hipnoz bilgileri - hipnoz - beyin - düşünce

Kamuoyunda cinsellik kadar olmasa da çok ilgi çeken, merak uyandıran; buna karşı hakkında bilinenlerin hemen tümünün yanlış olduğu başka bir konu da hipnozdur. Cinsellikte olduğu gibi hipnoz hakkında da yalın, doğru ve bilimsel olanı size aktarmak için ve hipnoz hakkındaki yanlış bilgilenmeyi düzeltmek için bu sayfayı aşağıda verdiğim linklerden alıntılar yaparak hazırladım. Çoğunu tanıdığım ve dostluğum olan tüm hipnoz gönüllerine, katkıları için, buradan teşekkür ediyorum.

Söz, bakış, hayal gücü yada bazı yardımcı nesneler kullanılarak telkin vb. tekniklerle oluşturulan; kişinin duygu, düşünce, algı ve bellek işlevlerinde değişikliklerin gerçekleştirilebildiği çok özel bilinç durumuna "hipnoz" diyoruz.

Hipnoz sadece gevşeme ve rahatlama aracı değildir. Hipnoz bilinçaltına açılan bir kapıdır. Bu kapıdan içeri girdikten sonra hastalıklara, kötü huylarımıza, alışkanlıklarımıza yol açan ve çocukluğumuzda hatta bazen doğmadan önce oraya yerleşmiş yanlış bilgileri, inançları, düşünceleri, algılamaları buluruz ve değiştiririz. Bu bağlamda, hipnoz cinsel terapi seansları sırasında kullandığımız tıbbi bir girişimdir. Bu nedenle hipnoz aracılığı ile bazı cinsel işlev bozukluklarının tedavi edilmesine "hipnoterapi" diyoruz. Ancak burada üzerinde durulması gereken en önemli noktalardan biri, hastayı iyileştirenin bizzat hipnozun kendisi değil, hipnoz sırasında uygulanan değişik tedavi yöntemleri olduğudur. Yani, hipnoz cinsel terapide kullanılan değişik tedavi yöntemlerinin uygulanmasında işe yarayan ve kolaylaştıran bir tedavi aracıdır. Bu anlamda hipnozu bir şırıngaya benzetmek mümkündür. Nasıl ki şırınga, iyileşmek için hastanın gereksinim duyduğu çeşitli ilaçları uygulamak için kullanılan bir "tedavi aracı" ise ve hastayı iyileştiren şey şırınga değil de içindeki ilaçlar ise; aynı şekilde hipnoz uygulanmasında da hastayı iyileştiren şey bizzat hipnozun kendisi değil; hipnoz sırasında uygulanan değişik tedavi yöntemleridir.

Dıştan bakıldığında hipnozdaki kişi çok rahat ve huzurlu bir şekilde uyuyor gibi göründüğünden yüzyıllardır, hipnozun bir uyku olduğu yanılgısı yerleşmiş olarak sürmektedir. Oysa hipnoz bir uyku değildir. Hipnozdaki kişi uyanıktır, hipnoz uygulayan kişinin tüm sözlerini duyar, anlar, hatta yargılar, sorulara yanıtlar verir. Hipnoz farkındalıktır.

Hipnoz, kişinin gönüllü isteğiyle, hipnoz uygulayan kişinin direktifleri doğrultusunda dikkatini toplaması gevşemesi ve yoğunlaştırması ile gerçekleşen bir durumdur. Dolayısı ile hipnoza girmek istemeyen kişi dikkatini yoğunlaştırmayacağı ve direktiflere uymayacağı için isteği dışında hipnoza sokulamaz. Hipnoz sırasında kişinin kontrolü tamamen kendi elindedir. Hipnoz uygulayan kişinin söylediği her şeyi dinler, anlar, değerlendirir ve istemediği hiçbir şeyi söylemez, istemediği hiçbir şeyi de yapmaz. Eğer, hipnoz uygulayan kişi, hipnozdaki kişiden söylemek istemediği gizli sırlarını söylemesini yada onun ahlaki ve sosyal değerlerine aykırı bir şeyi yapmasını isterse kişi bunu kabul etmez daha da zorlanırsa hipnozdan çıkar.

Hipnoza alınan herkes, seans sonunda hipnoz uygulayan kişinin direktifleriyle hipnozdan çıkar. Diyelim ki hipnoz sırasında hipnoz uygulayan kişi çeşitli nedenlerle kişiyi hipnozdan çıkartmadan oradan ayrıldı. Bir süre sonra uygulayıcının uzaklaştığı süre ve mesafeye bağlı olarak hipnoz sona erer.

Hipnoz tamamen beynin doğal ve normal işlevlerinden bir tanesidir. Büyü, sihir yada doğaüstü hiçbir yönü yoktur.

Herkesin hipnoza girmesi mümkün değildir. Kimi insan hiç hipnoza giremezken, kimileri çok kolay kimileri ise çok zor hipnoza girerler. Kişilerin hipnoza girebilme düzeyine "hipnoza yatkınlık" adı verilir. Hipnozun gerçekleşmesinde zeka, algılama, değerlendirme, hayal gücü ve konsantrasyon çok önemlidir. Bu nedenle de bu işlevlerin düzeyleri hipnoza yatkınlığı belirlemektedir. Hipnoza yatkınlık, bireyin kişilik özelliklerine, bilişsel işlevlerinin düzeyine ve içinde bulunduğu ruhsal durum yada varsa ruhsal hastalığının niteliklerine göre farklılıklar gösterir. Örneğin, dikkat ve algılamanın ciddi düzeylerde yetersiz olduğu yada bozulduğu zeka geriliği olan kişilerin, ağır depresyon ve bunama hastalarının hipnoza girmeleri mümkün değildir. Yine karşısındakine güvenmeyen, her an kontrolü elden kaçırma yada zarar görme endişesi yaşayan, kuşkucu, aşırı titiz ya da başkalarından direktif almayı kabullenemeyen paranoid, obsesif ve narsisistik kişilik özellikleri olan kişiler hipnoza çok zor ve yüzeysel girerler. Zeki, hayal gücü kuvvetli, kolayca dikkatini yoğunlaştırabilen kişiler hipnoza çok kolay girer, kolayca da derinleşebilirler.


Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 376
favori
like
share
Piranha_TR Tarih: 13.04.2009 20:14
Sağolasın Bilgi İçin