“Mustafa Kemal’in gözünde, eylemin ‘meşruluğu’ demek, halkça onaylanmış olması demektir. Yoksa Kongreleri, Büyük Millet Meclisi’ni anlamak ve açıklamak mümkün olamazdı. Şu sözlerini bir de: ‘…Bir devreye yetiştik ki, onda her iş meşru olmalıdır. Millet işleri de ancak milli kararlara dayanmakla, milletin genel duygularına tercüman olmakla gerçekleşir.’ Siz Osmanlı ülkesinde, ‘milli kararlara dayanmak’, ‘meşruluğu’ bunda aramak ne demektir bilir misiniz? Padişahı ve Halifeyi silmek, hiçe saymak demektir! Mustafa Kemal, Amasya Tamimi’nden itibaren, Osmanlı meşruluğunu reddetmiş, tarihsel meşruluğu önemsemiştir. Buysa ‘ihtilal’in ta kendisidir.”
Attila İlhan


Kitabın içinden

Atatürk devrimleri yoktur, Atatürk’ün öncülüğünde yapılmış ulusal demokratik bir halk devrimi vardır. Tarihsel, toplumsal ve ekonomik açıdan baktınız mı, bu böyle. Bu devrimin toplumbilimsel açıklaması, Türkiye’nin feodal ümmet toplumundan burjuva millet toplumuna geçişidir denilebilir. Siyasal düzeyde bir açıklama denemek isterseniz, galiba söyle diyeceksiniz: Anadolu ihtilali, daha önce padişahın halifelik sıfatı dolayısıyla da Tanrı’dan aldığını söylediği iktidarı, yapısal olarak değiştirip hukuk düzeyinde halka aktarmıştır. Asıl Atatürk devrimi, ne şapka giymiş olmamızdadır; ne Latin harfleriyle yazmamızda; hani o Büyük Millet Meclisi’nin duvarında kocaman yazılı olan söz vardır ya, ondadır işte: “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Ulusundur”. İşte bu, yönetimin teokratik olmaktan çıkıp demokratik, giderek laik ve liberal olması yok mudur, Mustafa Kemal Paşa’nın öncülük ettiği devrim budur. Bunun sonucunda, liberal kapitalist, vatandaşları yasalar karşısında eşit, devletin dinden ayrıldığı, çağdaş bir demokrasiye ulaşılmak gerekiyordu ki, şimdilerde vardığımız aşamaya soğuk kanlıkla bakarsınız, eh pek gerçekleşmemiş de sayamazsınız.

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 459
favori
like
share