Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Uğur Kostakoğlu Trabzon'u blgilendirdi.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Uğur Kostakoğlu, Hanta virüsün kemirgenlerden bulaşan ölümcül bir hastalık olduğunu belirterek hastalıktan korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini söyledi.
Zonguldak ve Bartın illerinde ölümcül Hanta virüsü bulgusuna rastlanmasının ardından harekete geçen Sağlık Bakanlığı, virüsün görüldüğü yerlere uzman hekimler gönderip inceleme yaptırırken, konuyla ilgili olarak Trabzon Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bir bilgilendirilme toplantısı düzenlendi.
Toplantıda Acil Servis doktorları ve sağlık personelini bilgilendiren Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Uğur Kostakoğlu, Hanta virüs enfeksiyonunun kemirgenlerden bulaşan ölümcül bir hastalık olduğunu söyledi. Virüsün çok sayıda tipi bulunduğunu, genellikle Asya ve Afrika kıtalarında daha yaygın olduğunu kaydeden Dr. Kostakoğlu, “Virüsün çok fazla sayıda alt tipi vardır. Büyük bölümü Asya ve Afrika'dadır. Amerika kıtasında ise 1990'lı yıllarda saptandı. Dünyada yılda 200 bin vaka bildirimi yapılmaktadır. Komşularımızdan Rusya'nın güney bölgesi ve Balkanlar'da uzun yıllardır bilinen bu hastalık ülkemizde gelişen tanı ve laboratuar imkanları çerçevesinde ilk kez tespit edilmiştir. Ülkemizde görülen hastalık tipinin ölüme yol açma ihtimali de diğer tipe göre oldukça düşüktür” dedi.
“HANTA VİRÜS İNSANDAN İNSANA BULAŞMAZ”
Hastalığın bulaşma yolları hakkında bilgi veren Dr. Kostakoğlu, virüsün insandan insana bulaşmadığını vurgulayarak şöyle konuştu:
“Hanta virüs çeşitli kemirgen türleri vasıtasıyla taşınır. Hastalığın bulaşması hastalıklı kemirgenlerin dışkısı, idrarı veya salyasıyla doğrudan temas yoluyla olmakta ya da bu hastalıklı kemirgenlerin dışkısı, idrarı veya salyasının hava yoluyla solunmasıyla meydana gelmektedir. Fareler bu virüsten etkilenmezler, sadece taşıyıcıdırlar. Bir ay ile 12 ay boyunca bu virüsü dışkı veya idrar yolu ile etrafa yayarlar. Kemirgenin insanı ısırmasıyla virüs geçişi de çok nadirdir. ?Kemirgenlerin çıkartılarıyla kirlenmiş yiyeceklerle bulaşıp bulaşmadığı ise şüphelidir. Hanta virüs insandan insana bulaşmaz. Yapılan araştırmalar virüsün kan transfüzyonuyla da geçmediğini göstermiştir. Hanta virüs inek, tavuk gibi çiftlik hayvanları veya kedi, köpek gibi ev hayvanları tarafından da taşınmazlar, ancak bu hayvanlar kemiricilerle temas halindeyseler onların çıkartılarını taşıyarak aracılık yapabilirler.”
“FARELERDEN UZAK DURULMALI”
Hastalıktan korunmak için farelerden uzak durulmasının şart olduğunu vurgulayan Dr. Kostakoğlu, “Korunmada önemli olan hastalığın bulaşma yollarının bilinmesi ve korunma tedbirlerinin alınmasıdır. Hanta virüs enfeksiyonun önlenmesinde ilk basamak, yerleşim yerleri çevresinde kemiricilerin kontrolüdür. Evlerde genel olarak farelere yönelik önlemler (yiyeceklerin kapalı kaplarda saklanması, farelerin yerleşebileceği boşlukların tamiri, genel hijyen kurallarına uyulması) alınmalıdır. Kemirgenlerin yaşadığı ortamlarda çalışanların eldiven ve maske takması, dezenfektan kullanması gerekir. Kemiricilerin atıkları ile kirlenme ihtimali olan yerlerin temizliğinin toz kaldırmadan, deterjan veya çamaşır suyu kullanılarak yıkanması veya ıslak bezlerle temizlenmesi gerekir. Özellikle tarlada çalışanların tarla farelerinden uzak durması gerekir. Bunun yanında kemirgenler ve bu hayvanların ifrazatlarıyla temastan kaçınılmalıdır. Endemik bölgelere giden ve kemirgenlerle temasa maruz kalabilecek, mesleği gereği seyahat edenler, kamp yapanlar, gezginler, kemirgenleri çadırlarından ve konakladıkları yerlerden uzak tutacak önlemler almalı ve yiyeceklerini kemirgenlerden kaynaklanabilecek herhangi bir bulaşma olmaması için korumalıdır. Hastalık şikayeti olan kişilerin kemiricilerle temas öyküsü varsa en yakın sağlık kurumuna başvurmalıdır” şeklinde konuştu.
“HANTA VİRÜSÜN AŞISI YOK”
Hanta virüs enfeksiyonun aşısı veya spektif bir tedavisinin bulunmadığının altını çizen Dr. Kostakoğlu, “Hanta virüs enfeksiyonun aşısı veya spesifik bir tedavisi yoktur. Erken dönemde hastalar hastanede takip edilmeli, geç dönemde yoğun bakım şartlarında entübasyon ve oksijen tedavisiyle solunum desteği sağlanmalıdır” diye konuştu.
Trabzon Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ekrem Algün de hastane personeli olarak zaman zaman bilgilendirme toplantıları düzenlediklerini belirterek olası vakalara karşı her zaman hazırlıklı olduklarını ifade etti.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 670
favori
like
share