızının arttırma tekniğidir. Ön pozlandırma yöntemleri: 1- Sulandırılmış amonyağa kısa daldırma ve çabuk kurutma yöntemi. 2- Aşırı duyarlı duruma getiren buharlara (sıva buharı, sülfür dioksit gibi) 24 saatte kadar uygulama yöntemi. 3- Gelişmede tam görülebilir bir görüntü oluşturmak için gerekli sürenin yaklaşık 1/200'ü beyaz ışık ile ön pozlandırma yaparak pozlama. Geliştirmeden önce (1/400 arttırılır) ve pozlandırmadan sonra oldukça zayıf bir ışıkla en azından 30 dakika pozlandırma gerektiren bir pozlandırma kaydetme yöntemidir.
Aşırı Geliştirme: Film ve baskı işlemlerinde geliştiricinin fazla uygulanmasıdır. Bunun sonucu olarak da aşırı yoğunluk, kontrast, sislenme ve lekelenme görülür.
Aşırı Oranda İndirgeme: Filmdeki kontrastın azaltılma işlemine denir. Amonyum ya da potasyum persülfat ile aside olmuş ya da potasyum bikromat ile aside olmuş bir eriyikte görüntü ağartılarak, sulandırılmış bir geliştiricide kısmen tekrar geliştirme işlemi yapılır.
Aşırı Oranda Kuvvetlendirme: Filmdeki düşük kontrastın güçlendirilmesi işlemine verilen ad.
Aşırı Pozlandırma: Aşırı pozlandırma sonucu oluşan yoğun negatiflerde gölgeler koyu, aydınlık alanlarda detaysızdır.
Atmosferik Perspektif (Aerial perspective): Atmosferde oluşan isis ve pus gibi meteorolojik olayların fotoğrafta yarattığı uzaklık ya da derinlik duygusu; sis ve pus havada zaten varolan ve tüm filmlerin aşırı derecede duyarlı oldukları morötesi ışınları olağanüstü derecede artırır. Bu ise duyarkat üzerinde genel bir yoğunluk yaratır. Sonuçta çekime konu olan cisimler uzakta, silik, ayrıntıdan yoksun ve belli belirsiz görülürler. İşte buna da atmosferik perspektif denilmektedir.
AV: Diyafram seçimini fotoğrafçının yaptığı, enstantane ayarının buna göre otomatik ayarlandığı "diyafram öncelikli" çekim modudur.
Ayarlanmış Odak Uzaklığı: Bir objektifin görüntü alanının tümünde en iyi sonucu veren netlik uzaklığıdır.
Aynalı Objektif (Mirror Lens): Yapılışında çeşitli aynaların kullanıldığı objektif türü; Bunlar "katadioptirik" objektifler olarak da anılırlar. Çok büyük odak uzunluklarını, objektifin gövdesini uzatmadan sağlarlar. Morötesi ve kızılötesi radyasyonun ışık tayfını emerek ve renksel dağılım yapmadan, yansıma yüzeyleri üzerinde gerçek görüntü yaratmasını sağlayan sistemdir.
Aynalı Tele Objektif (Katadioptrik Tele Objektif): Bu objektiflerin ismi "catoptrik - yansıma" ve "dioptrik - kırılma" kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşmuştur. Objektif içindeki ışık, sadece merceklerden kırılarak geçmekle kalmaz, aynalar yardımıyla katlanarak yolunu uzatır. Böylece, optiğin yapısı küçük tutularak ozak uzaklığı arttırılmış olur.
Az Geliştirme (Under-Development): Geliştirme işlemi sırasında ısının yetersiz olmasından ya da banyo süresinin kısa tutulmasından kaynaklanan durum; Bu durumda görüntünün yoğunluğu ve kontrastı azalır.
Az Pozlandırma: Fotoğraf çekimi sırasında ya da agrandizörle baskı aşamasında görüntünün yoğunluğunu ve kontrastlığını azaltmak amacıyla normalden daha az pozlandırılmasıdır.
B Ayarı: Fotoğraf makinelerinde "B" ile sembolize edilen bir obtüratör ayarıdır. Denklanşöre basıldığı sürece obtüratör açık kalır.
B Ayarı (B Setting): Örtücü hızı ayarının bir birimidir. Ayar düğmesini ya da bileziği "B" durumuna getirildiğinde örtücü, deklanşörün basılı kaldığı sürece açık kalacağı anlamını taşır.
B Kalite Cam: İki yüzeyi de düzgün paralel olan optik camdır. Filtre yapımında kullanılır. "T" kalite cam olarakta ifade edilir.
B Tipi Renkli Film (Type B Color Film): 3200ºK renk ısısına sahip yapay aydınlatmaya dengelenmiş renkli filmlerin genel adı.
Bağıntılı Diafram Açıklığı:Bir merceğin ışık geçirme gücünü anlatan ve odak uzaklığının, kullanılan mercek açıklığına bölünmesi ile elde edilen sayıdır.
Bakır Tonlayıcı: Bromür baskıları tonlamada kullanılan bir metot. Morumsu kırmızı ve sıcak tonlu siyahlar elde edilir.
Balık - Gözü Objektif (Fish-eye Lens): Çoğu zaman görüş açısı 100ºnin üzerindeki geniş açılı (çok kısa odak uzunluklu) objektiflere verilen genel ad; Bu objektiflerin kimileriyle 180º görüş açısı elde edilebilmektedir. Bu tür objektiflerin verdikleri görüntüde ise aşırı bir görüntü bozulması (Dairesel görüntü) söz konusudur.
Banyo (Chemical Baths): Filmlerde ya da kağıtlarda oluşturulan gizli görüntüyü görülebilir kılmak, geliştirme banyosunun kimyasal işleminin sona ermesini sağlamak ve ışık görmemiş olan gümüş bromür zerreciklerini kendi içine alarak filmin saydamlaşmasını ve ışıktan etkilenme özelliğini yok etmek ve benzeri daha bir çok işlemi yapmak için kullanılan çeşitli kimyasal bileşimler.
Barit (Baryta): Kağıt ve diğer lifli malzemelerden yapılmış olan fotoğraf kağıtlarında duyarlı katmanın emilmesini önlemek için kullanılan kaplama;Bu kaplama baryum sülfat'tan yapılmaktadır.
Basamak (F/Stop): Bkz. Diyafram değeri.
Baskı: Filmdeki görüntünün fotoğraf kağıdına basım işlemine verilen addır.
Baskın Dalga Boyu: 1 - Rengin öznel duygusuna eşit renkli ölçümlü objektif sembolü. "d" 2 - Genellikle görünen renge hemen hemen aynı düşen renkli bir ışıktaki salga boyudur. Renkli filtreden geçen dalga boyu buna örnektir.
Baskın Renk: Tek renkli renk sisteminde, rengin dalga boyu ölçülmüş bir renge, beyaz karıştırıldıktan sonra renk ölçümü eşlenebilen tayfsal rengin dalga uzunluğudur.
Bas-Rölyef (Bas-Relief): Aynı görüntünün hem negatif hem de pozitif filmlerinin birbirine yapışık fakat biraz kaydırılmış durumda agrandizöre takılması ve basılması sonucu elde edilen fotoğraflara verilen ad; Bu yöntemle elde edilen fotoğraflar, ara tonları bulunmayan ve cisimleri dış çizgileri ile ortaya koyan ve biraz da üç boyutlu izlenimi veren fotoğraflardır.
Bayonet (Bayonet Mount): Fotoğraf makinelerinde, objektifin gövdeye kolaylıkla takılıp çıkarılmasını sağlayan kilitli mekanizmadır.
Beer Kanunu: Işığın geçtiği malzeme tarafından emilmesi, ışık ışınlarının içinden geçtiği molekül sayısı ile doğru orantılıdır. Eğer ışığı emen molekülde kimyasal değişimler olursa, bu yasa geçerli değildir. Eğer emici malzeme emici olmayan bir ortamda çözülmüş ise emilme, çözeltinin konsantrasyonuna bağlıdır.
Beers Geliştirici: İki ayrı eriyikten oluşan; metol ve hidrokinon içeren kontrast kağıt banyosudur.
Bekerel Işınları: Gümüş tuzları üzerindeki sislenmeye neden olan radyoaktif ışınlardır.
Belitski Hafifletme Eriği: Negatifler için asit saptama banyolarında tonları açıcı olarak kulanılan, ferrik potasyum sitrat ya da oksalat eriğidir.
Bellek Kartı (Memory Card): Dijital fotoğraf makineleri ile çekilen görüntülerin saklandığı; fotoğraf makinesine takılıp, çıkartılabilir hafıza deposuna denir.
Beta Değeri: Bir duyarkatın, kontrast ifadesinin değişim ölçüsü metodunun, Almanlar tarafından kıllanılan değeridir.
Beutler Metodu: Minyatür fotoğraf makinesi ile çalışırken; az duyarlı, ince grenli filmin, metol, sülfit ve sodyum karbonat içeren çok hızlı bir geliştirici banyonun kullanımıdır. Ayrıntıda daha fazla keskinlik verir.
Beyaz Ayarı (White Balance): Birçok video sistemi kullandığı bir ayar türüdür. Bu ayar ortam ışığından kaynaklanan olası renk sorunlarını ortadan kaldırır. Beyaz ayarında renk dengesi şu sistemi varsayar; normal durumda eğer bir beyaz nesnenin beyaz gözükmesi sağlanıyorsa, diğer kalan renkler de istendiği gibi gözükebilir. Eğer orijinal ışık doğru renk ısısına(günışığı) yakın değilse, beyaz ayarı beyazı diğer renklerden sağlar. Profesyonel fotoğraf makinelerinde de beyaz ayarı mevcuttur.
BIT (Binary Digit): Hafızanın en küçük birimi. Dijital kavram olarak “0” ve “1”i ifade eden "binary" ve "digit" kelimelerinin kısaltmasıdır.
Biçim Bozulması: Fotoğraf baskı işleminde elde edilen, normal görüntünün büyüklüğünde, oranlarında ya da tonlarındaki herhangi bir değişimdir.
Bikromat İşlemi: Organil yapışkanlar (sakız, zamk, albümin ve jelatin) ile birleşen potasyum ya da amonyum bikromatla uygulanan fotomekanik işlemdir.
Bikromatlı Albumin İşlemi: G. Bonnet tarafından 1890 tarihinde geliştirilmiş fotomekaniksel çoğaltma işlemidir.
Bikromatlı Jelatin: G. Suckow tarafından 1839 tarihinde geliştirilmiştir. Buna göre; çözülebilir bir bikromat bileşimiyle ışığa duyarlı hale getirilir. Bağlayıcı olarakta jelatin kullanılır.
Bileşik Objektif (Compound Lens): İki ya da daha fazla sayıda mercek biriminin kullanılarak yapılan objektifler; Böylece objektiflerin aydınlatma indisini büyütmek, görüntü bozulmalarını gidermek ve görüntü kalitesini yükseltmek mümkündür.
Bilgisayarlı Flaş Sistemi: Günümüz teknolojisinde flaşlar, optik fotosel bir göz ve küçük bir bilgisayar sistemiyle donatılmıştır. Fotoğrafı çekilecek objeden yansıyan ışığa göre bilgisayar sistemi, ideal ışık şiddeti ile belirli bir uzaklık alanı içerisinde otomatik poz denetimi sağlar.
Bindirme (Montage): İki ya da daha fazla görüntünün birbiri üzerine bindirilerek, başka bir deyişle farklı filmlerdeki farkı görüntülerin aynı kağıt üzerinde birleştirilerek kullanılması.
Birinci Banyo (Developer): Bkz. Geliştirici banyolar.
Birleşik Baskı: İki ayrı negatifin aynı fotoğraf kağıdı üzerinde basılması yöntemidir.
Bit: Dijital görüntünün temel birimidir. 8 bit 1 byte'a eşittir.
Blör (Blur): Görüntü işleme programlarındaki netsizlik, bulanıklık etkisidir.
BMP: Dos, OS/2 ya da Windows uyumlu bilgisayarlardaki standart resim formatıdır. BMP formatı RGB, listelenmiş renkler, grilik skalası ve Bitmap renklerini destekler.
Boraks: Sodyum tetraborat olarak adlandırılır. Soğuk suda az eriyen beyaz kristel yapılı maddedir. Zayıf alkali özelliğinden dolayı, ince gren geliştiricilerinde etkiliyici olarak kullanılır.
Borik Asit: Kristal yapılı beyaz toz halindedir. Potas ve alümlü saptayıcıların ömrünü uzatmak için kullanılır. Boya Süblimasyonlu Yazıcılar (Thermal Printers): Dijital fotoğraf makinesiyle çekilen görüntülerin bilgisayar gerekmeden doğrudan baskı yapabilme olanağını sağlayan bir yazıcı türüdür. Bu tip yazıcılarda görüntü, boya süblimasyonu tekniği kullanılmaktadır. Boya süblimasyoınlu yazıcılarda buharlaştırılmış renk boyası görüntüyü oluşturur.
Boyut (Size): Fotoğraf makinelerinde, filmlerde ve fotoğraf kağıtlarında büyüklüğün ölçüsünü ifade eden deyim.
Bölgesel Kontrol (Local Control): Bkz. Maskeleme.
Bracketting: Bkz. Poz taraması
Bromür: Hidrobromik asit tuzudur. Işığa duyarlı tuz olan gümüş bromür ile geliştiricilerde sınırlayıcı olarak kullanılan amonyum ve potasyum bromür, fotoğrafçılıkta kullanılan başlıca bromürlerdir.
Bromür Kağıdı (Bromide Papers): En yaygın olarak kullanılmakta olan fotoğraf kağıdı türüdür. Duyarlı katmanın gümüş bromür'den (AgBr) yapılmış olduğunu belirtir.
Bromürlü Kağıtlarda Yedirme: Bromürlü kağıda basılmış fotoğrafın, tonlarını permanganat asidi ve saptama ile ağırtma işlemidir. Dokulu kağıtlarda gravüre benzer bir görüntü verir.
Bronzlaştırma: Siyah gümüş görüntünün yüksek ısıda kurutulup gümüşün zerrecikler haline getirilmesidir. Böylece saçılma ve yansıma arttırılarak, kahverengi mor tona dönüşüm sağlanır.
Brownie (Brownie): 1900 yılında üretilen Kodak marka kutu fotoğraf makinelerinin tescilli ismi.
BSI (BSI): İngiliz standartlarına göre filmlerin ışığa karşı duyarlılıklarını belirleyen ölçü birimleri. (British Standarts Institute kelimelerinin kısaltılmasından oluşmaktadır.)
Bubble Jet Yazıcılar: Canon firmasının ürettiği bir çeşit yazıcı olan "Bubble Jet", dijital fotoğraf makinelerinden doğrudan baskı alınabildiği gibi bellek kartından ve bilgisayardan da baskı imkanı sağlıyan özelliğe sahiptir.
Bug: Bir yazılım ya da donanımda meydana gelen hata ya da sorun anlamıundadır.
Bükülme (Curuature of Field): Objektiflerin neden olduğu ve odak düzleminde bükülme ile sonuçlanan görüntü bozulması.
Büyük Format Fotoğraf Makineleri (Large Format Cameras): Teknik kamera, stüdyo kamerası olarak da adlandırılan bu makinelerde perspektif düzeltmeler yapılabilir; genellikle 13x18 cm. ve daha büyük boyda tabaka film kullanan fotoğraf makinelerinin genel adı.
Büyük Odak Uzunluğu (Long Focus): Fotoğraf makinelerinin kullanmakta olduğu filmin köşegen uzunluğundan daha büyük odak uzunluğuna sahip objektiflere verilen genel ad.
Büyütme (Enlargement): Genellikle küçük boyutlu olan negatif filmlerden, kendilerinden çok daha büyük boyutlu olarak gerçekleştirilen kart baskısı işlemi.
Büyütücü (Enlarger): Bkz. Agrandizör
C-41 Banyo: Bir cins renkli negatif film banyosudur.
Cabannes - Hoffmann Etkisi: Gümüş halojenürü duyarlı malzemeler, kısa süreli pozlandırmalarda, uzun süreli pozlandırmaya göre daha çabuk gelişirler. Kısa süreli pozlandırmada, gizli görüntüyü oluşturan noktalar. Genişler ve daha verimli gelişmiş merkezler oluşturur. Elektronik flaşın 1/1000 saniyeden daha az olmayan kuvvetli pozlandırmalarında geliştirme süresi %50 arttırılmalıdır.
Calotype: Kağıt negatiften elde edilen ilk fotoğraf işlemlerinden birisidir. Gümüş iyodür kaplı kağıt, pozlandırma ve geliştirmeden hemen önce duyarlılaştırmak için gümüş nitrat, gallik asit ve asetik asit çözeltisine daldırılır. Aynı eriyikte de geliştirilir. KAğıt daha sonra baskı için balmumuyla şeffaflaştırılır. Talbotype da denir. (Fox Talbot)
Camda Albumin İşlemi: 1847'de Abel Niepce de Saint Victor tarafından geliştirilmiş olan ve taşıyıcı olarak cam levha kullanılan ilk pratik fotoğraf işlemidir. Cam levha, potasyum iyodür karıştırılmış yumurta akı ile kaplanıp kurutulur ve gümüş nitrat ile asitlendirilerek ışığa duyarlı hale getirilir. 5-15 dakika pozlandırıldıktan sonra gallik asit aracılığıyla geliştirilir.
Cameo Aydınlatması: Arka plan tamamen karanlık, ön plandaki nesnenin ise; istenilen yerlerinin aydınlatılmasıdır.
Camera Lucida: Kağıt üzerine resim yapmayı sağlayan fotoğraf makinesinin ilk taslağı olan alettir.
Camera Obscura: Ön yüzünde küçük bir delik bulunan karanlık oda şeklindeki kutudur. Delikten geçen ışınlar karşı yüzde dışardaki nesnelerin ters görüntüsünü oluşturur. Önceleri perspektifli resim çizmekte kullanılmıştı. Sonraları arka yüzeyine film konularak fotoğraf makinesi haline getirildi. Prensipleri Arap bilginlerce saptanmış olan camera obscura'yı daha sonra Leonardo da Vinci geliştirmiştir. (1452 - 1519) Giovanni Batista Della Porta'nın tasarımından sonra (1558), 1568'de Daniello Barbaro, ön yüzdeki deliğe bir mercek yerleştirerek görüntünün parlaklığını ve kalitesini arttırmıştır.
Capture: Kullanılan programın belli bir durumunu kaydetmesi işlemine denir. Ekseriyetle görüntü programlarında kullanılır.
Carey-Lea Filtre Tabakası: Sarı koloidal gümüşlü jelatin filtredir. Dönüşebilir filmlerde en üstteki maviye duyarlı tabakanın altına konularak, enerjisi yüksek olan mavi ışınların, aşağıdaki yeşile ve kırmızıya duyarlı tabakalara geçip etkilenmesini önlemek için kullanılır. Bu filtre tipinin avantajı; dönüşebilir işlem sırasında negatif gümüşün ağartılabilir ve dökülebilir olmasıdır.
Casus Fotoğraf Makineleri: Kibrit kutusu, çakmak, kol saati gibi gözüken gizli küçük fotoğraf makineleridir.
CC Filtre (Color Correction): bkz. Filtreler
CCD (Charged Coupled Device): CCD, bir fotoğraf makinesinin görüntü algılayıcısıdır. CCD yani "charged-coupled device" Türkçe'ye çevrildiğinde "birleştirilmiş-yüklü cihaz" anlamına geliyor. Makinenin kalbi olan CCD, renk ve ışık bilgilerini tutarak bu bilgileri sayısal veri ya da piksellere dönüştüren aygıttır.
Cds Hücre: Objektiften ölçüm yapan kadmiyum sülfit hücreye verilen addır.
CIE: Aydınlatma konusunda standart belirleyen uluslar arası komisyondur. "Commission - Internationale de l'Eclairage"ın ilk harflerinden oluşur.
CIE Aydınlatıcıları: Genel renk ölçümü için kullanılan standart aydınlatıcılardır.
Cıva Buharlı Lamba (Mercury Vapour Lamp): Lamba tüpünün içinde bulunan cıva buharından elektrik akımı geçirme ilkesi ile çalışan yapay aydınlatma kaynağı.
Cibachrome: Renkli saydamlardan kendine özgü fotoğraf kağıdı üzerine pozitif renkli baskı yapma yöntemidir.
Cloning: Görüntünün bir bölümünü başka bir görüntüye ya da aynı görüntünün farklı bir alanına kopyalama işlemine denir.
CMOS: Dijital kameralarda görüntü yakalama çipidir.
CMOS Sensörü (Complimentary Metal Oxide Semiconductor): Dijital fotoğraf makinelerinde kullanılan bir tür görüntü algılayıcısıdır.
CMYK: Dört rengin İngilizce'sinin baş harfleri alınarak meydana getirilmiş bir terim. Bu renkler cyan (mavi), magenta (morumsu kırmızı renk), yellow (sarı) ve black (siyah) tır. Mürekkep püskürtmeli ve lazerin de aralarında bulunduğu bir çok türde renkli yazıcı bu dört renkten oluşan sistemi kullanırlar.
Compact Flash Kart: Dijital fotoğraf makinelerinde kullanılan bir tür veri saklama kartıdır.
Compositing: İki ya da daha çok görüntüyü birleştirme işlemine denir.
Compression (Sıkıştırma): Dosya boyutunu küçültme işlemine denir.
Crown Camı: Kırılma indisi 1,55 - 1,65, Abbe sayısı (Saçılma indisi) 63 - 51 arasında olan optik camlar için kullanılan terimdir.
Cyan: bkz. Siyan
Cyanotype: Kağıda gümüş yerine demir tuzları emdirilir. Bir tabaka kağıt demir amonyum sitrat ve potasyum iyonize demr solüsyonu ile karanlıkta kaplanır ve kurutulur. Örnek kopyalanmak üzere kağıdın üzerine konur ve baskı çerçevesine yerleştirilir. Pozlandırma işlemi direkt gün ışığında, yaklaşık 15 dakikada yapılır. Sonrasında kağıt suda yıkanır. Oksitlenme yöntemi baskıyı siyan rengine çevirir. Yöntem de adını bu durumdan alır. 1842 yılında ilk olarak Sir John Herschel bu yöntemi gündeme getirmiştir.
Çadır Aydınlatması: Çok yansıyan objelerin (mücevher, gümüş, metal vb.) fotoğrafı çekilirken yansımalarını önlemek için kıllanılan aydınlatma şeklidir. Obje, yağlı kağıt ya da beyaz astar bezinden yapılmış bir çadırın içine yerleştirildikten sonra dış taraftan aydınlatılır.
Çalkalanma (Agitation): Kimyasal işlemler süresince duyarlı yüzeye sürekli olarak bozulmamış banyoların temas etmesini sağlayan yöntem. Bu yöntem özellikle film ve kağıtların geliştirme banyosunda bulundukları sırada ve saptama banyosunun (Tespit banyosu) ilk bir kaç dakikasında çok önemlidir.Üretici firmaların bu konudaki önerilerine aynen uyulmalıdır.
Çevrinme (Panning):: Örtücü hızının en üst noktaya çıkartılmasına rağmen hareketin dondurulmaması ya da fotoğrafta hareket izlemi elde etmek için fotoğraf makinesinin, konunun hareketini izlemesi ve fotoğrafın tam bu anda çekilmesi işlemi.
Çift Dışbükeyli Mercek: İki yüzüde kenarlarından merkeze doğru dışa eğimli yüzleri olan tek mercek elemanına verilen addır.
Çift Görüntü Prizması: Bir objenin iki görüntüsünü oluşturan, bir mercekle birlikte blok bir prizmadır.
Çift İçbükeyli Mercek: İki yüzüde kenarlarından merkeze doğru içe eğimli yüzleri olan tek mercek elemanına verilen addır.
Çiftküresel Mercek: İki yüzeyi de küresel biçimde olan mercektir.
Çiftli Sistem: Filmde iki görüntüyü yanyaa kaydeden mikro film sistemidir.
Çok Amaçlı Geliştirici Banyo (Universal developer): Genellikle metol ve hidrokinon içeren hem film, hem de kağıt banyosu olarak kullanılabilen geliştirici banyolara verilen ad. Bu banyoların film ve kağıtlar için sulandırma oranları değişmektedir.
Çözelti Yoğunluğu: Bir çözeltide, eriyen maddenin çözücüye oranıdır. Her ağırlıktaki ağırlık, her hacimdeki ağırlık ya da her hacimdeki hacim olarak gösterilir. En sonuncusu bazen sıvı karışımlar için kullanılır. Yoğunluk yüzde ile ifade edilir.
Çözünürlük: Görüntü kalitesine denir.
D-76: Kodak firmasının piyasaya sürdüğü film geliştiricisinin adıdır.
Daguerreotype: İlk fotoğrafik baskı yöntemidir. Gümüş ile kaplanmış bakır levha, iyot buharına tutulur; böylelikle elementel gümüş ışığa duyarlı gümüş iyodüre dönüşür. Pozlandırılan levha sıcak cıva buharına tutulur. BU işlemle elementel gümüş, cıva ile amalgam oluşturur. Böylelikle ışık almış yerlerde beyaz gümüş amalgam oluştururken ışık lmamış koyu kalır ve görüntüpozitif oluşur.
Data: Veri. Bilgisayar ortamında kullanılan her türlü bilgiye verilen addır.
Degrade: Bir renkten bir başka renge geçiş sırasında meydana gelen renk geçişidir.
Değmeli Baskı Kağıdı: Değmeli baskı ile pozitif yapmak için genellikle gümüş klorürlü duyarkatı olan yavaş gelişen kağıtlar kullanılır.
Değişken Kontrastlıklı Kağıtlar (Variable Contrast Papers): Baskı işlemi sırasında farklı renklerde ışık kullanılarak farklı kontrastlık derecelerinin elde edilebildiği özel bir fotoğraf kağıdı türü.
Değişken Odak Uzunluklu Objektif (Variable Focus Lens): Belirli alt ve üst sınırlar içindeki tüm odak uzunluklarına sahip olabilen objektif türü; zoom objektif.
Değmeli Baskı Çerçevesi: Ahşap, metal ya da plastikten yapılmış değmeli baskıda kullanılan çerçevedir. Duyarlı malzeme negatifin arkasından pozlandırılır.
Değmeli Baskı ya da Kontak Baskı: Fotoğraf kağıdının üstüne doğrudan negatiflerin konmasıyla pozlandırılması işlemidir.
Deklanşör (Shutter release): Örtücünün açılıp kapanmasını sağlayarak fotoğrafın çekilmesini sağlayan düğme.
Deklanşör Kablosu (Cable release): Fotoğraf çekerken deklanşöre basıldığında doğabilecek titreşimleri yok etmek ya da deklanşöre uzaktan kumanda edebilmek amacıyla kullanılan esnek ve bükülebilen tek biçimindeki deklanşör.
Delete: Silme işleminin İngilizce kelime karşılığı
Deneme Şeriti: Doğru pozlandırmayı belirlemek için üzerinde farklı pozlandırmalar yapılmış ve banyoda geliştirilerek görülebilir duruma getirilmiş ışığa duyarlı malzemenin bir parçasıdır.
Denklanşör: Senkronize flaş kullanıldığında flaş devresini tamamlayan ve pozlandırmak için obtüratörü çalıştıran ya da fotoğraf makinesinde diğer denetimleri de yapan düğmedir. Bir çok 35 mm. fotoğraf makinesinde denklanşör, otomatik diyafram denetimi ve pozometre düğmesi gibi diğer işlevlere de yarar.
Denklanşör Kablosu: Denklanşör düğmesine dokunmadan bir kablo aracılığıyla çalıştırmaya yarayan alettir.
Densitometre (Densitometer): Yapılan kimyasal işlemler sonucunda siyah metalik gümüşe dönüşerek oluşan yoğunluğu ölçen araç.
Densitometri: bkz. Yoğunluk ölçümü
Derişik Eriyik (Stock Solution): Bkz. Sulandırılmamış eriyik.
Developer (Developer): Bkz. Geliştirme işlemi.
DIN (DIN): Alman standartlarına göre filmlerin ışığa karşı duyarlılıklarının belirleyen değerleridir. DIN-Deutche Industrie Normen kelimelerinin kısaltılmasından oluşmaktadır.
Diapozitif (Diapositivie Slide): Bkz. Saydam
Diffuser: bkz. Işık Yumuşatıcı
Difüzör (Diffuser): Işığı yayan ya da yumuşatan her türlü malzemeye verilen genel ad. Işık yumuşatıcısı ışık kaynağına yaklaştıkça yumuşatma etkisi azalır.
DIN Birimi: 1931 yılında Alman Endüstri Normlarının duyarkat duyarlılıklarına verdiği birim duyarlılık skalası logaritmiktir. Her DIN duyarlılık birim değeri 3 kat arttığında duyarlılık 2 katı artar.
DIN Standartları: "Deutsche Industrie Norm" baş harflerinden oluşan Alman standartlarıdır.
Diopter (Diopter correction): Bazı fotoğraf makinelerinin vizörünün hemen yanında bulunan göz ayarıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, diopter ayarları bütün göz sorununa çare değildir.
Diyafram: Bir mercek düzenine giren ışığın denetimini sağlayan sistemdir.
Diyafram Değeri (F/number): Diyafram çeşitli açıklık durumlarını simgeleyen sayılar; Diyafram değeri, objektif çapının, diyafram açıklığı çapına bölünmesi ile bulunur. Belirli bir diyafram değerine sahip tüm objektiflerin, o değerde, aynı miktarda ışık geçirmeleri gerekir. Diyafram değerlerinin sayısal olarak yükselmesi, makineye girecek ışığın azalacağını, küçülmesi ise artacağını gösteriri. Diyafram değerleri arasındaki en önemli bağlantı ise, herhangi bir değerin bir öncesindeki değerin kendisine göre tam iki misli, bir sonraki değerin ise yine kendisine göre tam yarısı kadar ışık geçirgenliğini ifade etmeleridir.
Diyoptri: Tek bir merceğin gücünü anlatan birimdir. Metre olarak; odak uzaklığının tersine eşittir. (+) ince kenarlı, (-) kalın kenarlı mercekleri gösterir.
Diyoptri Gücü: Bir merceğin ışığı kırma gücüdür. Diyoptri ile gösterilir.
Document Size: Dosya boyutu anlamına gelir.
Doğal Işık: Çoğunlukla güneş ışığı, ay ya da yıldız gibi doğal ışık kaynaklarıdır.
Doğal Yoğunluk Filtresi (Neutral Density Filter): Fotoğraf makinelerinde, objektife takılarak kullanılan gri renkle filtrelerdir. Tüm renklerde aynı oranda süzüm yaptığı için sonuçsal görüntüde herhangi bir renk kaybına neden olmazlar. Diyafram ve örtücü hızı ile oynamanın mümkün olmadığı durumlarda, makineye girmesi gereken ışığın azaltılması amacıyla kullanılırlar.
Dolgu Flaş: Ana ışık kaynağına ilave olarak, gölgeleri yumuşatmak ya da konuyu aydınlatmak amacıyla kullanılan flaş aydınlatmasıdır.
Dönüşebilir İşlem: Pozitif oluşturmak amacıyla pozlandırma işlemine verilen addır. Normal negatif görüntüyü oluşturmak için geliştirerek, bu görüntü ağartılır. Aside olmuş potasyum bikromat eriğinde kalan gümüş bromürü gelişebilir duruma getirmek için beyaz ışık ile ara pozlandırma yapılır. Kalan görüntüyü karartmak için; ikinci kez geliştirilerek pozitif oluşturulur. Böylelikle kalan görüntü karartılmış olur. gelişmemiş gümüş bromürü ortadan kaldırmak içinde saptama banyosu uygulanır. Çok tabanlı renkli dönüşebilir malzemelerde ise; bir renk geliştiricisi karartan geliştirici yerine kullanılır, pozitif gümüş görüntü ağartılır ve saptanarak boyalardan oluşan bir görüntü elde edilir.
Dönüşebilir Malzeme: Fotoğraf makinesinde pozlandırılmış film üzerinde pozitif görüntülerin oluşumu için tasarlanmış fotoğrafik malzemelere denir.
Dönüşümlü Malzeme (Reversal Material): Çekimden sonra geçirdiği kimyasal aşamalar sonucunda doğrudan doğruya gerçekte renk ve tonlarla uygun görüntü veren malzeme.
DPI (Dots Per Inch): Bir fotoğrafı meydana getiren "bir inçteki noktaların" (dots per inch- DPI) sayısını ifade eder. DPI daha çok baskıda kullanılan bir terimdir.
DPOF: Canon dijital fotoğraf makinelerinde, doğrudan baskı yaparken LCD ekranından seçilen görüntünün basılmasını sağlayan sistemdir. Kelime, İngilizce "Digital Print Order Format" ifadesinin kısaltmasından oluşur.
DSP: Bkz. Dijital Sinyal İşlemci
Durak (Stop): bkz. Diyafram değeri.
Durdurma Banyosu (Stop bath): Geliştirme banyosundan sonra bu kimyasal işlemi durdurmak ve geliştirme banyosunun film ya da kağıt aracılığıyla saptama banyosuna taşınıp bu banyonun kimyasal bileşimini bozmasını önlemek amacıyla kullanılan bir banyo.
Duyarkat (Emulsion): Fotoğraf film ve kağıtlarında, görüntünün oluşturulabilmesi için kullanılan ve gümüş tuzlarından oluşan, ışığa karşı duyarlı katman tuzlarından oluşan, ışığa karşı duyarlı katman.
Duyarkat Seri Numarası: Bir seride üretilen duyarkatı belirlemek için ambalajın üzerine yazılan seri numarasıdır.
Duyarkat Taşıyıcıları: Üzerine fotoğrafik duyarkatın kaplandığı cam, plastik ya da kağıt tabandır.
Duyarkatın Çatlaması: Genellikle eriyiklerin sıcaklık farklılıkları nedeniyle fotoğrafik malzemenin duyarkat yüzeyinin buruşukluğudur. Çatlamadan dolayı ağ benzeri bir doku oluşur.
Duyarkatın Olgunlaşması: Duyarkatın hazırlanmasındaki bir evredir. Jelatin çözeltisi içerisindeki gümüş halejenürlerin çöktürülmesi sırasında oluşan gümüş halojenür kristel çekirdeklerinin büyümesi için yapılan işleme denir. Ostwald Olgunlaşmaası olarak da bilinir.
Duyarlılık (Speed, Sensitivity): Duyarkatın (filmlerde) ışığa karşı duyarlılığını belirleyen ve ASA/DIN/BSI/GOST gibi birimlerde ifade edilen özellik.
Duyarlılık Artırma (Hypersensitizing): Işığa karşı duyarlı yüzeylerin çekimden önce ışık duyarlılıklarını artırma işlemi; bu yöntemle yaklaşık % 50'lıkbir duyarlılık artışı sağlanabilir. Bunun için kullanılması gereken formül:

0.880 Amonyak............... 3ml.
Saf Alkol......................... 24 ml.
Su.................................... 1 litre.

Film bu eriyiğe mutlak karanlıkta batırılmalı, süzüldükten sonra hızla kurutulmalıdır. Duyarlılığı artırılan film mümkün olan en kısa sürede de kullanılmalıdır.
Düşen Işık (Incident Light): Herhangi bir ışık kaynağından herhangi bir cisme düşen ışık.
Düşen Işık Ölçer (Incident Light Meter): Fotoğraf çekilecek cisim üzerine düşen ışığı ölçmek için kullanılan, ışığa karşı duyarlı "göz"ünün üzerinde beyaz renkli küresel bir parça bulunan ışık ölçer türü.
Düşen Işık Ölçümü (Incident Light Reading): Herhangi bir cisim üzerine herhangi bir ışık kaynağından düşen ışığın, bir düşen ışıkölçer yardımıyla ölçülmesi. Düşen ışıkölçer konudan ışık kaynağına doğru yöneltilir.
Düzeltme Filtreleri (Correction Filters): Renklerin, gözün gördüğüne en yakın biçimde elde edilmesini sağlayan filtrelerdir. S/B pankromatik filmlerin pek çoğu renk tayfındaki tüm renklere duyarlı olmakla birlikte bu duyarlılık gözün duyarlılığına denk değildir. İşte düzeltme filtreleri bu denkliği sağlamak amacıyla kullanılan ve genellikle sarı ve sarı-yeşil renkteki filtrelerdir. Böylece S/B pankromatik filmlerin mavi renge olan aşırı duyarlılıkları azaltılmaktadır.
Dx Kodu: Fotoğraf ve film banyo makinelerinde, film kaseti üzerindeki filmin duyarlılığını, poz sayısı gibi bilgileri içeren kodlama sistemidir.
E-6 Banyo: Diapozitif banyo türüdür.
Eberhard Etkisi (Eberhard effect): G.Eberhard tarafından ilk kez tanımlanan ve negatif üzerindeki farklı yoğunlukların sınırlarında çizgi şeklinde oluşan, ve filmin geliştirme banyosu sırasında gerektiği gibi çalkalanmamasından (ajitasyon) kaynaklanan hata.
Edges: Yüksek kontrastlı bölgeleri ifade etmek için kullanılan bir terimdir.
Ektachrome: Kullanıcı tarafından işlemi yapılabilen üç tabakalı renkli dönüşebilir film tipidir. 35 mm. Fotoğraf makineleri için tabaka ve çoğaltma filmleri şeklinde bulunur. Ektachrome infared (kızılötesi) renkleri yanıltıcı filmdir. (Kodak 1946)
Ektacolor: Kullanıcı tarafından işlemi yapılabilen çok katlı renkli film çeşididir. Renkli baskı, renkli negatif tabaka filmi, renkli baskı kağıdı ve ara negatif film, profesyonel ve teknik fotoğrafçılık için tasarlanmıştır. (Kodak 1945)
Elektrik Gözü: Fotosel üzerine düşen ışığa tepki olarak objektifin diyafram ya da obtüratör birimini doğrudan denetleyen otomatik ışık ölçer birimidir.
Elektriklenmiş Film: Filmleri kullanırken yüzeyin sürtüşmesi ya da rol filmlerin açılması sırasında da oluşan bir statik elektrik yükünün filmi etkilemesidir. Bu duyarlı malzemenin bölgesel sislenmesine ya da lekelere neden olabilir.
Elektromanyetik Işınım: Değişik seviyelerdeki elektrik akımının enine dalgalar halinde enerjiye dönüşmesi ve bu dalgaların boşlukta saatte 300.000 km. hızla seyreden manyetik alanlarıdır.
Elektromanyetik Obtüratörler: 1- Mil'e geçirilmiş kanatçıkları olan metal bir kapak tipinde, obtüratör kanatçıkları üzerine doğrudan elektro mıknatıs işlemi yapan elektrodinamik obtüratörlerdir. 1/100 saniyenin altındaki pozlandırmalar için fotomikrografik makinelerde kullanılır. Böylece sallanma önlenmiş olur. (Leitz 1961) 2- MAnyetik enerjili obtüratördür. Elektrik mıknatısı öbtüratörün açılmasını ve kapanmasını sağlar. 3- Ayarlanan poz süresi için obtüratörün bir kez kapanması ile mıknatısa giden akım kesilir. Bunlar elektronikdenetlenmiş obtüratörlerdir.
Elektromanyetik Tayf: Bir santimetrenin milyonda birinden bazen 800 kilometreye varan bileşik dalga boylarına ayıran elektromanyetik ışınımlardır. Bu tayfın pek çok kısmının kendisine özgü isimleri vardır. Buna rağmen bu konuda değişik ya da kısmen çalışan alanlarda yer alan dalga boylarını belirtmek üzere uluslararası bir anlaşmaya varılmıştır.
Elektron Mikrografi: Bir elektron mikroskopu'nda elektronlar tarafından şekillenmiş fotoğrafiksel görüntüleri saptama tekniğidir. Bir ışık mikroskobu 200 nm'den aşağı ayrıntıları verebilirken, elektron mikroskopu'nun sınırları 1 nm'den 0,3 nm'ye kadardır.
Elektronik Flaş (Electronic Flash): Bir elektrik kondansatöründeki elektrik enerjisinin gaz dolu bir tüpten geçerken çıkardığı parlak ışığı, fotoğrafta yapay ve yardımcı aydınlatma kaynağı olarak kullanılmasını sağlayan elektronik aygıt.
Elektronik Obtüratör: Fotoğraf makinelerinde, obtüratörün açılma ve kapanma süresini kontrol eden elektronik bir sistemdir. Elektronik Obtüratör Yaylar tarafından açılıp kapanan obtüratör tipidir. Ancak; içerisinde sıradan obtüratörlerde pozlandırmanın uzunluğunu denetlemede kullanılan açış mekanizması bir elektronik zamanlama devresi ile yer değiştirmiştir.Denklanşöre basıldığında solenoid'in optüratörü açtığı ve bir direnç üzerinden kondansatörün belli bir voltaj değerine ulaşarak dolması ile süresi belirlenen ve bu süre içinde açık kalarak dolum süresinin sonunda solenoid'in obtüratörü kapattığı sistem çalışır. Zamanlama mekanizmasının bu türü mekanik olmadığından daha az aşınır. Pozlandırma sürelerinin daha daha töleranslı olmasını sağlar. Ve daha doğru sonuçlar verir.
Elektro-Optiksel Obtüratör: 1/200.000.000 saniyenin düzenli pozlandırmalarını ayarlayabilen yüksek hızı durdurabilen obtüratör tipidir. Elektrodlar döşenmiş bir cam hücrenin ve iki adet çaprazlanmış polarize edicinin arasına yerleştirilmiş nitrobenzen'den oluşmuştur. Elektrodlardan yaklaşık 20.000 volt geçmesi, ışığın sistem içerisinden geçmesini sağlar.
Emilsiyon (Emulsion): Bkz. Duyarkat.
Emniyetli Film (Safety Film): Taşıyıcı tabanı selüloz asetat'tan yapılan filmlere verilen ad. Selüloz asetattan önce kullanılmakta olan selüloz nitrat tabanlı filmler yanıcı olmaları nedeniyle pek çok açıdan çeşitli sakıncalar yaratmaktaydılar.
Emniyetli Işık (Safe light): Bkz. Karanlık oda ışığı
Endoskopik Fotoğraf Makinesi: Kimi iç organlar ya da komplike makine sistemleri gibi, içine girilemez ortamların görüntüsünü elde etmek için kullanılan fotoğraf makinesi çeşididir.
Enstantane (Shutter Speed) Bkz. Örtücü hızı.
Eş Zamanlama (Senkronizasyon): İki ya da daha fazla olayın yahutta işlemin, aynı an ve hızda gerçekleşmesi için çalışan sistemdir.
Eş Zamanlama Kablosu (Senkron Kablosu): Flaş ve obtüratörün aynı anda çalışmasını sağlayan bağlantı kablosudur.
Eş Zamanlayıcı: Bir fotoğraf makinesi obtüratörünün açılması ile bir flaş ünitesinin çakmasının aynı anda olmasını sağlayan aygıttır.
Eş Zamanlı Flaş: Bir flaş ampülünden ışığın yoğunluğunun en iyi noktasının fotoğraf makinesi obtüratörünün tam olarak açıldığı zaman, karşılaşmasını sağlamak maksadıyla, bir fotoğraf makinesi obtüratöründe yapılmışfalaş çakma kontağı benzeri bir parçanın kullanımıdır.
Etkili Diyafram Katsayısı: Bir objektifin gerçek ve etkili diyaframları arasındaki değişmez orandır. Fotoğraf makinesinde tek elemanlı bir objektif kullanıldığında, ışık demetinin merceğe ulaşmadan hemen önce vardığı nokta yalnız bire eşittir.
Ev: Bkz. Pozlandırma değeri
f: Bir objektifin ışık geçirme gücünü ifade eden sembol.
Fahrenhayt (Fahrenheit Scale): Bazı ülkelerde halen kullanılmakta olan ısı ölçüm birimleri; Fahrenhayta ölçeğinde suyun donma nokta noktası 32ºF., kaynama noktası ise 212ºF.'tır.
Fazla Geliştirme (Over-Development): Geliştirici banyoyu imal eden firmanın önerdiği banyo süresinin aşılması. Bunun sonucunda filmin yoğunluğu ve kontrastı artacaktır.
Fazla Pozlama (Over-Exposure): Duyarkatın görüntüyü oluşturmak için gereksinim duyduğu pozlama dengesinin aşılması; fazla pozlama sonucunda film yoğunluğu ve kontrastı artacaktır.
Fıçı Bükülmesi (Barrel Distortion): Genel olarak kısa odak uzunluklu ve diyaframı önde bulunan objektiflerde ortaya çıkan ve görüntüdeki düşey hatların bir fıçıyı andıracak biçimde eğilmeleri ile ortaya çıkan görüntü bozulması.
Fıçı Distorsiyonu (Fıçı Bozulması): Fıçı biçimini andıran görsel sonuçlar veren bir mercek kusurudur. Görüntüde bulunan yatay ve dikey doğrultuların kenarlara doğru gidildikçe köşelerde içe doğru bükülmesi şeklinde gerçekleşir.
Fırçayla Geliştirme: Geliştiricinin film ya da fotoğraf kağıdına bir fırça ya da süngerle sürülerek banyo edilmesidir.
Fiber Optikler: Bir demet fiber camın uzunluğu boyunca fiberlerin iç yüzeylerinde kademeli tam yansımalı olarak ışığı yönlendiren sistemlerin optikleridir. (Hansell, 1928)
Fiksasyon (Fixation): Bkz. Saptama işlemi.
File Format: Verinin dosyada arşivleme yöntemini ifade de kullanılır. Örneğin: TIFF, JPEG, GIF, vs.
File Size: Dosyanın disk üzerinde kapladığı alan miktarına denir.
Film Banyo Tankı (Tank): Çeşitli boyutlardaki filmlerin banyo edilmeleri için ışık geçirmeyen fakat kimyasal eriyiklerin doldurulup boşaltılmasını olanaklı kılan ve böylece filmlerin banyo edilmesi işleminin ışık altında da yapılabilmesini sağlayan, çelik ya da bakalit gibi maddelerinden yapılmış kaplardır.
Film Çıkarıcı (Film Picker): Film kasetinin içine kaçan film ucunu dışarıya çıkartmaya yarayan gereçlerdir.
Film Değiştirme Torbası: Aydınlıkta film değiştirebilmek için tasarlanmış, ışık geçirmeyen, içine el sokmak için iki kolu bulunan bir düzenek.
Film Hızı: Filmin ışığa karşı olan duyarlılığını temsil eden birimdir. (DIN, ASA, ISO)
Filtre (Filters): İçinden geçen ışığın özelliklerinde çeşitli değişiklikler yaratan cam, jelatin ya da asetattan yapılmış, çeşitli renklerdeki araçlar.
Fiziksel Geliştirme (Physical Development): Herhangi bir kimyasal geliştirme ve değişim olmaksızın görüntünün oluşturulması sürecidir. Fiziksel geliştirici banyo eriyiklerindeki gümüş, fiziksel geliştirme işlemi sonucunda, ışık görmüş olan gümüş tuzları tarafından çekilmekte ve kendi üstlerine yapışmaları sağlanmaktadır. Ancak bu yöntem, geliştirme sürecinin kontrol edilmemesi nedeniyle pek kullanılmamaktadır.
Flaş (Flash): Kısa süreli fakat çok parlak ışık yayan, yapay aydınlatma kaynağı; elektronik ve magnezyum flaşlar olmak üzere iki türü vardır. Bkz.Elektronik flaş; magnezyum flaş.
Flaş Eşlemesi (Flash Syncronization): Flaşın yanıp söndüğü an ile örtücünün açılıp kapanmasının eşzamanlı (senkronize) gerçekleşmesini sağlayan ayar; Fotoğraf makinelerinde genellikle iki tür flaş eşlemesi bulunmaktadır. Bunlardan "X" işaretli olan elektronik, "M" işaretli olanı magnezyum flaşlar için kullanılan eşleme noktalarıdır.
Flaş Senkronizasyonu (Flaş Syncronization): Bkz. Flaş eşlemesi.
Format (Format): Bkz. Boyut.
Foto: 1- Yunanca photos, ışık anlamında kullanılan önektir. 2- Fotoğraf kelimesinin kısaltılmış şeklidir.
Foto Sensör: Işığı elektrik yüküne çeviren bir aygıttır.
Fotoakım: Fotoelektrik yoluyla elde edilen akıma denir.
Fotodiyod: Işık ışınları etkisiyle verdiği elektrik akımının şiddeti değişen yarı iletkenli diyod'un adıdır.
Fotoelektrik: Işık ışınlarının etkisiyle oluşan tüm elektrik olaylarını ifadede kullanılır.
Foto-Elektriksel Hücre (Photo-Electric Cell): Bkz. Işığa duyarlı elektriksel hücre.
Fotofor: Topladığı ışığı bir doğrultuda gönderen bir cins optik sistemdir.
Fotogram: Objelerin ışığa duyarlı fotoğraf malzemesinin üzerine doğrudan konması ile oluşur. Objeler, amaca uygun seçilmelidir. Şayet siyah beyaz sonuç elde etmek isteniyorsa, ışık geçirgenliğine sahip olmayan nesneler kullanılmalıdır.
Fotogrametri: Topografya haritalarının hazırlanmasında kullanılan yöntemdir.
Fotogravür: Bu yöntemin temeli, Fox Talbot'un buluşu olan Tuzlu Kağıt Baskı'ya dayanır. Karl Klic tarafından 1879 yılında geliştirilmiş bir fotomekanik baskı yöntemidir.
Fotoğraf Formatları (Image Formats): En çok kullanılan biçimler şöyle: BMP, EPS, FlashPix, GIF, GIF 89, IFF, JPEG format, PCX, PICT, PNG, TIFF."
Fotoğraf İşleme Zamanı (Image Processing Time): Dijital fotoğrafçılıkta en çok kullanılan terimlerden olan "fotoğraf işleme zamanı", deklanşöre basılmasıyla fotoğraf makinesinin yeni bir kareyi çekmeye hazır hale gelmesi arasındaki "kayıp-zamanı" ifade eder. Bu kayıp zaman, fotoğraf makinesi tarafından, çekilen kareyi analog biçimden dijital biçime çevirmekte ve bu kareyi hafızaya almakta kullanılır.
Fotoiletken Elektrik: iletkenliği ışığın etkisiyle değişen cisimler için kullanılır.
Fotojenik: 1- Gümüşlü kağıt üzerine pozlandırma yapabilen fotoğraf makinesi için W.H Fox Talbot tarafından geliştirilen işleme verilen ilk addır. (1835) 2- Işık oluşturma ya da dışarı verme. Örnek: Fotojenik bakteriler. 3- Fotoğraf makinesinin önünde, iyi oranlanmış ya da anlamlı yüzden dolayı kolayca çok iyi fotoğraf veren insanlar ya da konular.
Fotokimya: Işık etkisiyle meydana gelen kimyasal olayları inceleyen bilimdir.
Fotolimer: Işığın etkisiyle fotokimyasal değişime uğrayan polimer maddelere denir.
Fotomontaj: Bir fotoğraftaki eksik kısımları tamamlamak ya da anlatılmak istenen fikre göre yeniden düzenlemektir.
Fotopentür: Fotoğrafın boya ile boyanmasına verilen addır.
Fotorama: Lumiere'in tasarladığı panaromik fotoğrafların gösterimi için bir sistemdir.
Fotosel: Bir ya da daha fazla yardımcı flaşın ana flaştan tetiklenerek aynı anda çaktırılması için fotoelektrik düzenleyicidir. Elektronik flaş ya da flaş ampülleri kullanılabilir.
Fotostereosentez: 1920'de Lumiere'in tasarladığı; peş peşe çekilen fotoğrafların üst üste konmasıyla kabartma etkisi veren fotoğrafik yöntemdir.
FP Ampul: Perde obtüratörlerle kullanmak için flaş ampülü ışık-süre eğrisinin karşılaştırmalı uzun ve orta karar tek düze uç noktası vardır. (25'den 55 binde bir saniye'ye yarı uç nokta çakış süresi) Obtüratör birimlerinde (en dar aralık genişliğinde) filmin aynı düzeyde pozlandırmalarını sağlayan obtüratör süresi azalırken uç çakış noktasını uzatarak kapsar.
FP Eşzamanlama: Bir flaş ampülü ile bir perde obtüratörünü eş zamanlama yöntemidir. Perde obtüratörlü fotoğraf makinelerine flaş ile yapılan pozlandırmalarda, fotoğraf makinesinin obtüratörü flaşın eşzamanlaması ile açılıp kapanmaz. Obtüratörün flaş eşzamanlamasına erişinceye kadar geçen zamana ise "kör zamanlama" denir. Bu zaman diliminde ise, film doğru pozlanmaz. Filmin doğru pozlanması bu belirtilen kör zamandan sonra obtüratör ile flaş eşzamanlaması sırasında olur.
Gamma (Gamma): Fotoğrafçılıkta kullanılmakta olan duyarkatların kontrast ölçümlerinde ve geliştirme (banyo edilme) oranını gösteren karakteristik eğride, belli bir eğimle yükselmekte olan düz çizgi bölümü.
Geliştirici (Developer): Işığa karşı duyarlı malzemelerde ışık görmüş gümüş tuzlarını ayrıştırarak siyah metalik gümüşe dönüştürülmelerini sağlayan kimyasal bileşimlerdir. Böylece gizil görüntü görülebilir hale gelmektedir.Genel olarak üç türde geliştirici banyo bulunmaktadır: 1. Çok amaçlı banyolar, 2. ince gren banyoları 3. Yüksek kontrast banyoları.
Geliştirme İşlemi (Development): Işık görmüş gümüş tuzlarının ayrıştırılarak metalik gümüşe dönüştürülmesi ve gizil görüntünün görülebilir duruma getirilmesi süreci; Doğru geliştirme işlemi, uygun geliştiriciler, doğru ısı, doğru sulandırma oranı, doğru süre ve çalkalama yapılması durumunda olması gerektiği biçimde gerçekleştirilebilir. Bunlardan birindeki hata sonucu etkiler.
Geliştirme Tankı: Işığa duyarlı olan fotoğrafik malzemelerin karanlıkta içine konduğu, sonra normal ışıkta eriyiklerin içine döküldüğü, kimyasal maddelerden etkilenmeyen, ışık geçirmeyen özel kaplara denir.Geniş Açı Objektif (Wide Angle Lens): Kısa odak uzunluğuna sahip, konuyu daha geniş bir görüş açısı ile algılayan objektif türü.
GIF (Graphic Interface): Grafik arayüz, Compuserve tarafından online durumdayken fotoğrafları kullanabilmek için üretilmiştir. Internette kullanılan iki görüntü dosya formatından biridir. Sadece 256 renk ya da 8 bitlik görüntüleri destekler.
GIFF (Graphics Interchange Format): Görüntü verisi sıkıştırma dosya formatıdır. Kayıpsız bir sıkıştırma yöntemidir. Web sitelerindeki görüntülerde tercih edilir. Verileri 8 bit kaydettiğinden en fazla 256 renk olanağındadır.
Gigabayt (GB): 1000 Megabayt başka bir ifadeyle 1 milyon byte anlamını taşır.
Giyotin: Basılan fotoğrafları küçültmek ya da kompozisyona uygun duruma getirmek için düzgünce kesen alate verilen ad.
Gizil Görüntü (Latent İmage): Fotoğraf çekildikten sonra duyar katta oluşan fakat geliştirme işleminden önce görülemeyen görüntü.
Glase (Glaze): Bkz. Parlatma.
GOST (Gost): Sovyet standartlarına göre filmlerin ışığa karşı duyarlılıklarını belirleyen değerlerdir.
Gökyüzü Filtresi (Sky Light Filter): Genellikle hafif sarı renkli ve hafif bir yoğunluk (doğal yoğunluk filtrelerinde olduğu gibi) içeren, manzara fotoğraflarının çekiminde yararlanılan bir filtre türü; belirli dalga boylarındaki renkleri süzerek daha doğal görüntüler elde edilmesini sağlarlar.
Görüntü Bozulması (Aberration): Çekilen fotoğrafların genellikle kenarlarında meydana gelen ve objektiflerden kaynaklanan görüntü bozulmalarıdır; basit objektiflerde meydana gelen başlıca yedi tür görüntü bozulması söz konusudur. Objektiflerin dizaynı sırasında yapılan bazı düzeltmelerle görüntü bozulmaları önlenebilmektedir.
Görüntü Çözünürlüğü: Görüntünün kalitesini ifade eder.
Görüntü Keskinliği (Acuntance): Duyarlı katman üzerinde görüntüyü oluşturan yoğunluk sınırlarındaki kenar eğimi açısı olup görüntünün seçikliğini (netliğini) belirler. Bu açı büyüdükçe görüntü keskinliği de kaybolur.
Görüş Açısı (Angle of View): Bir objektifin film üzerine düşürdüğü görüntünün kullanılabilir bölümünü "görebilen" geniş görüş açısı.
Gradasyon (Gradation): Bkz. Gri tonlaması.
Grayscale: Siyah beyaz dokümanları tarama modudur.
Gren: Pozlandırılmış duyarkattaki gümüş tuzcuk kristallerinin, gelişimi sırasında oluşan siyah gümüşün düzensiz şekilli mikroskopik olarak küçük kümeleridir.
Gren (Grain): Duyarkattaki gümüş tuzu zerreciklerinin her birine verilen ad; bunlar ışıklandırılıp geliştirildikten sonra siyah metalik gümüş zerreciklerine dönüşerek görüntüyü oluştururlar.
Grenlilik (Graininess): Duyarkatı oluşturan grenlerin bir araya kümelenmelerinden kaynaklanan iri grenliği görüntü; grenliliği yüksek olan bir görüntüde, görüntü sanki noktalardan oluşmuş izlenimine kapılınır.
Gri Kart: Poz ölçümü için kullanılan ve %18 griye göre ayarlanmış karttır.
Gri Skala: Beyazdan siyaha kadar olan gri tonları belirleyen değişken yoğunluktaki gri basamakların film ya da kağıt üzerindeki oluşumudur.
Gri Tonlaması (Gradation): Bir görüntünün sahip olduğu gri tonlarının sayısal olarak miktarı; Yumuşak görüntüde- çok sayıda gri tonu (siyahsız ve beyazsız);normal görüntüde , görüntü sanki noktalardan oluşmuş izlenimine kapılır.
Gümüş Kazanma (Silver Recovery): Kullanılarak bozulan kimyasal eriyiklerdeki gümüşü