7-14 Mayıs tarihleri arasında düzenlenicek olan
12.uluslar arası uçan süpürge kadın filmleri festivalinde
FIPRESCI ödülü için yarışacak filmler belli oldu....


12.uluslararası Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali'nin “Her Biri Ayrı Renk” bölümünde yer alan 12 film, Uluslararası film Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Ödülü için yarışacak. Bu sene Polonya’dan Anita Piotrowska, İsveç’ten Leif Joley ve Türkiye’den Nil Kural’dan oluşan FIPRESCI Jürisi; Almanya, Amerika, Arjantin, Hindistan, Hollanda, Hong Kong, Portekiz, Rusya ve Türkiye’den katılan filmlerden birini seçecek. Ödül alan film 14 Mayıs Perşembe günü festivalin kapanış töreninde açıklanacak ve törenin ardından ücretsiz gösterilecek.

Alakuş’un son filmi yarışmada
Yarışmaya Almanya’dan iki film katılıyor. Bunlardan ilki, Türkiye asıllı yönetmen Buket Alakuş’un ‘Fin Tangosu’ (Finnish Tango) adlı filmi. Geçtiğimiz sene Alman Film Ödülleri’nde “Seyirci Ödülü”nü kucaklayan film, Alex adlı genç bir adamın hikâyesi etrafında, bir grup ‘tutunamayanın’ hayata bağlanma çabalarını anlatıyor.

Yarışmanın diğer Alman filmi ise Bernhard Wicki Film Ödülleri’nde “Barış Ödülü”nü almış olan ‘Anarşistin Karısı’ (The Anarchist's Wife). Daha önce ‘Love The Hard Way’ ve ‘Obsession’ gibi filmlerde birlikte çalışan Marie Noëlle ve Peter Sehr ikilisi bu kez, General Franco’nun galibiyetiyle sonuçlanan İspanya İç Savaşı’na odaklanıyor. Film, bu savaşta Franco’ya karşı direnen kızılların önde gelen isimlerinden Justo ve onun ideolojik savaşı nedeniyle yıllarca faşist baskılarla mücadele eden eşi Manuela’nın öyküsünü anlatıyor.

Bağımsız sinemayı sevenlere
Festivalin, Amerikan bağımsız sineması tutkunları için de bir sürprizi var. Genç yönetmen Marianna Palka’nın yazıp yönettiği ve başrolünü oynadığı ‘İyi Mal’ (Good Dick) romantik komedi türüne göz kırparken bir yandan da türün klişelerini tersine çeviren etkileyici bir aşk filmi. İlk gösterimini 2008 yılında Sundance’te yapan ve Edinburgh Film Festivali’nde de Palka’ya En İyi Yeni Yönetmen ödülünü kazandıran film, komediyle dram arasındaki dengeyi başarıyla tutturan, mütevazı ve keyifli bir Amerikan bağımsızı.

Yarışmada Amerikan sinemasını temsil edecek bir diğer film olan ‘Sita Şarkı Söylüyor’ (Sita Sings the Blues) ise festival tarihinde FIPRESCI Ödülü için yarışacak ilk animasyon olma özelliğini taşıyor. Yönetmen, senarist, animasyoncu Nina Paley’nin Berlin’den Atina’ya, Avignon’dan Denver’a uluslararası pek çok film festivalinden ödüllerle dönen bu enfes filmi, aradan bin yıllar geçse de, aşkın hep aynı körlük, bağlılık ve gözyaşlarına sahip olduğunu hatırlatıyor.

Büyümek zordur
Cannes’dan ödüllü ‘Herkes Ölür, Ben Hariç’ (Everybody Dies But Me) yeniyetmelik üzerine yapılmış en iyi filmlerden biri. 24 yaşındaki yönetmen Valeriya Gai Germanika’nın filmi Moskova’nın görece yoksul mahallelerinde genç kadın olmanın nasıl bir şey olduğuna dair çarpıcı gözlemler içeriyor.

Mijke de Jong’un yarışmaya Hollanda adına katıldığı filmi ‘Katia’nın Kız Kardeşi’ (Katia’s Sister), ablası Katia ve seks işçiliği yapan annesiyle birlikte yaşayan 13 yaşındaki Lucia’nın öyküsünü anlatıyor. En son Berlin Film Festivali’nde gösterilen, Hollanda Film Festivali’nden de senaryo ve yardımcı kadın oyuncu (Olga Louzgina) dallarında ödül alan film, mahrem sayılabilecek bu öyküyü samimi ve yürek burkan bir sinema diliyle beyazperdeye armağan ediyor.

Arjantin’den sarsıcı hikâyeler
Türkiyeli sinemaseverlerin ‘Gemini’ filmiyle tanıdığı, Arjantin sinemasının yükselen yıldızı Albertina Carri’nin son filmi ‘Öfke’ (La Rabia) seyirciyi sarsacak bir yapım. Modern klasikler arasında yerini şimdiden alan film, kırsal hayatın sessiz ve durgun görüntüsünün ardındaki öfke ve şiddeti haykıran bir çığlık adeta. Transilvanya Film Festivali’nden “FIPRESCI Ödülü” bulunan ‘Öfke’yi, sarsıcı ve akıldan hiç çıkmayacak filmleri sevenler kaçırmamalı.

Festivalin bir diğer FIPRESCI Ödüllü filmi yine Arjantin’den geliyor. Lucrecia Martel’in son filmi ‘Başsız Kadın’ (The Headless Woman) bir kaza sonrası yaşamı değişen Verónica’nın öyküsünü anlatıyor. Pedro Almodóvar’ın yardımcı yapımcılığını üstlendiği film, uyanamadığımız kabusları andırıyor.

Villaverde’yi özleyenlere
Sadece Portekiz değil, Avrupa sinemasının da en önemli kadın yönetmenlerinden Teresa Villaverde’nin son filmi ‘Trans’ (Transe) Rusya’yı terk edip başka ülkeye yerleşme hayalleri kuran Sonya’nın kendini bir anda kadın ticaretinin tam ortasında bulduğu bir öykü... Avrupa Filmleri Festivali’nde “Jüri Özel Ödülü”nü alan ‘Trans’ bu bölümün en iddialı yapımlarından biri olması yanında, Villaverde’yi özleyenler ve onun sinemasıyla yeni tanışacak olanlar için bulunmaz bir fırsat.

Asya kıtasından iki film
Deepa Mehta’nın unutulmaz filmi ‘Su’daki oyunculuğuyla hafızalarımıza kazınan Hindistan sinemasının ünlü oyuncusu Nandita Das, bu kez kameranın arkasına geçiyor ve 2002'de Hindistan'ın Gujarat eyaletinde yaşanan kıyımın bir ay sonrasında bir grup insanın yaşadıklarına çeviriyor kamerasını. Das’ın Selanik Film Festivali’nden “Üstünlük Ödülü” aldığı filmi ‘Firaaq’ (Firaaq) üstün görsel anlatımı ve hüzünlü öyküsüyle seyirciyi derinden etkileyecek.

Yarışmaya Uzakdoğu sinemasından katılan film ise ‘Olduğumuz Gibi’ (The Way We Are) adını taşıyor. Hong Kong sinemasının en önemli yönetmenlerinden Ann Hui’nin filmi, ailelerinden uzaklaşmış veya uzaklaştırılmış iki kadının alınganlıklar, suçlamalar, sorgulamalar olmadan yeni bir aile kurmalarının hikâyesini anlatıyor. Sıradan görünen hayatların gerisinde yatan kırılmaları ve incelikleri gösteren bu film, Hong Konglu sinema yazarlarınca da geçen yılın en iyi filmi seçilmişti.

Türkiye’yi ‘Pandora’ temsil ediyor
Bu sene Bilge Olgaç Başarı Ödülleri’nden birinin de sahibi olan ve bütün filmleri festival programında yer alan Yeşim Ustaoğlu’nun uluslararası ödüllü son filmi ‘Pandora’nın Kutusu’ (Pandora’s Box) yarışmalı bölümde Türkiye’yi temsil edecek. Yol, yolculukta kimliği keşfetmek, sonuçta ‘öteki’ni kucaklamak gibi yönetmenin temel izleklerini taşıyan film, bir adım daha ileri giderek kentte geçen gerçekçi bir öyküyle yabancılaşma ve iletişimsizliği anlatıyor. Filmin gösterimi ardından Ustaoğlu ve filmin oyuncuları seyircinin sorularını yanıtlayacaklar.

FIPRESCI’li tek kadın filmleri festivali
FIPRESCI, 2004 yılından beri Festivale jüri göndererek, Her Biri Ayrı Renk bölümünde gösterilen filmlerden birine ödül veriyor. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, tüm dünyada çok prestijli kabul edilen bu ödülün verildiği tek kadın filmleri festivali olma özelliği taşıyor.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 279
favori
like
share