Kuran’daki evrensel mesajların hepimizi kucakladığı malûmunuzdur. Ayetlerin anlatmak istediği şey son derece yalındır. Özellikle, manevi anlamdaki zenginliklere önem verilmesine işaret ederken, Allah inancını daima kalplerinde tutan, içinde yaşadıkları bu yapay dünyanın farkına varıp ondan kurtulmak için büyük mücadeleye atılan takva sahiplerinin üstünlük vasfına haiz olduğunu vurgular.

Maddi anlamdaki zenginliğin ise büyük oranda unutulup gideceğine, hiçbir yarar sağlamayacağına dikkât çeker.

Ancak, bu kurguyu farklı şekilde değerlendirenlerin kendilerine yakışmayacak biçimde mistik tartışmalar içine girmesi, Allah’a yaklaşma adına, mevcut dengeyi hiçe sayıp dünyadan, eş ve çocuktan el çekerek, tek başına yaşamayı makul ve farklı bir meziyet gibi görmeleri oldukça yanlıştır.

Anlaşılacağı üzere, kendi kabuğuna çekilme tarzında bir yaşamı benimsemek veya tam tersi bir yönelimle hayata etkin müdahalelerde bulunmak da üstünlük sayılmaz.

Bu noktada; Hz. Muhammed’in felsefesini takip edip O’nun sünnetini anlayarak yaşamaya çalışmak, Kur’an-ı Kerim’in bizlere sunduğu gerçekleri ön planda tutabilmek, benimsemek gerekiyor.

İnsanlığa faydalı olan ve onu kokuşmuşluktan, çürümekten, mahvolmaktan kurtaracak hükümlerine uymak, yapılacak işlerin belki de en hayırlısı olacaktır.

İşte bu manadaki üstünlük, gerçek olanıdır. Ve insanı tasarım yapmaya, üretmeye, evreni ve kendisini algılamaya sevk eder.

Ayrıca, kendi çıkarlarını korurken başkalarının çıkarlarına da saygı göstermeyi, kendi düşüncelerini dile getirebilmeyi ve başkalarını dinlemeyi insana öğretir.

Başıboş bir şekilde akıl yürütenler ise Allah Resulü’nün “Allah, dış görüşünüze değil, kalplerinize bakar.” şeklindeki çok ciddi uyarısıyla karşı karşıya kalacaklardır.

Diğer yandan, kendini ilgilendirmeyen işlere burnunu sokup en ufak bir kıpırtıda bit yeniği arayarak ön plâna çıkma davranışları için de Kuran, çok açık ve net şekilde: “ Birbirinizi karalamayın, tövbe edin, etmeyenler zalimlerin ta kendileridir “ demektedir.

Değerli dostlarım;
Bugün Arap ülkelerinde, Fransa’da, Amerika’da Kamerun devletinin bütçesinden daha fazla parası olan insanlar olduğu söyleniyor. Maddi anlamdaki zenginliğe boğulan bu insanların, diğerlerinden üstün yaratıklar olduğu söylenebilir mi?

Elbette ki hayır!..

Önemli olan bir diğer husus da, insanın üstün olma duygusu altında, kendisini ‘biricik’ beğeni otoritesi olarak kabul etmesidir. Böyle bir kabulü olan kişilerden aklınızda kalabilecek bir cümle şudur: “Tabi ki ben doğru yapıyorum”.

Hiçbir özeleştiriye tabi tutulmayan bu zihniyetin yaşam boyu sürdürülmesi, üstün olmak bir yana, yersiz ve abuk sabuk olarak kabul edilme ihtimali oldukça yüksektir.

Birbirimize borçlu olduğumuz kısacık yaşam serüveninde, sözünü bile edemeyeceğimiz, böylesi duyguları taşımanın herhalde hiçbir anlamı bulunmuyor.

Hayatta öğrenebileceğimiz önemli derslerden birinin, üstünlüğün sadece manevi alanda olduğunu düşünüyorum.

Ne dersiniz?



Ahmet f. Yüksel

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 817
favori
like
share
doorcap Tarih: 06.04.2009 13:25
[COLOR="PaleTurquoise"]Allah Razı Olsun.