Bazı şarkıların insanın canını, kalbini, etini acıtan bir hüznü vardır.

Nedensizce, bir bıçak kesiği gibi ince bir sızıyla insanı ağlatan şarkılardan biri şu an fonda.

Ah yine bu şarkı çalıyor radyoda. Yine sarsıyor kalbimi en derin yerinden… Daha önceki dinleyişlerim kaç kez dinledim bu şarkıyı kim bilir? Buna rağmen niye bilmiyorum ama hep aynı şiddetle vuruyor duygularımı.
Vuruyor yine kalbimi yerle bir ederek.. Dedim ya daha önce de kaç kez dinledim ama hep aynı şiddetle sarsıyor. Sözlerinde çok şey bulduğum bir şarkı olan bu şarkıyı her dinlediğimde şiddetle vuruştan sonra aynı hüzün esir alıyor beni. Yani bu şarkının,her dinleyişimde artan bir hüzünle kalbimdeki duyguları düğüm düğüm yapışı bilmiyorum niye? Ardından da gözüme dolan yaşlar… Size de öyle olmaz mı, ansızın yağan yağmurun sizi yakalaması gibi. En sevdiğiniz, siz de özel anısı olan bir şarkıyı ummadığınız bir anda duyduğunuzda?

O an şarkıya ağlasanız da kalbinizin şu an sevdiğinizden uzak olmasına, yarım kalmanıza, yaşamak varken doya doya yaşayamadığınız aşka ağlarsınız içten içe.

Sonra onunla yaşadığını mutlu bir anı kalbinizden uçarak gözünüzün önünde dans etmeye başlar. Gülümsersiniz, gülümsemeye çalışırısınız daha doğrusu. Gülümsemeniz ve göz yaşınız aynı yüzde buluşur. Gülümsemeniz göz yaşınıza karışır. Ağlıyor musunuz gülüyor musunuz anlaşılmaz o an.

Bazı anılar vardır ki, savunmasız bi anınızda çalan ve kalbinizi vuran az önceki bahsettiğim şarkı gibidir.

Boğazınıza düğümler atar, gözlerinizi yakar, içinizde bir yumruk olur. İzi kalmadı bu aşkın bitti artık desenizde o şarkıyı duyduğunuzda kendi aşkınızın hala kalbinizde gezen ayak izlerini görürsünüz.

Bir zamanlar teninden önce duvarlarına yaslandığım, şu an dayanak olmasını istediğim ama yanımda, arkamda olmadığı için yaslanamadığım kalbin sahibi, bu şarkıda ağlayışım hem yaşanan güzel günlere, hem şu an yanımda olmayışına.

Tam sensizliği ve de artık yanımda olmayacağını kabullenmeye çalıştığım günlerin birinde; ya yolda yürürken beraber okuduğumuz sokak isimlerinden birini gördüğümde ya da bir yerden kokun burnuma geldiğinde ya da ansızın sevdiğimiz bir şarkıyı duyduğumda hatırlarım seni, çıkar gelirsin kalbimin en kuytu yerinden.

İşte o an kokunu, gülüşünü, yediğimiz yemekleri, ettiğimiz sohbetleri, anılarımızı, beraber geçirdiğimiz zamanları nasıl ama nasıl özlerim anlatamam.

Dizlerinde yatmak, el ele gezmek, yıldızları saymak, kollarında uyumak varken, denizler ortasında susuz kalmak gibi sensiz olmak. Sensiz bu anlarda uzakken aslında daha çok yakınlaştığımı hissederim sana. Ve bu aşkın çaresiz, imkansız olduğunu… O anlarda anladığım bir diğer şey de “ Ne kavuşabileceğim sana ne de unutabileceğim seni” böyle sürüp gidecek.

Şarkının son cümlesi şöyle “ Başa geldi olmaz işler, yokluğunda öldü gönlüm”

Bazı durumlarda gözünüzü kırpmadan uğruna ölmeyi göze aldığınız her neyse ölmek bile değiştirmiyor kimi şeyleri. Ölmek bile yetmiyor. İşte bunu bildiğimden bir şarkı ya da bir anı seni hatırlattığında yaptığım tek şey var haberin olmasa da senin kalbinin duvarının dibine çöküp, usul usul ağlamak. Seni uzaktan severek ve yaşadıklarını uzaktan izleyerek…

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 409
favori
like
share