Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Canım kurban olsun senin yoluna,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed,
Şefâat eyle bu kemter kuluna,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Mü'min olanların çoktur cefâsı,
Ahirette olur zevk-u sefâsı,
On sekiz bin âlemin Mustafâ'sı,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Yedi kat gökleri seyrân eyleyen,
Kûrsûn üstünde cevlân eyleyen.
Mi'râcda ümmetin Hak’dan dileyen,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Ol çâriyâr anın gökler yâridir,
Anı seven günahlardan beridir,
On sekiz bin âlemin serveridir,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Aşık Yunus neyler iki cihânı sensiz,
Sen Hak Peygambersin şeksiz, gümânsız
Sana uymayanlar gider imânsız,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

Sizlerdende siir paylasimlarinizi bekliyorum bu güzel hafta için...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 9438
favori
like
share
Şayeste Tarih: 15.04.2009 17:22
[COLOR="SlateGray"] Salavatlar sana olsun,hazreti Ahmed.
Yüzün,gözün hürmetine yaratıldı,kainat.
İnsanların en şereflisi,ya Kani,Nebi.
Canım sana feda olsun,ya hazreti Resul.

Kötü günlere oldun bir ışık.
Putları yıktın,Allah’ı bir kıldın.
Çilelerle dolu bir hayatta.
Ümmetim,ümmetim dedin,ya hazreti Mustafa.

Mekke’yi, Medine’yi fethettin.
Ahir zamanda bir güneş oldun.
Onları; bin,binleri; milyon ettin.
Canım sana feda olsun,ya hazreti Ahmed.

Allah’a kulluğu bize öğrettin.
Miraç yolculuğunda; ümmetim,ümmetim dedin.
Yılmadın,usanmadın.
Sevgili kızına dahi torpil geçmedin.
Canım sana feda olsun,ya hazreti Resul.

Bir gece rüyamda görsem seni.
Yaşadığın topraklara sürsem yüzümü.
Ahirette uzakta olsa,komşun olsam.
Canım sana feda olsun,ya hazreti Muhammed..

İlkay Coşkun
GÜLSiMA Tarih: 15.04.2009 15:01
Sen Yoktun

Sen yoktun...
Hz Âdem’deydi nurun
Önce cenneti,
Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
Âdem nuruna affedildi
Arafat bu affa şâhitti

Sen yoktun
Nuh’un gemisindeydi Nurun...
Dalgalar yeryüzünü boğarken
Taprağın bağrındaki su
Gökyüzüyle buluşurken
Ve bu bir ilahi azap derken,
Allah nurunu taşıdı binbir sebeple
Tûfan, nurunu selamladı edeple...

Sen yoktun...
Hz.İsmail’in alnındaydı Nurun
İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
“Rabbimiz” dedi,
“Onlara kendi içlerinden
Senin ayetlerini okuyacak
Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
Onları temizleyecek bir elçi gönder,
Amin dedi on sekiz bin âlem
Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak
Amin dedi İsmail.
Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
Medine’den adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında.

Sen yoktun...
Hz.İsa “Ahmed” diye muştuladı seni
Alemlerin efendisi diye sana seslendi.
Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine..
Çünkü bu âlemin reisi geliyor...
Bekleyin Ahmed geliyor.
Kainata rahmet geliyor.
Havarilerin yüzünü okşayan,
Ölüleri dirilten bir nefes oldun
Ama sen yoktun...


Sen yoktun Sultânım,
Hz. Abdullah’ın alnındaydı Nurun
Başı eğik gezerdi mazlum
Huteyle göklerden seni sorardı
Varaka seni arardı semada
Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
Ağlayarak süslediler ölüme...
Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler.
Sen yokken,
Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek.
Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliğiydi.
Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi...
En son çocuk atılırken çukura
Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi.
Melekler süslüyordu hirâyı.
Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur,
Efendisine hazırlanıyordu mekke.
Âlem Efendisine hazırlanıyordu
Kainatın gözü Hz. Aminedeydi.
Toprak yalvarıyordu rabbine,
Allahım gönder artık diyordu.
Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada


Ve bir gelişin vardı ya rasulallah,
Bir inişin vardı yer yüzüne...
Önünde cebrail!
Ardında yalın kılıç melekler!
Bir inişin vardı yer yüzüne...
Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de
Öksüzler annelerine sarıldı doya doya.

Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini.
Herşey sus pus olmuştu.
Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay!
Kainat bir isim duymak istiyordu.
Ve bir ses yükseldi Âmine’nin evinden;
Muhammed!
Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini.
Muhammed!
Melekler öptü o nurdan ellerini.
Muhammed!
Seni yaratan Allah’a kurbânız ey dürri yekta!
Sana o adı veren rahmana kurbanız


Artık sen vardın
Susuz topraklara rahmet indi seninle
Annenden sonra anne halime sevindi seninle
Yağmura mı ihtiyaç var?
Kaldır şehadet parmağını,
Yağmurları salsın Allah.
Sonra tut ağacın yaprağını,
Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
Yeterki sen iste,
Sen iste yarasulallah
Deki ben kimim?
Dağlar, taşlar dile gelsin,
Dilsiz çocuklar ellerinden tutup,
Ente Rasulullah desin.

Sen vardın
Bedir kârdı,
Uhut dardı
Hendek yârdı.
Yiğitlerin vardı.
Ölmek için yarışan yiğitler...


Hele bir enesin vardı senin.
Enes bin malik...
Uhut’ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına,
Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu.
Onlar da
“Allah’ın Rasulü öldürülmüş deyince
Enes kükremiş:
“ Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?
Kalkın ve O’nun gibi ölün! Demişti.
Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
Hem de ne şehit ey nebi!
Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi.
Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...

Musab Bin Umeyr’in vardı senin.
Uhut’ta sancağını taşıyan.
Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki
Allah o gün melekleri Musab’ın suretinde indirdi.

Ebu hureyren vardı...
Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı.
Sen anlardın,
Ya Ebâhir gel! Derdin.


Ve sen gittin...
Bir gidişle gittin
Ardında hüznün kaldı.
Hasretin kaldı göklerde.
Bilal ezan okuyamaz oldu
Ne zaman teşebbüs etse
Muhammed rasulullah demeye
Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi.

Sonra günler ay,
Aylar yıl oldu.
Ve asırlar oldu
Sensizliğe açtık gözlerimizi.
Ama sen bırakmazsın bizi.
Sen varsın ey şehitlerin sultanı
Sen varsın!
Bir şehit bile ölmezken
Sana nasıl yok deriz.
Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip
Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin.
Ne anam var ne babam...
Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden.


Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah!
Bırakma bizi ki; Allah;
Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor.
Bırakma bizi!
Hayatı seninle öğretti Rahman.
Kulluğu seninle tanıdık.
Duayı senden öğrendik sevgili!
Hz Ömer umre için senden izin isteyince,
“Kardeşcik” dedin ona,
Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın?
Bizler Ömer değiliz ama
Bütün dualarımız senin için

Ey Rabbimiz!
Rasulünü anışımızdan haberdar et!
O’na binler salat, binler selam!
Habibine Makam-ı Mahmut’u ver
O’na vesileyi lutfet.
O’nu refik-i Âlâya yükselt
Bizi de affet
O’nun hatrına affet
Zatının hatrına Affet.

Dursun Ali Erzincanlı
Şayeste Tarih: 15.04.2009 14:20
[COLOR="Pink"]


Ümmetin oluşumuzla övünürüz
Kaybetmiş oluşumuza üzülürüz

Miski amberdir dokun ve kokun
Hala, üzerimizdedir ölüm şokun

Umarız kıyamet günü şefaatinize
İnşallah alırsınız hepimizi safınıza

Nebilerin piri, ölmedi yaşıyor dipdiri
O’nun gelmesiyle silindi beşerin kiri

Dünya, senin gelişinle anlam kazandı
Çünkü yokluğunuzda her yer hazandı

Ey Nebi, benzeyen değil, benzetilensin
Çünkü sen en güzel şekilde bezenensin

Duyduğumuz her sese, kulak kesiliyoruz
Ya gelmenizi/ya gel demenizi bekliyoruz

Nerde adınız anılsa ümmetin boyun eğer
Ümmetim deseniz başımız ta göğe değer

Ümmetin olmamızdandır bu ihsan ve lütuflar
Her adem ahrette şefaat edeceğinizi umutlar

Bencileyin, acizdir edipler seni met-ü senadan
Çünkü seni övmüştür en güzel şekilde Yaratan

Ey Nebi, hakkında ne yazıp söylesem, noksan olur
Bence tüm övgüleri sadakna demek en doğru olur


Bayram Tunca
CiCeGiM Tarih: 06.04.2009 21:26
[COLOR="YellowGreen"]HZ. MUHAMMED SAV.
Dünya cehalete boğulurken,

Bir ilim olarak geldi Muhammed

Yoksullar yerde sürünürken

Mekke’de güneş gibi doğdu Muhammed



Doğmadan babasını yitirdi

İnsanlığa adaleti getirdi.

İyiliği emretti, kötülüğü bitirdi.

İnsanlık timsali geldi Muhammed



Hiçbir zaman durgunluğu sevmezdi

Sahtekarlık, yalan dalan bilmezdi

Halkı ağlayınca o da gülmezdi

Kendini Hak yoluna verdi Muhammed



Yüzü güzel, huyu güzel hoş idi

O’nu görmek herkes için düş idi

Seherde ağlayan gözde yaşardı

Dillerden düşmeyen Muhammed



Büşra Emre
5 sınıf öğrencisi
CiCeGiM Tarih: 06.04.2009 21:25


Nurlu Peygamberimiz
(İnsanlığın son kurtarıcısı Efendimizin doğum günü anısına)

Senin için yaratıldı bu kâinat,
Selâm verdi; melekler, semâvat,
Şefâat eyle ümmetine ey Resûl!
Dökülüyor dudaklarımızdan salâvat...

Hep ümmetine rehberlik ettin,
Yüce Allah’ın yoluna sevk ettin
Şefâat eyle ümmetine ey Resûl!
Kalbimizi, ruhumuzu sen serinlettin...

Cennet ile müjdeledin müminleri
Ateş ile korkuttun münkirleri,
Şefâat eyle ümmetine ey Resûl!
Seni arzular hakikat erleri...

Mübarek dilinden okudun Yüce Kur’ân’ı,
Aydınlattın; ufukları, bütün cihanı,
Şefâat eyle ümmetine ey Resûl!
Senin yoluna verelim bu canı...


Zekayi Şahin
CiCeGiM Tarih: 06.04.2009 21:24
CiCeGiM Tarih: 06.04.2009 21:17
Rahmet Peygamberi


Dünyamızı şereflendirdiğinde,
Sanki güller açmıştı kainat.

Müjdeleşiyordu tüm varlık alemi,
'Muhammedü'l-Emin' doğdu diye...

Kainat o an eğilmiş bir dal gibi,
Selamlıyordu varoluş sebebini.

Ardından aralandı kara bulutlar,
Bir güneş gibi parladı, islamın nuru.

Yağmaya başladı sağnak rahmet yağmuru.
Ne kisralar dayanabildi rahmetine,
Ne de bin yıllık mecusi ateşi...

Selamlar olsun sana, Ya Muhammed!
Selamlar olsun sana, Ya Resulüllah!
CiCeGiM Tarih: 06.04.2009 21:13
CiCeGiM Tarih: 06.04.2009 21:11
[FONT="Arial Narrow"]Nur oldu; nurdan oldu;
Kutlu doğum haftası…
Ol fahri cihan oldu,…
Müminlere sefası,
Kutlu, Doğum haftası…

Kalplere dolan nurun,
Etrafında oturun,
Allaha zikre durun,
Gayri yoktur dahası,
Kutlu, doğum haftası…

Âlemlerin sahibi,
Ol Muhammet Habipi,
Yeniden doğmuş gibi,
İnsanlığın en hası,
Kutlu, doğum haftası…

İnananlar saf tutun,
O nur olsun tek sütün,
Vahdet ile bir bütün
Muhammed Mustafa sı
Kutlu, doğum haftası…

Yeri, göğü yaratan,
Doğ ,diyince doğar tan
Âlemlere renk katan,
Şahlara kul yaftası,
Kutlu, doğum haftası…

Müminlere şen ola,
Gülleri Gülşen ola,
Gönüllere pusula,
Yüreklerin taftası,
Kutlu, doğum haftası…

Dr.Gürsoy SOLMAZ