İnsan hayatının amaçları arasında olan ekonomik rahatlama isteği her dönemde olmuştur. Yaşamı idame ettirmek için gerekli olan maddi kazançlar fazlalığı kimine mutluluk getirirken kiminin başına ciddi sorunlar açmıştır.

İnsan neden zengin olmak ister? Kazançlarını biriktirmek ya da yatırım yapmak neden ister? Yaşamı para kazanmak olan insanlar ile parayı araç olarak gören kişi arasında fark nedir? Her gün sabah evlerimizden çıkıp bir koşuşturmadır gittiğimiz işimizin bize verdikleri ile aldıklarını hiç düşündük mü? Her gün akşam evimize döndüğümüz zaman evimiz ile işimiz arasında ne kadar fark oluşturabiliyoruz?

Kendisi ile işini bütünleştiren insanlar vardır. İşini eve getirenler gibi. Aile denilen kavramı bazen unutuyoruz değil mi? Hayatımız da daha fazla şeye ihtiyaç duyar olduk. Çalışmalarımız bu istekleri yerine getirmek olmasın artık? Daha fazla şey alabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalan bir neslin üyeleriyiz. Daha fazla yemek daha büyük evler daha lüks arabalara binebilmek adına yıpranan yaşamlar. Çalışmak insan için gereklidir. Evet doğru ancak yaşamak için çalışmak yerine çalışmak için yaşayan bedenlerin ne kadar mutlu olabildiği de şüpheli öyle değil mi?

Evlatları için çalışanlar, kendisi için çalışanlar ya da daha fazla yatırım yapmak için çalışanlar farkımız ne? Bazen paranın amaç olduğunu zannederek amaçlarımızdan uzaklaşmıyor muyuz? Hayatımızı çocuklarımıza adamanın, onların ceplerine zaman zaman daha fazla harçlık koymak olduğunu zannediyor ve daha fazla iş yerlerimizde zaman geçiriyoruz.
Bir gün emekliliği yaklaşan bir annenin konuştuklarına kulak misafiri olmuştum. Anne etrafındaki aile bireylerine şöyle sesleniyordu. “ Ocak ayında 20 yılım doluyor, kısmetse emekliliğin tadını çıkarmak istiyorum.” Etrafındakiler de ona inşallah diye sesleniyorlardı ki 17 18 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim kızları birden söze katıldı ve “ Hayır emekli olamazsın çünkü bana anne lazımken sen çalışıyordun seneye üniversiteye başlayacağım ve bana artık para lazım çalışmak zorundasın.”
[COLOR="pink"]Çocuklarımızın bizleri kazanç kapısı görmesi ne kadar acıtır canımızı. Ancak hayat şartları derken kendi şartlarımızı aşarak gerçek yaşamdan koptuğumuz zamanlarımız olmadı mı ?

Anne ya da baba olmak dünyanın en inanılmaz duyguları. Bir evlat sahibi olmak kadar haz alabileceğimiz sanırım başka hiçbir duygu olamasa gerek. Anne olmak ya da baba olmak gerçekte bizi anne ya da baba yapar mı? Anne ya da baba olmak başka bir şey annelik ve ya babalık yapabilmek başka bir şeydir değil mi?
İşlerimiz uğruna bir zamanlar çok istediğimiz evlatlarımızdan zaman zaman vazgeçebiliyor ancak bunu farkına varamıyoruz? Yıllar sonra kızımız ya da oğlumuz için şunları söyleyebiliyoruz “ Ne çabuk büyüdüler. Hiç farkına bile varamadık.”

Geçen zamanın farkına varmak… Sanırım fark edemediğimiz o kadar çok şey var ki hayatımızda.

Gerçek zenginliğin yaşamda çok az şeye ihtiyaç duymak olduğunu unutmadan yaşayabilmek gibi ……


Altuğ Gececi

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 266
favori
like
share
yılmazsan35 Tarih: 23.04.2009 13:38
Gerçek zenginliğin yaşamda çok az şeye ihtiyaç duymak olduğunu unutmadan yaşayabilmek gibi ……

Allah(cc)razı olsun
PriNcipLe Tarih: 23.04.2009 00:09
GerçekLeri olduğu gißi yansıtan bu güzeL payLaşımınız için teşekkürLer...Günümüz de anne,ßaßa kısacası eßeveyn oLmanın ne denLi zor oLduğu âşikâr.MaaLesef ki ;yazıda ki gißi örnekLer çoğalıyor.Umuyorum ki;bizLer de ileride eßeveyn olduğumuz da ,çocukLarımıza daha fazLa zaman ayırabiLiriz...Çünki;onLar ßizi yansıtan en güzeL aynaLar.....