İnsanlar ve hayvanlar normal bir büyüme ve çeşitli biyolojik fonksiyonlar için besinler arasında vitaminler yanında inorganik elementlere de ihtiyaç duymaktadırlar. Bu elementler ikiye ayrılırlar;
1. Bol bulunan elementler
2. Eser elementler

1- Bol bulunan elementler
Bu elementlere ihtiyaç fazladır.
Çoğunlukla birden fazla fonksiyon gösterirler.
Bu elementlere örnek olarak;
Kalsiyum Fosfor
Magnezyum Klor
Sodyum Potasyum

a) Kalsiyum ( Ca )
Kemiğin yapısal elementidir.
Hücre zarı geçirgenliği ve kan pıhtılaşması için önemlidir.
Bunun yanında kalp işlevleri ve sinir sisteminin düzenlenmesinde rol oynar.
Hücre sitoplâzmasında önemli bir düzenleyicidir.
Kan kalsiyum miktarı ile depo kalsiyum miktarı arasındaki dengeyi “parathormon” adındaki hormon sağlar.
D vitamini; bağırsaklardan kalsiyum emilimini ve kemiklerde birikmesini hızlandırır. Bu yüzden az miktarda D vitamini raşitizme, aşırı D vitamini ise kireçlenmeye neden olur.
Bunun yanında; ıspanak, kakao gibi besinler ve sitrat, tartarak gibi bileşikler kalsiyum emilimini arttırır.
Oksalik asit ve tahıllarda bulunan “Phytin” kalsiyum emilimini önler.

Ani kalsiyum azalmaları kramplara neden olur.
Sürekli kalsiyum azlığı;
Büyümede durgunluğa,
Beslenmede isteksizliğe,
Metabolizmanın artmasına,
Raşitizme,
Bacakta uyuşmalara ve felce,
Hemoroite,
Güçsüzlüğe ve sonuçta ölüme neden olur.

Aniden verilen fazla miktarda D vitamini kalsiyum emilimini arttırır ve tetanos benzeri belirtilere neden olabilir. Çocukların ilkbaharda zaman zaman kasılması bu nedene dayanır.


b) Magnezyum ( Mg )
Bitkilerde klorofilin temel taşı olduğu için bitkisel besinlerde daha bol bulunur.
Besinlerde magnezyumun %20-30 ’u ince bağırsağın üst kısmında emilir, %60-70 ‘i ise dışkıyla atılır.
Kanda proteine bağlı halde bulunan magnezyum, albümin ve globülinlere bağlanır.
ATP ’den bir fosfat alıcısına fosfat taşımasını katalize ederek ADP ve fosforlaşmış bir yapı oluşturan enzimlerin aktivasyonunda rol alır.
Magnezyum, ATP ’ye gerek duyulan glikoz kullanımı, yağ, protein, nükleik asit sentezi ve kas kasılmasında önemli görevler alır.
Magnezyum tarafından etkinleştirilen enzimler beynin fosfolipid, pirüvik asit ve glikoz metabolizmasına girmektedir.
Mitokondride oksidatif fosforilasyon için de magnezyum istenir.
Magnezyumun vücuttan esas atılım yolu böbrekler olup terle de önemli atılımı söz konusudur. Uzun süren ateşli hastalıklar ve kas egzersizlerinde toplam magnezyum atılımının %10 –15 ‘i terle gerçekleşir.
Magnezyum emilimini besinlerdeki laktoz, protein (özellikle serbest aminoasitler), fosfat, kalsiyum, lipidler engeller,

Magnezyum eksikliğinde;
Damar genişlemesi,
Kan miktarında artma,
Aşırı duyarlılık
Küçük beynin bazı hücrelerinde bozukluk,
Böbrek bozuklukları,
Kramplar,
Büyümede durgunluk,
Saç dökülmesi,
Ödem ortaya çıkar.


Gebeliğin son üç ayında, diabetik komanın insülinle tedavisi sırasında, hipertiroidizmde, bazı sindirim sistemi ve böbrek hastalıklarında hipermagnezami görülür.

c) Sodyum ve Klor ( Na ve Cl )
Sodyum kas liflerinin uyarılmasında ve sinirlerdeki iletimde önemli rol oynar.
Klor mide salgısında bulunur.
Klor ayrıca amilaz enziminin aktivatörüdür.

Sodyum eksikliğinde deride, gözün bağ dokusunda ve üremede bozukluklar görülür.
Klor eksikliğinde sindirim ve büyüme bozuklukları ortaya çıkar.
NaCl eksikliğinde, kramplar, baş dönmesi ve baygınlık görülür. Vücut sıvılarının dengesi bozulur.

d) Potasyum ( K )
Sodyum gibi sinirsel iletimde ve kasların uyarılmasında rol oynar.
Bitkisel besinlerden alınır.
Vücutta Na-K oranının sabit tutulması gerekir.
Büyüyen hayvanlarda günlük potasyum gereksinimi artar.
Eksikliğinde bazı metabolik bozukluklar görülürken fazlalığı Na-K dengesini bozacağından NaCl ihtiyacını arttırır.

e) Fosfor ( P )
Tüm organizmaların bulundurmak zorunda olduğu elementlerin başında gelir.
Nükleotitlerin yapıtaşı olan fosfatların oluşumu için kullanılır.
Karbonhidratların ve yağların yıkımında; RNA ve DNA yapısına girerek kalıtsal bilginin taşınmasında rol alır.
Fosfolipitlerde fosfat, proteinlerle birlikte embriyonun beslenmesi için salgılanır.
Organik fosfat; hızlı büyüyen ve hızlı iş gören dokularda (kas ve sinir gibi) bolca bulunur.
Omurgalı hayvanların kemik ve dişlerinde büyük miktarda vardır.
Kandaki fosfat miktarı kalsiyum miktarına oranlanarak sabit tutulur.
Fosfat verilmesi zihin ve vücut işlerini arttırır.

Fosfat azlığında büyüme durur.
İskelet bozuklukları görülür.
Kanda kalsiyumun artması kemiklerden fosfor çekilmesine ve böylece kemiklerin yumuşamasına yol açar.

Kanda fosforun artması ise kemiklerden kalsiyum çekilmesine neden olur. Ancak bu daha yavaştır.

2- Eser elementler
Eser elementlere günlük ihtiyaç fazla değildir.
Enzim tepkimeleri için esas olanlar eser elementlerdir. Bu tepkimelerde üç farklı şekilde yer alırlar.
i. Enzim tarafından katalizlenen kimyasal tepkimenin yapısında yer alır ve enzimin reaksiyon hızını arttırır.
ii. Substrat veya enzimin aktif merkezi ile kompleks yapar. Bu durumda ikisi de aktif hâle gelir.
iii. Bazı hallerde katalitik faaliyetin bir safhasında elektron alırlar.


Eser elementlere aşağıdakilere örnek verebiliriz;
Demir Krom
Bakır Arsenik
İyot Silisyum
Manganez Kalay
Çinko Nikel
Molibden Vanadyum
Selenyum Kobalt
Flor

a) Demir ( Fe )
Oksijen taşıyan proteinler olan hemoglobin ve miyoglobinin yapısında yer alır.
Mitokondrial proteinlerin yapısında görülür.
Bundan başka; demir emilimi için önemli, demirli bir protein olan “Ferritin” in yapısına katılır.
Demir ihtiva eden enzimlere örnek olarak;
H2O2 ‘nin yıkımında görev alan katalaz,
Peroksitlerle organik bileşiklerin tepkimelerini hızlandıran peroksidaz,
Besinlerden gelen elektronla oksijenin suya redüksiyonunu katalizleyen sitikrom oksidaz verilebilir.
Demir-sülfürlü enzimlerse hayvanlar, bitkiler ve bakteri hücrelerinde elektron taşınmasında görevlidirler.

Demir eksikliği; fazla miktarda kuvvetli karbonhidrat (şeker, nişasta gibi) ve sütlü beslenmede, kan parazitlerinde ve aşırı kanamada görülür.
Bu durum; kansızlığa, halsizliğe ve zeka geriliğine neden olur.






b) Bakır ( Cu )
Sitikrom oksidaz enziminin aktivitesinde demirle birlikte rol oynar. Bu aktivitedeki görevi Cu+ ve Cu++ haline dönüşerek elektronu oksijene taşımaktadır.
Lizil oksidaz enziminin aktif grubunda yer alır. Bu enzim, “kollajen” ve “elastin” polipeptitleri arasında çapraz bağlar yapılmasına yardım eder.
Bunun yanında; katalaz, feniloksidaz ve aksorbik asit oksidazın yapısına katılır.
Demirin vücutta düzenli bir şekilde kullanılması için de gereklidir. Bakır olmazsa demir hemoglobine bağlanmaz.
Yumru ve yapraklı sebzeler, süt, karaciğer, nohut, bakla, ceviz, fındık önemli derecede bakır içerir.
Bakır ince bağırsaktan emilir.
Vücutta en çok bakır içeren dokular sırasıyla karaciğer, kalp, beyin ve böbrektir.
Hayvanlarda bakır eksikliğinde kollajen ve elastin polipeptitleri arasındaki bağlar yapılamayacağından damarlarda kopma ve çatlama görülür.
Bağırsaktan bakır emiliminde bir hata oluşursa “Menkes Sendromu” ortaya çıkar. Bu hastalıkta plazmada bakır ve bakır oksidaz düzeyi düşüktür. Büyüme yavaşlar, vücut ısısı düşer, saçlar ağarır ve beyinde dejenerasyon meydana gelir.
Bakır eksikliği kalp hastalığı riskini azaltır.

Bağırsaktan bakır emilimi artarsa “Wilson hastalığı” görülür. Bakır, beyin ve karaciğerde yığılır. Normalde dışkıyla ve çok azı idrar ile atılır.
Bakır içeren kapların yemek hazırlanmasında ve servisinde kullanılması “bakır zehirlenmesi” ne neden olabilir. Bulantı, kusma, midede yanma ve diare bakır zehirlenmesinin belirtileridir.




c) İyot ( I )
Tiroid bezinden salgılanan tiroksin hormonu için gereklidir.
Deniz ürünlerinde; özellikle süngerlerin spongiolinden yapılmış iskeletlerinde bulunur.

Brom, klor, nitrat, perklorat ve rhodanid, iyodun yerine geçerek fizyolojik iyon noksanlığına neden olur.
Thioüre, thiourasil, sulfaguanidin ve lahanadaki thiokasalidan, tiroid bezindeki tirozin oksitlenmesini ve iyotlanmasını önleyerek rahatsızlıklara sebep teşkil eder.
Bu durumlarda tiroid aşırı büyüyerek guatr hastalığını meydana getirir.
Embriyonik ve gençlik devrelerinde iyot eksikliği cücelik ve zeka geriliğini (keratinizmus) ortaya çıkarır.
Ergenlerde iyot eksikliğinde ise “miksödem” hastalığı görülür.

Fazla iyot “Gravez (Basedow) hastalığı” nı ortaya çıkarır.

d) Manganez ( Mn )
Manganez, bağ ve kemik dokusu oluşması, büyüme ve üreme fonksiyonları, karbonhidrat ve lipid metabolizması, protein sentezi, mukopolisakkarit üretimi ve fosforilasyonda rol oynar.
Ceviz, fındık, tahıl ve sebzelerde oldukça yaygın; et, balık gibi besinlerde düşük miktardadır. Bu bakımdan insan ve diğer memeliler manganezi daha çok bitkisel besinlerle alırlar.
Özellikle çay manganez bakımından zengindir.
Manganez, en yaygın biçimde mitokondrilerde yer alır. Bu nedenle, mitokondrice zengin hücreler fazla manganez içerirler.
Manganezin aktivite ettiği enzim grupları arasında hidrolazlar, kinazlar, dekarboksilazlar ve transferazlar bulunur.
Manganez başlıca arginaz, pirüvatkarboksilaz, süperoksit diomütaz, fosfataz adlı enzimler için yapı taşıdır.

Manganez, dişide normal fertilite için gerekli olup erkekte manganez eksikliği spermatogenezi bozarak kısırlığa yol açar.
Bundan başka manganez eksikliğinde gözlenen başlıca bulgular; kan pıhtılaşma kusurları, hipokolesterolemi, dermatit, hipokalsemi, hiperfosforomi ve alkalen fosfataz aktivitesi yükselmesidir.

Madenciler, ilaç endüstrisi çalışanları, seramik ve cam işçileri ve gıdasına manganez eklenenlerde görülen kronik mangan zehirlenmesi şizofreniye benzer psikiyatrik etki yapar. Parkinson hastalığına yakın nörolojik bozukluklar ortaya çıkarır.

e) Çinko ( Zn )
Çinko yaklaşık yüz enzimin yapısal komponentidir.
Bu enzimlerden bazıları; karbonik anhidraz, alkalen fosfataz, RNA ve DNA polimerazlar, timidin kinaz, karboksipeptidazlar ve alkol dehidrojenazdır.
Bu enzimler incelendiğinde, çinko genelde enzimin aktif bölgesinde bulunmuştur.
İki yüzyıldan bu yana bilinen ve sayısız araştırmanın kanıtladığı bir bulgu, çinkonun önemli bir yara iyileştirici olduğudur. Bu araştırmalar, çinkonun bağ doku biyosentez ve bütünlüğünde önemli bir eleman olduğunu kanıtlamıştır. Bu nedenle, gıda ile yeterli çinko alınması, özellikle cerrahi girişim sonrası olgularda önem taşır.
Çinko, protein ve nükleik asit yapılarını moleküler düzeyde stabilize eder.
Subsellüler organellerin bütünlüğünü korur.
Taşıma olaylarına katılır.
İnsülin hormonu vücutta çinko olarak depolanır.
Dildeki tat alma reseptörlerinin ve nazal boşluktaki koku alma reseptörlerinin düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamak çinkonun görevidir.
Vücutta çinkosu fazla dokular arasında prostat, semen, karaciğer, böbrek, retina ve kemik başta gelir.
Et, balık ve süt ürünleri gibi proteinli besinler, çinko bakımından zengindir.
Fazla protein çinko emilimini arttırırken, yetersiz protein engeller.
Bitki ve tahıl tanelerinin fitatları, selüloz, hemiselüloz çinko emilimini azaltırlar.
Bunun yanında kalsiyum, fosfor, flor ve bakır fazlalığı çinkonun bağırsaktan emilebilecek miktarını azaltır.
Gebelikte fetüs anneden çokça çinko çeker. Bu anne adayına koruyucu olarak folik asit ve vitamin B12 verilmesi, çinko emilimini azaltarak çinko eksikliğini daha da ağırlaştırır.
Yanıklarda çinko yiter ve bu yüzden yanığın iyileşmesi gecikir.
Travma ya da önemli ameliyatlarda da çinko kayıpları önem kazanır
ve bu gibi hallerde çinko eksikliği ortaya çıkabilir.
Çinko eksikliğinde gözlenecek başlıca bulgular şöyle sıralanabilir;
Çocuk ve gençte büyüme geriliği
Erkekte hipogonadizm
Hafif dermatit
İştahsızlık ve kilo kaybı
Yaraların geç iyileşmesi
Karanlığa uymada anormallik
Zayıflamış bağışıklık

f) Molibden ( Mo )
Ksatin oksidaz, nitrat redüktaz ve hidrojenaz gibi flavinli enzimlerin yapısına katılır.
Azot bakterilerinde havadaki azotun bağlanmasını sağlar.
Geviş getirenlerde işkembe bakterilerinin gelişimi için önemlidir.

Molibden her gün yeterli miktarda alınır; eksikliği hemen hemen söz konusu değildir.

Fazla alındığında anemi, iskelet ve kas bozuklukları görülür.
Molibden demirin hemoglobin yapımında kullanılmasını önler.




Doğada bulunan bütün mineraller vücudumuzda da bulunur. İşte bu, onların ne kadar önemli ve sürekli tedarik edilmesi gereken maddeler olduğunu gösterir. Mineraller sağlıklı yaşam için gereklidir. Onlar olmadan vücut yaşaması için gerekli fonksiyonları sağlıklı bir şekilde sürdüremez. Mineraller vücudun kendi kendine oluşturamadığı inorganik maddelerdir. Sağlığımız için çok önemli olan 15'ten fazla sayıda mineral vardır. Mineraller çoğunlukla vitaminlerle birlikte çalışarak vitaminlerin en fazla ihtiyaç duyulan bölgeye ulaşmalarını sağlarlar. Vitaminler de mineraller için aynı şekilde çalışır. Minerraller hücre korunması ve sağlıklı diş,kemik,cilt yapısı için önemlidir. Mineraller aynı zamanda kan basıncı,kalp ritmi,kas fonksiyonları, vücuttaki sıvı dengesinin muhafazası,üreme ve daha pek çok fonksiyonda önemli rol oynarlar. Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki, mineral kaybı ve eksikliği sağlığımızı direkt olarak etkiler.

KALSİYUM : Yetişkinlerde 800 mg, Çocuklarda 1200 mg
Kemiklerin ve dişlerin gelişimi ve dayanıklılığı için gereklidir.~ %90 kemiklerde bulunur.Uyartıların taşınmasında ve kasların kasılmasında önemli bir yeri vardır.Ani kalsiyum azalmaları tetanos benzeri kramplara neden olur.Kronik kalsiyum eksikliği büyümede durgunluğa, beslenmede isteksizliğe, metabolizmanın artmasına , raşitizme, arka bacakta uyuşmalara ve felçe ve sonuçta ölüme neden olur. Bu durumda kan kalsiyum miktarı % 5-6 mg'a düşer.Ayrıca kanın pıhtılaşmasında yardımcıdır.
Temel Kaynakları : Süt ve süt ürünleri, soya fasulyesi, kuru fasulye, sardalya, som balığı, yer fıstığı, yeşil sebzeler, bütün tahıllar.

FOSFOR : Yetişkinlerde 800 mg, Çocuklarda 1200 mg
DNA, RNA , kemikler , dişler ve birçok bileşiğin yapısına katılır.Hücrenin enerji metabolizmasında önemli bir rolü vardır. Kasların kasılmasında, dokuların büyüyp onarımında, enerji üretiminde, uyartıların taşınmasında, merkezi sinir sisteminin sağlığı ve kalp ve böbreklerin çalışmasında önemlidir.Fosfat azlığı büyümeyi durdurur ; iskelet bozukluklarına ve sonuçta ölüme neden olur.
Kandaki fosfat miktarı her zaman kalsiyumun miktarına oranlanarak sabit tutulur.Kalsiyumun kanda aşırı artması, kemiklerden fosfatın çekilmesine, böylece kemiklerin yumuşamasına neden olur. Tersi durumlarda, kemiklerden kalsiyum çekilir ; fakat bu daha yavaş olur.
Temel kaynakları : Hemen hemen bütün besinlerde bir miktar vardır.Özellikle kırmızı et, beyaz et, yumurta, balık, süt ürünleri, bütün tahıllar, fındık.

SODYUM : Yetişkinlerde 500 mg
Bütün vücut sıvılarında (kan, ter, gözyaşı...) sodyum bulunur.Potasyum ve klor ile birlikte vücut sıvısının dağılımını, pH dengesini korur. Potasyum ile birlikte kasların kasılmasını ve sinirlerin çalışmasını da yardım eder (Hücre zarındaki Na - K pompası ile).
Azlığında deride, gözün bağ dokusunda ve üremede bozukluklar ortaya çıkar.Fazlalığında potasyum kaybına yol açar, vücuttaki suyu tutar ve böylece kan basıncını artırır.
Temel kaynakları : Günlük diyetimizde çoğu sodyumu sofra tuzundan alırız.( 1 çay kaşığı tuzda 2000mg kadar sodyum bulunur) Bunun dışında alkolsüz içecekler, et, balıkyağı, baharatlar, çerezlerde de bulunur.


POTASYUM : Yetişkinlerde 2000 mg
Kalsiyum ve fosfordan sonra vücuttaki en çok bulunan 3. mineraldir. Vücuttaki Na : K oranının sabit tutulması gerekir. Sık sık sodyum ve klor ile birlikte çalışıp vücuttaki su dağılımını (dengesini) ve pH dengesini korur, özellikle hücre zarındaki Na - K pompası ile uyartıların iletimini, kasların kasılmasını artırır, kalp atışı ve kan basıncını düzenler
Potasyum aynı zamanda protein sentezi, karbonhidrat metabolizması, insülin salgısı içinde gereklidir
Zihinsel bir streste kan basıncının artmasıyla , adrenalin miktarını düşürerek kan basıncını düşürmeye yardım eder.
Temel kaynakları : Potasyumu bitkisel besinlerden alırız ve günlük besinlerde yeteri miktarda vardır

Klor : Yetişkinlerde 750 mg
Sodyum ve potasyum ile beraber vücut sıvısının dağılımını ve pH'ının sabit kalmasına yardım eder. Kas ve sinir hücrelerinin sağlıklı çalışmasında yardımcıdır. Mide özsuyunda bulunan HCl 'ün temel elemetidir.
Azlığında sindirim ve büyüme bozuklukları ortaya çıkar
Temel kaynakları : Günlük alınan doğal besinlede yeterince bulunur.Sadece bir tutam sofra tuzunda 250 mg klor vardır.

MAGNEZYUM : Erkeklerde 350 mg, Bayanlarda 280 mg, Hamile bayanlarda 320 mg
Birçok enzimin tepkimesi için gereklidir. ATP- ADP döngüsünde koenzim (bak enzimler) rolü vardır. Kasların ve sinirlerin düzenli çalışması için, kemiklerin sağlığı için gereklidir.Kalsiyumun emilimine yardımcı olur.
Azlığında damar genişlemesi, kan miktarında artma, aşrı duyarlılık, beyindeki Purkinje hücrelerinde bozukluk, böbrek bozuklukları, kramplar, büyümede durgunluk, saç dökülmesi, ödem ve sonuçta ölüm ortaya çıkar.Bu bozukluklar çok uzun süre mağnzyum alınmadığı zaman meydana gelir ; çünkü vücuttaki magnezyumun % 70'i kemiklerde depo edilmiş olarak bulunur.
Magnezyumun büyük bir kısmı, organizmalar tarafından kalsiyum ile birlikte kabonat halinde tortul kayaçlar içersine depo edilmiştir.
Temel kaynakları : Süt ürünleri, fındık, bütün tahıllar, baklagiller

DEMİR : Yetişkinlede 10 mg , Hamile bayanlarda 30 mg

Vücut için gerekli esansiyel minerallerden biridir. Hemoglobin (kırmızı kan hücresi),miyoglobin (kas pigmenti) ve enzim üretimi için gereklidir. Vücuttaki demirin sadece %8'i kan damarlarından absorblanır. Demir vücutta büyümeye yardım eder,yorgunluğa karşı ve hastalıklardan korunmada kullanılır. Demir özellikle kadınlar için daha önemlidir. Çünkü kadınlar 1 ay içinde erkeklerin kaybettiklerinden 2 kat daha çok miktarda demir kaybederler. Bugün demir kadınlarda eksikliği en çok görülen mineraldir. Ayrıca demir, vücuttaki B-grubu vitaminlerinin kullanımını arttırır.

Temel kaynakları : kırmızı et, tavuk, deniz ürünleri ve diğer hayvansal kaynaklarda, koyu yeşil sebzelerde, bütün tahıllarda, kuru meyveler ve diğer bitkisel kaynaklarda bulunur.

BAKIR : Yetişkinlerde 1.5 mg - 3 mg
Melanin (derimize renk veren pigment) ve hemoglobin pigmentlerinin sentezinde kullanılır. Bakır olmazsa, demir hemoglobine bağlanamaz.
Kan basıncını ve kalp atışını düzenlemede yardımcıdır. Kan damarlarını, kemikleri, tendonları, sinirleri güçlendirir. Bağışıklık sistemini destekleyebilir.
Temel kaynakları : En zengin bakır kaynakları deniz ürünleri ve sakatatlardır. Bunun dışında pekmez, fındık-fıstık, yeşil sebzeler, karabiber, kakao.

ÇİNKO : Yetişkinlerde 15 mg, Hamile bayanlarda 30 mg
Bir çok olayda görev alır :
* DNA ve RNA sentezinde
* Kemiklerin gelişimi ve büyümesinde
* Hücre solunumunda
* Sindirim enzimlerinde ve enerji metabolizmasında
* Yaraların soyulmasında
* Karaciğerin zehirli maddeleri atımında
* Kalp atışı ve kan basıncının ayarlanmasında
* Tat ve koku alımında
Temel kaynakları : Yağsız et, deniz ürünleri, yumurta, soyafasulyesi, peynir, istiridye, bira mayası, tahıllarda.

İYOD : Yetişkinlerde 150 mg
Bir çok tiroit hormonun yapısına katılır.
Sinir ve kas hücrelerinin çalışmasında, tırnak, saç, deri, dişlerin gelişiminde ayrıca fiziksel ve zihinsel gelişimde etkilidir.
Temel kaynakları : Deniz ürünlerinde ve özellikle tuzlu su ürünlerinde. Sardalya, istiridye, midye ve tuzlu su balıkları.
FLOR: Yetişkinlerde 1.5 mg - 4 mg
Sağlıklı dişler ve kemikler için gereklidir. Dişlerde mine tabakasının sert oluşmasında yardımcıdır ve dişleri çürümekten korur.Fazla dozlarda toksik etki yapar
Temel kaynakları : Deniz ürünleri özellikle som balığı ve sardunya, peynir, et, çay, florlu su.


KROM : Yetişkinlerde 50 mg - 200 mg
İnsülin hormonu ile beraber çalışarak , vücudun şeker kullanımını düzenler ve yağ asidi metabolizması için de gereklidir.
Temel kaynakları : Maya, karaciğer, yağsız et, kümes hayvanları, şeker pekmezi, yumurta, peynir ve bütün tahıllar.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3594
favori
like
share