[font=Tahoma]DOĞANLAR gündüz yırtıcılarının ufak üyelerinden olup derli toplu vücutları, iri kafaları, uzun boyunları, kısa üst gaganın kenarındaki dişleri ve uzun kuyruklarının sonuna kadar varan kanatlarıyla dikkati çeekrler. Uçuşlarının gücü ve hızı ile öbür yırtıcı kuşları geride bırakırlar. Yuvalarını yüksek ağaç tepelerinde, kayalıklarda veya kulelerin üzerinde
yaparlar. Doğanların doğan, küçük doğan, delice doğan, kerkenez, küçük kerkenez, güvercin doğam vs. gibi birçok çeşidi vardır.

DOĞAN


«Doğan» ın bütün kuşlardan hızh uçtuğunu ileri süren uzmanlar vardır. Saatte 280-290 Km.'yle pike indiğini görenler olmuştur. Bilimsel adı «Falconidae
» olan doğan ailesinin altmış kadar türü sayılmıştır.
Bazı dillerde «peregrin» diye adı geçen doğanın sırtıyla kanatları kül rengi, karnı ise beyazımsıdır, göğsüyle yanları kahvemsi siyah çizgilerle süslüdür. Yetişkin erkek doğanın uzunluğu 42-47 santim, daha iri olan dişininki ise 47-32 santimdir. Dişinin açılmış kanatlarının eni 90 santimi bulur.
Doğan bütün Avrupa'da, Asya'da, Afrika'da Kuzey Amerika'da, Güney Amerika'nın önemli bir kısmında, Avustralya'da, Tasmanya'da ve bazı Okyanusya adalarında bulunur. Bulunduğu bölgelerde rastgele her yerde görülmediği gibi, kalabalık sürüler halinde de görülmez. Genellikle suya yakın yerlerde kayaların üzerinde yaşar. Gerçek doğan türleri kendilerine yuva yapmazlar. Erkek doğan bir kaya pervazının üzerinde bir girinti kazar ve havada türlü akrobasi numaralarına girişerek dişisini gelip buraya yumurtlamaya razı eder.
Bazı büyük şehirlerin ve özellikle New York'un yakınlarındaki bazı kayalıklarda hâlâ tek tük doğanlara rastlanır. Bu yırtıcı Ttuşlar kışın çok kere güvercin avlamak üzere şehre sokulurlar. Bazıları New York' un yüksek binalarının pervazlarına yuva yapmak istemişlerse de bu çabaları olumsuz kalmıştır.
Doğan türlerine has özellikler en fazla doğanda (Palca peregrinus) gelişmiştir. Derli toplu ve güçlü vücudu, uzun ve sivri kanatlarıyla başlıca avı olan kuşların arkasından muazzam bir hızla mermi gibi atılır. Ayakları fevkalade iri ve kuvvetlidir. Doğan bu özelliklerinden ötürü doğanla avlananlar tarafından öbür doğan türlerine tercih edilmektedir. Aynı sebepten Orta Çağlarda «soylu doğan» diye anılırdı.
Doğan nüfusu, avcılardan ve yumurtalarını toplayanlardan çok zarar görmüştür.
Memleketimizde bulunmadıkları ve fazla yaygın olmadıkları için bazı doğan türlerini sadece bilimsel adlarıyla tanımaktayız. Bunlardan biri de «Falco rusticolus» tur. Gerçek doğanların en irisi olan bu kuş Kuzey Kutbu enlemlerinde bulunur ve kışm bile fazla güneye inmez. Birçok kutup türleri gibi beyaz olanları çoktur. Bazılarının rengi beyaza yakın, başkalarının tüyleri gri lekelidir. Aynı kuluçkadan gri ve beyaz kuşlar da çıkabilir.
Bu doğan «Falco peregrinus» derecesinde canlı olmamakla beraber, Orta Çağlardaki avcılar arasında rağbet görürdü
Marko Polo seyahatnamesinde, Kubilây Han'ın, aralarında doğan ve kartal türleri de bulunan ve her birinin eşliğinde bir de avcı olan on bin avcı kuş beslendiğinden bahis vardır. Dört filin sırtına yerleştirilmiş çadırında yatan hakan, sevgili doğanlarının, turnaları ve başka kuşları havada kovalaması için emir verirdi. Avlarını havada yakalayan doğanlar uzun ve şiddetli bir boğuşmadan sonra onları yenilgiye uğratırdı, Hakan bu manzarayı saatlerce seyretmekten usanç duymazdı.

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 11387
favori
like
share
LaigLeNoiR Tarih: 08.04.2009 16:39
[font=Tahoma]YIRTICI KARTALLAR , ATMACALAR, DOĞANLAR VE AKRABALARI.


KUŞ denilince ilk anda sevimli görünüşlü, şen şarkıcılar ya da göz kamaştırıcı renklerde güzel yaratıklar aklımıza gelir. Fakat bu bölümdeki kuşlar hiç de öyle değildir.

Kartallar, atmacalar ve akrabaları yırtıcı kuşlardır: Kimi küçük memelilerle, kimi sürüngenlerle, balıklarla, böceklerle ve başka kuşlarla karnını doyurur.


atmacanın güvercinlerinizi almasından şikayet etmek yerine etrafımızdaki bütün kuşçu arkadaşlara güvercini tavuk gibi değil gerçek güvercin gibi yetiştirmelerini anlatursak daha doğru olur.


*doğal yaşam gereği şehrin o bölgesinde atmaca şahin var ise başkası gelmez.


*atmaca gezindiği yerde hergün güvercine dalmaz aç kalması lazım çünkü avlanması nisbeten zordur (taklacı hariç)


*iki üç günde bir güvercin alır her seferi size denk gelmez.


*çok değerli damızlık kuşu uçurmayın.


*yüksek sese duyarlı olduklarından korkup kaçarlar(benim yerim müsait kısa namlulu bir otamatik av tüfeği ile havaya boş fişek ateşliyorum)


*puhu kuşları baykuşlar senede 20 ye yakın atmaca yerler bu yüzden sesleri ve görüntüleri caydırıcıdır.


*oyun kuşu uçururken kelebek gibi dağınık uçan kuşlarınızdan uçurun dikkat dağıtıcıdır.


*eylül sonu ve mart sonu arası batı anadoluda atmaca saldırıları %5oo artar hatta mayıs ağustos arası yok denecek kadar azdır.kuşları bu arada uçurun.


*bir kaç defa atmaca saldırısına maruz kalmış hayvanların kurtulma şansı yüksektir.


*orta mesafe uçucu ırklar daha çok saldırıya maruz kalırlar.



*kümes etrafına parlak güneş ışığını yansıtan aynalar yerleştiriniz.



*yapılan bir araştırmaya göre kuyruk üstü bölgesindeki tüyler beyaz olan kuşların atmacadan kurtulma şansı yüksektir.



*bütün bu önlemlere rağmen her gün atmaca saldırısına maruz kalıyorsanız doğa size üstün geliyor demektir güvercin beslemeyi bir başka bölgede sürdürün.
LaigLeNoiR Tarih: 08.04.2009 16:38
[font=Tahoma]Yırtıcı Kuşlar Hakkında Genel Bilgi

Kaya kartalı bir balığın didiklenmiş kalıntısı uğruna havada balık kartalı ile çekişir. Vahşî çakır kuşu paniğin tesiriyle soluğu kesilmiş zavallı bir tavuğun arkası sıra ta kümesin içine kadar girer. Yılan kartalı, otların arasından süzülen bir yılanı ta yükseklerden fark ederek üzerine şimşek hızıyla pike iner. Bu saldırgan kuşlar için irilik pek önemli değildir. Atmacaların pek çoğu kendi iriliklerinde hayvanlara saldırırlar.
Atmacalar, doğanlar, kartallar ve daha bir sürü akrabaları gündüz-yırtıcıları denilen bu önemli grupta yer alırlar. Güçlü yapıları, kancalı gagalan, kavisli pençeleri, kudretli kanatları ve son derece keskin iri gözleri hayat tarzları için idealdir. İşitme duyguları da dikkate değer derecede gelişmiştir, buna karşılık koku alma duyguları daha az kuvvetlidir. Avcı oldukları için, zekâsı gelişmiş kuşlardandırlar. Sesleri de kuvvetli sayılır. Aralarında «cüce doğan» gibi serçe boyunda
kuşlar olduğu misali, «kondor» ve kartal gibi kuş ölçülerine göre devler de buJunduğuna göre, irilikleri çok çeşitlidir. Baykuş ve atmaca gibi birçoklarında dişi kuş erkeğinden iridir. Sebebi tabiat bilginleri tarafından keşfedilememiştir.
Yırtıcı kuşlara dünyanın bütün enlemlerinde ve boylamlarında rastlanır. Kış mevsiminde av sahaları fakirleşince, kuzeyin birçok tüylü yağmacıları kendilerinden küçük kuşların arkası sıra daha güneylere göç ederler. Fakat en kuzeysel enlemlerde yaşayanları ne tuhaftır ki kısa yolculuklara gitmekle yetinirler. Bu gibi göçlerde çok kere sürüler meydana getirirlerse de, normal hayatlarında pek azı arkadaş canhsıdır.
Tabiatın en tesirli çöpçülerinden akbabalar da bu önemli grupta yer alırlar. Leşe doyamayan bu kuşların bazıları gerçekten iğrenç görünüşlüdür, zevkleri de iğrençlik bakımından görünüşlerinden geri kalmaz. Bununla beraber sırf bu yüzden insanlara pek önemli bir hizmette bulundukları unutulmamalıdır.
Bilimsel adı «Falconiformes» olan bu takımdaki kuşların içinde bizim için öteden beri en büyük önemi taşıyanı kartal olmuştur. Kartal eski zamanlardan beri cengâverliğin ve yiğitliğin sembolü sayılmaktadır. Roma İmparatorlarının sancaklarını süslemiş, Napolyon Bonapart'm amblemi olmuş, Birleşik Amerika devlet mührüne sembol olarak seçilmiştir. Avcılar yüzyıllar boyunca avlarda terbiye edilmiş kartallarla doğanlardan faydalanmışlardır. Orta çağlarda bazı türler sırf asillere ayrılmıştı ve ele geçirilmeleriyle terbiye edilmeleri tantanalı törenlerle kutlanırdı. Bugün dahi bazı Arap aşiretleri avlarda kaya kartalından yararlanmaktadır. Birleşik Amerika ile İngiltere'de de yırtıcı kuşlarla avlanmak yeniden moda olmuştur.
LaigLeNoiR Tarih: 08.04.2009 16:38
[font=Tahoma]Güvercin düşmanı yırtıcı kuşları tanımaya devam ediyoruz;
Kısaca kartalgiller diyebileceğimiz doğanların, şahinlerin, çaylakların ve atmacaların çoğu bir ağacın üst dallarında, ya da bir yarın kıyısında değneklerden iri bir yuva bina ederler. Yuvanın yapımında kuşların erkeği de, dişisi de vazife alır. İri türlerin, yuvaları için oldukça kaim dalları tedarik etmeleri kolay değildir. Örneğin, kartallar kanatlarını katlayarak

[font=Tahoma]kendilerini yüksekten koyverirler ve göz koydukları dalı güçlü pençeleriyle kavrayarak düşüş hızının verdiği kuvvetle kırarlar. Yuvarlağımsı ve pürüzlü kabuklu olan yumurtalarının sayısı ender olarak beşi geçer. Havla örtülü olarak dünyaya gelen yavrular ağır gelişirler. Uçmaya alıştıktan sonra bile, ta ki avlanma sanatını öğrenene kadar büyükleri tarafından beslenirler.
İnsanoğlu tarafından büyütülen genç gündüz - yırtıcıları avlanmayıyavaş yavaş içgüdüleriyle öğrenirler, fakat bu ağır bir eylemdir. Tabiatta, ta ki kendileri avlanmayı öğreninceye kadar büyükleri tarafından beslenilmeye ihtiyaç gösterirler.
Bazı gündüz - yırtıcısı türleri ölünceye kadar bir arada kalmak üzere birleşirler ve her yıl üst üste aynı yuvayı kullanırlar. Eşlerden biri ölecek olursa, öbürü vakit kaybetmeden kendine yeni bir eş bulur ve bu, bir mevsim boyunea birkaç kere tekrarlanabilir.
Gündüz - yırtıcıları vakit vakit kuş ve kümes hayvanı avlarlarsa da, pek azı bunu âdet haline getirir. Öyle olduğu halde, çiftçilerle avcılar bu kuşları görür görmez vurmaya çalışırlar. Halbuki gündüz - yırtıcıları daha çok fareler, sıçanlar ve başka zararlı kemiricilerle beslendiklerinden, insanlara faydalıdırlar. Esasen gündüz - yırtıcıları tarafından öldürülen küçük kuş sayısı, herhangi bir türün üzerinde belirli bir tesiri olamayacak kadar sınırlıdır. Kuşların yaşamasını etkileyen başlıca unsurlar yiyecek durumu ile kış mevsiminde sığınacak yerlerin varlığıdır.
LaigLeNoiR Tarih: 08.04.2009 16:37


[font=Tahoma]DOĞANLAR gündüz yırtıcılarının ufak üyelerinden olup derli toplu vücutları, iri kafaları, uzun boyunları, kısa üst gaganın kenarındaki dişleri ve uzun kuyruklarının sonuna kadar varan kanatlarıyla dikkati çeekrler. Uçuşlarının gücü ve hızı ile öbür yırtıcı kuşları geride bırakırlar. Yuvalarını yüksek ağaç tepelerinde, kayalıklarda veya kulelerin üzerinde
yaparlar. Doğanların doğan, küçük doğan, delice doğan, kerkenez, küçük kerkenez, güvercin doğam vs. gibi birçok çeşidi vardır.

DOĞAN


«Doğan» ın bütün kuşlardan hızh uçtuğunu ileri süren uzmanlar vardır. Saatte 280-290 Km.'yle pike indiğini görenler olmuştur. Bilimsel adı «Falconidae
» olan doğan ailesinin altmış kadar türü sayılmıştır.
Bazı dillerde «peregrin» diye adı geçen doğanın sırtıyla kanatları kül rengi, karnı ise beyazımsıdır, göğsüyle yanları kahvemsi siyah çizgilerle süslüdür. Yetişkin erkek doğanın uzunluğu 42-47 santim, daha iri olan dişininki ise 47-32 santimdir. Dişinin açılmış kanatlarının eni 90 santimi bulur.
Doğan bütün Avrupa'da, Asya'da, Afrika'da Kuzey Amerika'da, Güney Amerika'nın önemli bir kısmında, Avustralya'da, Tasmanya'da ve bazı Okyanusya adalarında bulunur. Bulunduğu bölgelerde rastgele her yerde görülmediği gibi, kalabalık sürüler halinde de görülmez. Genellikle suya yakın yerlerde kayaların üzerinde yaşar. Gerçek doğan türleri kendilerine yuva yapmazlar. Erkek doğan bir kaya pervazının üzerinde bir girinti kazar ve havada türlü akrobasi numaralarına girişerek dişisini gelip buraya yumurtlamaya razı eder.
Bazı büyük şehirlerin ve özellikle New York'un yakınlarındaki bazı kayalıklarda hâlâ tek tük doğanlara rastlanır. Bu yırtıcı Ttuşlar kışın çok kere güvercin avlamak üzere şehre sokulurlar. Bazıları New York' un yüksek binalarının pervazlarına yuva yapmak istemişlerse de bu çabaları olumsuz kalmıştır.
Doğan türlerine has özellikler en fazla doğanda (Palca peregrinus) gelişmiştir. Derli toplu ve güçlü vücudu, uzun ve sivri kanatlarıyla başlıca avı olan kuşların arkasından muazzam bir hızla mermi gibi atılır. Ayakları fevkalade iri ve kuvvetlidir. Doğan bu özelliklerinden ötürü doğanla avlananlar tarafından öbür doğan türlerine tercih edilmektedir. Aynı sebepten Orta Çağlarda «soylu doğan» diye anılırdı.
Doğan nüfusu, avcılardan ve yumurtalarını toplayanlardan çok zarar görmüştür.
Memleketimizde bulunmadıkları ve fazla yaygın olmadıkları için bazı doğan türlerini sadece bilimsel adlarıyla tanımaktayız. Bunlardan biri de «Falco rusticolus» tur. Gerçek doğanların en irisi olan bu kuş Kuzey Kutbu enlemlerinde bulunur ve kışm bile fazla güneye inmez. Birçok kutup türleri gibi beyaz olanları çoktur. Bazılarının rengi beyaza yakın, başkalarının tüyleri gri lekelidir. Aynı kuluçkadan gri ve beyaz kuşlar da çıkabilir.
Bu doğan «Falco peregrinus» derecesinde canlı olmamakla beraber, Orta Çağlardaki avcılar arasında rağbet görürdü
Marko Polo seyahatnamesinde, Kubilây Han'ın, aralarında doğan ve kartal türleri de bulunan ve her birinin eşliğinde bir de avcı olan on bin avcı kuş beslendiğinden bahis vardır. Dört filin sırtına yerleştirilmiş çadırında yatan hakan, sevgili doğanlarının, turnaları ve başka kuşları havada kovalaması için emir verirdi. Avlarını havada yakalayan doğanlar uzun ve şiddetli bir boğuşmadan sonra onları yenilgiye uğratırdı, Hakan bu manzarayı saatlerce seyretmekten usanç duymazdı.
LaigLeNoiR Tarih: 08.04.2009 16:37



[font=Tahoma]GÜVERCİN DOĞANI veya MERLİN (Falco columbiarus)


«Güvercin doğanı», genellikle güvercinden ufaktır. Erkek güvercin doğanı'nın yaklaşık olarak 25-26 santim uzunluğunda olmasına karşılık, tipik güvercin ondan 12-13 santim uzundur. Güvercin doğanına bu adın, güvercin avlamasından ötürü verildiğini sanmak yanlıştır. Bu ad ona, uçarken biraz güvercine benzemesinden dolayı verilmiştir. Güvercin doğanı bazen bu kendinden büyük kuşa saldıracak kadar cesursa da, genel olarak daha ufak kuşlarla beslenir ve kırlangıç gibi hızlı uçucuları havada yakalar.
Güvercin doğanı'nm sırtı kurşunlu mavi renktedir, karnı ise çizgili gibidir. Göçücü bir kuştur ve anayurdunun kuzey olmasına rağmen, kışın tropikal enlemlere iner. Kuzey Amerika'da da, Kuzey Avrupa' da da bulunur. Avrupa'daki çeşidi yerine göre daha çok merlin diye tanınır.
LaigLeNoiR Tarih: 08.04.2009 16:36


[font=Tahoma]Yarasa Atmacası kuşu kalabalık «Açcipitridae» ailesinin geceleyin çalışan tek üyesidir. Yurdu Afrika ile Güney-doğu Asya olduğundan, pek az tabiat bilgini bu çaylağı tetkik konusu etmek fırsatını bulmuştur. Bir yazar tarafından bildirildiğine göre, yarasa çaylaklar Borneo'da güneş batarken büyük mağaraların ağzında pusu kurmakta ve karanlıkta beslenmek üzere mağaralardan çıkan yarasalarla karınlarını doyurmaktadırlar.
LaigLeNoiR Tarih: 08.04.2009 16:35


[font=Verdana]Bilhassa kuşlarla beslenen atmacalar en azından kırk dört türü olan Aceipiter grubuna girerler. Atmacanın kısa ve yuvarlağımsı kanatlan, uzun bir kuyruğu, ufak bir kafası ve çok kancalı bir burnu vardır. Vücudu, küçük kuşların peşinde çalıların ve dalların arasında kaymasına çok elverişlidir. Havadayken avına devamlı bir uçuş yerine kısa süreli hızlanmalarla yetişir.
Doğan cinsinden ava alışabilir yırtıcı küçük bir kuş. Oldukça kısa gagalarının kökü geniş, ucu sivri ve aşağı doğru kıvrıktır. Kanatları kuyruğunun ortasına kadar uzanır. Ormanlık ve dağlık yerlerde yaşar. Küçük kuşlar, fare, kurbağa ve böceklerle geçinir. Kendilerin den büyük kuşlardan korkmayan cesur hayvanlardandır.

Atmaca küçük yırtıcı kuşlar gurubundan bir göçmen bir kuştur. Kertenkele, yılan, kurbağa, fare ve küçük kuşları avlayarak beslenir.
Yeryüzünde avını ondan daha ustaca yakalayabilen bir yaratık daha yoktur. Avını yakalarken gösterdiği üstün performans ve atikliği görmeden tahmin yürütmek mümkün değildir.
Bir ok gibi fırlar ani bir hareketle avını pençeleriyle yakalar. Ağırlığı 180-300 gram civarındadır. İlim dilinde adı Accipiter Nisus'tur. Erkeği dişisinden küçüktür. Avda genellikle daha güçlü ve dayanıklı olduğu için dişi atmacalar kullanılır.
Atmacanın erkeğine "Mamulitsa", bir yaşından büyük olanlara da "Tüylek" denir. Avcılık için, insana alışmaları ve eğitilmeleri daha kolay olduğundan tutuldukları senenin yavruları yani bir yaşını doldurmamış olanlar genellikle tercih edilmektedir. İyi huylu atmacalar saklanıp bir sonraki sezonda avda kullanıldığı gibi, ender olsa da doğada kalmış bir yaşından büyük atmacalarla da (Hava Tüyleği) avcılık yapılmaktadır.
Atmaca, Avrupa, Asya ve Afrika'nın ormanlık bölgelerinde yaşar. Ağustos ayından başlamak üzere Ekim ayının sonuna kadar kuzeyden güneye ve kışı güneyde geçirdikten sonra da Nisan Haziran aylarında da güneyden kuzeye göç etmektedir.
Edinilen bilgilere göre, Atmacalar sonbahar göçünde Orta Avrupa, Orta Rusya ve güney batı Asya ormanlıklarından güneye doğru göç ederler. Bu göçler esnasında iki yoldan ülkemizin doğu ve batı sınırlarına yakın bir yol takip ederler. Birinci göç yolları; Alplerden başlamak üzere Adriyatik sahilleri, Yunanistan, Doğu Trakya ve İsİstanbul boğazını takiben güneye iner. İkinci yol ise, Orta Rusya'dan başlamak üzere Kafkas dağlarının batı yamaçlarını takiben Karadeniz kıyılarından Doğu Karadeniz dağlarını geçerek güneye inerler.
LaigLeNoiR Tarih: 08.04.2009 16:35


[font=Verdana]Bayağı atmaca (Accipiter nisus), atmacagiller (Accipitridae) familyasından bir atmaca türüdür.

Koyu kurşuni ve kahverengi tüylü olup, göğsü beyaz kahverengi çizgilidir. Kısa, yuvarlanmış kanatlı, yelpaze gibi açılan uzun kuyruklu olduğundan ağaçlar arasında rahatlıkla manevra yaparak avını takip eder. Kıvrık, kısa gagalı olup, ince, uzun, yırtıcı pençeleri ile fare, kuş ve sincapları kapar.

Bodur ağaçlıklı ormanlarda barınır. Çit ve yol kenarlarında gündüz avlanır. Ağaçlar üzerinde yuva kurar. Yuvasının içini saç, kıl ve kök püskülleri ile döşer. Senede 3-5 yumurta yumurtlar. Erkeği dişisinden küçüktür. Eşlerin her ikisi de yavrularına yiyecek taşırlar. Türkiye’de yaşayanları, kış mevsiminde Kuzey Afrika ve Hindistan’a göç ederler.

Ülkemizde Atmacacılık olarak bilinen atmaca ile avcılık; Rize'nin Çayeli, Pazar, Ardeşen, Fındıklı ve Artvin'in Arhavi, Hopa, Kemalpaşa ilçelerinde yapılmaktadır. Bu yerleşim yerlerine mensup olup ta batıya göç edenler bulundukları yerlerde uygun ortam buldukları; İstanbul, Kocaeli, Sinop, Samsun gibi yerlerde de bu ata sporu yapılmaktadır.
Atmacacılık birbirini izleyen bir avlar zinciridir. Nihai hedefi yırtıcı bir kuş olan atmacanın içgüdüsel eğilimlerinden faydalanarak bıldırcın avlama yöntemini içerir.
Atmacacılığın ilk aşaması, çekirge (Mkholi) veya danaburnu (Gvapha) yakalamakla başlar. Daha sonra sırasıyla; Ğvapha ile Ciceğeni/öaço, Ciceğeni ile Atmaca (Siftheri), Atmaca ile Bıldırcın (Orthiçhi) yakalamayla bu avcılık son bulur..
Çekirge ve böcekleri yiyerek beslenen Ciceğeni/Gaço (Çekirge kuşu) Atmacayı aldatıp yakalamak için çok elverişli bir kuştur. Çünkü; alıştırıldığında oturmakta olduğu değnekten kolay kolay uçmayan, uçunca da, ayağına bağlı olan ipin menzili kadar (4050 cm) havaya doğru uçup tekrara değneğe konan ve asla değneği bırakmayan bir özelliğe sahip ender kuşlardandır.
Ğaço(Çekirge Kuşu)
Ciceğeni/Ğaço'yu yakalamak için iki yöntem kullanılmaktadır. Biri eski tip bir tuzak olan "Kandara" yöntemidir, günümüzde artık pek kullanılmamaktadır. İki çatal ağaç arasına konan bir çubuğun üzerine at kuyruğundan koparılan kıllardan yapılan ilmekler dizilir, kuşun oturup ta uzanamayacağı bir yüksekliğe, iki çatal dal arasına gerilen bir ipe de "Mkoli" (Çekirge) Asılarak kuşun çekirgeyi görebileceği bir yere konur. Çekirgeyi yemek için gelen kuş ilmeklerin olduğu çubuğa ayak basmak zorunda olduğundan hareket ettikçe ilmeklerden biri ayaklarına dolanır ve yakalanır.
İkinci yöntemde çeşitli düzenekleri olan kafesler yapılmaktadır. Burada da "Gvapa" (Danaburnu) yem olarak kullanılır ve kuş yakalanır. Bu yakalanan kuşlarda aranılan özellikler mevcut ise eğitilmeye başlanır. Göğsü beyaz, arkası kırmızı, gagası siyah olan büyük kuşlar tercih edilmektedir. Bunlara bir hafta kadar çubuğa konma ve yem yeme eğitimi verildikten sonra korunaklı bir yere oturtulur. Kuşlar üç hafta kadar sonra gözleri meşin bir kapakla kapatılarak atmaca tutmaya hazır hale getirilir. Meşin kapakla kapatmanın sebebi atmacayı görüp korkmaması içindir. Meşin kapağın alt tarafı, yem yemesi ve uçtuktan sonra çubuğu görebilmesi için açık bırakılır.
Kuşları hazır hale gelmiş olan insanlar Ağustos ayının on beşinden sonra artık başka bir serüvene, Atmaca tutmak için atmacanın göç yolu olan dağlara kamp kurarlar. Çeşitli dönemlerde yapılan gözetleme lerden sonra tespit edilmiş olan yerlerde atmacayı yakalamada kullanılan "Tenta" denen, ortama uygun çalı çırpıdan yapılan kulübeler yaparlar.
Tenta (Atmaca Tutmak için kurulan kulübe)
Tenta atmacanın gelişini görecek şekilde dizayn edilir. Önüne "Neferi" veya "KaliSindomi" denen ağlar gerilir. Atmaca karşı tepeden gelmeye başlayınca avcı Tenta içindeki pozisyonunu alır, siperin arkasına gizlenerek kuşu ağın önünde uçurur. Buna kuş oynatma denir. Atmaca gelinceye kadar kuş oynatmaya devam edilir. Atmaca bir iki km den bu kuşu görebilir ve eğer aç ise kuşa doğru gelmeye başlar. Buna "Oxuntsu" (Süzülme) denir . Tabiatta atmacalar genellikle kuşları daldan uçurduktan sonra tutarlar. Bu nedenle Atmaca bir iki metreye yakına gelince avcı kuşu kaçıyormuş gibi çeker. Bu zamanlamayı ayarlamak ustalık ister. Bu da tecrübeyle sağlanır. Geç kalınırsa atmacanın kuşu yaralama ihtimali vardır, erken kuş çekilir ise, çok zeki bir kuş olan atmacalar hemen tuzağı anlarlar ve havaya doğru bir kavis çizerek uzaklaşırlar buna da "Esthu" denir.
Bu aşamaların başarıyla yerine getirilmesinden sonra Atmaca hızlı bir şekilde Tutulan atmacalar, kafası ve kuyruğu dışarıda kalacak şekilde bir mendille bağlanır. Daha sonra ayaklarına meşinden yapılan "Çhakşiri" ve uçma esnasında belinin zedelenmemesi için bel bağı bağlanır. Acemi Atmacalar önce kola oturtma ve yem yemeye alıştırılır. Yem yemeye alıştırılan atmacalar kola oturtularak göğüs ve sırt tüyleri okşanır. Buna "Oxomçhu" (Ehlileştirme) denir. Atmacalar genellikle pişmiş yumurta ve tuzsuz etle beslenir . Kola oturtma ve insana alıştırma safhasından sonra bıldırcın avlama zamanı gelmiştir. Atmaca, yapılacak olan av için bir gece önceden aç bırakılır. Ertesi gün sabah erken saatlerde av yerine intikal edilir. Av köpeklerinin uçurdukları bıldırcınların arkasından avuç içinde tutulmakta olan atmaca salınır. Atmaca bıldırcını yakalar ve yere oturur, avcıda gider itinalı bir şekilde bıldırcını Atmacanın pençelerinden alır. Doğadaki hayvan ilişkilerini ve içgüdülerini kendi çıkarları için kullanan yöre insanı, ne zaman başladığı bilinmeyen bu ata sporunu yapmaktan büyük bir keyif duyar.
Atmacanın vücudunu örten tüylerin rengine ve bilhassa göğsündeki yazılara göre çeşitli adlar verilir ve bu yazılar aynı zamanda Atmacaların değerini de belirler.
Tüylerinin rengi ve şekillerine göre Atmacalar üç ana gruba ayrılır.

Karalar, Kızıllar ve Sarılar.

a) Karalar:
Bu tür doğada mevcut olan atmacaların % 45-50 sini oluşturur. Amaca uygun olanı kıymetli ise de huysuz ve avına gitmeyenine de sıkça rastlanılmaktadır.
Kara, Karanın ufağı, Karanın büyüğü, Kara kızıl, Mçhita kara, Boz kara, Açık kara, Kel boz kara Beyaz Karanın büyüğü, Kara kızıl, Mçhita kara, Boz kara, Açık kara, Kel boz kara Beyaz açık kara, Karanın ispiri diye çeşitleri vardır.
b) Kızıllar:
Doğada mevcut atmacaların %3540 ını oluşturur. İyi avcı oldukları bilinmektedir. Kızıl, Kızılın ufağı, Kızılın büyüğü, Boz kızıl, Çam kızıl, Mçhita kızıl, Kçe kızıl, Yanmış çam kızıl, Uça çam kızıl, Beyaz çam kızıl, Beyaz boz kızıl, Xasi mçhita kızıl, Yanmış çam kızılı, Kızıl ispiri diye çeşitleri vardır.
c) Sarılar:
Doğadaki atmacaların % 10-20 sini oluştururlar.
Atmacaların en asil olanları bu türdendir. Avcılar arasında Sarı ve İspiri Atmacaların piri
olarak kabul edilmektedir. Sarı, Sarının ufağı, Sarının büyüğü, İpek sarı, Sarı çam kızıl, sarı
boz kızıl, Açık sarı, Yanmış sarı, Beyaz açık sarı, Sarı ispiri diye çeşitleri vardır.

Ağustos ayı geldiğinde yeni Atmaca sezonunun açılmasıyla bölge insanında büyük bir hareketlenme ve coşku yaşanmaktadır. Tabiri caiz ise insanlar atmaca ile yatar atmaca ile kalkar. Günler hep Atmaca düşünülerek, atmaca konuşularak geçer. Atmaca ile ilgili eski ve yeni ne varsa tekrar tekrar anlatılır.

Fıkraların çoğu atmacayla ilgilidir.
Adamın biri atmacayı bıldırcına salmış; Atmaca bıldırcını kaptığı gibi Rus hududundan karşıya geçmiş. Avcı da bir yolunu bulup atmacasını almak için karşıya geçiyor. Hudut muhafızları bunca tedbirler alınmasına rağmen hududu geçebilen Bu atmacacıya hayret ederek,
" - Rus hududunun nereden başladığını bilmiyormusun? Bizim tarafımıza niçin geçtin?" Adam:
" - Atmaca zamanında Lazın hududu olmaz ne saçmalıyorsunuz
(Siftheri ora ma huduthi-muduthi vamişkhun thkva muncağumti)."
diye cevap vermiş.

Bu kadar sevilen bir kuşun en güzellerinin neslinin tükenmesine gönlümüz razı değil ise Ağustos ayında tutulan atmacaları lütfen sezon sonunda tekrar doğaya bırakarak daha güzel yavrular yapmasına fırsat verelim. Bu şekilde iki amaç yerine getirilmiş olur.
Atmacaları seviyorsak ölümlerine sebebiyet verecek her türlü hareketten kaçınalım. Yoksa bir gün bunlarında nesli tükenir. Torunlarımıza anlatacak ancak hikayeleri kalır.
LaigLeNoiR Tarih: 08.04.2009 16:34


[font=Tahoma]Doğal dengenin vazgeçilmez ve önemli bir unsuru, Kartal, Doğan, Şahin, Baykuş ve Puhu gibi yırtıcı kuşlardır. Yırtıcı kuşların doğal yaşam ortamlarının tahribi, yok yere öldürülmeleri (nişan talimi gibi kabul edilemez gerekçelerle), Hatay İlinde yemek için avlanmaları ve yumurtalarının toplanması gibi sebeplerle sayıları gün geçtikçe azalmaktadır.

Bununla birlikte yırtıcı kuşlar için bir başka tehlikede özellikle Suriye'den gelen kişilerin, Hatay'ın Reyanlı İlçesindeki bazı vatandaşlarla işbirliği yaparak Türkiye'nin çeşitli yörelerinde, tuzak kurup, yırtıcı kuşları yakaladıkları ve bunları çeşitli yollardan Suriye'ye kaçırdıkları bilinen bir gerçektir. Özellikle Halep'te eğitilen bu kuşlar daha sonra çeşitli Arap ülkelerinde Emirlere ve Şeyhlere yüksek fiyattan satılmaktadır.

Çevre ve Orman Bakanlığı birleştirilmeden önce Doğu Akdeniz Bölgesinde faaliyet gösteren Mülga Orman Bakanlığı Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü konuya ciddi bir biçimde eğilmesi, Jandarma ve diğer çevreci kuruluşlarla işbirliği kapsamında (Av-Yaban Hayatı Koruma Geliştirme ve Tanıtma Vakfı) sürdürdüğü çok ciddi koruma faaliyetleri ile yüze yakın Suriyeli ve Türk vatandaşı, yakaladıkları yırtıcı kuşlar, yem olarak kullandıkları güvercinler ve tuzaklarla ele geçirilmişlerdir. Bu kişiler o zamanki mevcut ilgili yasa (3116 Sayılı Kara avcılığı, şimdi ise 4915 Sayılı Kara avcılığı Kanunu) ve Merkez Av Komisyonu Kararları uyarınca milyarlarca lira tazminat ödemeye mahkum olmuş ayrıca kullandıkları araçlara el konularak mahkemelerce müsaderesine karar verilmiştir. Ancak yeni yapılanmayla birlikte bölge bazında yapılan koruma faaliyetleri il bazına indirgenmiş, konuya

duyarsız ve ilgisiz il yöneticileri ödenecek tazminattan ve müsaderesine karar verilen araçların işlemlerini takip etmedikleri gibi bahar mevsimiyle başlayan Şahin Avcılığına da duyarsız kalmaktadırlar.

Suriye'den gelen yabancı uyruklu şahısların Hatay ili Reyanlı İlçesindeki bazı vatandaşlarla yaptıkları iş birliği ile yırtıcı kuşların oldukça yoğun bulunduğu ülkemizin Kayseri ili Pınarbaşı ilçesi üzün yayla mevkii, Bolkar Dağlarının Ulukışla ve Aslan köy mevkileri, Konya Cihanbeyli ve Eskişehir ili civarında yine iş başında, değerlerimizi yurt dışına kaçırmak için av yapmaktadırlar.

Ayrıca bazı Avrupa ülkeleri (Belçika, Avusturya, Almanya) vatandaşlarının zaman zaman ülkemize gelerek yırtıcı kuşların özellikle Kızıl Şahinlerin üreme alanları olan mıntıkalarda yumurta topladıkları ve bu yumurtaları yurtdışına çıkardıkları bilinen bir gerçektir. Çiftleşme ve üreme dönemi olan nisan-mayıs-haziran aylarında bu faaliyetlerin arttığı alınan duyumlar arasındadır.

Bilindiği üzere her zaman yeniden yapılanmalar bir takım sorunları da beraberinde getirmektedir, üzün yıllar yetişmiş elemanlar ve uzman kişiler yeniden yapılanma sürecinde tasfiye edilmeleri konunun ehemmiyeti alınmamasına yol açmaktadır. Ayrıca Av-yaban hayatının korunması ve geliştirilmesi Bölgesel bazda ele alınması gereken bir husus olup, il bazında çözülmesi mümkün olmadığı gibi iller bazında da yeterli işbirliği yapılamamaktadır.

Doğal bir zenginliğimiz olan yırtıcı kuşların korunması canlı ve cansız avlanmalarının önlenmesi, yurt dışına kaçırılmalarına engel olunması toplumun her kesimine düşen bir görevdir.

Özellikle konuyla ilgili olarak Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün taşra teşkilatlarında görev yapan elemanların, jandarma ve gümrük örgütlerinin eğitimlerinin artırılması gerekmektedir. Bu bağlamda söz konusu yırtıcı kuşların yoğun avlandığı illerdeki Av koruma görevlilerinin, jandarmanın ve Suriye sınırındaki gümrük memurlarına yönelik seminerlerin verilmesi bu kuşların korunması açısından oldukça önemlidir.

Yırtıcı kuşlar, doğada beslenme zincirinin en üst halkasını oluşturmaktadırlar. Sayıları dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla azalmaktadır. Özellikle Suriye'ye kaçırılmak üzere avlanan Kızıl Şahinler tarıma zararlı kemiriciler (fare, köstebek vb.) ile beslenmektedir. Bu kuşların neslinin tükenmesi halinde sözü edilen tarım zararlıları kemiricilerin sayısı artacak ve sonuç olarak tarım ürünleri dolayısıyla ekonomi ve insanlar ciddi kayıplara uğrayacaktır.

Sonuçta, insanlık için büyük bir önem taşıyan doğal dengenin korunması açısından yırtıcı kuşların büyük önemi vardır.


Bayağı şahin (Buteo buteo), atmacagiller (Accipitridae) familyasından Avrupa'nın en yaygın yırtıcı kuş türü.

50-60 cm uzunluğundaki bayağı şahin, beslenmesi ve yaşadığı çevre konusunda cok iyi uyum saglayabilen bir kuş olduğu için dağlardan düzlüklere, doğanın en yabani olan kısımlarından büyük şehirlerin içine kadar yaygındır.