2. Abdulhamid'in Osmanlı coğrafyasının yanısıra dışındada okul, cami ve hastahaneler yaptırdığı ortaya çıktı. İşte Abdulhamid zamanında müslümanların durumu...

Seylan

Halife Abdulhamid Han geçen yazımızda verdiğimiz bilgi ve resimlerde de anlaşılacağı gibi, Seylan Adası'na özel bir önem verdiğini söyleyebiliriz. Seylan Adası'nda müslümanların az olmalarına rağmen birlik olmalarını, ekonomik güç haline gelmeleri ve eğitim seviyelerini yükseltmeleri için onlara elçiler yollamış, kenetlenmelerini istemiştir.

Seylan Adası hem Hindistan’ın bir kapısı olması, hem de Uzakdoğu’da yaşayan Endonezya, Malezya gibi diğer müslüman bölgelerinden haber alma merkezi haline gelmesi açısından çok önemliydi. Bu adada yaşayan ileri gelen Müslümanlar, Halife’nin gönüllü elçileri ve temsilcileri gibiydiler. Uzakdoğu’dan buraya ve Hindistan’a gelen bilgiler Irak telgraf hatları vasıtasıyla hemen İstanbul’a nakledilebiliniyordu. Arap Yarımadası'ndan adaya yerleşen Arap tüccarların açtıkları ticarethanelere ve çarşılara bile Hamidiye adı vermeleri Halife'yi ne kadar önemsedikleri anlaşılıyor. Seylan Adası fotoğraflarından biri buna delildir.

Hindistan

Esasında Hindistan Müslümanlarının Osmanlı’ya sevgi ve bağlılıklarında muharrik neden Arap alimlerinin etkisidir. Bilindiği gibi Hind Kıtası'ndaki medreselerde asırlar önce buralara gelip yerleşmiş Arap alim aileler bulunuyordu. Bu alim ailelerin Emeviler döneminde Medine’yi terk ederek Hind adalarına ve Hindistan’a yerleşen Kureyşliler olduğu tarihen sabittir. Bunlar Hind Müslümanlar ve alimlerin bakışaçısı üzerinde çok etkili idiler. Entellektüel Araplar, Emevi ve Abbasi İmparatorluğu döneminde devletin gücü, ağırlığı ve büyüklüğü; nüfuz alanının genişliği nisbetinde dosta karşı daha müşfik ve koruyucu, düşmana karşı daha fazla caydırıcı olduğunu biliyorlardı. Bu nedenle son büyük İslam devleti olan Osmanlı’yı ve Halife Abdulhamid Han’ı Hindistan’da ne pahasına olursa olsun desteklemeyi bir dini vecibe olarak görmüşler ve bunu da teşvik etmişlerdir. Hindistan Kıtası'na, Malezya ve Endonezya’ya yayılan Arap ileri gelenlerinin çoğu menşe olarak Seyyid’dir. Bunlar Peygamber Efendimizin torunları olarak kendilerine yakışan seviyede buralara dini tebliğ yapmış, buralara yerleşmiş ailelerdir. Ticarette de oldukça sözsahibi kimselerdi.

Hindistan’da Babür Devleti’nin gelenekleri ve hatırası da bu kıtadaki Müslümanları büyük bir İslam devletine bağlanmayı öğretmişti. İngilizlerin Babür İmparatorluğu’nu yıkmaları ve büyük zulümler yapmaları, onların büyük bir İslam devletine biat etmelerini unutturmadı. Uzaktaki Osmanlı onların gelecekte devlet olmaları için bir ışık, bir cesaret aşılama merkeziydi adeta. Oysa Osmanlı aydınlarının çoğu bunu içerden görememişlerdir.

Endonezya

Geçen yazımızda verdiğimiz bazı resimler bize yüz küsur yıl önceki çalışmalar hakkında aydınlatıcı bilgi verebilir. Resimlerden birinde Endonezya’nın bugünkü başkenti Cakarta’da Cuma namazı çıkışında bir gelenek olan Halife Abdulhamid Han’a dua edenler görülüyor. Burada da anlaşılacağı gibi, Müslümanların aralarındaki coğrafi engel Ulul emr olarak gördükleri Haife’ye bağlanmaya engel olmamış. Her türlü sıkıntılarına rağmen, başlarında bir halifenin olması, onları birliğe ve kenetlenmeye götürmeye neden olmuş.

Başka bir resimde bizzat Sultan Abdulhamid’in Endonezya’da kurdurduğu Nahda-i Hayriyye Cemiyeti yöneticileri görülüyor. Derneğe ismini veren kelime olan nahda, kalkınma anlamına geliyor. Kuruluş amacına baktığımızda, Sultan Abdulhamid’in İmparatorluğu hudutları içinde yaptığı kalkınma hamlelerinin bir özetini görebiliriz. Eğitim, sağlık, ziraat, hayvancılık vb. alanlardaki kalkınma hamlelerinden elde edilen bilgi ve tecrübeleri Uzakdoğu’da diğer Müslüman emirliklere ve topluluklara aktarmak için Halife sıfatıyla çabaladığını görüyoruz. Halife, Müslümanların yeryüzünde daha güçlü hale gelmeleri için özel gayret sarfettiği anlaşılıyor.

Özellikle dini cehaleti gidermek, Müslümanların eğitim ve anlayış düzeylerini yükseltmek için özel bağlantılar kurduğu, onları bir araya getirerek kenetlediğini görmekteyiz.

Müslümanlar arasında ilmin arttırılması için ilim adamı yetiştirilmesi, ziraat, tıp ve değişik alanlarda devrin teknolojisinden istifa etmelerini temin etmek için ziraat ve tıp mekteplerinin kurulması, bilgi ve teknik yardım yapılmasını sağlamak, ticaretin Müslümanlar arasında yaygınlaştırılmasını sağlamak, ticaret merkezleri ve çarşıları kurmalarına yardımcı olmak. Hamidiye Çarşıları bunlara örnektir. Cemiyetin diğer bir maddesi de, cehaletin ortadan kaldırılması için çalışmalar yapmak olduğunu, cemiyetin şartnamesinde görmekteyiz. Bunun da okulların ve dini eğitimin yaygınlaştrırılmasıyla yapılacağını bildiriliyor.

Özellikle Hindistan’ın Rangon şehrinde yeni yapılan bir okulla ilgili verilen bilgilerde ( geçen yazımızda resmi verilmişti ), Halifenin eğitimi ne kadar ciddiye aldığını gayet açık görmekteyiz.

Yüzlerce milyon müslümanın maneviyatını değişik şekillerde kemiren tek müşterek zehrin cehalet olduğu anlatılıyor. Eğitim ve bilgiyi arttıran faaliyetleri hastlar mahallesinde eczahane açmak kadar isabetli bir tedbir olarak görülüyor.

Afrika

Bizzat Halife tarafından Osmanlı coğrafyası dışında birçok okul, cami ve hastahane yaptırıldığını biliyoruz. Buna örnek, geçen yazımızda gösterdiğimiz Güney Afrika’daki okullardır. Buralarda Halife’nin Burhaniye adlı okulları görülüyor. Ayrıca Osmanlı coğrafyası içinde de gördüğümüz çok sayıda kız mekteplerinin bir örneğini burada da görmek heyecan verici doğrusu. Osmanlı döneminde kızların eğitilmedikleri, cahil bırakıldıklarını söyleyenler gerçekte bu devri iyi araştırmalılar.

Halife Afrika’da oldukça etkiliydi. Sadece Kuzey Afrika’da değil, Orta ve Güney Afrika’da da çok etkiliydi. Buralarda bulunan camilerde Hutbe kendisi adına okutuluyordu. Kendine doğrudan bağlı çok sayıda çalışanı vardı. Afrika’yı çok iyi bilen Azimzade Sadık Müeyyed Paşa’yı İngiliz ve Fransızların etkisini kırmak ve Müslümanlara yapılan zulümeleri öğrenip müdahale etmek için Orta ve Doğu Afrika’ya gönderdi. Habeşistan ve civarında birçok faalitte bululan Paşa, Habeş Kralı’nın en önemli danışmanıydı.

Geçen yazımızda, Kızılay’ın buralarda aktif halde faaliyette bulunduğunu gösteren bir resim vermiştik. Kızılay açtığı bu şubeyle birçok yere hizmet verdiğini, Habeşistan’a önemli tecrübe aktarımında bulunduğunu, birçok müessesenin açılmasında önayak olduğunu biliyoruz.

Aşağıda vereceğimiz resimler de diğer faaliyetlerini göstermektedir.

Singapur

İlk resim Halife Abdulhamid Han’ın Singapur’da yaptırdığı camii ve külliyesi görülmektedir. Caminin yanında Osmanlı bayrağı dalgalanıyor. Halife adına buraya Osmanlı Konsolosu olarak Ataullah Efendi gönderilmiş. Bu zat yaptığı faaliyetlerle Endonezya adalarının bir çok yerinde İslam’ın yayılmasına vesile olmuş, bazı emirliklerin kalkınmasında büyük emeği geçmiştir.

Doğu Türkistan

Doğu Türkistan’ın Gulca ( Kaşgar’a bağlı ) şehrinde Müslümanların durumu hakkında alınan bilgiyi gösteren bir vesika da aşağıdaki fotoğraftır. Halife, Orta Asya ve Çin’de oldukça etkili çalışmalar, diplomatik ilişkiler kurmuştu. Güney Çin’de birkaç yerde külliyeler kumuştu. Türkista ile sıkı ilişkileri vardı. Bu bölgelerde yaşayan Müslümanlarla her türlü bilgi yardımında bulunuyordu.

Bugün Çinlilerin işgali altında olan Doğu Türkistan’ın Gulca şehrinde bir sağlık çalışanının verdiği bilgiye göre 2008’de her ay doğduğu halde ortalama iki yüz çocuk öldürülmektedir. Gerekçe ise bu bebeklerin ailelerinin birer çocuklarının olduğu şeklindedir.

Kırım

Aşağıdaki iki resimde Kırım Müslümanları gülmektedir. Osmanlı’nın Kırım’da köylere kadar bilgi sahibi olduğunu gösteriyor. Diğer resimde Osmanlı Sivastopol Konsolosu Müslümanlarla görülüyor. Osmanlı Kırım Müslümanlarının her zaman yanlarında olmuş, onlara her türlü desteği vermeye devam etmiştir.

Azerbaycan

Diğer bir resimde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bir tüccarın vesilesiyle okullar yaptırıldığı anlatılmaktadır. Bu zengin tüccar gibi ismi verilmeyen daha bir çok tüccarın okul ve camii yaptırdığı kaydediliyor.

Sibirya

Sibirya ve Sibirya’da Müslümanların durumu hakkında Abdulhamid Han zamanında Osmanlı kaynaklarında çok sayıda bilgi mevcut. Kazan, Ufa ve Sibiryalı Müslümanların Avrupa, Orta Asya ve Uzakdoğu faaliyetleri hakkında verdikleri bilgiler bizleri şaşırtmaktadır. Bu bölgelerde Müslümanların ticari faaliyetleri çok geniş bir alana yayıldığını görüyoruz. Bunda Tatar Müslümanlarının etkisi inkar edilemez. Özellikle Sibiryalı olan Abdurreşid İbrahim Efendi ve onun kurduğu okullar, matbaa vasıtasıyla bu geniş coğrafyada iyi tanındığını göstermektedir. Yazdıkları makalelerde ve hatıratında faaliyetleri hakkında geniş bilgiler veriyor. Aynı zamanda Halife’nin en sadık adamlarından biri olarak da Halife’ye, yaptığı seyahatler hakkında geniş bilgiler vermesiyle maruf. Verilen resimler Sibirya Müslümanlarının varlıkları hakkında bir vesika değerinde.

Yemen

Aşağıdaki resimlerden ikisi de Yemen’de inşa edilen Gureba Hastahanesi ile Belediye Eczahane binası görülüyor. Yemen’de Hastahane inşa edilirken, başka yerlerde de hastahane yapıldığını görüyoruz. Aynı dönemde Kavala Gureba Hastahanesi ile Manastır Askeri hastahanesi yaptırılıyor.

Mekke, Irak, Rusya

Diğer resimlerde de görüldüğü gibi Mekke-i Mükerreme’de misafirhanelerden biri; Irak’ta, Amara’da halk için yaptırdığı çok sayıda evler görülüyor. Rusya’da Müslüman zenginlerin geleneği olan her fabrika için İslami eğitim veren bir okulun yaptırılması ve okulun öğrenci ve hocalarının ihtiyacının karşılanmasına örnek bir resim de aşağıda görülüyor. Trablusgarp ve Kıbrıs hakkında diğer yazımızda değineceğiz.

Biz bu yazılarımızda daha çok bilinmeyen veya duyulup da detaylandırılmayan faaliyetler üzerinde duruyoruz. İnşaallah diğer yazılarımızda başka konu ve resimler vereceğiz.

Sebahattin Arslan

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 374
favori
like
share