Ne kadar çok insan öfkeli, ne kadar çok insan kırgın, ne kadar çok insan kendinden, yaptıklarından, ilişkilerinden, huyundan, görüntüsünden memnun değil. Çoğunlukla insanlar, kilolu iseler, saçları dökülüyorsa veya doğuştan bir şekilde engelli iseler kalabalıkta "Eyvah bana bakıyorlar" diye endişeleniyor veya yabancıların yanında "Ya saçma sapan bir şey söylersem" diye ağızlarını açmaya korkuyorlar. Beğendikleri insana duygularını açamıyor, ilişkilerinde, "Bir şey istersem kızar mı", "Hakkım var mı buna" diye düşünüyorlar. "Hayır dersem, üzülür", "Kızgın davranırsam beni bırakır", "Tekrar ararsam üstüne çok düştüğümü düşünüp kendini çeker" deyip hareketsiz kalıyorlar. Olaylar karşısında nasıl davranacaklarını bilmiyor, karar vermekte zorluk çekiyorlar. "Ya verdiğim karar yanlış ise, sonra pişman olursam" gibi kemirici düşüncelerle sürekli tedirgin yaşıyor, sürekli kendilerini yetersiz hissediyorlar.

Kendini yetersiz hissetmek

Evet sürekli bu konularla çalışıyorum, yani kendine güvensizlik ve aşağılık kompleksleri ile. Başka bir deyişle "Evet ben buyum, böyleyim ve kendimi seviyorum" diyememek. Diğerlerinin fikirlerine, yargılarına bağımlı olmak, kendini yaşayamamak. Halbuki her insanın istediği tek şey, huzur ve mutluluk. Aslında mutluluk ve ruh sağlığı tamamen olay ve şartlara gereken şekilde uyum sağlayabilmemiz ile ilgili. Tıpatıp aynı olayla veya problemle karşılaşan 3 ayrı insan, o olayı 3 ayrı şekilde algılayıp, 3 ayrı şekilde yorumlayıp, 3 ayrı şekilde karar verip, o olaya 3 ayrı şekilde de tepki verebilir.

Sebep; o 3 kişinin kendilerine bakışlarının, kendilerine olan inançlarının, şimdiye kadar edindikleri deneyimler sonucu kendilerine olan güvenin farklı olmasıdır. Farklı ailelerde, farklı ilişkiler yaşayıp, farklı tepki vermeyi, farklı davranışlar göstermeyi öğrenmişlerdir.

Ben böylece, olduğum gibi, saçımın kıvırcığı ile, kocaman burnumla, kısacık bacaklarımla, şişko vücudumla, kalın camlı gözlüklerimle, beceriksizliğimle, çılgın fikirlerimle, seviliyor muyum?

Dünyaya iyi ki gelmiş miyim? Birileri için önemli miyim? Bir şey söylediğim zaman ilgi ile dinlemişler mi beni? Hatta cevap da vermişler mi? Fikrimi almışlar mı, enteresan bulmuşlar mı? Bana güvenmişler mi? Gülmeme, ağlamama, bağırmama izin vermişler mi? Verdikleri sözde durmuşlar mı, yanımdakilere güvenip kendimi onlara bırakabilmiş miyim? Dünyanın korkunç bir yer olmadığını, insanların da canavar olmadığını, herkes ile konuşabileceğimi, her şeyin konuşulabileceğini, her şeyin bir çözümü olabileceğini bana göstermişler mi?

Kompleksli olmak nedir?

Evet, o yukarıda bahsettiğim problemi, problem olarak almayan, korku ve çaresizlik hissetmeden direkt çözüme yönelenler, yukarıda yazdıklarımın çoğuna evet diyebilenler olacaktır. Ya diğerleri?

Halk dilinde komkpleksli dediğimiz; kendine güvensiz insanlar. Kompleksli olmak sık duyduğumuz bir kelime. Ne demek kom- pleksli olmak? Kelime psikoanalizden türemiş, ancak güncel yaşamımızda, daha çok rahat hareket edemeyen, çekingenlik gösteren, çabuk alınan, kendini çok beğenmiş davranan, çabuk sinirlenen, aşırı kıskançlık gösteren, cinsel problemleri olan, ilişkilerinde sık problemler yaşayan ve bunun gibi insanlara atfettiğimiz bir tanımlama olarak çıkar karşımıza.

Komplekslerin oluşması çoğunlukla çocuklukta yaşanan problemlerle ilgili. Küçücük bir çocuk içinde bulunduğu korkutucu, üstünden gelemediği, acı çektiği durumlarda, olayları ve bu olaylarla ilgili duygularını bilinç altına atmaya mecbur kalır. En önemlisi, kendini koruyabilmek için belirli bir davranış sergileyerek problemi kendince çözer ("Bir daha annemden / kimseden bir şey istemeyeceğim, ben bir şey anlatırsam insanlar kızıyor, ne yapsam boş, yapmasam da olur herhalde" gibi).

Ama kişi daha sonraları yaşamında benzeri olaylar yaşadığı zaman, (birinden bir şey istemek, bir konuda başarıya ulaşması gerekince veya birisi onu bırakıp giderse, vs.) yine aynı acıyı hisseder ve olaya karşı aynı düşünce ve davranışı sergiler (beynimiz maalesef bize duyduğumuz acının bu olayla ilgili değil, geçmişle ilgili olduğunu açıklamıyor, çünkü beynin zaman kavramı yok!). Aslında kişi artık tehlikede değildir ve olaya yaşının ve gereksinmelerinin doğrultusunda gereken sağlıklı tepkiyi verebilir.

Her şeyin temeli güven

Anahtar kelimeyi temel güven duygusu olarak vermek istiyorum. Çocuk, gelişmesinin her devresinde ihtiyaçlarının giderildiğini, insanlara güvenebileceğini, önemsendiğini, sevildiğini algılayabilmelidir ki bu temel güven duygusunu geliştirebilsin. Ruhsal ve zihinsel sağlık için bir insanın kendini diğer insanlarla ilişkilerinde olumlu algılaması gerekir. İşin biraz teorisine bakarsak psikolojide belli başlı iki kompleksten söz edilir: 'Ödipus kompleksi' (küçük oğlan çocuğunun anneye olan aşkı, baba ile olan rekabeti ve bu rekabetin sonucu korkudan kişiliğinin gelişememesi durumu). Ödipus kompleksinin sağlıklı bir şekilde çözülememesi sonucu erkek çocuğu büyüdüğü vakit kadınlarla sağlıklı bir ilişki kurmada zorluklar yaşayacaktır.

Aynı şey kız çocuğu ve baba arasında da yaşanır, ki bunun da adına 'Elektra kompleks' diyoruz. Tahmin edeceğiniz gibi kız çocuğu büyüdüğü vakit erkeklerle olan ilişkilerinde karmaşa, güvensizlik gibi problemlerle karşılaşacaktır. Bu gibi komplekslerle başa çıkmaya çalışan çocuklar ergenlik çağlarına gelince çektikleri zorluklar sonucu dikkate alınmak, önemsenmek, sevilmek ve beğenilmek için normalin üstünde çaba sarfedeceklerdir. Bu kritik devrelerde erişilmesi zor beklentilerini gerçekleştiremezlerse aşağılık kompleksi yaşamaya başlarlar.

Güçlü olmak, popüler olmak hep bu aşağılık duygusu ile başa çıkmak için özlenen davranış biçimleridir. Aşağılık duygusu içinde olan bir insan kıskançlığı ve sevgiyi, kaybetme korkusunu da yoğun, rahatsız edici boyutlarda yaşar. Aslında biz insanlar doğamız gereği büyümeye, değişmeye, ilerlemeye müsait ve hazırız. Ve gelişebilmemiz için de gereken güce ve yapıya sahibiz. Mutluluğumuza engel olan herhangi bir semptom veya bir bozukluk / zorluk aslında son derece doğal olan bu büyümenin bir şekilde frenlendiğini veya müsaade edilmediğinin bir işareti sadece (Krizlere dikkat, hep söylerim, iyi haber! Bir problem varsa çözülmek için can atıyor demektir. İşte büyüme / iyileşme fırsatı!).

Terapide bu kompleksli davranışların nerelerden kaynaklandığı, çocuklukta bu davranışı mecburen edinmiş olduğunu, bir yetişkin olarak bunu değiştirebileceğini, başka seçeneklerinin de olduğunu görmesini sağlamak ve sonuçta bu kompleksin kurbanı olmaktan çıkabileceğini açıklamak bile çok iyi sonuçlar verebiliyor.

Acil durumlar için bazı öneriler:

Kendinizden emin olmanız gerektiği anlarda, kendinizi çok iyi hissetiğiniz bir anı, olayı anımsayın. O anı ve duygularınızı tekrar yaşayın. Bırakın vücut o mutluluk hormonlarını salgılasın. Kendinizi mutlu hissedince, otomatik olarak daha az çekingen, cesaretli ve güçlü hissedeceksiniz. Düşüncelerinizi böyle kontrol altına almayı deneyin ve unutmayın:

Düşüncelerinize dikkat edin, kelimelere dönüşür. Kelimelerinize dikkat edin, davranışlara dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklara dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin, karakterinizi olusturur. Karakterinize dikkat edin, bu sizin yazgınızı oluşturur. (Frank Outlaw)

Sadece kendinize odaklanmaktan vazgeçin, mesela bir parti veya toplantıda diğer insanları izleyin, nasıl sıkıldıklarını, konuşacak birini aradıklarını, vs. Bu konularda bocalayan ne kadar çok insan olduğunu görünce şaşıracaksınız.

Kendi kendinizi küçülten, yargılayan, moralinizi bozan, sizi beceriksiz kılan 'ses'e sus deyin veya bu gün / gece sana ihtiyacım yok deyin.

Kendinize karşı hoşgörülü olmaya çalışın, hatalarınıza ve beceriksizliğinize biraz daha mizahi bakın.

Benim görüşmecilerime verdiğim küçük bir 'ev ödevi' vardır. İki seans arasında geçen zaman içinde 'mış' gibi yapmak. Örneğin; en çekindiğimiz, en korktuğumuz şeyden çekinmiyormuş, korkmuyormuş gibi yapmak. Adeta aktörmüşüz de 'rol' icabı yapıyormuş gibi.

Bu yeni deneyim (çoğu insan başarıyla yerine getiriyor bu ödevi) beyninize yeni bir program yüklüyor; yapabilmişliği. Bir dahaki sefere çekindiğimiz davranışları denemek daha kolaylaşıyor, denedikçe de bu davranışlar alışkanlık haline gelebiliyor.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 392
favori
like
share
music_angel Tarih: 19.04.2009 18:17
paylaşım için teşekkürler ....
AYIŞIĞI Tarih: 12.04.2009 03:17
kendine güven en başta geliyor sanırım
teşekkürler paylaşım için