“Dostum” dedi, yılışık yılışık.

Sanki dostmuş gibi, sanki dostluktan anlarmış gibi, sanki dostum denildi mi dost olunabilirmiş gibi.

“Nasılsın? Bugün çok solgun gördüm seni.”

Dost kelimesini duyunca yumuşadı bizimki. Eridi, aktı. Bak dostmuşuz, dedi kendi kendine. Darıldıydım, gücendiydim oysa. Benden de dost mu olurmuş? Nasıl da mahkemeler kurduydum dün, asmaya kadar götürdüydüm işi.

Yine büyük bir hata yapmış izlenimine kapıldı, suçladı durdu kendini. Hay Allah, dedi, ne kötü fikirliyim ben. İçim fesat, içim.

İnsanlığından utandı, nefes almaklığından, adamım diye gezmekliğinden.

Onca kötülüğe karşı mahkeme kurmaktı tek yapabildiği; o da için için. Astıkları bir kere yüzüne gülünce ne mahkeme kalıyordu hayalinde, ne yargıç, ne de yargı.

Böyle mahkeme kura, adam asa, geri pişman ola, kendine hüküm giydire geçti gitti ömrü.

Saflık böyle bir şey olsa gerekti.


Hatice Taşdelen

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 368
favori
like
share