ASTIM NEDİR ?

Astım, başlıca belirtileri, öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığı olan ve krizlerle ortaya çıkan kronik bir solunum yolları hastalığıdır. Hastalığın alerjik olan ve alerjik olmayan iki türü vardır. Alerjik astımın başlıca nedenleri ev tozları, polenler, evcil hayvanlar ve küf mantarlarıdır. Astım krizleri, havaların değişken olduğu dönemlerde, gece ve sabaha karşı daha sıktır. Alerjenler, sigara dumanı, hava kirliliği, nezle, grip gibi solunum yolları enfeksiyonları, çeşitli koku ve gazlar, bazı ilaçlar…krizleri ortaya çıkaran en önemli faktörlerdir. Hastalık 7`den 70` e her yaştan insanda görülebilir, ama çocuklarda daha fazla rastlanır. İstatistiklere göre, gelişmiş ülkelerde ilkokul çağındaki çocukların %10, erişkinlerin ise %5 kadarında astım vardır. ÖNCE DOĞRU TEŞHİS Tipik hastalarda astım teşhisi koymak çok kolay olsa da, astım tedavisi gören, ama astımı olmayan veya bunun tam tersi astımı olduğu halde uygun tedavi görmeyen sayısız hasta ile karşılaştığımı özellikle belirtmek isterim. Tecrübeli doktorlar çoğu zaman daha hastayı görür görmez, muayene bile etmeden öksürüşünden, hırıltısından, nefes alıp verişinden… o kişinin astımı olduğunu kolayca anlayabilirler. Ancak, bazen kesin teşhis için akciğer röntgeni, solunum fonksiyon testleri, alerji testleri ve bazı kan incelemeleri de gerekli olabilir. ASTIM KORKULACAK BİR HASTALIK DEĞİL Bugüne kadar, hayatları astımdan değil, onun yarattığı korkulardan dolayı zindan olan pek çok insan gördüğüm için, astımın korkulacak bir hastalık olmadığını ve tedavisi astım kadar yüz güldürücü olan çok az hastalık olduğunu bir kere daha hatırlatmak isterim. Hatta, astımlıların doktor kontrolü altında olmaları, sigara içmemeleri ve içilen ortamlarda bulunmamaları, yediklerine içtiklerine dikkat etmeleri, spor yapmaları ve düzenli bir hayatları olmaları dolayısıyla daha uzun ve sağlıklı yaşadıkları bile söylenebilir. OLAYIN DİĞER YÜZÜ Şimdi gelelim bu özel günün diğer yüzüne. Olaya `temiz bir kalp` ile saf saf bakanlar, halkın bir hastalık konusunda bu tür özel günlerde bilgilendirilmesinin hiç de kötü bir şey olmadığını düşünebilirler. Ancak böyle günlerin kapitalist ekonominin vazgeçilmez unsurlarından olduğu da asla göz ardı edilmemelidir. Dünya Astım Günü gibi bu özel hastalık günlerini kullanarak insanları korkutmak, bir şekilde hasta olduklarına inandırmak, onları gerekli veya gereksiz sürekli olarak ilaç kullanmaya teşvik etmek ve de elbette bu sayede bu hastalık ile ilgili ürünlerin tanıtımını, reklamını yapmak amacını güdenlere karşı uyanık olunmalıdır. Anneler Günü, Babalar Günü ya da Sevgililer Gününü düşünün; bu günlerin ne kadar anlamsız ve ticari olduğunu, asıl amacın tüketimi artırmak olduğunu hatırlayın. Dünya Astım Gününün de, apaçık bir tür pazarlama yöntemi olduğunu unutmayın. Dünya Astım Gününü kutlayalım kutlamasına, ama ticari amaçlar için kullanılmasına karşı çıkalım. En önemlisi, de aman doktorlar ve hastalar olarak konu mankeni durumuna düşmeyelim.





2 Mayıs Dünya Astım Günü’nde Sinsi Hastalık 'Efor Astımı’ Mercek Altında!

Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Göğüs Hastalıkları uzmanları, 2 Mayıs ‘Dünya Astım Günü’nde ‘Efor Astımı’na dikkat çekerek; özellikle sporcuların performansını olumsuz yönde etkileyebilen hastalığın tedavisinin aslında çok kolay olduğunu belirtiyor.

Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölüm Şefi Prof. Dr. Levent Tabak, günlük yaşam içerisinde sıkça karşılaşılan efor astımı hastalığının; egzersiz sırasında çabuk yorulma, göğüs ağrısı, göğüste rahatsızlık hissi, mide bulantısı ve boğaz ağrısı gibi şikâyetler ile ortaya çıktığını belirtiyor. Uzmanlar, spor yaparken veya spor sonrasında bitkinlik duyan; göğsünde sıkışıklık ile nefesinde daralma hisseden kişilerin, mutlaka doktora başvurması gerektiğini vurguluyor.

VKV Amerikan Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölüm Şefi Prof. Dr. Levent Tabak; efor astımının egzersiz ile kendini gösterdiğini belirterek, şunları söylüyor: “Ağırlıklı olarak, astımlı çocuklar ve gençler ile alerjik riniti ya da ailesinde astım öyküsü bulunan kişilerde görülen hastalığın belirtileri; egzersize başlandıktan 5-8 dakika içerisinde ortaya çıkıyor ve genellikle 1 saat içerisinde kayboluyor. Egzersiz sırasında sıklıkla nefes alıp vermeye bağlı olarak, hava yolunda daralmaya yol açan maddeler salgılanıyor. Efor astımının belirtileri sadece egzersiz ile ortaya çıktığı için diğer zamanlarda yapılan muayene ya da testlerde tanı konulamıyor. Egzersiz sonrası akciğer fonksiyonlarındaki azalmayı göstermek için uygulanan Egzersiz Bronkoprovakasyon Testi olarak adlandırdığımız özel bir efor testinin yapılması gerekiyor.”

Efor astımında çevresel faktörlerin büyük önem taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Levent Tabak; bu faktörler arasında nem oranı ile hava ısısının önemli olduğuna dikkat çekiyor. Nem oranı düştükçe ve hava kurudukça hastalığın görülme riskinin arttığını belirten Prof. Dr. Tabak, özellikle yüzme sporu ile ilgilenen hastaların, yüzme sırasında bol miktarda nemli havaya maruz kaldıkları için şikâyetleri tolere edebildiğini vurguluyor. Yüzme dışında golf, tenis, voleybol, halter, güreş ve skuaş gibi sporlarda egzersiz astımı için düşük riskli sporlar arasında kabul ediliyor. Soğuk havada şikâyetlerin belirgin oranda arttığını açıklayan VKV Amerikan Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölüm Şefi Prof. Dr. Levent Tabak, egzersiz derecesinin de önemli olduğunun altını çiziyor.

Futbol, bisiklet, basketbol ve uzun mesafe koşu gibi yüksek performans gerektiren ya da soğuk ve kuru havada yapılan kayak, buz pateni gibi sporları yapan hastalarda şikâyetlerin arttığını söyleyen Prof. Dr. Levent Tabak, sigara ve hava kirliliği ile birlikte bazı alerjenlerin reaksiyonu tetiklediğini; düşük seviyedeki yürüyüş gibi egzersizlerin ise reaksiyona yol açmayabileceğini dile getiriyor.

Efor astımının tedavi süreci ile ilgili bilgi veren VKV Amerikan Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölüm Şefi Prof. Dr. Levent Tabak, şunları söylüyor: “Hastalığın tedavisi, düşünüldüğü gibi zor değil. Hastalarımızın şikâyetlerini dinledikten ve hastamızı muayene ettikten sonra bir egzersiz testi uyguluyoruz. Hastamızın egzersiz öncesi ve sonrası akciğer fonksiyonlarını spirometri dediğimiz özel bir solunum fonksiyon testi ile değerlendiriyoruz. Bu teste göre egzersiz sonrasında hastamızın akciğer fonksiyonlarında azalma olup olmadığını görebiliyoruz. Uyguladığımız ilaç tedavisi sonrasında akciğer fonksiyonlarındaki değişime göre hastalığı kesin olarak saptıyoruz. Tanı kesinleştiğinde, şikâyetlerin sıklığına ve egzersiz dışında görülen şikâyetlere göre bir tedavi belirliyoruz.”

Hafif derecede şikâyeti olan kişilerin egzersiz öncesi 10 dakika ısınma hareketleri yapmalarını, egzersizi ise yavaş yavaş sonlandırmalarını öneren Prof. Dr. Levent Tabak, havanın soğuk ve kirli olduğu zamanlarda mümkünse egzersiz yapmamalarını tavsiye ediyor. Böyle bir havada egzersiz yapan kişilerin, burunlarından nefes almaları ya da ağızlarını bir atkı ile korumaları gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tabak, önlemlere rağmen şikâyetleri devam kişilere egzersiz öncesinde bronş genişletici ve iltihap giderici ilaçları sprey şeklinde kullanmaları gerektiğini hatırlatıyor. VKV Amerikan Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölüm Şefi Prof. Dr. Levent Tabak, ihtiyaç halinde ilaç kullanımının yetersiz kaldığı hastalarda ise düzenli olarak ilaç tedavisinin uygulandığını açıklıyor.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 870
favori
like
share