House Müzik - House Müzik tarihi - House Müzik hakkinda

1985, House müziğinin temellerinin atıldığı bir yıldı. Electronic drum trackslarından sonra House Chicaco'da görülmeye başlanmıştı. Aradan bir yıl geçmeden House müzik dikkat çekici bir şekilde yaygınlaştı ve önemli kayıtlar yapılmaya başlandı. Avrupa'nın en önemli DJ'leri Chicago'da hakim olmaya başlamıştı. Bu müziğe öncülük eden iki önemli club vardı. Chicago'da Frankie Knuckles yönetiminde olan 'Warehouse' ve NY'de Larry Levan tarafından yönetilen 'Paradise Garage' dı.
Eski Chicago Club'ı olan Warehouse bir bakıma House müziğin isim annesidir. House aylarca yerel radyolarda destek görmedi, insanların clublara gitmeleri sonucu şimdiki temeller atılmış oldu ve üç önemli kayıt onların gücüyle listelerde top ten listelerine girdi. Farley 'Jackmaster', Funk 'Love Can't Turn Around', Raze 'Jack The Groove' hemen arkasından Steve 'Silk', Hurley 'Jack Your Body' parçaları clublarda istenen yerini aldı.
Disco'lar bilhassa hedefe yaklaşan ilk kayıtların üretimi için hazırlardı. Sinnamon tarafından yapılan 'Thanks to You', 'D-Train', 'You're The One For Me' ve 'The Peech Boys', 'Don't Make Me Wait' kayıtlarında yeni olarak dup effect ve drop-out'ları tanıtmaya çalıştılar, ancak önceleri isimlerini pek duyuramadılar, çünkü tam bir USA müziği değildi, oysaki Avrupa müziğinin içinde yani NY ve Chicago'da İngiliz Electronic Pop Müziği (Depeche Mode ve Soft Cell gibi) Giorgio Morader, Klein & MBO ve binlerce İtalyan ürünü mevcuttu.
DJ Frankie Knukles eski disko klasiklerini, yeni Eurobeat popunu ve sentezlenmiş beat'leri mixleyerek house müziğe yeni canlar kattı. O yıllarda Frankie üzerine yapılan yorumlarda karışımların sanatını yapan bir müzik mimarı diye adlandırıyorlardı onu. En büyük house starı Frankie Knuckles club'larda yüksek bir kabinde duayyen gibi çalıyordu, müzik onsekiz saat kesintisiz devam ediyor ve fanatikleri çılgınca dans ediyordu.
Hafızalarımızı zorlayacak olursak Warehouse Chicago'nun en farklı atmosfere sahip mekanı olarak adlandırılıyordu ve Frankie'nin katkıları kadar mekana renk katan bir isim ise Prof. Funk diye adlandırılan George Clinton'dı. Farklı kişiliği, yaratıcılığı ve ilginç giyim tarzıyla Warehouse'un yaratıcısı olmuştu.
First Choice 'Let No Put Asunder', Candido 'Jingo', Shirley Lites 'Heat You Up', The Human League 'BEF', 'Telex', 'New Order' gibi eski kayıtlarda Frankie'nin elinde bulunuyordu. F.Knuckles'ın yönetiminde olan Warehouse'da Harold Melvin tarafından eski 'Philly Klasikleri', Billy Paul ve 'The O'Jays ile Martin Circus'un 'Disco Circus' gibi mix çalışmaları yapılıyordu.
Ayrıca KraftWerk ve 00Telex gibi gruplarda pop müzik sentezleri yapıyorlardı. Warehouse'da çalışmalar ve yenilikler hızla devam ederken Paradise Garage cephesinde de 'Set It Off' diye adlandırılan oniki kayıt yaratılmaya başlanmıştı. Orjinalleri Walter Gibbon tarafından yapılmıştı.
Ardından underground club'larda şükran ve sevinç ilahileri yapılmaya başlandı Chicago'da. Bu çalışmalar Frankie ve Farley'in jenerasyonunu kapsayan DJ'ler tarafından yapıldı ve yerel radyo istasyonlarında düzenli olarak çalınmaya başlandı. 1986 yılında tatsız birtakım olaylar yaşandı. NY'de yapılan 'New Music' seminerinde, uluslararası DJ 'lerin isimleri çalındı ve onları küçültücü bir şekilde etiketlendirdiler, kayıtlarını dünyanın çeşitli yerlerinde sattılar. Bu olayı takip eden 87 yılı içerisinde yeni kayıt stüdyoları Chicago'dan kaçmaya başladı.
Bu zaman zarfında UK'de de çalışmalar yapılıyordu House müzik üzerine. Londra'nın ilk club'ı olan 'Delirium' Mike Pickering, Colin Fover, Eddie Richards, Mark Moore, Noel ve Maurice Watson DJ 'lere kendi club'ı bünyesinde destekler veriyordu. 1987 yılında kariyerleri için artı bir şans yakalayacak olan; Adonis, Marshall Jefferson, Fingers Inc ve Kevin Irving düzenlenen 'Chicago House Party' de yüksek performans sergilediler ve ardından UK clublarına turneye çıktılar. 1986'dan sonra sadece USA değil, dünyanın çeşitli yerlerinde'de House yaygınlaştı ve electronic keyboard'lar piyasaya sürüldü. David Moroles, Robert Clivilles ve David Cole bu yeni çalışmalara katkıda bulunan isimlerdendir.
Marshall Jefersson turnenin ardından Harri Dennis ve Vince Lawrence ile Jungle Wonz ve Wirgo gibi ile yeni projeler üzerinde çalıştı, iki ünlü Trax'i olan 120 BPM 'Move Your Body' ve takiben 'Ride The Rythm'le ünlendi ve mesleğinde zirvede olan Adonis'e rakip oldu. 1987'de House müzik yaygınlaştıkça çeşitlilik gösterdi ve Chicago'da Deeep House tutulmaya başladı. House'un derin, kültürlü, güçlü ve daima teşvik edici bir imajı vardı. Fakat sound'lar can sıkıcı şekilde birbirine benzer olarak yayılmaya başlamıştı. Bu süreçte 'Atkins' atımlarda bulunurak (Model 500,No UFO gibi) müzik kayıtlarını değişime uğrattı.
İkinci jenerasyon House Phutures'ın 'Acid Tracks'i ile uluslararası başarısı başlamıştır. Acid house 88'den önce patlamaya hazırdı. Küçük bir grup Londralı DJ kendi Turntable'ları ile kayıt stüdyosu açtılar. Chicagolular ise DJ Pierre gibi bir ustadan tracklerin nasıl yapıldığını öğreniyorlardı ve donanım satın alıyorlardı. Bu tecrübelerle Derrick May ve Kevin Saunderson tarafından 'Triangle of Love' yapıldı.
Club'ların ve müziğin çeşitlilik göstermesiyle ciddi bir problem ortaya çıktı. Chicago'da Acid'de dans edenler LSD ve bilimum ectasy cinsi haplar konusunda tecrübelilerdi. Drug gösterilerde adet haline gelmişti. Fakat house müzikte böyle bir çirkinliğe yer yoktu. House'un adı drug'la kötüye kullanılmak istenmedi hiçbir zaman. Frankie Knuckles'ın görüşüne göre house ritmleri duyan insanların tüm kötülüklerin dışına çıkacağını düşünüyorlardı.
Frankie'nin ardından gelen house müziğinin altın çocuğu olarak adlandırılan Brooklyn'li Todd Terry doğuştan bir yetenek olarak görülüyordu. Onun bütün hayatı ve enerjisi club kültürü için harcanmıştır adeta. Hi-Tech müziğin extreme'lerinde deney sahibi olmuş Todd Terry 'Just Wanna Dance' ile modern House'un garage ruhunu yakalamıştır.
HOUSE:
House’un ortaya çıkışı ve gelişimi

70'ler boyunca gittikçe bir çılgınlık haline gelen Disco 80'lerin başında kendini tüketti. Basın Disco'nun öldüğünü ilan etti ve bir "Disco Suck" kampanyası başlattı. İnsanlar tuhaf bir şekilde Chicago’da Komishi parkında biraraya gelip eski Disco plaklarını yaktılar. Oysa Disco ölmemiş, çıkış noktası olan underground'a dönmüştü. Disco’nun ardından dans müziği New York’ta ve Chicago’da farklı yönlerde ilerledi. Bu dönemde Paradise Garage'ın efsanevi Dj'i Larry Levan, Funk, Soul, Disco ve biraz da New Wave etkileri taşıyan bir müzik çalıyordu. Yoğun ve güçlü baslar, Gospel etkisi taşıyan duygusal vokallerden oluşan bu müzik Garage sound'unun ilk örneğiydi. New York’ta gelişen Garage, Disco'nun devamıydı diyebiliriz. Chicago’da ise vokal yerine daha elektronik seslerin yeraldığı House ortaya çıktı. Chicago sound’una Deep House da deniyordu. Disco'dan House'a geçiş oldukça yumuşak ve belirsiz oldu. 1987 Disco, Garage ve House'un aynı anda hatta birarada varolduğu bir yıldı. Larry Levan gibi Dj'ler, Chicago, New York ve Detroit'ten gelen son house prodüksiyonlarını setlerine katıyorlardı. New York'taki Sound Factory Bar gibi mekanlarda Disco ve House birarada çalınıyordu.

HI-NRG ve arayışlar...

Disco ile House arasındaki geçiş döneminde Hi-NRG adı verilen bir müzik türü ortaya çıktı. Adından da anlaşılabileceği gibi oldukça hızlı bir dans müzik olan Hi-NRG'de arada yumuşama, durulma bölümleri yoktu. Hi-NRG tam da Disco'nun underground'a çekildiği bir dönemde ortaya çıktı. Gloria Gaynor'ın 'Never Can Say Goodbye'ı Hi-NRG etkisi taşıyan ilk parçaydı. Hi-NRG büyük ölçüde Cerrone ve Giorgio Moroder'in Euro-Disco sound'unun etkilerini taşıyordu. Kısa süre sonra son derece hızlı, duygusallıktan uzak, monoton ve yoğun erotik göndermeleri olan bu müzik kulüplerde çalınmaya başladı. Hi-NRG prodüktörleri hem high-tech, ve bir o kadar da ilkel bir sound'un peşindeydiler. Basit melodik yapılar hem insanların hoşuna gidiyor hem de kulüpteki herkesin bir bütün haline gelmesini kolaylaştırıyordu. 80'lerin ortasında House'un güçlenmesiyle Hi-NRG kulüplerden çekildi fakat 80'lerin pop müziği üzerindeki etkisi bir süre daha devam etti.

Disco'nun olanakları tükenmiş, prodüktörler ise kendilerini Hi-NRG'nin monotonluğuna kaptırmışken, Chicago ve New York'taki Dj'ler teknolojiyle duygusallığın biraraya geldiği, aşağı yukarı 120 bpm civarında bir müzik arayışı içindeydiler. Bu arayışlar basit bas melodileri ve "four to the floor" ritmi üzerine Chicago'da teknik oyunlardan, New York'ta ise gospel ve soul etkisindeki vokallerden oluşan iki farklı yönde ilerledi. New York’ta Disco’nun çıkışında önemli rol oynayan Paradise Garage gibi , Chicago’daki Warehouse da House müziğin doğduğu yer oldu.

Warehouse ve Frankie Knuckles...

House'un ortaya çıkışındaki önemli isimlerden biri olan Frankie Knuckles, Larry Levan gibi, liste başı parçalar çalmak yerine underground alanlarda dolanan bir Dj'di. 1977'de Chicago'daki Warehouse'un açılış gecesine davet edilmişti. Sonraları House müzik adını bu kulüpten aldı. Knuckles bundan sonra birkaç kez daha Warehouse'ta çaldı. Warehouse'taki dinleyici kitlesi Knuckles'ın çok hoşuna gitmişti. Chicago'dakiler New York'a göre daha hızlı ve sert bir sounddan hoşlanıyorlardı. Özellikle Warehouse'ta Avrupa kökenli avant-guarde çalışmalara yoğun bir ilgi vardı.Chicago gençliği Kraftwerk'i Barry White'a tercih ediyordu.

Funk, Avrupa dans müziği ve teknoloji faktörü House'un temelini oluşturdu. Bu dönemde çalınan parçalara "şarkı" yerine "track" demeye başladı. Bu terim şarkının tekbaşına varlığının yanısıra, Dj setinin bir parçası, bir birimi olduğunu da ifade ediyordu.

Disco ve Hip-hop gibi House da önce bir Dj tarzı olarak ortaya çıktı, daha sonra bu tarzda müziklerin plağa basılmasıyla bir müzik türü haline geldi. House’un ortaya çıkışıyla bilinen sounduna ulaşması da on yıllık bir süreci kapsıyor. O dönemde basılan plaklardan hangisinin ilk House plağı olduğu konusu oldukça tartışmalı. Fakat birçok kaynağa göre Jesse Saunders’ın Mitchball’dan çıkan "Fantasy" ve "I Like To Do It In Fast Cars" ı ilk House parçaları sayılıyor. Şimdi kulağa oldukça eski gelen bu parçalar minimal ritm yapısı ve synthesizer cızırtılarıyla 15 yıl önce insanlar için son derece yeni ve inanılmazdı. Dinleyenler önce neye uğradığını şaşırıyor, bir süre sonra da dansetmeye başlıyorlardı.

The Music Box...

Bu dönemde Chicago’da "The Music Box" adlı kulüp açıldı. Aynı zamanda Frankie Knuckles da Warehouse’ta çalmayı bıraktı. Knuckles’ın sound’u House’un temellerini ortaya atmasına rağmen hala Disco etkileri taşıyordu. The Music Box’un en önemli Dj’i olan Ron Hardy ise House olayının patlamasına sebep olan ortamı hazırladı. Hardy’nin soundu güçlü ve cesurdu. Alışılmadık ritm yapıları kullanıyordu. Chicago’da yetişen ikinci jenerasyon Dj’ler müzikal gelişimlerinin önemli bir kısmını The Music Box’ta yaşadılar. Cesur bir sound’un kendine yer edindiği The Music Box oldukça underground bir mekandı. Kış ortasında bile tıkabasa dolu ve deli gibi sıcak olan mekanda insanlar tişörtlerini çıkarmış, terden sırılsıklam bir şekilde dolaşıyorlardı.

Dj. Farley ve "Hot Mix 5" adlı Dj kollektivitesi (Mickey Oliver, Ralphie Rosario, Mario Diaz, Julian Perez, Steve Hurley) WBMX gibi radyolarda House müziğin partilere gitmeyen insanlar tarafından da duyulmasını sağladılar. Larry Heard ve Robert Owens "Fingers Inc."yi kurdular. Adonis, Mr. Lee, K. Alexi, Marshall Jefferson gibi prodüktörler durmaksızın parça üretiyorlardı. Lil Louis kendi partilerini düzenliyor, bu partilerde çalıyordu. Fingers Inc. Ve Steve Hurley gibi müzisyenler House konusunda araştırmalar, deneyler yapıyor, yeni sesler arıyorlardı. Biraz da diğer Dj’lerin hiçbirinde olmayan şeyler çalabilmek amacıyla yaptıkları prodüksiyonlar tutulmaya başlayınca Dj International Records’ı kurdular. Dj International ve Larry Sherman’ın kurduğu Trax Records dönemin en önemli iki plak şirketi oldu. Bu dönemde prodüktörler ve plak şirketleri arasında sürekli "Sen benden çaldın, o benim parçamı sample etmiş.." gibi tartışmalar ve suçlamalar sürüp gidiyordu.

1987’lerde David Morales, Todd Terry gibi isimler duyulmaya başlandı. New York’ta kapanmış olan Paradise Garage’ın yerini Blaze aldı. Frankie Knuckles "Let The Music Use You" adlı vokal House parçasını yayınladı. Bu plak bir sene sonra İngiltere’de patlak verecek olan Summer of Love’ın vazgeçilmezleri arasında yeralacaktı. 87’de House artık New York ve Chicago’nun sınırlarını aşmış, Avrupa’ya ve dünyaya yayılmaya başlamıştı. Bu yaygınlaşma sürecinde popülaritesi artarken House müzik Pop’laşmaya, Pop müzik House’laşmaya başladı. Underground’dan popülere olan kaçınılmaz evrim gerçekleşirken Detroit’teyse içten içi birşeyler kaynıyor Juan Atkins, Derrick May, Kevin Saunderson gibi isimler Techno’nun temellerini atıyorlardı. Aynı dönemde Chicago’da Dj Pierre, Roland 303 adlı bir bas makinasının içinden Acid House denen şeyi çıkardı. Acid House ve Summer of love’la İngiltere, Punk’tan bu yana en büyük gençlik olayını yaşayacak ve rave kavramı ortaya çıkacaktı.

Chicago'daki Warehouse, Powerplant, The Music Box gibi mekanlarda New York'taki Paradise Garage'ın House versiyonu yaşanıyordu. Djler 10 saat süren setler çalıyor, insanlar güneş doğarken sürünerek evlerine dönüyorlardı. Sosyal baskılardan uzak bir ortamda kendini müziğin hükümdarlığına bırakmak dönemin ve House'un temel duygusu haline geldi. House denen şey aynı zamanda dış etkilerden uzak, sıcak ve güvenli bir ev gibiydi. Warehouse'ta gecenin "peak" noktasında Frankie Knuckles kulüpteki bütün ışıklar kapatıp kulağı sağır edecek kadar yüksek bir volümde, son hızla giden bir tren sesi çalıyordu. Pencereleri de siyaha boyalı olan Warehouse'ta tamamen karanlığa gömülen insanlar çeşitli uyarıcı ve uyuşturucuların ve son derece tuhaf bir tren gürültüsünün etkisiyle çığlık çığlığa bağırıyorlardı. House takipçileri bir süre sonra oldukça bilinçi dinleyiciler haline geldiler. Dj kötü bir mix yaptığı zaman bağırıp dakikasında rezil ediyorlardı, çünkü dinleyicilerin neredeyse yarısı bu işlerin nasıl yapıldığını zaten biliyordu.

The feeling...

Disco son derece neşeli ve eğlenceli bir dans müziğiydi. Disco’dan türeyen House’ta ise herşeye rağmen melankolik bir hava vardı. Endüstriyel ve elektronik seslerin hüznü işin içine girdiğinden House hem eğlenceli ve hareketli, bir yanıyla da hüzünlü ve duygusal bir müzik oldu. Garage vokallerindeki gospel etkisi de sadece müzikal değildi, Hristiyan geleneğine ait bazı kavramlar bu müzikte yeni anlamlar kazandılar. House sevgi dolu ve doğru bir dünyada yaşama isteğini dile getiriyordu. Fakat bu istek bir amacı, inancı, ütopyaları yansıtmıyordu. House’un eğlenceli yanı bu isteği, hüzünlü yanı ise dünyanın içinde bulunduğu durumun bilincinde olma konumunu yansıtıyordu. Onların dünyayı değiştirmek gibi bir amacı yoktu. Birşeylerin, hatta birçok şeyin yanlış olduğunu biliyorlar, bulundukları yerde yani "ev"de, beraber oldukları insanlarla güzel bir anı paylaşıyor, güzel bir anı uzatıyorlardı. Farkındalığın verdiği hüzün ve aynı zamanda içinde bulunduğu anı en yoğun ve güzel şekliyle yaşamak bir jenerasyonun temel duygusu oldu. Sürekli bir yabancılaşma duygusu artık, gülümseyerek danseden bir kalabalığın içinde paylaşılıyordu....
House Müziğin Alt Kategorileri

1970’lerde iki ana kategoriden (disco ve dub) oluşan house sonraları çok daha fazla kategorilerde gelişimini sürdürdü. Bu iki türü genel olarak isimlendirmek gerekirse Euro Disco diyebiliriz... House Müziğin Alt Kategorileri:

1970’lerde iki ana kategoriden (disco ve dub) oluşan house sonraları çok daha fazla kategorilerde gelişimini sürdürdü. Bu iki türü genel olarak isimlendirmek gerekirse Euro Disco diyebiliriz.

1-Disco:70’lerde disco olarak başlayan bu kategori günümüzde icra edilemese de geçirdiği evrim ile Electro Boogie ismini almıştır. Bu türün son örneği 1980 Mayısında “Lipps İnc.’s Funky Town” dur.
Türün başlıca temsilcileri:
Lipps İnc.- Funky Town
Dona Summer-I Feel Love
Claudja Barry-Boogie Woogie Dancing Shoes
Amanda Lear-Follow Me
Patrick Hernandez-Born To Be Alive
Patrick Cowly- Menergy
Divine-Shoot Your Shot
Slyvester-Stars

2-Dub:Son 30 yılda house müziğe yön veren en önemli türdür. Dub kaba bir tanımla Reggae müzik tarzından söz ve armonin silinmesiyle ortaya çıkan bir house türüdür.
Türün başlıca temsilcileri:
Jacob Miller-Baby I Love You
King Tubby and Soul Syndicate-Leaving Babylon
Agustus Pablo-555 Dub Street
Lee Scracht Perry-Rainy Night
Mad Professor-Santero Dub

80’li yıllarda House Müzik bu iki kategorinin alt türevleri ile evrim geçirmiştir. Disco türünden New Wave ve Italo türleri oluşmuş bu iki türün birleşmesiyle Synthpop denilen yeni bir tür meydana gelmiştir. Yine 80’lerde Classic denilen house türü de kaynağını dub ve discodan alarak ortaya çıkmıştır. 80’li yıllardaki temel house anlayışını Chicago olarak isimlendirebiliriz.

3-Classic: Yukarıda da belirttiğimiz gibi kaynağını dub ve discodan alan Classic House yani diğer adıyla Chicago House bir çok alt türeve bölünmüştür. Bunlar: acid, garage, tribal, hip, deep, funky olarak özetlenebilir zamanla bu alt türler yeni türlerin doğmasına kaynak olmuştur.
Türün Başlıca Temsilcileri:
Larry Heard-Can You Feel it
Marshall Jeferrson-Move Your Body
Steve Silh Hurly-Jack Your Body
Lil Louis-French Kiss
Robert Owens-Bring Down The Walls

90’lı yıllarda kaynağını Classic House (Chicago House) dan alan o yılların temel house türevi olan Euro Dance ortaya çıkmıştır. 90’lardaki Euro Dance türünü Euro Pop olarak isimlendirebiliriz. Bu tür 80’lerdeki Classic türünden doğrudan etkilememiştir. Classic tarz techno dance olarak ortaya çıkan alt türüyle hem progressive house in hem de Euro Dance in gelişimine katkıda bulunmuştur.

4-Euro Dance: Yukarıda da belirttiğimiz gibi kaynağını 80’lerdeki Classic House ın alt türü olan Techno Dance dan alan Euro Dance diğer adıyla Euro Pop; epic, jpop, eurobeat, Nu Italo, happy, club gibi alt türlerini oluşturulmasında öncü olmuştur. 80’lerden 90’lara geçiş dönemimde euro dance’a kaynak teşkil eden Techno Dance günümüzün popüler elektronik Müzik türü olan Progressive’in oluşumunda etkili olmuştur.
Türün Başlıca Temsilcileri:
Capital Sound-Desire
Corona-baby baby
Roxxy-I’ll Never Stop
Maxx-Gateway

2000’li yıllarda house yeni soundlarda işlev kazanmış bir çok alt türevi bünyesinde barındırmıştır. 70-80-90’lardaki türler yeni türlerin oluşumunu tetiklemiştir:
Deep, Latin, funky, disco house, speed garage, hard house, microhouse ve en önemlisi kaynağını 90’lardan alan progressive house gelişimini sürdürmüştür.1970’lerde iki ana kategoriden (disco ve dub) oluşan house sonraları çok daha fazla kategorilerde gelişimini sürdürdü. Bu iki türü genel olarak isimlendirmek gerekirse Euro Disco diyebiliriz... House Müziğin Alt Kategorileri:

1970’lerde iki ana kategoriden (disco ve dub) oluşan house sonraları çok daha fazla kategorilerde gelişimini sürdürdü. Bu iki türü genel olarak isimlendirmek gerekirse Euro Disco diyebiliriz.

1-Disco:70’lerde disco olarak başlayan bu kategori günümüzde icra edilemese de geçirdiği evrim ile Electro Boogie ismini almıştır. Bu türün son örneği 1980 Mayısında “Lipps İnc.’s Funky Town” dur.
Türün başlıca temsilcileri:
Lipps İnc.- Funky Town
Dona Summer-I Feel Love
Claudja Barry-Boogie Woogie Dancing Shoes
Amanda Lear-Follow Me
Patrick Hernandez-Born To Be Alive
Patrick Cowly- Menergy
Divine-Shoot Your Shot
Slyvester-Stars

2-Dub:Son 30 yılda house müziğe yön veren en önemli türdür. Dub kaba bir tanımla Reggae müzik tarzından söz ve armonin silinmesiyle ortaya çıkan bir house türüdür.
Türün başlıca temsilcileri:
Jacob Miller-Baby I Love You
King Tubby and Soul Syndicate-Leaving Babylon
Agustus Pablo-555 Dub Street
Lee Scracht Perry-Rainy Night
Mad Professor-Santero Dub

80’li yıllarda House Müzik bu iki kategorinin alt türevleri ile evrim geçirmiştir. Disco türünden New Wave ve Italo türleri oluşmuş bu iki türün birleşmesiyle Synthpop denilen yeni bir tür meydana gelmiştir. Yine 80’lerde Classic denilen house türü de kaynağını dub ve discodan alarak ortaya çıkmıştır. 80’li yıllardaki temel house anlayışını Chicago olarak isimlendirebiliriz.

3-Classic: Yukarıda da belirttiğimiz gibi kaynağını dub ve discodan alan Classic House yani diğer adıyla Chicago House bir çok alt türeve bölünmüştür. Bunlar: acid, garage, tribal, hip, deep, funky olarak özetlenebilir zamanla bu alt türler yeni türlerin doğmasına kaynak olmuştur.
Türün Başlıca Temsilcileri:
Larry Heard-Can You Feel it
Marshall Jeferrson-Move Your Body
Steve Silh Hurly-Jack Your Body
Lil Louis-French Kiss
Robert Owens-Bring Down The Walls

90’lı yıllarda kaynağını Classic House (Chicago House) dan alan o yılların temel house türevi olan Euro Dance ortaya çıkmıştır. 90’lardaki Euro Dance türünü Euro Pop olarak isimlendirebiliriz. Bu tür 80’lerdeki Classic türünden doğrudan etkilememiştir. Classic tarz techno dance olarak ortaya çıkan alt türüyle hem progressive house in hem de Euro Dance in gelişimine katkıda bulunmuştur.

4-Euro Dance: Yukarıda da belirttiğimiz gibi kaynağını 80’lerdeki Classic House ın alt türü olan Techno Dance dan alan Euro Dance diğer adıyla Euro Pop; epic, jpop, eurobeat, Nu Italo, happy, club gibi alt türlerini oluşturulmasında öncü olmuştur. 80’lerden 90’lara geçiş dönemimde euro dance’a kaynak teşkil eden Techno Dance günümüzün popüler elektronik Müzik türü olan Progressive’in oluşumunda etkili olmuştur.
Türün Başlıca Temsilcileri:
Capital Sound-Desire
Corona-baby baby
Roxxy-I’ll Never Stop
Maxx-Gateway

2000’li yıllarda house yeni soundlarda işlev kazanmış bir çok alt türevi bünyesinde barındırmıştır. 70-80-90’lardaki türler yeni türlerin oluşumunu tetiklemiştir:
Deep, Latin, funky, disco house, speed garage, hard house, microhouse ve en önemlisi kaynağını 90’lardan alan progressive house gelişimini sürdürmüştür.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1086
favori
like
share