Eden kendine eder. İnsan, iyilik de etse, kötülük de etse kendine eder. İyiliğin karşılığı iyilik, kötülüğünkü de kötülük olur. Her zaman iyilik etmeyi tercih eden, kurtulur. İyilik de, kötülük de, kalb ile alakalıdır. Kalb, temiz, iyi olunca, beden iyi işler yapar. Kalb bozuk olunca bütün uzuvlar, hep kötü iş yapar. Hadis-i şerifte; (Kalb bozuk olunca, bedenin işleri de hep bozuk olur) buyurulmuştur.

Zahir işlerin bozuk olması, kalbin dağılmasına yol açar. Din büyükleri; “Zahir, bâtının alametidir” buyurmuşlardır. Bunun için, içi aydın olan, dışına ışık verir.

Kur’an-ı kerimde, (Habis sözler, habis insanlara yakışır) buyurulmuştur.

Kör olana, güneşin varlığını anlatmaya uğraşılmaz. Safrası, karaciğeri bozuk olana, şekerin tatlı olduğunu anlatmak fayda vermez. Bozuk, habis ruhlara kemalat, üstünlükler anlatılamaz. Bunlara cevap vermek, başkalarının bunlara aldanmasını önlemek içindir. İlaç, hastaları ölümden korumak içindir. Ölüleri diriltmek için değildir.

İsa aleyhisselam, yahudilerin yanından geçerken, kendisine çok kötü şeyler söylediler. Onlara iyi ve tatlı cevaplar verdi. “Onlar, sana kötülük yapıyor, sen onlara iyi söylüyorsun” dediklerinde; “Herkes, başkasına, yanında bulunandan verir” buyurmuştur.

Söz ve yazı, sahibinin aynasıdır. Çok kimse, düşmanına kızdığı zaman, onda kendindeki kötülüklerin bulunduğunu söyler. Her kabdan, içinde bulunan sızar. Alçak olanın sözleri ve kelimeleri de, kendi gibi olur. O çirkin sözlerin karşısında kalanlar, pisliğe düşen pırlantaya benzer. Hiçbir zaman kanalizasyondan gül kokusu beklenemez.

Peygamber efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde; (İnsanda bir et parçası vardır. Bu salih olursa, bütün beden salih olur. Fasid olursa, bütün beden fasid olur. Bu et parçası, kalbdir!) buyurmuşlardır.

Bedenin salih olması için, kalbin salih, iyi olması lazımdır. Kalb, ALLAHü teâlânın sevgisine kavuşunca salih, iyi olur. ALLAHü teâlânın sevgisine kavuşan bir kalb, komşusu olan nefse de tesir eder. Nefs, emmareliğinden kurtulmaya başlar. ALLAHü teâlânın beğendiği şeyleri sever ve beğenmediklerini sevmez. Bundan dolayı, bedenin hepsi İslam’ın ahkamına uymak ister ve böyle bir kimseden hep güzellikler meydana gelir. Bir kimsenin kalbinde ne varsa, sözlerinde ve davranışlarında da bu meydana çıkar. Kalbinde iyilikler, güzellikler bulunanın dilinden güzel sözler, davranışlarında da güzel ahlak meydana çıkar. Peygamber efendimiz; (Kalb salih olunca, beden de salih olur) buyurmuşlardır.

Kalbin salih, iyi olabilmesi; iman etmesi, İslamiyet’in emirlerine uyması ve ALLAHü teâlânın sevgisinin o kalbde yer etmesi lazımdır. Kalb iyi olunca, beden iyi, salih olur. Eshab-ı kiramın üstün olmasının sebebi, Peygamber efendimizin huzurunda ve sohbetinde, kalblerinin bütün kirlerden arınarak temizlenmiş olmasıdır. Yaptıkları amellerin ve söyledikleri sözlerin kıymetli olması, hep kalblerinin salih olmasındandır.

Bunun için Peygamber efendimiz; (Başkaları ALLAH rızası için Uhud dağı kadar altın sadaka verseler, Eshabımın ALLAH yolunda verdiği yarım Sa’ arpanın sevabına kavuşamazlar) buyurmuşlardır.

Ahirette her işten sual edilecek ve herkes, söylediğinin, yaptığının hesabını verecektir. ALLAHü teâlânın dinine ve kullarına hizmet etmek; vermekle olur, almakla değil. Bu da kalbin selamete kavuşması yani kalbde ALLAHü teâlânın sevgisinden başka bir şeyin o kalbde kalmaması ile mümkündür. Kalb temiz olursa, niyetler de, sözler de ve işler de temiz ve güzel olur. Böyle kimseden hep güzellikler meydana gelir.

Aksi halde; “Destursuz bağa giren, hesapsız dayak yer” ata sözündeki netice hasıl olur yani ahirette hesabı çok çetin olur.

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 358
favori
like
share