Zamanın önemli olmadığı masalsı bir dünyada..Zenginliklerle dolu bir krallık varmış.Yollar mermerlerle kaplı, insanlar altınlar ile süslüymüş.Rahatlık içinde yaşayan insanlar için önemli olan tek şey farklı olabilmekmiş .Ustalara bu diyarda çok hürmet edilir çok saygı gösterilirmiş bu yüzden.
Günün birinde mermerlerle kaplı altınlar ile süslü bu krallığa çok uzak diyarlardan bir gümüş ustası gelmiş.Gümüşler ile yaptığı süslemeler kısa sürede krallık içinde dilden dile dolaşır olmuş.Herkes kapısına gelmeye başlamış ve servetler önüne yığılır olmuş.Krallığın kraliçesi de bu ustanın methini işitmiş ve kendisine dünyanın en güzel tacını yapmasını istemiş. Gümüş ustası haftalarca uğraştıktan sonra herkesin gözlerini kamaştıran altınlar, pırlantalar, yakutlar, gümüşler ile süslü bir tacı kraliçeye yapmış.Taç öyle muhteşem gözüküyormuş ki kraliçe hemen bir davet düzenletmiş.Davet sonunda kraliçeden kimse gözünü ayıramaz olmuş.Gümüş ustasının servetine servet eklenir olmuş bu sayede.

Zaman içinde gümüş ustası diyarın güzel bir dilberine aşık olmuş ve bu dilber ile evlenmeye karar vermiş.Düğün için sevdiği kıza,sevgisini ifade eden bir taç yapmak istemiş.Diyarın yüksek dağlarından birine çıkmış , haftalarca ortalıkta gözükmemiş.Bir gün dağdan mutlu bir şekilde iner iken görmüşler gümüş ustasını.Her gördüğüne oldu en sonunda yapabildim diyormuş.
Düğün günü geldiğinde büyük bir kalabalık, kral ve kraliçede düğünde hazır bulunmuşlar.Gümüş ustası ve güzel dilberi topluluğun karşısına çıktığında herkesin dili tutulmuş.Güzel dilberin başındaki taç öylesine güzelmiş ki,tacın ortasında bulunan gümüşler ile süslü gül , güneşin üzerine vurması ile rengarenk ışıklar saçar olmuş.Bütün altınlar, yakutlar, pırlantalar ile süslü taçlar bu ışık karşısında solmuş.
Kraliçe tacı görünce büyük bir hiddet ile düğünü terketmiş.Sarayında adamlarını toplamış ve gece gümüş ustası ve güzel dilberinin taç ile beraber yok edilmesini emretmiş.Akşam herkes evlerine çekildiğinde kraliçe muhafızları gümüş ustasını öldürmek için harekete geçmiş.
Durumdan şüphelenen gümüş ustası,gece bir olay olmasına karşı hazırlıklıymış ve Kraliçenin muhafızlarını evde kılıcı ile karşılamış.Gümüş ustası, güzel dilber tacı ile beraber uçurumun kenarına kadar kraliçenin muhafızları ile kahramanca savaşmış.Kurtulamayacağını anlayınca güzel dilberi ile beraber uçurumdan aşağı atlamış.Gün ağardığında ,gümüş ustası dere yatağı kenarında kendine gelmiş, yanında gülü düşmüş gümüş taç ve bir tutam saç varmış.Gümüş ustası büyük bir öfke ve acı ile beraber dağlarda kaybolmuş.

Günlerini karanlık bir mağarada geçiren gümüş ustası, gümüş taçtan büyük bir yay yapmış ve ipini de gümüş teller ile güzel dilberin saçlarını kullanmış.Kanayan elleri yayın üzerinde dolaştıkça yay daha sert ve daha ağır olmuş.Yayın yapımı bittiğinde gümüş ustası yayı gökyüzüne kaldırmış ve elleri ipten kesilinceye kadar yayı germiş.Yayı bıraktığında tiz bir ses ve kan bütün vadiye yayılmış.Sonra bir sessizlik, karanlık vadiyi kaplamış, gümüş ustasıda kendinden geçmiş o anda.

Kendine gelip yüzünü karanlık krallığa döndüğünde, her şeyi harap ve bitmiş olarak görmüş.İçini bir pişmanlık kaplamış.Elindeki gümüş yaya bakıp, seni ancak dürüst bir yürek haklı bir el kaldırsın diye fısıldamış.Gümüş yayı gökyüzüne fırlatıp arkasına bakmadan karanlıklar içinde kaybolmuş.



Alıntı..

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 334
favori
like
share