Bismillahirrahmânirrahîm






Allah (cc)'in selami rahmeti bereketi üzerinize olsun kardeslerim.



Yaşamın anlamını kavramak için dünyayı dolaşmaya çıkan bir genç, gezdiği ülkelerden birinde ünlü bir bilgeyi ziyarete gitmişti.
Gezgin genç, bilgenin yaşadığı evde, tüm duvarların kitaplarla kaplı olduğunu gördü.
Fakat evi dikkatle gözden geçirdikteb sonra , yerde bir kilim, duvar dibinde yatak olarak kullanılan bir sedir, ortada ise bir masa ve sandalyeden başka evde hiçbir eşyanın olmadığını gördü ve merakla sordu:
"Neden hiç eşyanız yok?" dedi. "Koltuklarınız, kanepeleriniz, büfeleriniz.... Onlar nerede?"
Bilge, bu soruya karşılık olarak kendi bir soru sordu gezgin gence;
"Senin de yalnızca, sırtında taşıdığın küçük bir çantan var, yavrum" dedi. "Peki, senin eşyaların nerede?"
Gezgin genç, kendini savunurcasına yanıtladı bu soruyu:
"Ama görüyorsunuz.... Ben yolcuyum."
Ünlü bilge, hak verircesine güldü:
"Ben de öyle, yavrum" dedi. "Ben de öyle....

Böyle bir hikaye ile başlamak istedim konuma, çünkü hepimiz yolcu değilmiyiz bu alemde...fakat bir beşer olan adem, yani insan bu varlık sahnesine niçin çıkarıldığını bilmek zorunda...Bu alemde yaşamımıza anlam kazandırabilmemiz için yüce yaratanımıza hakkıyle kul olmaya gayret gerek.
Yolcuyuz dedikya, bu başlıkta inşallah hep birlikte Bismillah ile yola koyulalım.
Fakat bu yol hem uzun, hem inişleri çıkışları, hem yokuşları, hem uçurumları olan çetin bir yoldur. Bu yolun menzili çok uzaktır. Bu yol için bir bineğiniz olmalı, menziller katedebilmeniz için, alemler geçebilmeniz için, berzah alemine çıkabilmeniz için bir asansörünüz olmalı...
Bu vuslat yolunda her ne lazımsa, burada Rabbimin izni ölçüsünde değineceğiz inşallah...
Ey yolcu!
bu yolda lazım olan bineğin, aracın ne olduğunu bilmek istiyorsan bu araç yüreğindir.
Eğer yüreğine güveniyorsan senin için bu yol kutlu olsun! Hiç zaman kaybetmeden vasil olmalisin.
Şunu unutmaki,
taklitle idrakin açilmadiğini müşahade edenler, ibadetlerini Rablerinin korkusundan ziyade hoşnutluğunu ve O (cc)'nun rizasini kazanmak, sevgili kullarından olmak maksadiyle yaparlar. Çünkü onlarin yüreklerinde tarife sığmaz bir aşk vardir. Çünkü onlar karşılık beklemeden severler. Ne ilginçtirki, bir bakima kendilerinin iradesi dışında gelişir bu yakınlaşma. Çünkü Allah (cc)'in hidayet vermediklerine kim hidayet edebilirki?!
Dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta varki, bize ulaşan bir söz, bir makale, bir sohbet Ya da bir dost aracılığı ile bir vesile hasıl olurki, içimizdeki var olanı açığa çıkartmaya başlar. İşte bu bir davettir, ulvi kattan süfli kata ulaşan. İşte o an yüreğinizde var olan ateşi alevlendirmelisiniz. Çünkü seni yaratan Rabbin sana öyle bir değer vermişki, seni yarattıklarının en şereflisi (eşref-i mahluk) yapmiş. Bu payeye layık olabilmen için zamanımızın tüm ağyarlarından sıyrılıp O'na gitmen, hayatıyın akışını O'na doğrultman gerekir.



Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen

(ibret nazarıyla bak kendine ey kişi! Ve anla ki sensin âlemlerin özü. Sen, yaratılmışların gözbebeği olan “insan”sın.)

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 352
favori
like
share