Toplumdaki bireyler arasında , sevginin yaygınlaşmasındaki en önemli eylem selamlaşmaktır. Selam, bir saygı ve sevgi belirtisidir. Nezaket kurallarının başında gelirBatı toplumlarında selamlaşma bu insanların en belirgin özellikleri arasında yer alır.
Her ne kadar komşuluk ve akrabalık ilişkileri olmasa da karşılaştıklarında, asansörde, yürüme parkurlarında, iş yerlerinde "Hi ! " (merhaba ,selam) kelimesini çok sık kullanırlar. Konuşmaya başlarken selam , işi bittiğinde "Thank you " (teşekkür) Batı toplumunda en çok kullanılan kelimeler arasında bunlar vardır.
Vatandaş bir adres sorar, yardımcı olursunuz; sonra tek kelime etmeden kafasını çevirip gider. Saat sorar, söylersiniz; tık yok.. Asansörde, bahçede selam yok, iş yerine girersiniz yine öyle..Selam verenler de karşılık alamayınca sap gibi ayakta kalır.
"Bak postacı geliyor selam ediyor _ Herkes ona bakıyor merak ediyor " şarkıları çocukluğumuzda kaldı . Postacılar artık selam etmediği gibi sevgiliden mis kokulu mektupların yerine, icra, mahkeme, trafik cezası tebligatı taşıdıklarından millet onları görünce ürkek oldu..
Güzel duyguların anlatıldığı mektuplar da tarihe karıştı . Nasıl başlardı mektuplar eskiden " Önce selam ederim.. "Hem de nasıl anlı şanlı selamlar .. Mektupların sonu da selamla biterdi. Ah, o asker mektuplarını bir kitap yapsak.. Şimdi toplum olarak selama düşman olduk. İslami kültürden uzaklaşan toplumumuz selamlaşma konusunda bütünlemeye kaldı.
Şair, sitemini yansıtırdı sevgilisine
" Bir selam vermeden gelir geçersin – Şu garip gönlümü viran edersin "

Fuzuli, o zamanki dünyanın süper gücü Osmanlı Devletinin padişahı Kanuni’ye gönderdiği “ Şikayetname” sinde manzum olarak sıkıntısını anlatırdı
" Selam verdim, rüşvet değüldür deyu almadılar – Hüküm gösterdim faidesüzdür deyu mültefit olmadılar"

Karanlık çağın en koyu devresinde vahşi bir toplumun içinde kalplerde inkılap (değişim) yapan en büyük insan (O’na selam olsun) arkadaşlarına “ Aranızda sevginin artmasını ister misiniz ? "diye soruyordu; "O halde selamı yayınız (selamlaşınız ) "
Ve ekliyordu "Az, çoğa selam versin"

Sayısı az olan, kalabalığa, bir kişi, iki kişiye, küçük, büyüğe, memur müdüre, işçi patrona, ast üste selam vermek zorundaydı. Askerlikte de bu konu çok önemliydi. Bir sırması az olan fazla olana, bir yıldızı olan iki yıldızlıya selam vermek zorundaydı.

Silahlı kuvvetlerde selam vermemek suçtu fakat medeni toplumlarda en büyük nezaketsizlik hatta saygısızlıktı. İslam geleneğinde selamlaşmak, selamı aynı tonda ve hatta daha coşkulu olarak cevaplamak mecburiyeti vardı .
"Selamünaleyküm !" "Esenlik üzerinize olsun"
"Ve aleykümselam !" "Ve sizin de üzerinize esenlikler olsun"

Askerlikteki parola sistemini iyi biliriz. Bir nöbet yerindeki nöbetçiye gece vakti yaklaştığınızda karanlığın içinde gür bir sesle irkiliririz
"Dur hemşerim" Nedir PAROLA ?
Parolayı söylersiniz ama iş bitmemiştir, o sizden dost olarak emin olmuştur ama sizin de emin olmanız gerekmektedir, ya asker kılığında bir düşmansa; bu defa siz sorarsınız
"İşaretini söyle !"

Nöbetçi işareti bildirince siz de artık emin olursunuz ki orada nöbetçi kılığında dikilen kişi sizin askerinizdir. Sonra korkmadan yaklaşırsınız.

Bir dağ başında bahçe kenarından bir adam yaklaşmaktadır ; acaba niyeti ne ? Endişe ile yaklaşmasını beklersiniz.. Sonra adam yaklaştığında gülümseyerek : “ Selamünaleyküm ! Kolay gelsin ! " diyerek seslenir. Artık rahatlamışsınızdır; gelen kötü niyetli biri değildir. Müslümanın parolasını vermiştir "Allah’ın selameti güvencesi ve iyilikleri üzerinize olsun. Benden yana korkma, benden zarar gelmez"
Köylü de selama karşılık verir: "Aleykümselaaam !" Benden de sana fayda gelir, zarar gelmez..
Ne güzel bir toplumsal dayanışma, ne güzel bir güvence ve sevgi belirtisidir selam..

Avrupalı’nın gülümseyen bir yüzle uyguladığı selam, teşekkür sözcükleri lugatlarımızdan silindi.

İnsana teşekkür, Allah’a şükür konusunda duyarlı olmayan bir toplumda sevgi ve mutluluk yayılır mı ?


Ahmet Müfit Kutlu

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 365
favori
like
share