İlker ORTAÇ’ın yer altı edebiyatı tarzındaki öykülerden oluşan kitabı okuyucularıyla buluştu. Kitap Kaybetme Hırsı adını taşıyor. Yazar, öykülerini Kırmızı Balık’a anlatıyor.

Ayrımcılıklar, grup dışında kalanlar, çevre, sakatlar, zanaatkarlar, sanat, militarizm, kapitalizm, travestiler, eş cinseller, etnik sorunlar, aleviler,ateistler, fahişeler öykülerindeki temel başlıklar.



İlker ORTAC, hayatı iki kere iki etmeyenlerden biri.

Asilerin, kaybedenlerin, hayalperestlerin, günahkârların, küfürbazların, beyaz zencilerin, aşağı tırmananların, yola çıkmaktan çekinmeyenlerin, uçurumdan atlayanların sesi olan underground popüler kültürden uzak fakat kendi trendine sahip yazar.



Kitabın tüm kahramanları birer anti kahraman. Öykülerin başında güçleri kuvvetleri bir olsa da, gitgide güçlerini yitiriyorlar ve eksikliklerinden varoluyorlar. Daha çok olayları değil, kişileri anlatan yazar; kazanmak için kaybetmenin kaçınılmaz olduğundan dem vuruyor.



Neden Kaybetme Hırsı’na yazar şu şekilde cevap veriyor; Kaybetmek için elimizde tutabileceğimiz, sırtımızı yaslayabileceğimiz, gülümsememiz için, ağlamamız için neler gerekli ise, zaman ve şartlar işi yokuşa vurduğu vakit, bunların birer birer bizden uzaklaştığını gördüğümüz vakit; kaybetmiş olur muyuz ? Her işinden kovulan, her sevgilisinden ayrılan, her toprakla örtüşeni özleyen kaybeden midir ? Kaybetmek sanıldığı kadar kolay ve hatta günümüzde olduğu gibi popüler midir ? ‘Dibe vurmak’ şarkı sözünden çok hayatımızın yörüngesinde olan bir durum tasviri midir ? Yoksa kaybetmek aslında çok da zevkli midir ? Kaybetme Hırsına kapılanca insanlar, para kazanmak için gece gündüz vazife edinip, doymadan parayla sevişenlerden daha mı tahmin olurlar ? Kaybetmek için önce kazanmak gerekmez fakat kaybetmek için önce gerçekten kaybetmeyi sevmek gerekir, kazanmayı önemsemeyecek doygunluğa, tatmine ulaşmak gerekir. Ben kaybettim, savunmam gereken olgu kalmadı. Maddelerden kurtuldum ve neyin kutsal olduğunu çok daha iyi biliyorum .



Gerçekten mutlu olacaksın, sancılı vakitleri geride bıraktığın zaman. İş; bu arada kendine zarar vermeden, bulabilmekte istediğini, aramaya devam edebilmekte. Kaosun içersinde yok olmadan, varolabilmeyi sürdürebildiğin sürece, toplumsal kaygılarını, yüreğinin arzularından geride tutabildikçe, kazanmaya devam edeceksin. Hadi eğme başını. Bir fincan kahve, bir sigara aradığını bulma aşamasında pansuman gereçlerin olabilir. Melankoliden kurtul, çok fazla şeye ihtiyacın yok. Analitik düşünme şeklinden ödün verme. Neticede ya aradığını bulamadın ya da bulduğun, aradığın değilmiş. Belki bir parkta, belki bardakları sidik kokan bir kahvehanede bulacaksın, onu. Ya bekleyerek öleceksin ya da ölmeden beklemeyi keseceksin. Her şey aslında matriks, her şey...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 404
favori
like
share