1.5 Pentium 4 or Athlon XP
512 MB RAM
Windows 2000/XP
64 MB AGP Video Card with supported DirectX 8.1 drivers (GeForce3+ / Radeon 8500+)
8X speed CD-ROM/DVD-ROM
3 Gb Boş Disk Alanı








Oyun Tanıtımı

Medal of Honor konusunu, güçlü atmosferi ve oynanılabilirlik özellikleriyle çok iyi yansıtabilen ender yapımlardan biriydi. Birçok otorite ve oyun sever için yapım her yönüyle övgüyü hak eden bir yapıya sahipti. İkinci dünya savaşı konulu oyunların listesini yaptığımızda ilk sıralarda yer alan yapım kalitesiyle büyük bir oyuncu kitlesinin ilgisini çekmeyi başarmıştı. Bu ilginin yapımcıların bu tema üzerine kurulu oyunlar geliştirmesinde de oldukça etkili olduğunu söylemek mümkün. Onlar açısından bu durum oldukça karlı görünüyor. Düşünün bir kere, büyük bir ilgiyle hazır bekleyen bir pazara, dahası konu olarak gerçek, tüm yönleriyle yaşanmış bir olaya sahipsiniz. Gayet ekonomik görünüyor, en azından hayal gücünüzü o kadar da çok kullanmak zorunda değilsiniz.

Diğer yandan, gerçek olaylar her zaman daha etkili bir anlatım sunarlar. Çünkü yaşanmış olaylar için kurgu yapmak daha kolaydır. Oysa yepyeni, tamamen özgün, safkan bir hikaye yazabilmek, bir yönetmenin ya da bir edebiyatçının dehasını, hayal gücünü ve tutkularını gerektirir. Bu açıdan bakarsak bu oyunlar için yapılması gereken tek şey hikayenin üzerine teknik altyapıyı giydirmekten başka bir şey değildir. Bir yazar için kitap yazmak bir ömre ve birçok sıkıntıya mal olabilir, ve yılların birikmiş altyapısını gerektirebilir, ancak noktayı koyunca yayınlamak o kadar da zor değildir. Bu açıdan bu tür yapımlara biraz eleştirel bakıyorum. Ama yine de hikayemiz hazır, teknik detaylara daha çok önem verebiliyoruz düşüncesi de başka yönlerden doğru bir yaklaşım olarak görülebilir. WWII konusunda oldukça başarılı yapımların ortaya çıkmasının ardındaki birçok faktörün arasında saklı asıl sebep de bu işte. Bu gün elimizde birçok ikinci dünya savaşı konulu oyun bulunuyorsa bunu biraz da Medal of Honor'un yaratıcılarına da borçluyuz dersek sanırım yanlış olmaz.

Medal of Honor serisi, Pacific Assault'la bir kez daha ikinci dünya savaşına yolculuğa çıkıyor. Ancak bu kez Avrupa'dan uzaktayız. Elimizde bu kez sıra dışı bir yapım var. Öncelikle 'Director's Edition' adıyla lanse edilen bir versiyonu da bulunan oyunla karşı karşıyayız. Hmm... Sinematik yaklaşım, işte bu iyi haber. Elimizde sinematik kalitede ve DVD içeriğiyle her tür beklentiye tam anlamıyla cevap verebilen bir yapım var. Bakalım bizi neler bekliyor.

Pacific Assault'un İkinci Dünya savaşına yaklaşımı şu ana kadar gördüğümüz yapımların aksine daha çok Hollywood türü bir anlatımla yoğun psikolojik öğelerin sentezi olarak oyuncuya sunuluyor. Gerek sunuş biçimi, gerekse oynanış tarzının da bu öğeleri oldukça güçlendirdiğini söylemek mümkün. Yapım bu haliyle baştan sona oldukça düşündürücü, tekrar tekrar izlenmesi ve irdelenmesi gereken bir filme benziyor. Oyuna başladığınız andan itibaren oyuncu kendisini bir anda savaş gerçeğinin tam ortasında buluyor. Kendimizi daha ne olup bittiğini anlamadan bir deniz çıkartmasında ilerlerken buluyoruz. 3 hafta, evet elimizdeki silahla, üzerimizdeki kıyafetle tanışalı sadece 3 hafta olmuş ve kendimizi D-Day'de çıkartmanın ortasında buluyoruz.

Üç haftalık üstünkörü bir eğitim hepsi bu. Öncesi mi? Önemli değil, mahalleye yiyecek taşıyan bir bakkal çırağından başka bir şey yok geride. Ve şimdi aynı kaderi paylaşacak bir avuç askerle beraber ölüme doğru dalgaları yararak ilerliyorsun ve sadece sen değil, herkes bunun farkında. Birkaç dakika sonrasını tahmin etmek güç değil. Ve kıyıdayız, artık 3 haftalık komik oyunların sonuna geldik, bu bir eğitim değil, her şey gerçek, kurşunlar cesetler ve kan... Ölümün tadı kaçınılmaz, ya seken bir kurşunda, ya bir el bombasında ya da senden çok da farklı durumda olmayan düşmanın süngüsünde...

Ne olduğunu pek de anlamadan kendimizi yerde buluyoruz. Ve o kısacık hayat gözlerimizin önünden geçerken, bazen Tanrıyla arasında gizli bir anlaşma olduğunu düşündüğünüz o çavuş'un sizi azarlaması kulaklarınızda çınlıyor; "Lanet olası herifler, işte hepiniz öldünüz, beceriksizler!" Ne kadar iyi bir fps oyuncusu olursanız olun, becerilerinizin sınırlarını ne kadar zorlarsanız zorlayın bu acı son değişmiyor. Yönetmenimiz burada güzel bir mesaj veriyor; bu düşündüğün kadar basit değil, istediğini yap, bu kaçınılmaz bir son ve gerçek bu, savaş ve ölüm denilen şey bu... Ekran karşısında yere yıkılmanın, ölmenin bir anlamı yok beklide. Bir flashback... geriye dönüyoruz.

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 287
favori
like
share