İğne Dirseği - İğne Dirseği Nasıl Kullanılır

Dirsek, iğnenin bir balık kancası olmasını sağlayan yeğane özelliğidir. Ve belki iğnenin hemen hemen en hayati noktasıdır. Neden böyledir? Zira balığı bize taşıyan yer olduğu kadar, balığı çeken yemin de bulunduğu bölümdür, iğne üzerinde.
Dirseğin en hayati özelliği sağlamlığıdır. Ama en hayati özelliği olmasada diğer özellikleride can alıcı hususlar oluşturur elbette. Sağlamlık, öncelikle dirseğin formuna bağlıdır. Yani, nasıl bir eğri olduğuna. Diğer yandan kullanılan bazı teknikler, dirseğin sağlamlığını genelde iyi yönde etkileyebilir. Sağlamlığı etkileyen en son özellik ise, iğnenin yapıldığı malzemeye bağlıdır, aynı malzemeden değişik formlarda iğneler üretilebilir, bunların hepsi aynı sağlamlıkta olmaz..
Sağlamlığın en kritik husus olması, doğrudan iğnenin diğer tüm parametrelerini etkiler. Mukavemeti artırmak için örneğin iğne daha kalın bir telden yapılabilir. Ama bu doğrudan doğruya iğnenin keskinliğini ve ağırlığını kötü etkiler. Sağlam olması, açılmaması için malzeme daha iyi seçilebilir. Bu ise, damağın daha geniş olmasını etkiler, sorun olur..
Sağlamlığı bir numaraya koyuş sebebimiz, iğnenin açılarak/kırılarak balığı kaçırması sorununun sık yaşanacak olmasıdır. İğne açılıyorsa/kırılıyorsa, görevini yapamıyor demektir.
Bu noktada, iğnenin sağlamlığı ve diğer etkileri anlamak için, iğnenin üretim sürecini anlamak gerekir. Sağlam, keskin bir iğne için, sert aaaal kullanmak zorunludur. Bu gibi sert aaaaller, döküm yoluyla elde edilemez. Ekonomik yol, sağlam bir tel alıp bunu bükmektir. Ama bükme esnasında bir sorun vardır. Bir teli alın, sert bir köşe olacak şekilde bükün. Bükme yönünün içinde kalan tarafta aaaal sabit kalırken, dış tarafta uzamak durumunda olacaktır. Uzama, elastikiyet demektir. Elastik malzemeden iğne ise kolayca açılır. Eğer elastik olmayan malzeme kullanılırsa, bu bükülme sağlanamaz ve dış taraf bunu kompanze etmek üzere mikroskopik ölçekte kopar, çatlar, buna aaaal yorgunluğu denir. Bu durumda aaaal çıt diye kırılacak kadar zayıflar.
İşte bu sorunu gidermek üzere iğnenin dirseği geniş bir kavis çizilerek oluşturulur. Dirseğin bedene birleştiği nokta mümkün olduğunca düzgün bir eğri olmalıdır. Dirseğin uç ile birleştiği nokta ise bu kadar kritik değildir. Zira o noktada yük, aaaali sağa sola yatmaya, açılmaya değil, doğrudan sıkıştırmaya doğru biner, bu noktada kırılma pek yaşanmaz..
Fakat, bu dirsek kısmını alıp, şöyle tatlı bir çember kesmesi ile yaparız, yeter anlamına gelmez. İğnenin ağız açıklığı, iğnenin büyüklüğünü belirleyen asıl etmendir. İğnelerin sap vs. boyları değil, ağız açıklıkları iğne numarasını belirler. Bu kıvrımın büyüklüğü takılacak yem, iğneyi yutacak balık vs. için kritiktir. Dahası, iğnenin ucunun balığa saplanması için de son derece önemli bir belirleyici olur.
İşte bu nedenlerle, farklı avantaj ve dezavantajlarıyla farklı dirsek modelleri ortaya çıkmıştır. Öncelikle, en yaygın iki temel dirsek modelini incelemek uygun olur.

Çember kesmesi dirsekler:



Bu tür iğnelerin en yaygın türü, aberdeen modelidir. Klasik bir dirsek modelidir. Hakkında ansiklopedi yazılabilir, ama kestirmeden gidelim.. Bu dirsek türü, yemin iğnenin bedeninde taşındığı takımlar için son derece avantajlıdır. Özellikle, belirgin bir kavisle üretilmiş olması, bedeniyle birlikte yemi lüp diye büsbütün yutacak balıklarda son derece verimli netice verir. Zira, bu geniş kavis sayesinde, iğne çok daha ince materyalden yapılabilir. İşte temel avantajı budur, çember kesimin..
Ama balık, aldığı yem+iğneyi ağzının içinde geveliyor, dişliyorsa, bu dirsek modeli ucu balığa saplamakta pek başarılı değildir. Özellikle sert damaklı balıklarda bu husus önem arzeder.
Köşeli eğrili dirsekler:

Bu iğnelerin en belirgin özelliği, dirsek ile uç kısmının bariz bir köşe yaparak bağlı olmasıdır:



Bu modelde, köşe gayet belirgindir. Ama bazı modeller, gene köşeli olmasına rağmen, o kadar belirgin olmaz:



Bu dirsek kesiminin esprisi, yemi ve iğneyi büsbütün yutmak yerine ağzında geveleyen, ısıran eden balıklarda görülür. Elbette, birde yemli avlarda haliyle. İğneyi ağzına alıp ısıran balık, dirseğin kesimi nedeniyle, iğne ucunu çenesine dik olmaya zorlar. Böylece iğnenin ucu balığın çenesine çoğu zaman kolayca saplanır. Yumuşak çene/damaklı balıklarda, tasmalamak bile gerekmeyebilir. Fakat, bilhassa sert damaklı balıklarda, iğne tam çeneye/damağa yönelmiş olacaktır ve tasmayı attığınızda balığa iğnenin oturması daha garantilidir.
Ama balık yemi büsbütün yutmuşsa, çenesi ile çevirmiyorsa, bu tür bir iğne dezavantajlı olur, çember dirsekler avantajlı olarak öne çıkar.
Dirsek için, kullanılan form, iğnenin ne zaman açılacağı ve kırılacağını doğrudan belirler. Temel faktör, dirseğin ucu bedenden uzak tutacak kadar uzak olması gereğidir. Uç bedene ne kadar yakın, dirsek kısmı ne kadar uzunsa, kırılma ve açılma yükü o kadar azalır, iğne daha kolay açılır. Ama ucu bedene yakın yaparsanız, bu defada yemi tutma ve balığı yakalama açısından iğne kötüleşir. Bu sebeple, çok farklı dirsek yapıları görebilirsiniz.
Ama bazı bilinen düzenlemeler dirseğin gücünü artırır ki, bunların başında, dirsek kısmını döverek ezmek gelir. Bu eski bir demirci taktiğidir. Dirseğin dövülmesi, hem dirseğin yük yönünde kalınlaşması ve daha sağlam olması, hemde çeliğin burada daha iyi kristalize olarak sağlamlaşması sonucunu getirir. Ama bu işlem aynı zamanda iğnenin elastikiyetini azaltır. Büyük, güçlü balıklarda, ani darbelerde iğne hafif esneyerek örneğin tasma atılırken oluşan yükü karşılayabilir. Ama esnek olmayan iğnelerde bu amortisman gerçekleşmez ve iğne kırılır. Bu nedenle büyük avlarda, döğme dirsekli iğneler pek tercih edilmez. Buradaki büyük teriminin göreceli bir kavram olduğunu unutmayın. Bir orkinos örneğin, tahta gibi sert ve kalın bir damağa sahiptir. İğneyi çenesine oturtmak, damağı geçirmek ciddi bir kuvvet gerektirir. Bu esnada balığın yükü de iğnededir üstelik. Bahse konu olan, bu şekildeki cidden sert tasmalama gerektiren türlerdir..

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 504
favori
like
share