Kınalı Keklik ve Kınalı Keklik Avı



Kınalı Kekliğin Dış Görünümü ve Özellikleri
Orta büyüklükte, güzel görünüşlü, çok tanınan ve sevilen bir av kuşudur. Erkek ve dişisinin görünümleri genel olarak aynıdır. Başın üzeri açık kurşuni, alın daha açık renklidir. Burun kısmından başlayan, göz ve kulaktan geçerek boynun iki yanından inen ve gerdanın altında birleşen siyahi bir kolye başını süsler. Gerdan krem rengi, kirli beyazdır. Kulak tüyleri kahverengidir. Göğüs açık kiil rengi, karın kısmı koyu krem veya çok açık kahverengi-beyazdır. Ense ve sırtı erguvanı gri-kahverengidir. Omuz tüyleri daha parlak morumsu, üzeri açık renk lekeli ve harelidir. Gövdenin yanlarında kanatları saklayan uzun koyu renkli tüyler enine siyah-beyaz bantlı, uçları koyu kızıl kahverengidir. Kanatlan kapalı durduğunda bu tüyler siyah-beyaz ve kahverengi olmak üzere, 9-10 şerit oluşur. Kuyruk altı örtü tüyleri kiremit rengidir. Gaga kalınca, üst gaga aşağı doğru hafifçe kıvrıktır. Gaga, göz çevresi ve ayaklar kırmızıdır. Erkeklerin ayağında "mahmuz" tabir edilen kıkırdaksı bir çıkıntı bulunur. Yaşama Ortamlarına göre açık veya koyu, büyüklükleri de farklı olabilir. Boylan 33 cm civarındadır. Sert ve seri kanat vuruşlarıyla uçar. Kuvvetli bir kanat gürültüsü ile her yöne havalanabilir. Biraz yükseldikten sonra kanatlarını gererek ve ara sıra çırparak düz uçuşa geçer. Özellikle erkekleri fırlarken "vjıjjık-vıjjık-cık cık" sesi çıkarır. Sabah ve akşam üstleri ve sürü dağıldığında toplamak için "gak gak gak guvak", "gak guvak" diye öterler. Erkeklerin sesi toktur. Dişilerin ise daha incedir. Palazlar "çır çırık-çırık çırak" diye öterler, yerde daha hızlı yürürler. Çok yağış almayan, yarı kurak ve kurak bölgelerde, çalı ve otlarla kaplı yamaçlarda, vadilerde ve yüksek tepe-lerde ekili alanlar ve bağların çevresindeki kayalı, taşlı arazilerde sürüler halinde yaşarlar. Bazen birkaç aile birleşerek 30'luk halla 50'lik sürüler oluştururlar. Monogamdırlar. Hava şartlarına bağlı olarak şubat veya mart başında çift çift ayrılarak eşleşirler. Havaların sıcak gittiği yıllarda bu eşleşme ocak ayında bile olur. Dişiler çalılar arasında, kaya diplerinde, toprakta basit bir yuva yapar ve 12-16 yumurta yaparlar. Kuluçka süresi 24 gündür. İki haftalık yavrular palaz tüylerini düzmeye başlayınca ilk kısa uçuşlarını yaparlar. İlk dört hafta sadece böcekler, kurtlar, larvalar ve karınca yumurlalaı ı ile beslenirler. Besinlerini taneler, tohumlar, körpe filizler, tomur cuklar ve böcekler oluşturur.

Yurdumuzun Karadeniz sahillerinin çok yağışlı sık ormanları ile Marmara - Ege ve Akdeniz Bölgesi'ndeki düz ovalar dışında hemen hemen her yerinde bulunur. Tahıl ekili yükseltiler ideal yaşam ortamıdır. Doğu Anadolu'da 10-15 km'lik göçler yaparlar. Kışı, daha ılıman bölgelerde, az kar tutan vadilerde geçirmek için yaptıkları bu göçe "sökün" denir.

Kınalı Keklik Avı
Ülkemizde yaygın olarak bulunan kınalı keklik avı, yerilen havalanan av kuşları içinde avı hemen hemen en zevkli olanıdır. Kalkışı sırasında kısa kanatlarını çok sert vurarak havalanması, çok uzakklardan kalkışı ve süzülerek uçması gece avcıların rüyalarını süsler. Hatta kalkış sesini hatırlayarak uykudan sıçrayarak uyanan avcı sayısı pek çoktur.
Kınalıkeklik yerleşik av kuşudur. Kayalık ve sarp arazileri kendisine mekan tular. Mevsimlere göre arazinin değişik yörelerinde bulunurlar. Özellikle doğu ve güneydoğuda kışın sert geçtiği bölgelerde kısa mesafeli göçler yapabilirler. Dolayısıyla keklik avcılığında birinci prensip, öncelikle o yörede hayvanın bulunup bulunmadığını tespit etmektir. Var ise, simdi dikkat etmeniz gereken iki önemli faktör vardır.
1- Mevsim
2- Yayılacağı arazinin bitki örtüsü ve su imkanıdır.

Mevsim faktörünü birinci öğe olarak göz önüne alırsak hayvan, soğuk günlerde arazinin güney kısımlarında, sıcak günlerde su başlarında ve yüksek kayalık alanlarda bulunur. Bu mantık çerçevesinde ekim ayında arazinin hemen hemen her yönünde anızlarda yayılan kınalı keklik, aralık ayında arazinin güneyinde ve tohumun yeni atıldığı (herg) tarlalarda bulunur. Dolayısıyla avcılar arasında yaygın bir deyiş olan "Hayvan gibi düşünemeyen hayvanı anlayamaz" sözünü hiç aklımızdan çıkarmamamız gerekmektedir. Hayvan hava şartlan sıcaksa, serine, aşırı soğuksa, sıcak bölgelere sığınmaktadır. Sonbaharda su ihtiyacı kış aylarına göre daha çok olacağı için, su başlarını tercih etmesi iç güdülerinin tabii sonucudur. Keklik günde en az iki kere yaylıma çıkar. İlki, günün ilk ışıklarıyla başlar. Diğeri gün batımı öncesidir. Bunlardan çıkaracağımız sonuç, günün hangi saatinde hayvanın nerede olabileceğini bilmektir. Yurdumuzda keklik avı köpekli ve köpeksiz yapılabilir.

Keklik, geceyi arazinin en yüksek noktasında geçirir. Havanın soğuk ve rüzgarlı veya yağışlı olması halinde ise dere yataklarını ve yoğun kayalıkları tercih eder. Dolayısıyla av sırasında tabiat şartları titizlikle gözlenmeli ve yukarıdaki bilgiler çerçevesi içinde avlanılmalıdır. 15 veya 20 civarında sayılar içinde sürüler halinde yaşayan kınalı keklik alayları "Bozulmamış alay" tabir edilir. Av sahasına giren avcının ilk işi, kalkan keklik alayının toplam sayısını öğrenmek olmalıdır. O an, vuruş yapsa da avını yerden almadan önce kekliklerin gittiği istikameti ve sayılarını belleğine yerleştirmelidir. Avına, keklik sürüsünün gidiş istikametinde devam eden avcı ilk seferde 15 keklik kalktığını ve bunlardan birini avladığını bildiği için önünde minimum 14 keklik olduğunu da bu suretle bilecektir. Örneğin 10-15 dakikalık bir kovalamacadan sonra atış menzilinin dışında 9 keklik kalksa yine o civarda 5 adet "pişkin" tabir ettiğimiz keklik olduğunu ancak bu suretle hesaplayabilecek ve bu yöntem sayesinde, her an bir keklik kalkacağını düşünerek atışa hazırlıklı olabilecektir. Avcının dikkat etmesi gereken önemli bir husus da vurduğu kekliğin düştüğü yeri o anda dikkatle tespit etmesidir. Herhangi bir yanlışlığa meydan vermemek için atış yaptığı noktadan vurduğu hayvanı almak için hareket etmeden önce, o noktaya şapkasını bırakması avcı için bir avantajdır. Vurduğu kekliği bulamadığı takdirde ilk atış noktasına dönmek suretiyle, atış anını tekrar doğru olarak hatırlama imkanına kavuşmuş olur. Kekliğin tahminen düştüğü noktadaki tüy kalıntıları bizim için önemli bir ip ucudur. Yaralı keklik, büyük bir çoğunlukla arazinin yapısına göre aşağılara doğru kayar ve önüne ilk çıkan sık bir çalılığa veya kaya dibine girer.

Kınalı keklik avcının önünde ilk kalktığı zaman çoğunlukla arazinin inişine doğru uçsa da bir süre sonra yine yürüyerek tekrar bulunduğu arazinin tepe noktalarına çıkacaktır. Bu onun tabii davranışıdır. Bu "keklik tarıyor" şeklinde de tabir edilir.

15-20 adetlik bir keklik alayı avlamak suretiyle dağıtılsa bile, aradan geçen yarım saatlik bir sessizlik sonunda dağılan hayvanların öterek birbirini çağırmak suretiyle, tekrar bir araya geldiği görülür. Dolayısıyla keklikleri kaybeden bir avcı bir müddet sessizliğini korursa toplamak için öten kekliklerin seslerinden onların nerede olduğunu yeniden kolayca bulabilir.

Keklik Avı için Tüfek Seçimi
Keklik avı için önerilen ideal tüfek çapı 12'dir. Bu çifte, süperpoze veya yarı otomatik bir silah olabilir. Tercih edilen namlu uzunluğu 68-71 cm. dir. Çok şoklu bir silah kullanıldığı zaman avın açıldığı ilk ayda (Ekim) 1/2 şoku tercih etmeniz gerekirken, aralık ayında tam şoklu bir silah, keklik avının amacına daha uygundur. Bundan amaç, avın açıldığı ilk zamanlarda hayvanın yakından kalkacağı daha sonraları ise ürkek (yılgın) ve güçlü olacağı varsayımından yola çıkarak yapılan bir tercihtir. Bu tercih, avcının zaman içinde edindiği tecrübeler doğrultusunda değişkenlik gösterebilir. Bu konuda tek bir doğru yoktur.

Fişek
Keklik için tercih edilen saçma numarası 7'dir. Yakın mesafelerdeki atışlarda 10 numara saçma da aynı işlevi görecektir. Saçma numarası küçüldükçe dezavantajın yaşanacağı bilinmelidir. 32-36 gr. dolular bu av için yeterlidir.

Kıyafet
Kınalı keklik avında iyi bir yürüyüş botu, işin en önemli parçasıdır. Bu avda avcı, yürüyebildiği kadar şanslıdır. Bu ava, denenmemiş bir ayakkabı ile asla başlanmamalıdır. Fişekliğin tercihen belde taşınması önerilir. Vücudun üst kısmını kapsayan bölgelerde, silah kullanma sırasında takılmalara sebebiyet verecek giysilerden kaçınılması gerekmektedir. Yürüyüş temposunun hızlı olacağı gerçeğinden yola çıkarak terlemelere karşı pamuklu giysiler tercih edilmelidir. Soğuk havalarda vücudun üst kısmı için yünlüler uygundur. İnce bir yağmurluğun bel çantasında taşınmasında fayda vardır. Türüne göre kullanılan şapkanın kulaklıkları soğuk hava bahane edilerek av boyunca asla kapatılmamalıdır. Ses, bu avda başarı için önemli bir faktördür.


Çulluk ve Çulluk Avı



Çulluk Dış Görünümü ve Özellikleri
Scolopacidae familyasından olan çulluk bölgelere göre değişik adlarla anılır; yabantavuğu veya bigatsa gibi. Çulluğun ülkemizde avlanılan türü Asya ve Avrupa kıtasında bulunan Scolopax Rusticola'dır. Bacakları oyluk kısmına kadar tüylüdür. Çulluğun sırt kısmı kızıl kahve renginde olup, pas renginde lekeler bulunmaktadır. Aynı kesimler üzerinde yer yer grimsi lekeler de görülmektedir. Alın kısmı sarımtırak gri olup, baş tüylerinin ayırma yerinde 3 tane siyah ve pas renginde enlemesine çapraz çizgiler vardır. Gözün üzerinde de açık sarımtırak bir çizgi bulunur. Gözlerinin, kafasının üstüne yakın bir yerde olması arkası dahil olmak üzere bütün etrafını görmesine olanak verir. Uzun gagasını yumuşak toprağın içine sokabilir ve gagasında bulunan sinirler sayesinde toprak altındaki sevdiği kurtları hissedebilir, buna toprak altında gagasını açabilme yeteneğinide ekleyerek bulduğu bu kurtları rahatlıkla çıkarabilir. Uçarken zigzaglar çizer ve biraz baykuşu andırır. Havalandığı zaman 100-200 m ileriye konar.Çulluk sakin zamanlarda yürüyüşü yavaş, fakat ilk uçuşunda kalkışı gürültülü ve serttir.Uçarken zigzaglar çizer ve biraz baykuşu andırır. Açık arazide uçmaktan hoşlanmaz. Av esnasında vurulmamışsa, silah sesinin ardından derhal 100-200 m ileriye konar ve hızla koşarak izini kaybettirmeye çalışır; eğer çulluk avına merak sararsanız, çok iyi cins bir av köpeğine sahip olmanız gerekir. Fakat büyük av sezonunu bitmesinden sonra Şubat ayının ilk haftasında başlayan ince av dönemi içerisine de köpeksiz olarak çulluk avı yapılır.

Havaların soğumaya başlamasıyla çulluk, Kuzey Avrupa ülkelerinden, Rusya'dan ve Balkanlar'dan Türkiye üzerinden yurdumuza doğru göçe başlar. Çulluklar büyük sürüler halinde göç yapmazlar.Eylül ayı başlarında sular don yapmaya başladığında ve havalar sertleştiğinde göç yüksek kesimlerden önce alçaklara doğru başlar.İsveç'teki çullukların bir kısmı Norveç sahillerine geçer ve oradan Kuzey denizini aşarak İskoçya'ya, İngiltere' ye ve İrlanda' ya dağılırlar. İsveç' teki çullukların bir diğer göç yolu, Baltık denizini aşmak koşuluyla Danimarka ,Almanya,Hollanda,Belçika ve Polonya'dır.Havalar daha da soğudukça kuşlar Avrupa' nın iç kesimlerine yayılırlar, hatta Elbe, Mein, Oder ve Tuna nehirlerinin vadilerini izleyerek Akdeniz'e inerler. Çulluğun Kuzey Kıbrıs' ta ilk görüldüğü günler Kasım ortalarına rastlar, ama asıl, kasım sonu ile aralık ayı içinde önce kıyılara yakın yerlerde kendini gösterir. Kötü hava koşulları arttıkça çulluk güneye, kendine rahat besin bulabileceği yerlere doğru göçüne devam eder. Kıbrıs'ta Çulluk'u ilk olarak kuzey sahilindeki avcılar karşılar. Çulluklar şubat ve mart aylarında dönüş yolculuğuna başlar ve doğduğu yerlere kuzey ülkelerine doğru göçe başlarlar. Göç genellikle geceleri olur.

Çulluk Tüfeği
Çulluk avında kullanılacak silahın seçimi avı etkileyen önemli unsurlardan biridir. Çulluk avında sık orman içinde tüfek atıldığı için öncelikle kısa namlulu ve açık şoklu tüfekler tercih edilmelidir. Bu durum avcıya hem saçmaların daha çabuk dağılmasını hem de ormanlık-çalılık yerlerde daha rahat hareket etmeyi sağlarlar. Tüfeğin süperpoze (altalta namlulu) yada çifte (yanyana namlulu) olarak seçilmesi avcının tercihine ve zevkine kalmıştır.

Çulluk Tüfeği Fişeği
Fişek olarak 7-8 numara, saçma ağırlığı olarak 28-32 gr. arası, tercih edilmelidir. Namludan çıkar çıkmaz dağılan keçe fişekler tercih edilir. Ancak ikinci namluya daha uzun menzilli bir fişek koymakta fayda vardır. Avcı başına, bir av günü için avlanma miktarında herhangi bir kısıtlama yoktur.



Ördek ve Ördek Avı



Ördekler iki temel gruba ayrılırlar;
Dalıcı Ördekler , Bataklık ördekleri

Ülkemizde en sık rastlanan dalıcı ördekler; patka, elmabaş, altıngöz, dikkuyruk, pasbaş ve denizalasıdır.

Bataklık ördekleri ise; yeşilbaş, kaşıkgaga, kılkuyruk, macar ve behridir (çamurcun). Ara sıra görmeye alışık olmadığımız ördeklere de rastlarız. Bunlar dış ülkelerde ki olağandışı hava koşulları sonucu ülkemizde konaklamak zorunda kalan ırklardır.

Dalıcı ördeği sudayken de havadayken de bataklık (çipil) ördeğinden ayırmak mümkündür. Dalıcı ördeklerin boyun kısımları uzun, vücudun arka kısmı ise kısadır. Bataklık ördeklerinde ise bu durum tam tersidir. Ayrıca dalıcı ördeklerin kanatları bataklık ördeklerine oranla daha kısadır. Dalıcı ördekler diğerlerine nazaran daha süratli uçarlar. Arkanızdan gelen bir ördek sürüsünü en ufak bir konsantrasyon kaybı ile bir anda yüz metre önünüzde atış menzili dışında bulursunuz. Akşam beklerinde bazen o kadar süratli geçerler ki, sadece kanat seslerini duyarsınız ve gözlerinizin neden daha iyi görmediğine lanet edersiniz. Ancak sorun gözlerinizin kötü olmasında değil, ördeğin kanatlarının iyi olmasındadır. "Ördek avında başarı detaylara verilen önemle doğru orantılıdır." Ördek görme yeteneği son derece gelişmiş, insanoğlunun algılayamadığı renkleri ve hareketleri çok uzaktan ayırt edebilen bir kuştur. Bu yüzden kamuflaj ve gizlenme, detayların en önemlisidir. Kamuflaj dendiğinde biz avcıların aklına en önce her avda giydiğimiz ya da kullandığımız koyu yeşil ve kahverengi desen gelir. Bu desende bir yağmurluğu ya da parkayı sırtımıza geçirir sazın arasında ya da sandalda ördek bekleriz. Sarı sazların arasında bu desen yüzlerce metre yukarıdan geçen bir ördeğe yanıp sönen bir uyarı lambası gibi etki eder. Sazların arasına uygun kamufle olmuş, mührelerini düzgün sıralamış ve sabırlı her avcı doğru yerde ise mutlaka ördek vurur. En azından tüfek atma şansını yakalar. Malzemeye gereken önemi göstermeyen, ördek avına tüfeği eline alıp giden eli tüfekliler ise yıldızdan geçen ördekleri seyredip hırslarından zavallı mekeleri ve diğer su kuşlarını öldürürler. Ördek avı diğer avlarla karşılaştırıldığında çok daha komplike ve malzeme açısından çok daha kapsamlı bir avdır. Her avcı ördek avına gider ama her avcı ördek avlayamaz. İşte ördek avının olmazsa-olmaz kurallarından bir kaçı; mühre, boy çizmesi, kasık çizmesi, derin suda avlanılıyorsa sandal, ördek sesi çıkartan düdük, yağmurluk, uygun bir iç giyim, uygun bir tüfek vs.

Havanın günlük güneşlik, avcı deyimiyle çamaşır havası olduğu günlerde eğer gerekli teçhizatınız, yeterli mühreniz yoksa ve legal avlanıyorsanız ancak havayı alırsınız.

Başarılı bir ördek avı için gerekli ikinci husus ise hava şartlarıdır. Fırtınalı karlı tipili havalarda ördek hem alçak uçar hem de mühreyi gördüğünde hemcinsimdir ya da değildir dinlemeden dalışa geçer. Böyle kötü havalara dayanacak giyiminiz ve malzemeniz varsa o gün mutlaka limitleri doldurursunuz.

Ördek Avında Mühre Kullanımı
Ne yazık ki ülkemizde mühre yapımına gerek önem verilmiyor. Yerli mühreler bırakın ördeği aldatmayı martıları bile kandıramıyor. Dolayısıyla avcı mühresini ithal olarak ya yüksek fiyatlardan bayilerden alıyor ya da imkanı olan yurtdışından getirtiyor. Başarılı bir av için 50-60 mühre gerektiği düşünülürse bu avcıya oldukça pahalıya patlıyor. Ancak benim tavsiyem azar azar da olsa mutlaka kaliteli mühre alınması yönünde. Yabancı kaynaklı kitaplarda tavsiye edilen mühre sayısı cins başına 12.dir. Bu da bu yaklaşık 150-200 mühre eder. Eğer av bölgesi ve bölgedeki ördek cinsleri hakkında bilgi sahibiyseniz, bu rakamlar aşağı doğru çekilebilir. Örneğin avlanacağınız bölge bataklık ise dalıcı ördek mühresi kullanmanız hem gereksiz hem de yanlıştır. Bataklık bir bölgede dalıcı ördeklerin olması bataklık ördeklerine alışılmadık geleceği için uyarıcı bir etki yapar. Ancak gölde ve derin suda her mühreyi kullanabilirsiniz. Çünkü dalıcı ördekler her mühreye rağbet ederler.

Mühre diziminde ördeklerin arasına bir kaç karameke serpiştirmenin faydası vardır. Meke son derece zeki ve ürkek bir hayvan olduğundan yukarıdan geçen ördeğe güven verir. Suya dizdiğiniz mührelerden herhangi birisinde dönme, yan yatma, dalgalanma ya da bozulma varsa bu ördekleri cezbetmeyeceği gibi kaçmalarına da sebep olabilir. Mührelerden birisinin ip kopartıp karaya vurması veya bir mührenin gruptan çok uzağa konması da aynı etkilere sebep olabilir.

Mühreyle yapılan ördek avlarında tekrarlanan en büyük hata ise mührelerin karmakarışık, çuvaldan çıktığı gibi öyle suya atılamasıdır. Kılkuyruğun yanında tekir ördek, onun hemen arkasında patka, arada bir tane çamurcun, çamurcunun arkasında hatta ona dayalı bir şekilde yeşilbaş. Böyle bir dizim asla ve asla aklı selim bir ördeği mührelere sallandıramaz. ( elmabaş ve patka hariç) Öyleyse her ördek grubu kendi içlerinde ırklarına ayrılmalıdır. Yeşilbaşlar bir tarafa, patkalar bir tarafa, kılkuyruklar bir tarafa. Gölde ve derin suda avlanıyorsanız bataklık ve sığ su ördeklerini kıyı kesimine, patka ve elmabaş gibi dalıcı ördekler ise derin kısma konumlandırılmalıdır. Rüzgarın yön değiştirmesi demek sizin dizimi tekrar gözden geçirmeniz demektir. Ayrıca eğer gölde avlanıyorsanız dalıcı ördek sayısını fazla tutmanızda yarar vardır.



Turaç ve Turaç Avı



Turaç Dış Görünümü ve Özellikleri
Keklikten biraz irice güzel bir kuştur. Erkek ve dişi aynı görünümdedir. Erkekte siyah renk hakimdir. Erkekte başın tepesi koyu kahverengi, gerdan, yanaklar, göğüs ve ense parlak siyahtır. Gözün arkasında kulak nahiyesinde geniş bir beyaz leke vardır. Ensenin üzeri de beyaz kırçıllıdır. Boyun kestane rengidir. Ense kökü, göğüs ve gövdenin yarıları ile karın kısmı mercimek iriliğinde beyaz beneklerle süslüdür. Sırt ve kanat örtü tüyleri koyu kahverengi üzerleri boyuna siyah-beyaz çizgi beneklidir. Kuyruk tüyleri siyah, enine hafif zikzaklı, ince beyaz şeritlidir. Sırtın alt kısmı ve kuyruk örtü tüyleri de aynıdır. Kuyruk altı tüyleri kırmızı kahverengidir. Dişide soluk kahverengi renk hakimdir. Boynunda açık kahverengi bir leke vardır. Sırt kısmı daha koyu, üzeri boyuna ince siyah-beyaz çizgilidir. Göğüs ve karın daha açık, enine koyu kahverengi şeritlidir. Kuyruk koyu kahverengi, enine beyaz şeritli, kuyruk altı tüyleri kımızı kahverengidir. Gaga koyu gri-boz, ayaklar kırmızı kahverengidir. Boyu 35 cm. civarındadır. Ötüşü uzaklardan duyulur. Flüte benzer sesle "tşüyk-tşüyk-tşiyk-kir-riykkk" ve "tşik, tşirmii" diye öter. Çok sıkıştığı zaman dikine havalanır ve kanat gererek kısa kanat vuruşları ile süzülür. Turaç da diğerleri gibi uçmaktan çok yürümeyi yeğler.

Sazlık ve çalılıklarla kaplı sulak ovalarda buğday, darı, susam, mısır, pamuk tarlaları kenarında sık çalılık yerlerde yaşar. Yuvasını sık ot ve saz diplerinde kovuk gibi yerlerde yapar. 12-16 tane zeytuni renkte yumurta yumurtlar. 18-19 gün kuluçkada yatar. Yavrular anaları ile hemen yuvayı terk ederler. 3 haftalıkken uçarlar. Yavrular ilk haftalarda böcek, solucan, tırtıl ve kurtlarla beslenirler. Esas besinlerini yağlı ve yağsız bitki tohumları, taneler, bitkilerin körpe sürgünleri, üzümsü meyveler ve böcekler oluşturur. Yurdumuzda İçel, Adana, Halay, Gaziantep, Kilis, İslahiye, Mardin'in Nusaybin ve Silopi ilçeleri ile batıda Alanya'dan, Antalya'ya kadar sahil şeridinde uygun yaşama ortamlarında bulunur. Daha önceleri Dalaman, Menderes ve Gediz Ovaları'nda yaşamıştır. Son 50 yıl içerisinde popülasyon sayısı tüm yurtta azalmış ve tükenme noktasına gelmiştir. Yurdumuz dışında Kıbrıs, Suriye, Irak, Ürdün, Lübnan, İran, Pakistan ve Batı Hindistan'da yaşar.

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2039
favori
like
share
MiSS-FENER Tarih: 05.04.2009 17:55
Kınalı Keklik ve Kınalı Keklik Avı



Kınalı Kekliğin Dış Görünümü ve Özellikleri
Orta büyüklükte, güzel görünüşlü, çok tanınan ve sevilen bir av kuşudur. Erkek ve dişisinin görünümleri genel olarak aynıdır. Başın üzeri açık kurşuni, alın daha açık renklidir. Burun kısmından başlayan, göz ve kulaktan geçerek boynun iki yanından inen ve gerdanın altında birleşen siyahi bir kolye başını süsler. Gerdan krem rengi, kirli beyazdır. Kulak tüyleri kahverengidir. Göğüs açık kiil rengi, karın kısmı koyu krem veya çok açık kahverengi-beyazdır. Ense ve sırtı erguvanı gri-kahverengidir. Omuz tüyleri daha parlak morumsu, üzeri açık renk lekeli ve harelidir. Gövdenin yanlarında kanatları saklayan uzun koyu renkli tüyler enine siyah-beyaz bantlı, uçları koyu kızıl kahverengidir. Kanatlan kapalı durduğunda bu tüyler siyah-beyaz ve kahverengi olmak üzere, 9-10 şerit oluşur. Kuyruk altı örtü tüyleri kiremit rengidir. Gaga kalınca, üst gaga aşağı doğru hafifçe kıvrıktır. Gaga, göz çevresi ve ayaklar kırmızıdır. Erkeklerin ayağında "mahmuz" tabir edilen kıkırdaksı bir çıkıntı bulunur. Yaşama Ortamlarına göre açık veya koyu, büyüklükleri de farklı olabilir. Boylan 33 cm civarındadır. Sert ve seri kanat vuruşlarıyla uçar. Kuvvetli bir kanat gürültüsü ile her yöne havalanabilir. Biraz yükseldikten sonra kanatlarını gererek ve ara sıra çırparak düz uçuşa geçer. Özellikle erkekleri fırlarken "vjıjjık-vıjjık-cık cık" sesi çıkarır. Sabah ve akşam üstleri ve sürü dağıldığında toplamak için "gak gak gak guvak", "gak guvak" diye öterler. Erkeklerin sesi toktur. Dişilerin ise daha incedir. Palazlar "çır çırık-çırık çırak" diye öterler, yerde daha hızlı yürürler. Çok yağış almayan, yarı kurak ve kurak bölgelerde, çalı ve otlarla kaplı yamaçlarda, vadilerde ve yüksek tepe-lerde ekili alanlar ve bağların çevresindeki kayalı, taşlı arazilerde sürüler halinde yaşarlar. Bazen birkaç aile birleşerek 30'luk halla 50'lik sürüler oluştururlar. Monogamdırlar. Hava şartlarına bağlı olarak şubat veya mart başında çift çift ayrılarak eşleşirler. Havaların sıcak gittiği yıllarda bu eşleşme ocak ayında bile olur. Dişiler çalılar arasında, kaya diplerinde, toprakta basit bir yuva yapar ve 12-16 yumurta yaparlar. Kuluçka süresi 24 gündür. İki haftalık yavrular palaz tüylerini düzmeye başlayınca ilk kısa uçuşlarını yaparlar. İlk dört hafta sadece böcekler, kurtlar, larvalar ve karınca yumurlalaı ı ile beslenirler. Besinlerini taneler, tohumlar, körpe filizler, tomur cuklar ve böcekler oluşturur.

Yurdumuzun Karadeniz sahillerinin çok yağışlı sık ormanları ile Marmara - Ege ve Akdeniz Bölgesi'ndeki düz ovalar dışında hemen hemen her yerinde bulunur. Tahıl ekili yükseltiler ideal yaşam ortamıdır. Doğu Anadolu'da 10-15 km'lik göçler yaparlar. Kışı, daha ılıman bölgelerde, az kar tutan vadilerde geçirmek için yaptıkları bu göçe "sökün" denir.

Kınalı Keklik Avı
Ülkemizde yaygın olarak bulunan kınalı keklik avı, yerilen havalanan av kuşları içinde avı hemen hemen en zevkli olanıdır. Kalkışı sırasında kısa kanatlarını çok sert vurarak havalanması, çok uzakklardan kalkışı ve süzülerek uçması gece avcıların rüyalarını süsler. Hatta kalkış sesini hatırlayarak uykudan sıçrayarak uyanan avcı sayısı pek çoktur.
Kınalıkeklik yerleşik av kuşudur. Kayalık ve sarp arazileri kendisine mekan tular. Mevsimlere göre arazinin değişik yörelerinde bulunurlar. Özellikle doğu ve güneydoğuda kışın sert geçtiği bölgelerde kısa mesafeli göçler yapabilirler. Dolayısıyla keklik avcılığında birinci prensip, öncelikle o yörede hayvanın bulunup bulunmadığını tespit etmektir. Var ise, simdi dikkat etmeniz gereken iki önemli faktör vardır.
1- Mevsim
2- Yayılacağı arazinin bitki örtüsü ve su imkanıdır.

Mevsim faktörünü birinci öğe olarak göz önüne alırsak hayvan, soğuk günlerde arazinin güney kısımlarında, sıcak günlerde su başlarında ve yüksek kayalık alanlarda bulunur. Bu mantık çerçevesinde ekim ayında arazinin hemen hemen her yönünde anızlarda yayılan kınalı keklik, aralık ayında arazinin güneyinde ve tohumun yeni atıldığı (herg) tarlalarda bulunur. Dolayısıyla avcılar arasında yaygın bir deyiş olan "Hayvan gibi düşünemeyen hayvanı anlayamaz" sözünü hiç aklımızdan çıkarmamamız gerekmektedir. Hayvan hava şartlan sıcaksa, serine, aşırı soğuksa, sıcak bölgelere sığınmaktadır. Sonbaharda su ihtiyacı kış aylarına göre daha çok olacağı için, su başlarını tercih etmesi iç güdülerinin tabii sonucudur. Keklik günde en az iki kere yaylıma çıkar. İlki, günün ilk ışıklarıyla başlar. Diğeri gün batımı öncesidir. Bunlardan çıkaracağımız sonuç, günün hangi saatinde hayvanın nerede olabileceğini bilmektir. Yurdumuzda keklik avı köpekli ve köpeksiz yapılabilir.

Keklik, geceyi arazinin en yüksek noktasında geçirir. Havanın soğuk ve rüzgarlı veya yağışlı olması halinde ise dere yataklarını ve yoğun kayalıkları tercih eder. Dolayısıyla av sırasında tabiat şartları titizlikle gözlenmeli ve yukarıdaki bilgiler çerçevesi içinde avlanılmalıdır. 15 veya 20 civarında sayılar içinde sürüler halinde yaşayan kınalı keklik alayları "Bozulmamış alay" tabir edilir. Av sahasına giren avcının ilk işi, kalkan keklik alayının toplam sayısını öğrenmek olmalıdır. O an, vuruş yapsa da avını yerden almadan önce kekliklerin gittiği istikameti ve sayılarını belleğine yerleştirmelidir. Avına, keklik sürüsünün gidiş istikametinde devam eden avcı ilk seferde 15 keklik kalktığını ve bunlardan birini avladığını bildiği için önünde minimum 14 keklik olduğunu da bu suretle bilecektir. Örneğin 10-15 dakikalık bir kovalamacadan sonra atış menzilinin dışında 9 keklik kalksa yine o civarda 5 adet "pişkin" tabir ettiğimiz keklik olduğunu ancak bu suretle hesaplayabilecek ve bu yöntem sayesinde, her an bir keklik kalkacağını düşünerek atışa hazırlıklı olabilecektir. Avcının dikkat etmesi gereken önemli bir husus da vurduğu kekliğin düştüğü yeri o anda dikkatle tespit etmesidir. Herhangi bir yanlışlığa meydan vermemek için atış yaptığı noktadan vurduğu hayvanı almak için hareket etmeden önce, o noktaya şapkasını bırakması avcı için bir avantajdır. Vurduğu kekliği bulamadığı takdirde ilk atış noktasına dönmek suretiyle, atış anını tekrar doğru olarak hatırlama imkanına kavuşmuş olur. Kekliğin tahminen düştüğü noktadaki tüy kalıntıları bizim için önemli bir ip ucudur. Yaralı keklik, büyük bir çoğunlukla arazinin yapısına göre aşağılara doğru kayar ve önüne ilk çıkan sık bir çalılığa veya kaya dibine girer.

Kınalı keklik avcının önünde ilk kalktığı zaman çoğunlukla arazinin inişine doğru uçsa da bir süre sonra yine yürüyerek tekrar bulunduğu arazinin tepe noktalarına çıkacaktır. Bu onun tabii davranışıdır. Bu "keklik tarıyor" şeklinde de tabir edilir.

15-20 adetlik bir keklik alayı avlamak suretiyle dağıtılsa bile, aradan geçen yarım saatlik bir sessizlik sonunda dağılan hayvanların öterek birbirini çağırmak suretiyle, tekrar bir araya geldiği görülür. Dolayısıyla keklikleri kaybeden bir avcı bir müddet sessizliğini korursa toplamak için öten kekliklerin seslerinden onların nerede olduğunu yeniden kolayca bulabilir.

Keklik Avı için Tüfek Seçimi
Keklik avı için önerilen ideal tüfek çapı 12'dir. Bu çifte, süperpoze veya yarı otomatik bir silah olabilir. Tercih edilen namlu uzunluğu 68-71 cm. dir. Çok şoklu bir silah kullanıldığı zaman avın açıldığı ilk ayda (Ekim) 1/2 şoku tercih etmeniz gerekirken, aralık ayında tam şoklu bir silah, keklik avının amacına daha uygundur. Bundan amaç, avın açıldığı ilk zamanlarda hayvanın yakından kalkacağı daha sonraları ise ürkek (yılgın) ve güçlü olacağı varsayımından yola çıkarak yapılan bir tercihtir. Bu tercih, avcının zaman içinde edindiği tecrübeler doğrultusunda değişkenlik gösterebilir. Bu konuda tek bir doğru yoktur.

Fişek
Keklik için tercih edilen saçma numarası 7'dir. Yakın mesafelerdeki atışlarda 10 numara saçma da aynı işlevi görecektir. Saçma numarası küçüldükçe dezavantajın yaşanacağı bilinmelidir. 32-36 gr. dolular bu av için yeterlidir.

Kıyafet
Kınalı keklik avında iyi bir yürüyüş botu, işin en önemli parçasıdır. Bu avda avcı, yürüyebildiği kadar şanslıdır. Bu ava, denenmemiş bir ayakkabı ile asla başlanmamalıdır. Fişekliğin tercihen belde taşınması önerilir. Vücudun üst kısmını kapsayan bölgelerde, silah kullanma sırasında takılmalara sebebiyet verecek giysilerden kaçınılması gerekmektedir. Yürüyüş temposunun hızlı olacağı gerçeğinden yola çıkarak terlemelere karşı pamuklu giysiler tercih edilmelidir. Soğuk havalarda vücudun üst kısmı için yünlüler uygundur. İnce bir yağmurluğun bel çantasında taşınmasında fayda vardır. Türüne göre kullanılan şapkanın kulaklıkları soğuk hava bahane edilerek av boyunca asla kapatılmamalıdır. Ses, bu avda başarı için önemli bir faktördür.


Çulluk ve Çulluk Avı



Çulluk Dış Görünümü ve Özellikleri
Scolopacidae familyasından olan çulluk bölgelere göre değişik adlarla anılır; yabantavuğu veya bigatsa gibi. Çulluğun ülkemizde avlanılan türü Asya ve Avrupa kıtasında bulunan Scolopax Rusticola'dır. Bacakları oyluk kısmına kadar tüylüdür. Çulluğun sırt kısmı kızıl kahve renginde olup, pas renginde lekeler bulunmaktadır. Aynı kesimler üzerinde yer yer grimsi lekeler de görülmektedir. Alın kısmı sarımtırak gri olup, baş tüylerinin ayırma yerinde 3 tane siyah ve pas renginde enlemesine çapraz çizgiler vardır. Gözün üzerinde de açık sarımtırak bir çizgi bulunur. Gözlerinin, kafasının üstüne yakın bir yerde olması arkası dahil olmak üzere bütün etrafını görmesine olanak verir. Uzun gagasını yumuşak toprağın içine sokabilir ve gagasında bulunan sinirler sayesinde toprak altındaki sevdiği kurtları hissedebilir, buna toprak altında gagasını açabilme yeteneğinide ekleyerek bulduğu bu kurtları rahatlıkla çıkarabilir. Uçarken zigzaglar çizer ve biraz baykuşu andırır. Havalandığı zaman 100-200 m ileriye konar.Çulluk sakin zamanlarda yürüyüşü yavaş, fakat ilk uçuşunda kalkışı gürültülü ve serttir.Uçarken zigzaglar çizer ve biraz baykuşu andırır. Açık arazide uçmaktan hoşlanmaz. Av esnasında vurulmamışsa, silah sesinin ardından derhal 100-200 m ileriye konar ve hızla koşarak izini kaybettirmeye çalışır; eğer çulluk avına merak sararsanız, çok iyi cins bir av köpeğine sahip olmanız gerekir. Fakat büyük av sezonunu bitmesinden sonra Şubat ayının ilk haftasında başlayan ince av dönemi içerisine de köpeksiz olarak çulluk avı yapılır.

Havaların soğumaya başlamasıyla çulluk, Kuzey Avrupa ülkelerinden, Rusya'dan ve Balkanlar'dan Türkiye üzerinden yurdumuza doğru göçe başlar. Çulluklar büyük sürüler halinde göç yapmazlar.Eylül ayı başlarında sular don yapmaya başladığında ve havalar sertleştiğinde göç yüksek kesimlerden önce alçaklara doğru başlar.İsveç'teki çullukların bir kısmı Norveç sahillerine geçer ve oradan Kuzey denizini aşarak İskoçya'ya, İngiltere' ye ve İrlanda' ya dağılırlar. İsveç' teki çullukların bir diğer göç yolu, Baltık denizini aşmak koşuluyla Danimarka ,Almanya,Hollanda,Belçika ve Polonya'dır.Havalar daha da soğudukça kuşlar Avrupa' nın iç kesimlerine yayılırlar, hatta Elbe, Mein, Oder ve Tuna nehirlerinin vadilerini izleyerek Akdeniz'e inerler. Çulluğun Kuzey Kıbrıs' ta ilk görüldüğü günler Kasım ortalarına rastlar, ama asıl, kasım sonu ile aralık ayı içinde önce kıyılara yakın yerlerde kendini gösterir. Kötü hava koşulları arttıkça çulluk güneye, kendine rahat besin bulabileceği yerlere doğru göçüne devam eder. Kıbrıs'ta Çulluk'u ilk olarak kuzey sahilindeki avcılar karşılar. Çulluklar şubat ve mart aylarında dönüş yolculuğuna başlar ve doğduğu yerlere kuzey ülkelerine doğru göçe başlarlar. Göç genellikle geceleri olur.

Çulluk Tüfeği
Çulluk avında kullanılacak silahın seçimi avı etkileyen önemli unsurlardan biridir. Çulluk avında sık orman içinde tüfek atıldığı için öncelikle kısa namlulu ve açık şoklu tüfekler tercih edilmelidir. Bu durum avcıya hem saçmaların daha çabuk dağılmasını hem de ormanlık-çalılık yerlerde daha rahat hareket etmeyi sağlarlar. Tüfeğin süperpoze (altalta namlulu) yada çifte (yanyana namlulu) olarak seçilmesi avcının tercihine ve zevkine kalmıştır.

Çulluk Tüfeği Fişeği
Fişek olarak 7-8 numara, saçma ağırlığı olarak 28-32 gr. arası, tercih edilmelidir. Namludan çıkar çıkmaz dağılan keçe fişekler tercih edilir. Ancak ikinci namluya daha uzun menzilli bir fişek koymakta fayda vardır. Avcı başına, bir av günü için avlanma miktarında herhangi bir kısıtlama yoktur.



Ördek ve Ördek Avı



Ördekler iki temel gruba ayrılırlar;
Dalıcı Ördekler , Bataklık ördekleri

Ülkemizde en sık rastlanan dalıcı ördekler; patka, elmabaş, altıngöz, dikkuyruk, pasbaş ve denizalasıdır.

Bataklık ördekleri ise; yeşilbaş, kaşıkgaga, kılkuyruk, macar ve behridir (çamurcun). Ara sıra görmeye alışık olmadığımız ördeklere de rastlarız. Bunlar dış ülkelerde ki olağandışı hava koşulları sonucu ülkemizde konaklamak zorunda kalan ırklardır.

Dalıcı ördeği sudayken de havadayken de bataklık (çipil) ördeğinden ayırmak mümkündür. Dalıcı ördeklerin boyun kısımları uzun, vücudun arka kısmı ise kısadır. Bataklık ördeklerinde ise bu durum tam tersidir. Ayrıca dalıcı ördeklerin kanatları bataklık ördeklerine oranla daha kısadır. Dalıcı ördekler diğerlerine nazaran daha süratli uçarlar. Arkanızdan gelen bir ördek sürüsünü en ufak bir konsantrasyon kaybı ile bir anda yüz metre önünüzde atış menzili dışında bulursunuz. Akşam beklerinde bazen o kadar süratli geçerler ki, sadece kanat seslerini duyarsınız ve gözlerinizin neden daha iyi görmediğine lanet edersiniz. Ancak sorun gözlerinizin kötü olmasında değil, ördeğin kanatlarının iyi olmasındadır. "Ördek avında başarı detaylara verilen önemle doğru orantılıdır." Ördek görme yeteneği son derece gelişmiş, insanoğlunun algılayamadığı renkleri ve hareketleri çok uzaktan ayırt edebilen bir kuştur. Bu yüzden kamuflaj ve gizlenme, detayların en önemlisidir. Kamuflaj dendiğinde biz avcıların aklına en önce her avda giydiğimiz ya da kullandığımız koyu yeşil ve kahverengi desen gelir. Bu desende bir yağmurluğu ya da parkayı sırtımıza geçirir sazın arasında ya da sandalda ördek bekleriz. Sarı sazların arasında bu desen yüzlerce metre yukarıdan geçen bir ördeğe yanıp sönen bir uyarı lambası gibi etki eder. Sazların arasına uygun kamufle olmuş, mührelerini düzgün sıralamış ve sabırlı her avcı doğru yerde ise mutlaka ördek vurur. En azından tüfek atma şansını yakalar. Malzemeye gereken önemi göstermeyen, ördek avına tüfeği eline alıp giden eli tüfekliler ise yıldızdan geçen ördekleri seyredip hırslarından zavallı mekeleri ve diğer su kuşlarını öldürürler. Ördek avı diğer avlarla karşılaştırıldığında çok daha komplike ve malzeme açısından çok daha kapsamlı bir avdır. Her avcı ördek avına gider ama her avcı ördek avlayamaz. İşte ördek avının olmazsa-olmaz kurallarından bir kaçı; mühre, boy çizmesi, kasık çizmesi, derin suda avlanılıyorsa sandal, ördek sesi çıkartan düdük, yağmurluk, uygun bir iç giyim, uygun bir tüfek vs.

Havanın günlük güneşlik, avcı deyimiyle çamaşır havası olduğu günlerde eğer gerekli teçhizatınız, yeterli mühreniz yoksa ve legal avlanıyorsanız ancak havayı alırsınız.

Başarılı bir ördek avı için gerekli ikinci husus ise hava şartlarıdır. Fırtınalı karlı tipili havalarda ördek hem alçak uçar hem de mühreyi gördüğünde hemcinsimdir ya da değildir dinlemeden dalışa geçer. Böyle kötü havalara dayanacak giyiminiz ve malzemeniz varsa o gün mutlaka limitleri doldurursunuz.

Ördek Avında Mühre Kullanımı
Ne yazık ki ülkemizde mühre yapımına gerek önem verilmiyor. Yerli mühreler bırakın ördeği aldatmayı martıları bile kandıramıyor. Dolayısıyla avcı mühresini ithal olarak ya yüksek fiyatlardan bayilerden alıyor ya da imkanı olan yurtdışından getirtiyor. Başarılı bir av için 50-60 mühre gerektiği düşünülürse bu avcıya oldukça pahalıya patlıyor. Ancak benim tavsiyem azar azar da olsa mutlaka kaliteli mühre alınması yönünde. Yabancı kaynaklı kitaplarda tavsiye edilen mühre sayısı cins başına 12.dir. Bu da bu yaklaşık 150-200 mühre eder. Eğer av bölgesi ve bölgedeki ördek cinsleri hakkında bilgi sahibiyseniz, bu rakamlar aşağı doğru çekilebilir. Örneğin avlanacağınız bölge bataklık ise dalıcı ördek mühresi kullanmanız hem gereksiz hem de yanlıştır. Bataklık bir bölgede dalıcı ördeklerin olması bataklık ördeklerine alışılmadık geleceği için uyarıcı bir etki yapar. Ancak gölde ve derin suda her mühreyi kullanabilirsiniz. Çünkü dalıcı ördekler her mühreye rağbet ederler.

Mühre diziminde ördeklerin arasına bir kaç karameke serpiştirmenin faydası vardır. Meke son derece zeki ve ürkek bir hayvan olduğundan yukarıdan geçen ördeğe güven verir. Suya dizdiğiniz mührelerden herhangi birisinde dönme, yan yatma, dalgalanma ya da bozulma varsa bu ördekleri cezbetmeyeceği gibi kaçmalarına da sebep olabilir. Mührelerden birisinin ip kopartıp karaya vurması veya bir mührenin gruptan çok uzağa konması da aynı etkilere sebep olabilir.

Mühreyle yapılan ördek avlarında tekrarlanan en büyük hata ise mührelerin karmakarışık, çuvaldan çıktığı gibi öyle suya atılamasıdır. Kılkuyruğun yanında tekir ördek, onun hemen arkasında patka, arada bir tane çamurcun, çamurcunun arkasında hatta ona dayalı bir şekilde yeşilbaş. Böyle bir dizim asla ve asla aklı selim bir ördeği mührelere sallandıramaz. ( elmabaş ve patka hariç) Öyleyse her ördek grubu kendi içlerinde ırklarına ayrılmalıdır. Yeşilbaşlar bir tarafa, patkalar bir tarafa, kılkuyruklar bir tarafa. Gölde ve derin suda avlanıyorsanız bataklık ve sığ su ördeklerini kıyı kesimine, patka ve elmabaş gibi dalıcı ördekler ise derin kısma konumlandırılmalıdır. Rüzgarın yön değiştirmesi demek sizin dizimi tekrar gözden geçirmeniz demektir. Ayrıca eğer gölde avlanıyorsanız dalıcı ördek sayısını fazla tutmanızda yarar vardır.



Turaç ve Turaç Avı



Turaç Dış Görünümü ve Özellikleri
Keklikten biraz irice güzel bir kuştur. Erkek ve dişi aynı görünümdedir. Erkekte siyah renk hakimdir. Erkekte başın tepesi koyu kahverengi, gerdan, yanaklar, göğüs ve ense parlak siyahtır. Gözün arkasında kulak nahiyesinde geniş bir beyaz leke vardır. Ensenin üzeri de beyaz kırçıllıdır. Boyun kestane rengidir. Ense kökü, göğüs ve gövdenin yarıları ile karın kısmı mercimek iriliğinde beyaz beneklerle süslüdür. Sırt ve kanat örtü tüyleri koyu kahverengi üzerleri boyuna siyah-beyaz çizgi beneklidir. Kuyruk tüyleri siyah, enine hafif zikzaklı, ince beyaz şeritlidir. Sırtın alt kısmı ve kuyruk örtü tüyleri de aynıdır. Kuyruk altı tüyleri kırmızı kahverengidir. Dişide soluk kahverengi renk hakimdir. Boynunda açık kahverengi bir leke vardır. Sırt kısmı daha koyu, üzeri boyuna ince siyah-beyaz çizgilidir. Göğüs ve karın daha açık, enine koyu kahverengi şeritlidir. Kuyruk koyu kahverengi, enine beyaz şeritli, kuyruk altı tüyleri kımızı kahverengidir. Gaga koyu gri-boz, ayaklar kırmızı kahverengidir. Boyu 35 cm. civarındadır. Ötüşü uzaklardan duyulur. Flüte benzer sesle "tşüyk-tşüyk-tşiyk-kir-riykkk" ve "tşik, tşirmii" diye öter. Çok sıkıştığı zaman dikine havalanır ve kanat gererek kısa kanat vuruşları ile süzülür. Turaç da diğerleri gibi uçmaktan çok yürümeyi yeğler.

Sazlık ve çalılıklarla kaplı sulak ovalarda buğday, darı, susam, mısır, pamuk tarlaları kenarında sık çalılık yerlerde yaşar. Yuvasını sık ot ve saz diplerinde kovuk gibi yerlerde yapar. 12-16 tane zeytuni renkte yumurta yumurtlar. 18-19 gün kuluçkada yatar. Yavrular anaları ile hemen yuvayı terk ederler. 3 haftalıkken uçarlar. Yavrular ilk haftalarda böcek, solucan, tırtıl ve kurtlarla beslenirler. Esas besinlerini yağlı ve yağsız bitki tohumları, taneler, bitkilerin körpe sürgünleri, üzümsü meyveler ve böcekler oluşturur. Yurdumuzda İçel, Adana, Halay, Gaziantep, Kilis, İslahiye, Mardin'in Nusaybin ve Silopi ilçeleri ile batıda Alanya'dan, Antalya'ya kadar sahil şeridinde uygun yaşama ortamlarında bulunur. Daha önceleri Dalaman, Menderes ve Gediz Ovaları'nda yaşamıştır. Son 50 yıl içerisinde popülasyon sayısı tüm yurtta azalmış ve tükenme noktasına gelmiştir. Yurdumuz dışında Kıbrıs, Suriye, Irak, Ürdün, Lübnan, İran, Pakistan ve Batı Hindistan'da yaşar.