" O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, ' şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir." (Haşr Suresi, 24)

Yeryüzünde var olan tüm canlılar üremelerinden, korunmalarına, beslenme şekillerinden kendilerine inşa ettikleri yuvalara kadar sayısız üstün özelliklerle donatılmışlardır. Doğadaki canlıların kimi bir mimar gibi kendisine yuva inşa eder, kimi bir fizik mühendisi gibi ısıtma sistemi kurar, kimi ise gerçek bir kamuflaj ustasıdır. Bu canlıların yaşantıları incelendiğinde ise, hem fiziksel özelliklerinin hem de davranışlarının yaşadıkları ortamla tam bir uyum içerisinde olduğu görülür.

Üstelik bu canlıların hiçbiri bir bilince veya akla sahip değildir, hatta bir kısmının bir beyni dahi yoktur. Sergiledikleri üstün akıl, evrendeki herşeyin Yaratıcısı olan Allah'a aittir. Kuşların kendilerine özgü ve örnek alınacak birçok özellikleri vardır. Kuşların dünyasını incelediğimizde Allah'ın onları kendileri için en uygun anatomik yapıda yaratmış olduğunu görürüz. Örneğin kuşların dişleri yoktur. Bu yüzden, tohumların dış kabuğunu ağızlarıyla kırarlar, hatta bu yöntemle iç kabuğu da biraz bölerler. Çiğnemeyi ise vücutlarının başka bir yerinde yaparlar: Midelerinde. Mideleri iki odacığa bölünmüştür. Ön odada besinleri kimyasal olarak sindirmeye yarayan enzimler salgılanır. Arka odada ise sindirim fiziksel olarak gerçekleşir. İşte burası kursaktır. Kursağın duvarları kalın ve kaslıdır. Kaslar ritmik olarak kasılırken duvarlar birbirine çarpar ve ön odadan salgılanan sindirim sıvılarının da yardımıyla besinler öğütülür. Her kuşun böyle bir öğütme sistemi vardır. Fakat tohum yiyiciler özellikle tohumların sert kabuklarını kırabilmek için öylesine güçlü bir sindirme sistemine ihtiyaç duyarlar ki bu sistemin verimini artırmak için kursaklarını çakıl taşlarıyla doldururlar. Bu, Allah'ın her canlıyı kendisi için en uygun özelliklerle yarattığının delillerinden yalnızca biridir.

En Uzun Kanatlı Kuş: Albatros

Albatroslar açık denizlerde yaşarlar. Kanatlarını rüzgara karşı tamamen açarak havada durmak albatrosun uçması için yeterlidir. Bir kere havalandıktan sonra yükselen sıcak hava akımlarını kullanarak hemen hemen hiç kanat çırpmadan yükseklere çıkabilmektedirler. Kuş bu uçuşunu kanatlarını olabildiğince geniş biçimde açarak gerçekleştirir. Bu esnada albatrosun kanatlarının genişliği "3.5 m.'ye" ulaşır ki bu, kuşlar arasında en geniş kanat uzunluğudur. Albatrosların kanat kemiklerinde kanatlarını açık pozisyonda tutmaya yarayan bir çeşit kilit sistemi vardır. Böylece günlerce, haftalarca hatta aylarca minimum seviyede enerji kullanarak hiç durmadan uçabilirler. Albatros yukarıya doğru yükselen dalgaları ve rüzgarı kullanarak, onların yönünde ilerler ve rüzgarın içinden zigzaglar çizerek bir dalganın tepesinden diğerine geçer. Bu şekilde tek bir kanat bile çırpmadan saatlerce su üstünde uçabilir.

Akbabaların Beslenme Yöntemi

Akbabalar hayvanların etinden çok kemiklerini tercih ederler. Bu kemiklerde ilik bulunur ve ilik besin bakımından oldukça zengindir. Akbabaların bu kemiği kırıp içindeki iliği alabilmek için bir kırma aletleri yoktur. Fakat bu problemi başka türlü hallederler. Bir kemiği alır ve çıplak bir kayanın tepesine havalanırlar. Sonra kemiği aşağı bırakırlar. Bu işlemi kemik ikiye ayrılıncaya kadar en az 50 kere tekrarlarlar. Sonra da bu kemik parçasını alıp yutarlar. Akbabaların midesindeki sindirim asitleri öylesine güçlüdür ki kemiğin bir ucu daha akbabanın ağzındayken, midesine giden kısım sindirilmiştir bile.

Kartalların Anatomik Yapısı

Kartalların hem yerden havalanıp uçabilecek kadar hafif olmaları, hem de avlarını yakaladıklarında rahatlıkla taşıyabilecek kadar güçlü olmaları gerekir. Bir kel kartalın 7 binden fazla tüyü vardır, fakat hepsini biraraya koyduğunuzda bütün tüylerin ağırlığı yaklaşık 500 gram tutar. Ayrıca vücutlarının hafif olması için kemiklerinin içi de boştur. Bu kemiklerin birçok yerinde havadan başka bir şey yoktur. Bir kel kartalın tüm iskeletinin ağırlığı 272 gramdan sadece biraz fazladır.

Tüm kartalların gözlerinde "niktitant zar" denilen fazladan bir zar vardır. Bu kapağın işlevi gözleri temizlemek ve korumaktır. Örneğin kartallar yavrularını beslerken göz kapaklarını genel olarak kapalı tutarlar. Bu, yavruların yanlışlıkla ebeveynlerinin gözlerine zarar vermesini engeller.

Su Kuşlarındaki Anne Şefkati

Bir su kuşu türü olan Grebeler yavrularını sırtında taşır. Anne kuş, yavruları üstünden düşmesin diye kanatlarını hafifçe yukarıya doğru kaldırır ve başını yana doğru uzatarak gagasında tuttuğu besin parçalarıyla yavrularını besler. Fakat yavrulara verdiği ilk şey gerçek bir besin değildir. Grebe, yavrularına ilk olarak su üstünden topladığı ya da göğsünden kopardığı tüyleri yedirir. Bunun nedeni, sivri balık kılçıklarının veya böceklerin sert bir parçasının yavruların midesinden geçerken, bağırsakların narin çeperlerine zarar vermesini önlemektir. Bu tüy yeme tecrübesi, kuşun tüm hayatı boyunca devam edecektir. Fakat bu kuşun hayatının ilk dönemi için oldukça önemli bir tedbirdir.

Skimmerların Avlanma Yöntemi

Skimmer kuşlarının (kırlangıç benzeri bir kuş) alışılmadık bir avlanma yöntemi vardır. Skimmer'ın alt çenesi, üst çenesinin iki katı büyüklüğündedir. Suya yakın bir seviyede uçar ve uzun alt çenesini suya daldırarak avlanır. Gaganın ucuna bir cisim değdiğinde hemen üst çenesini de kapatarak avını yakalar. Avlanırken bazen suda yüzen sert cisimleri de alabilir. Ama bu sert cisimler ağzındayken gagasını aniden kapatmasıyla oluşacak şok kuşa hiçbir zarar vermez. Çünkü Skimmer'ın başında ve boynunda şok emici güçlü kaslar vardır. Skimmer ilk taramada nadir olarak başarılı olur. İkinci atak için kuş tekrar havalanır ve biraz önce fark ettiği ava doğru tekrar uçar. Su yüzeyinde hala kabarcıklar vardır ve bu kabarcıklar genellikle suyun üstünü araştırmak isteyen balıkları çeker. İşte bu Skimmer'ın ikinci atağıdır ve bu defa çok daha başarılı olur.

Baykuşların Hassas Kulakları

Baykuşların kulakları sese karşı çok hassastır, duyma eşikleri insanlardan daha geniştir. Sağ tarafta gelen ses büyük ölçüde sadece sağ kulak tarafından duyulur. Ayrıca kulakları kafada simetrik olarak yer almaz. Biri diğerinden daha yüksektedir. Böylece baykuşlar sesleri super-stereo olarak dinler ve ses çıkaran canlıyı görmeseler bile onun nerede olduğunu tamamen doğru olarak tespit edebilirler. Bu, av bulmanın çok zorlaştığı karlı havalarda önemli bir avantajdır.

Pabuç Gagalı Leylekler

Pabuç gagalı leyleklerin tahta ayakkabıya benzeyen gagaları vardır. Farklı bir görünümü olan bu gagaların yapısı yiyecek yakalamak için çok uygundur. Leylekler gagalarını kullanarak buldukları kurbağaları kürekle çıkarır gibi yakalarlar.

Erkek leylek ve eşi biraraya gelince gagalarını tıkırdatıp, kanat çırparak dans eder. Bu dansın en büyük özelliği erkek leyleğin, dişinin dikkatini çekmeye çalışmasıdır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 360
favori
like
share