Bu, cok gizli bir uygarliktir. O kadar gizlidir ki bazen yokmus gibi gozukur.
Bu uygarlik icin “sonsuzluk” cok degerlidir. Onun icin olumun sonsuzlugunu, hayatin kisaligina tercih ederler.

Futbol maclari da dahil her yere “olmeye, olmeye, olmeye” giderler ve sozlerinde durup olurler.

Geleneksel sporlarinin basinda devlet kurmak gelir. Sik sik devlet kurarlar.
En cok korktuklari sey, devletlerini baskalarinin kendilerinden once batirmasi ihtimalidir.

Cok esitlikcidirler, baska devletleri yagmaladiklari kadar kendi devletlerini de yagmalarlar.

Bu uygarlik icin rakam ugursuz, soz kutsaldir. Butun rakamlar yasadiklari ulkenin battigini gosterse bile onlar ulkelerinin “dunyayi en cok korkutan ulke” oldugunu ileri suren politikacilarin sozlerine inanmayi yeglerler.

Sir saklamakta cok basarilidirlar, en siki sekilde sakladiklari sir ise kendi fikirleridir. Bu uygarligin insanlarindan birine gunlerce iskence yapilsa bile onun gercek fikrinin ne oldugu ogrenilemez.

Bu uygarliga yabanci olanlar ve sir saklamanin onemini anlamayanlar, Turklerin fikirleri olmadigini sanirlar.

Bariscidirlar, bu yuzden, yaptiklari savasa “baris operasyonu” adini veren tek uygarlik budur.

Dogalliga cok onem verirler, bir erkek cocuguna ilk ogrettikleri sey misafir teyzeye “pipisini” gostermesidir.

İkrami asiri derecede severler, bu nedenle, lokantada hesabi odemesine itiraz eden arkadasinin kulagini kesenler yalnizca bu uygarligin mensuplari arasindan cikar.

Eglenceye duskundurler, piknige gidip ormani yakmak, dugune gidip damadi vurmak en sevdikleri eglencelerdendir.

Hicbir antropologun cozemedigi bir nedenden dolayi balkonda oturanlara dusmandirlar. Ne zaman futbol takimlari galip gelse o sirada balkonda oturan birkac kisiyi vururlar.

İnanclarina sadiktirlar, futbolun doner bicaklariyla oynanan bir oyun oldugu inancindan onlari kimse vazgeciremez.

Kadina cok onem verirler, onun icin kadinlari evlere ozenle saklarlar; en buyuk arzulari kadinlari icine koyabilecekleri bir kasa icat etmektir.

İcat etmek istedikleri ikinci sey ise, komsunun karisini sakladigi kasayi acacak anahtari yapmaktir.

Teknolojide kimsenin aklina gelmeyen buluslar yaparlar, siseyi kicina vurarak acmak, arabayi tekmeleyerek calistirmak, televizyonu yumruklayarak tamir etmek bu uygarligin dunyaya armaganlari arasindadir.

Yalandan nefret ederler. Hatta zaman zaman, yalana duyduklari nefret gercege duyduklari nefretin boyutlarina ulasir.

Cok saygilidirlar, bu uygarligin katillere gosterdigi saygiyi baska hicbir uygarlik gostermemistir.

Fikir tartismalarini severler, bu tartismalari genellikle daha hizli bicak cekenler kazanir.

Cinsiyet ayirimi yapmazlar, bir ormanda gezen kadin da erkek de esit bicimde tehlike icindedir.

Paraya hic onem vermezler, ozellikle bu para baskasina aitse....

Geleneklerine baglidirlar, evlerini cadir gibi, arabalarini at gibi kullanirlar.

Bu uygarligin insanlari deneye cok onem verirler, bir mayinin patlayip patlamayacagini ustunde ziplayarak, bir gaz tupunun infilak edip etmeyecegini kibrit tutarak anlamak konusunda cok kararlidirlar.

Kadercidirler, “allahin dediginin olacagina” inanirlar, allah da her seferinde “kibrit tutulan gaz tupu patlasin” der.

Meraklidirlar, bir dahaki sefere “allahin gene ayni seyi soyleyip soylemeyecegini” merak ettiklerinden gene tupe kibrit tutarlar.

Bu konuda, allahin mi yoksa Turk uygarliginin mensuplarinin mi daha inatci olduguna kimse karar verememistir.

Bu uygarlik, bozkirlarda dogayla mucadele ede ede gelistigi icin, dogaya meydan okumaktan ozel bir zevk alir.Sehirlerini fay hatlari ustune, evlerini sel yataklarina kurarak dogayla dovusurler.

Kararlidirlar, bu mucadeleyi her seferinde kaybetmelerine ragmen asla dogaya taviz vermezler.

Cok paylasimcidirlar, butun dunyaya kendi uygarliklarini paylasmayi onerirler. Ne yazik ki bu oneriyi kabul eden bir baska toplum cikmamistir. O yuzden essiz ve benzersizdirler.


Turk olmak...

Dunyanin, en tehlikeli eglencesi Turk olmaktir. Burada hayatin bizzat kendisi bile hayata sasar. Altmis milyonluk bir bungee-jumping’dir hayat. Bir beton zemine dogru milyonlarca insan suratle duseriz. Tam carpacagimiz zaman, kim oldugunu kimsenin bilmedigi bir guc, ucunda sallandigimiz lastik halati cekiverir ve biz yukarlara sicrariz.

Padisahimizin irzina gecer, basbakanimizi asar, genelkurmay baskanimizi hapseder, genclerimizi idam sehpalarina gonderir sonra da en guzel ask siirlerini yazariz.

Hep aptalligimizdan yakinir sonra da dunyanin en akillisi IMF’yi tam on yedi kere dolandiririz Paralarini bize nasil kaptirdiklarini anlamazlar bile.

Aptalliktan sIkIldIgImIzda zekamizla ovunur ve bin senedir her yaz mevsiminde damlarda yatar ve oradan duserek oluruz.

Yagmur yagdiginda ulkenin en buyuk kentinin islek bir caddesinde bogulan yeryuzundeki tek insan Turktur. Yeryuzunde kendine kanatyapip ucan ilk insan da Turktur ama...

Devleti kutsal ilan eder sonra da devleti soyariz. “Koylu efendimizdir” der koyluleri doveriz. Dunyada hicbir devletin tanimadigi bir devleti kurma basarisini gosterebilmis olanlar Turklerdir. “Yurtta sulh, cihanda sulh” diyerek butun komsulariyla dusman olan da biziz.

”Ulusal onuru” bu kadar degerli “ulusal parasi” bu kadar degersiz baska bir ulke bulmak cok zordur. Surekli olarak birbirini kaziklayanlar Turklerdir. Bir buyuk deprem oldugunda coluk cocuk,zengin fakir el birligiyle yardima kosup, evdeki iki battaniyeden birini depremzedelere bagislayanlar da Turklerdir. Kirk sekiz yil boyunca dunya futbol sampiyonasinin kapisindan bile gecemedikten sonra ilkkatildigi sampiyonada dunya ucuncusu olmayi Turkler basarir.
”Ata sporu” gureste en olmadik ulkelere yenilen, guresten hic anlamayan Amerikali gurescilerle guresirken kolunu bacaginikirdiranlar da Turklerdir. Her konuda fikrimizi soylemeye bayilir ama hicbir fikrimize inanmayiz. Hicbir filozofumuz yoktur ama ne oldugunu kimsenin bilmedigi bir hayat felsemiz vardir. Dunyanin en unlu suikastcisi papayi vuran bir Turktur. Papayi binlerce insanin arasinda vurup kabak gibi yakalanan en salak suikastci da Turktur. Katillerin “ulusal kahraman”, sairlerin “vatan haini” oldugu tek ulke Turkiye’dir Musluman olanlardan surekli kuskulanir ama musluman olmayan vatandaslarimiza devlette tek bir gorev bile vermeyiz. Butun askeri darbeleri lar ve ilk secimde darbecilerin kizdiklarina oy veririz. Tek bir anlasmada neredeyse bes milyon kilometre kare toprak kaybedip, bu anlasmanin en akilli anlasma olduguna inananlar da Turklerdir. Savasta kendi gemisini yedi saat boyunca bombalayanlar Turklerdir. Ucagi arizalandigindabaskalarina bir zarar gelmesin diye o ucagi son ana kadar terketmeyip olenler de Turklerdir. Yabancilardan surekli kuskulanip ne kadar yabanci orgut varsa hepsine girmeye calisanlar Turklerdir. Girmeye calistiklari orgutlerin kurallarinin aslinda Turkiye’yi bolmek icin hazirlandiginada sadece Turkler inanir. Yillarca, Avrupa Birligine girmemizi saglayacak yasalardan hicbirini cikartamayip, bir gecede baskalarinin on yilda gecirebileceginden daha fazla yasa geciririz. Omrunde hic trapez yapmamis altmis milyon insanin trapez yapmasidir hayat burada.
Butun dunya, saskinlikla bakarak dusmemizi beklerken biz dusmeyiz.

Biz Turkuz. Ya oynar ya aglariz. Dunyanin en tehlikeli eglencesidir
Turk olmak. Ve, biz korkuyla egleniriz.


Ahmet Altan

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 523
favori
like
share