Besinledeki katkı maddeleri gerçekten yaşamımız içine girmiş ve ne olduğu tam olarak bilinemeyen kimyasallar olarak karşımıza çıkmıştır.
Bir çok tüketicide de haklı olarak sülfit gibi katkı maddelerinin zararlı olduğu konusunda görüş hakim.

Besin değerlerinin korunması ve arttırılması, mikrobiyolojik bulaşmanın önlenmesi, uzun süreli saklama, güvenli taşıma amacıyla kullanılan katkı maddelerinin yararı ve zararı konusunda yeterli bilgi tüketicilere ulaşmamış durumda.

Diğer bir açıdan bakılınca tüketicinin katkı maddeleri hakkında bilgi alabileceği, danışabileceği bilgi kaynakları sınırlı ya da hiç yok.

Üstelik katkı maddelerinin adları sempatik ya da kulağa hoş gelen kelimelerden oluşmuyor. Uzun ve okunuşları zor.

Katkı maddesi nedir?

Tüketime sunulan veya sunulacak olan gıdaların görünüm ve lezzetlerini tüketicinin arzu ettiği duruma getirmek, bozulmalarını önleyerek, gıdaların raf ömrünü uzatmak amacıyla gıdalara tüketime sunulmadan önce bilinçli ve amaçlı olarak ilave edilen maddelere GIDA KATKI MADDELERİ denmektedir .

Besinlerin içinde ulunan maddeler dışında değişik kimyasal maddeler ve bu kimyasal maddelerin karışımından oluşan katkı maddeleri besinlere değişik süreçlerde ekleniyor, örneğin üretim, işleme, paketleme ve depolama gibi.

Kullanılan katkı maddelerinin miktarı ve cinsi sağlık kuruluşları tarafından onaylanması gerekiyor. Bu konuda Amerika’da bulunan FDA (Food and Drug Administation) çok güçlü ve önemli bir yapı.
FDA bilgilerine göre Amerika’da yılda önemli oranda katkı maddesi kullanılıyor ve bu maddelerin %98′I şeker, tatlandırıcı, tuz,sitrik asit, biber, sebze renkleri, hardal, bira mayası ve soda’dan oluşuyor. Onay almış katkı maddelerinin sayısı ise 2.800 adet’ten fazla..

Gıda Katkı Maddelerinin insan sağlığı üzerinde etkileri
Besinlerde kullanılan GKM nin beslenme kalitesini sağlaması, kalite ve dayanıklılığı gerçekleştirerek artık oranında bir azalma sağlaması, işlenmeye yardımcı olması aranan özelliklerdir. Bir GKM işleme ve üretim hatalarını gizlememeli, tüketiciyi aldatmamalı ve bir besinin besleyici değerini düşürmemelidir .

Bazı GKM ne duyarlı olan insanlar reaksiyon verebilirler. Avrupa da nüfusun %0.03-0.10 unun GKM ne karşı duyarlı olabileceği saptanmıştır. Renklendiricilerden bazıları astım, deri döküntüleri, hiperaktivite ve migrene yol açabilirler. İzin verilen renklendiriciler ülkeden ülkeye değişebilir. Örneğin; Norveç ve İsveç besinlerdeki tüm yapay renklendiricilerin kullanımını yasaklamıştır .

Aroma arttırıcı maddelerden bazıları baş dönmesi, çarpıntı yapabilir. Gut hastalığı olanlarla pürinden fakir diyet alması gerekenler bu GKM ni almamalıdır. Koruyucu maddeler, besinleri bakteri, küf, maya bozulmalarından korumak, raf ömrünü uzatmak, doğal renk ve aromayı korumak amacı ile kullanılırlar. Bu maddelerden en çok sucuk, salam, sosis ve pastırma gibi et ürünlerine konan nitrat ve nitrit tartışılmaktadır. Bunlar parlak, kırmızı pembe rengin sağlanması yanında, tuz ile birlikte Clostridium botulinum un çoğalmasını ve toksin oluşturmasını önlemektedir. Nitrat ve nitrit kanserojen nitrozo bileşiklerinin oluşumuna aracılık etmektedirler. Nitratın ADI değeri 0 - 5 mg/kg, nitritin ADI değeri ise 0 - 0.2 mg/kg olarak belirlenmiştir. Günlük aldığımız nitrat ve nitritin % 80 i su, sebze ve diğer doğal besinlerden, % 20 si ise GKM nden gelmektedir .

Niye katkı maddesi kullanılıyor?

Katkı maddelerini ikiye ayırmak gerekiyor. Bunlardan besinsel katkılar yiyeceklerin besin ve vitamin değerini arttırıyor. Kozmetik katkılar ise daha çok besinin görünüşünü, rengini ve tadını değiştirmek amacıyla kulanılıyor.

Katkıları yapay-sentetik ve doğal olarak ikiye ayırmak mümkün.

Koruyucu katkılara besinlerin uzun süre taze kalması ve besin kalitesinin düşmemesi için başvuruluyor.

Besinlerin üretimi, işlenmesi, depolanması ve taşınması sırasında gerekli olan katkı maddeleri ile de karşılaşıyoruz.

Tüketici basinlerde hangi katkı maddelerinin ne kadar kullanıldığını ve olumsuz sağlık tehlikelerini bilmek zorundadır.

Tüm besinlerin içindeki katkı maddeleri besinlerin üzerinde bulunan etiketlerde açık olarak yazılmalı ve aşırı kullanım, ters etkiler hakkında tüketici aydınlatılmalıdır. Olumsuz etkiler görüldüğünde yetkili sağlık ve denetim servislerine başvurulmalıdır. Amerika’da bu konuda FDA’ya 6.000 şikayetin ulaştığı bildiriliyor.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 883
favori
like
share
Piranha_TR Tarih: 04.04.2009 16:17
sağol
AYIŞIĞI Tarih: 04.04.2009 16:09
ellerine sağlık