Pazartesi, 15 Eylül 2008
Yok, bugün Dünya engelliler günü değil. Zaten burada "çıplak fotoğrafları için tıklayınız" gazeteciliği de yapmıyoruz. Sosyal duyarlılığa sahipmişiz gibi göstermek için hıncallık da yapmıyoruz. Ne derdim var şimdi engellilerle bayram değil seyran değil. Zaman zaman şahit oluyoruz zavallı vatandaşlarımızın ne hallere düştüklerini. Sakın yanlış anlamayın. Onların zavallılıkları engellerinden değil, bu devlet, sen, ben hepimiz elele verip onları zor duruma düşürüyoruz. Sağlığı sıhhati yerinde benim gibi bir gencin bile karşıdan karşıya geçerken süreyi zor yetirdiği geniş bulvarlarda "dıt dıt dıt" sesini takip ederek karşıya geçmeye çalışan vatandaşlarımız var. Ne yapıyoruz biz engelli olimpiyatlarına sporcu mu yetiştiriyoruz?
Türkiye altyapı olarak her konuda gerçekten zayıf bir ülke. Ama sağlığı sıhhati yerinde olanlar bu sorunları bir şekilde aşıyor. Ancak engelli vatandaşlarımızın da düşünülerek altyapısı hazırlanmış, inşa edilmiş tek bir bölge, mahalle gösterebilir misiniz bana? Ne duydum ne gördüm! Pilot bölge bile olmaz mı yahu? Olsa duyardık muhakkak.

Yapılan araştırmalara göre yaklaşık olarak 8 milyon civarında engelli varmış ülkemizde. Bunu duyduğumda şok oldum. Bu kadar insanın, yani neredeyse 9 da birimizin engelli olduğunu biliyor muydunuz? Bu kadar insanın rahatlığını temin etmekten ne kadar uzağız. Hoş, bu sayısı 1 milyon da olsa 10.000 de olsa ne farkeder ki? Devlet dediğimiz şeyin, (o her neyse) asli vazifesi değil mi vatandaşının huzurunu temin etmek?

Hükümet, belediyeler işlevini yerine getirmiyor. Bu konuda gayretli sivil toplum örgütleri var. Ama çabaları ne kadar sonuç veriyor? İnsanımızda zaten ya "devlet bize sahip çıksın" ya da "devlet baksın" mantığı bir güzel beyinlere konuçlanmış durumda. Biz birey olarak ne yapıyoruz? Örneğin apartmanımızda bir engelli vatandaş varsa, onlara kolaylık sağlayacak fiziki şartları oluşturmuyoruz. Hiç değilse yolda gördüğümüzde bir yardım eli uzatıyor muyuz? Hemen hepimiz bir acıma hissi duyuyoruz. Bununla da yetiniyoruz.

Türkiye'de engelli, engelli sporcu, Özellikle engelli ve maddi geliri olmayan, bir gün kendine yeterliliğini kaybetme riski olan vatandaşlarımız için devletin yapması gereken şeyler var. Vatandaşlar olarak, maddi yardımlarımızı ve ilgimizi esirgememek bizim görevimiz. Ama en azından bu vatandaşlarımıza, bir maaş bağlanması gerekiyor. Özellikle yaşlılıklarında huzurevlerinde maaş karşılığı bakımlarının yapılabileceği güzel hizmetlerin verildiğini biliyoruz. Bakım evlerinin sayısının artması, teşvik edilmesinin gerektiğini biliyoruz.

Otistik çocukların sayısı oldukça fazla. Özellikle küçük yaşlarda alacakları eğitim onlar için çok önemli. Disleksi hastalığı ile ilgili çalışma yürüten kaç tane okul var? Kaldı ki bu çocuklara engelli demek yanlış olur, sadece problem yaşayan çocuklardır. İçlerinden nice dehaların çıktığı bilinmektedir. Bir çoğunun iq'su ortalamanın çok üzerindedir. Bu çocukları topluma kazandırmak adına bir şeyler yapmamız lazım. Bu konuda eğitim sahibi personel kıtlığı çok büyük bir problem.

Geçtiğimiz günlerde gazetelerde bir haber gördük. 23 Ağustos günü oynanan Galatasaray-Denizlispor maçında, engelliler için ayrılan kısımda oturan bir vatandaş devre arasında tekerlekli sandalyesiyle sahaya girdi. Gerisini Milliyet gazetesinden alıntılıyorum:

"Gençtürkhaber adlı sitesinde yer alan habere göre iki ayağı dizinden kesik olan taraftara, güvenlik elemanlarının tepkisi sert oldu. Sahaya terörist girmiş gibi müdahalede bulunan güvenlik elemanları, taraftarı tekerlekli sandalyesinden yere düşürdü.

Bu da yetmezmiş gibi kollarını bükerek akılları sıra kaçmasını engellemeye çalıştı. Güvenlikçilere, Arda sert tepki gösterdi ve ‘Bu ne rezalet, ne yapıyorsunuz?’ diye bağırıp, taraftarın yeniden sandalyesine oturtulmasını sağladı."

Gazetelerde okuduğum her habere inanmıyorum, özellikle de Milliyet gazetesi gibi gazetelerin haberlerine. Abartıp dramatize etmek alışkanlıklarıdır. Ancak verilen resim de haberi doğrular nitelikte. Ve güvenlik görevlisi dediğimiz kişilerin genel olarak 3-5 ay güvenlik şirketlerine gidip ordan budan buldukları torpille işe girdiklerini ve eğitimsiz, iş ahlakına sahip olmayan insanlar olduğunu da hatırlayınca (Genel olarak dedim dikkat) bu olayın ihtimal dışı olmadığını anlıyorum.

Engellilere karşı takınılan bu tavrı gördükçe, burası nasıl bir ülke? Ne olmuş bize? Neydik ne olduk? What is the matrix ulan? demeden duramıyorum. Son soruyu ben de anlamadım. Her neyse, engelli vatandaşlarımız olduğunu da unutmayalım. Hayvanlaşmayalım, insan gibi yaşayalım.


Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 742
favori
like
share
dilara09 Tarih: 01.05.2009 11:02
burası türkiye herşey olur ben şaşmıyorum artık ama herkez kendine gelsin ya aklınızı başınıza toplayıp kime naptığınıza nası davrandığınıza ii bakın bi paylaşım içinde sağol .:18: