İmam Tahavi, Risaletü't-Tahavi adlı eserinde İmam-ı Azam Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve Muhammed'den Ehli Sünnet'in inanç esaslarını naklederek özetle şöyle beyan etmiştir:

• Allah Teala vardır, birdir yani şeriki (ortağı) yoktur.

• Hiç bir şey O'nun gibi değildir.

• Hiç bir şey O'nu aciz bırakamaz.

• O'ndan başka ilah yoktur.

• Kadim'dir, başlangıcı yoktur; daimdir, sonu yoktur, tükenip helak olmaz.

• Ancak O'nun dediği olur.

• Hayaller O'nu tasavvur edemez. Anlayışlar O'nu kavrayamaz.

• İnsanlar O'na benzemez.

• Diridir, ölmez; Kayyumdur, uyumaz.

• Yaratıcıdır, kimseye ihtiyacı yoktur, rızk vericidir.

• Hayat veren ve alan sadece O'dur. Hayat vermek O'na asla zor gelmez; eceli geldiğinde bir hayata son verirken asla kimseden çekinmez.

• Mahlukatı yaratmazdan önce de sıfatları ile kadim idi. Onları yaratmakla daha önce olmayan yeni bir sıfatı ortaya çıkmış değildir.

• Sıfatları ile ezeli ve ebedidir.

• Mahlukatı yarattıktan sonra "yaratıcı" (Halik) sıfatını, eşyayı meydana getirdikten sonra da "Bari" sıfatını kazanmış değildir. O henüz O'nu Rab tanıyan kimse yokken ve yaratıcı ve yaratılmış mefhumu henüz bilinmezken Rab olma sıfatına sahipti.

• O nasıl ölüleri diriltmeden önce diriltici (Muhyi) ismini almışsa onları diriltmeden önce de yaratıcı ismine sahip olmuştur. Çünkü O her şeye kadirdir. Her şey O'na muhtaçtır. Her şey O'na kolaydır. Hiç bir şeye ihtiyaç duymaz. Hiç bir şey O'nun gibi değildir. O işiten ve görendir.

• Mahlukatı ilmi ile yarattı, kaderlerini çizdi, ecellerini belirledi.

• Mahlukatı yaratmadan da hiç bir şey O'na gizli değildi. Onları yaratmadan önce de ne yapacaklarını biliyordu.

• Yarattıklarına kendisine itaat etmelerini emretmiş ve isyan etmelerini yasak etmiştir.

• Her şey O'nun takdiri ve dilemesi ile olur. O'nun dilemesi geçerlidir kulların dilemesi geçerli değildir. Kulların dilemelerinden ancak Allah Teala'nın müsaade ettiği gerçekleşir. O'nun dilediği olur, dilemediği olmaz.

• Dilediğine lütfu keremi ile hidayet eder, günahtan korur, sıhhat ve afiyet verir; dilediğini de adaleti icabı perişan eder, derde mübtela kılar.

• Herkes, O'nun lütuf ve adaleti arasında; iradesi içinde döner dolaşır.

• O zıddı ve benzeri olmaktan yücedir.

• Takdirini reddedecek, hükmünü tartışacak, emrini ters çevirecek biri yoktur.

• Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) O'nun seçtiği kulu ve Resulüdür.

• O Peygamberlerin sonuncusudur, müttakilerin önderidir, Peygamberlerin efendisidir. Rabbülaleminin sevgilisidir.

• Ondan sonraki her peygamberlik iddiası, sapıklık ve geçici hevestir.

• O bütün cinlere ve bütün yaratıklara hak ve hidayet ile gönderilmiştir.

• Kur'an Allah Teala'nın kelamıdır, Allah Teala'dan gelmiştir. Nasıl olduğu bilinmeksizin söyleyen O'dur. Allah Teala Resulüne Kur'an'ı vahiy olarak indirmiştir. Müminler de onu bu hususta tasdik etmişler, onun gerçek Allah kelamı olduğuna inanmışlardır. Kur'an insan sözü gibi yaratılmış değildir. Kim onu işitir de onun insan sözü olduğunu iddia ederse kafir olur.

• Kim Allah Teala'yı insan sıfatlarından biri ile nitelerse kafir olur. Bu konuda kafirler gibi konuşmaktan kaçınmak gerekir. Kişi Allah Teala'nın sıfatları itibari ile insan gibi olmadığını bilmelidir.

• Cennet halkı için Allah Teala'yı kavramadan ve nasıl olduğunu bilmeden görmek haktır. Nitekim Allah Teala kitabında: "O gün yüzler vardır, pırıl pırıl. Rablerine bakmaktadırlar" (Kıyamet Suresi, 22) buyurmuştur. Bunun tefsiri de Allah Teala'nın murad edip öğrettiği gibidir. Sahih hadislerde Resulullah'tan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelen her şey, kendisinin dediği gibidir. Manası kendisinin murad ettiği gibidir. Biz hadisleri kendi arzumuza göre tevil ederek müdahale edemeyiz. Zira kendini Allah'a ve Resulüne teslim edenlerden ve şüphelendiği şeyleri bilenlere soranlardan başkasının dini selamete ermez.

• Müslümanın ayağı ancak teslim olduğu zaman kaymaz. Kim kendine yasak edilen ilmi öğrenmek ister, teslim olup anlamakla yetinmezse, öz tevhidi, saf marifeti ve sağlam imanı anlamaktan mahrum kalır. İmanla küfür, tasdik ile tekzip, ikrar ile inkar arasında şaşar kalır. Vesveseye düşer, şüphe eder. Ne tasdik eden bir mümin, ne de inkar eden bir kafir olur.

• Darül İslam'da bir kimsenin Allah Teala'yı görmeyi vehim yahut tevil ederek iman etmesi sahih değildir. Zira Allah Teala'yı görmeyi anlamak (ki her türlü mananın tevili Allah Teala'ya nisbet edilir) tevili terk etmekle, tamamen teslim olmakla olur. Müslümanların dini (Meydani nüshasında da, Peygamberlerin dini) bunun üzerine kurulmuştur denmiştir.

• Kim Muattile gibi sıfatları inkar etmekten ve Mücessime gibi Allah Teala'yı insana benzetmekten sakınmazsa ayağı kayar ve tenzihte isabetli olamaz. Zira Rabbimiz Teala Hazretleri vahdaniyet sıfatlarına haizdir. Yarattıklardan hiç kimse ona benzemez. O had ve sınırı, rükün ve parçaları olmaktan yücedir. Diğer yaratılan şeyler gibi O'nu altı cihet kapsayamaz.

• Mirac haktır. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin götürüldü; şahsı uyanıkken göğe çıkarıldı. Oradan da Allah Teala'nın dilediği yüksekliklere götürüldü. Allah Teala ona dilediği şekilde ikramda bulundu. Ona vahyetti. "Gönül gözün gördüğünü yalanlamadı." Allah Teala ona ahirette de dünyada da salat etsin.

• Allah Teala'nın onun ümmetine ikram olarak vereceği havuz haktır.

• Haberlerde (hadislerde) geçtiği şekilde, Hz. Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ümmeti için sakladığı şefaat haktır.

• Allah Teala'nın, Adem'den ve zürriyetinden aldığı ahd (söz) haktır.

• Allah Teala ezelde cennete ve cehenneme gireceklerin toplam sayısını bilmektedir. Sayıları ne artar, ne eksilir. Keza ne yapacaklarını da eksiksiz şekilde bilmektedir.

• Herkes cennet ve cehennemden hangisi için yaratılmışsa onun amelini işlemeye muvaffak olur. Ameller sonuçları ile değerlendirilir: Mutlu (said) Allah Teala'nın takdiri ile mutlu olandır, bedbaht (şaki) de yine Allah Teala'nın takdiri ile bedbaht olandır.

• Esas kader mahlukat için Allah Teala'nın bir sırrıdır; buna ne bir mukarreb melek, ne mürsel bir peygamber agah olmuştur. Bu konuya dalmak ve onu araştırmak perişan olmak için kötü bir vesiledir. Sonu mahrumiyetle biter.

• Kader konusuna dalmak aynı zamanda aşırı taşkınlığı gösterir. Kader hakkında araştırmaktan bu hususta düşünmekten ve vesvese etmekten tamamen sakınmalıdır. Zira Allah Teala kaderi bilmeyi insanlar için yasaklamıştır. Onu düşünmekten men etmiştir. Nitekim Kur'an'ı Kerim'de: "O, yaptığından sorulmaz; onlar (insanlar) ise sorulurlar." (Enbiya Suresi, 23) buyurmuştur.

• Bir kişi itiraz maksadıyla "niçin?" diye sorarsa, Allah Teala'nın kitabındaki hükmü reddetmiş olur. Kim de Allah Teala'nın kitabındaki hükmü reddederse kafir olur.

• İşte bunlar Allah Teala'nın kalpleri nurlu veli kullarının ihtiyaç duyacağı bazı bilgilerdir.

• Allah Teala'ya teslim olmak ilimde derinleşmiş kimselerin derecesidir. Zira ilim iki çeşittir: Birincisi mahlukatta olan ilimdir ikincisi de mahlukatta olmayan ilimdir. Var olan ilmi reddederek yahut dil uzatarak veyahut saygısızlık ederek inkar etmek küfürdür. Görünmeyene yani gaybe ait olduğu için Allah Teala'nın kendine sakladığı ilmi bildiğini iddia etmek de küfürdür. İman ancak var olan ilmi kabul etmek, olmayan ilmi de terk etmekle kalbe yerleşir.

• Biz levh ve kaleme, onda yazılmış her şeyin Allah Teala'nın dediği şekilde olacağına iman ederiz. Eğer bütün mahlukat, Allah Teala'nın olacak diye yazdığı bir şeyi olmayacak şekle getirmeğe çalışsalar buna güçleri yetmez. Eğer onlar Allah Teala'nın yazmadığı bir şeyi var etmeğe kalkışsalar buna da güçleri yetmez. Kıyamete kadar olacak şeyler yazılmış, kalemin mürekkebi kurumuştur.

• Kadere göre eline geçmeyecek olan şey asla eline geçmez, eline geçecek olan da asla kaçmaz.

• Kul şunu bilmek mecburiyetindedir ki, Allah Teala mahlukatından her birinin yapacağı şeyleri ezelde bilmiş; bunu kesin olarak ezelde takdir etmiştir. Kimse onu bozamaz ve eleştiremez. Yerde ve gökte mahlukatından hiç kimse kaderi az da olsa değiştiremez.

• Bu kesin imana ve esas bilgiye yani Allah Teala'nın birliğine ve Rablığına ait bilgidir. Nitekim Allah Teala: "Her şeyi yarattı ve onu en ince teferruatına kadar takdir etti." (Furkan Suresi, 2) buyurmuştur. Bir ayette de: "Allah'ın emri mutlaka yerini bulacaktır." (Ahzab Suresi, 38) demiştir.

• Yazıklar olsun kader hususunda kalbleri hasta olup da evhama kapılarak bu sırrı çözmeğe çalışanlara! Bu yüzden iftiracı ve günahkarlar durumuna düşenlere!

• Arş ve kürsi haktır. Gerçi Allah Teala'nın arş'a ve başka şeylere ihtiyacı yoktur. O'nun ilmi arşı da onun üstündekileri de kuşatmıştır. Mahlukat onun ne olduğunu bilmekten acizdir.

• Allah Teala Hz. İbrahim'i (A.S.) dost edinmiş, Hz. Musa (A.S.) ile açık açık konuşmuştur. Buna iman ederiz, bunu tasdik ve kabul ederiz.

• Meleklere, peygamberlere ve peygamberlere indirilen kitaplara iman ederiz. Peygamberlerin hak yolda olduklarına şahitlik ederiz.

• Bizimle aynı kıbleye dönenlere, Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) getirdiklerini kabul, dediklerini ve haber verdiklerini tasdik ettikleri sürece müslüman ve mümin deriz.

• Allah Teala'nın zatı konusuna dalmayız, Allah Teala'nın dini hususunda münakaşa etmeyiz.

• Kur'an hususunda da kimse ile mücadele etmeyiz. Kur'an'ın Alemlerin Rabbi Allah Teala'nın kelamı olduğuna, Cibril'i Emin'in indirdiğine, Peygamberlerin Efendisi Hz. Muhammed'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) getirdiğine şahitlik ederiz. Kur'an Allah Teala'nın kelamıdır mahlukların hiçbir sözü ona benzemez. Kur'an'ın mahluk olduğunu söylemeyiz. Müslümanların çoğunluğunun bu mevzudaki akidesine muhalefet etmeyiz.

• Ehli kıbleden hiç kimseyi, haramı helal saymadığı sürece, sadece günah işlediğinden dolayı kafir saymayız.

• İmanlı olduktan sonra günah sahibine hiçbir zarar vermez demeyiz.

• İyilik eden müminleri Allah Teala'nın affedeceğini, onları rahmetiyle cennete yollayacağını umarız, ancak bunu kesin olarak iddia etmeyiz. Mutlaka cennete gireceklerine şahitlik etmeyiz. Günahkarları için af diler, onlar adına korkarız. Günahkarların ümitlerini de kırmayız.

• Akibetten emin olmak veya Allah Teala'nın rahmetinden ümit kesmek insanı İslam dininin dışına çıkarır. En doğru yol Ehli Sünnetin dediği gibi Allah Teala'ya karşı korku ile ümid arasında olmaktır.

• Bir kul girmiş olduğu imandan o imanı inkar etmedikçe çıkmaz.

• İman dil ile ikrar, kalb ile tasdikten ibarettir.

• Resulullah'tan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahih olarak gelen her türlü şeri emir ve açıklama haktır.

• İman birdir. Müminler inandıkları temel şeyler hususunda birdirler. Üstünlükleri Allah Teala'dan korkmak ve takva iledir; keyfine uymamada, ihtilaflı meselelerde görüşlerin en iyisine tabi olmadadır.

• Muttaki müminlerin hepsi Allah Teala'nın dostlarıdır. Allah Teala katında en kıymetlileri Allah Teala'ya en çok itaat eden ve Kur'an'a en çok tabi olanlarıdır. "O'nun dostları sadece muttakilerdir." (Enfal Suresi, 34).

• Mükelleften istenen iman; Allah Teala'ya, meleklerine, kitaplarına, Peygamberlerine, ahiret gününe, hayır ve şer, tatlı ve acı kadere iman etmektir. Biz bunların hepsine iman ederiz. Peygamberler arasında ayırım yapmayız. Getirdikleri şeylerin hepsini tasdik ederiz.

• Büyük günah sahipleri, Allah Teala'yı tanıdıktan sonra, eğer Allah Teala'yı bir bilerek ölürlerse, tevbe etmemiş olsalar da cehennemde ebedi kalmazlar. Onlar Allah Teala'nın dilemesine tabidirler. Allah'u Teala Kur'an'ı Kerim'de: "Şirk dışında kalan günahları dilediği kulları için bağışlar." (Nisa Suresi, 48) buyurduğu gibi, isterse onları lutfu ile affeder, isterse de onlara adaleti gereği azap eder. Sonra da onları rahmeti ve Allah Teala'ya itaat edenlerden şefaatçilerin şefaati ile cehennemden çıkarır. Sonra onları cennete gönderir.

• Bunun sebebi de şudur: Allah Teala kendini tanıyanları kabul etmiş; onlara her iki dünyada inkarcılar gibi muamele etmemiştir. İnkarcılar Allah Teala'nın hidayetinden mahrum kalmışlar, dostluk şerefine ermemişlerdir. Ey İslam'ın ve müslümanların dostu olan Allah'ım, bizi İslam üzerinde sabit kıl ki Sana o ikrar ile kavuşalım!

• Ehli kıbleden olan her iyi ve kötü imamın arkasında namaz kılmayı ve öldükleri takdirde cenaze namazlarını kılmayı kabul ederiz.

• Kimse hakkında kendiliğimizden cennete veya cehenneme gidecektir diye hüküm vermeyiz. Bir delil olmadıkça küfür, şirk veya münafıklığına şahitlik etmeyiz. Sırlarını Allah Teala'ya bırakırız.

• Katli vacip olmadıkça ümmeti Muhammed'den hiç kimseye kılıç çekmeyiz.

• Ne kadar zalim olsalar da zulümleri küfrü gerektirmedikçe yöneticilerimize, amirlerimize karşı gelmeyiz. Onlara beddua etmeyiz. Onlara itaatten el çekmeyiz. Günah sayılan hususları emretmedikleri sürece onlara itaat etmeyi Allah Teala'nın farzı kabul ederiz. İyilik ve sağlıkları için dua ederiz.

• Sünnete ve cemaate tabi olur; sapıklıktan, muhalefetten ve ayrılıktan kaçınırız.

• Adil ve emin kimseleri severiz, kötü ve hainlerden nefret ederiz.

• Haklarında şüphe ettiğimiz hususlarda, "Allah Teala bilir," deriz.

• Hadiste geçtiği üzere hazarda mukim iken ve seferde yolculuk halinde mest üzerine meshi kabul ederiz.

• Hac ve cihad emir sahiplerinden iyilerin ve kötülerin kumandası altında kıyamete kadar devam eder, bunları terk etmeyiz.

• Kiramen katibin meleklerine (amellerimizi yazan melekler) iman ederiz; Allah Teala onları üzerimize muhafız olarak koymuştur.

• Ölüm meleğinin canlıların ruhunu kabz etmekle görevli olduğuna, hak edenlerin kabir azabı göreceklerine, Münker ve Nekir'in kabirdeki kişiye Rabbinden, dininden ve Peygamberinden soru soracağına iman ederiz.

• Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur.

• Öldükten sonra dirilmeğe, kıyamet gününde amellerin karşılığının görülmesine, Allah Teala'nın huzuruna çıkıp hesap vermeğe, amel defterlerinin dağıtılmasına, sevaba, azaba, sırata ve mizana iman ederiz.

• Cennet ve cehennem şu anda yaratılmışlardır ve ebediyyen yok olmazlar. Allah Teala mahlukatı yaratmadan önce cennet ile cehennemi yarattı ve onlara gidecek insanlar yarattı. İnsanlardan dilediğini lütfu ile cennete koyar dilediğini de adaleti ile cehenneme koyar. Herkes bunlardan hangisi için yaratılmışsa onun amelini işler ve sonunda oraya gider.

• Kulların fiillerini Allah Teala yaratır, kullar işlerler.

• Allah Teala insanlara ancak güçlerinin yeteceği şeyleri emretmiştir. İnsanların da ancak mükellef oldukları şeylere güçleri yeter, yani onların, Allah Teala'nın güç verdiği şeylere güçleri yeter. Bu da: "La havle vela kuvvete illa billah" kelamının manasıdır. Yani Allah Teala yardım etmeden kimse kımıldayamaz, günahtan uzak duramaz. Allah Teala muvaffak kılmadan da kimse itaat etmeğe güç yetiremez, demektir.

• Her şey Allah Teala'nın dilemesi, bilmesi, kaza ve kaderi ile olur. O'nun dilemesi bütün başkalarının dilemesinden üstündür. O'nun takdiri başkalarının takdirini yenmiştir. Dilediğini yapar. O asla zulmetmez. O her türlü kötülük ve noksandan uzak, her türlü ayıp ve kusurdan paktır. "Allah yaptıklarından sorulmaz; insanlar sorulurlar." (Enbiya Suresi, 23).

• Dirilerin dua ve sadakalarının ölülere faydası dokunur.

• Allah Teala duaları kabul eder ve ihtiyaçları görür.

• Allah Teala her şeye sahiptir, ancak hiç bir şey O'na sahip olamaz. Göz açıp kapatacak kadar bile Allah Teala'ya muhtaç olmadan kalınmaz. Kim göz açıp kapatacak kadar Allah Teala'ya muhtaç olmadığını sanırsa kafirdir perişan olur.

• Allah Teala gazab eder ve razı olur. Ama O'nun gazab etmesi ve razı olması yaratıklarından herhangi birininkine benzemez.

• Resulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabını severiz; onlardan hiç birini aşırı sevmeyiz; hiç birinden de tamamen alakayı kesmeyiz. Onlara buğz edenlere ve onları hayır dışında ananlara buğz ederiz. Onları ancak hayırla anarız. Onları sevmek, din, iman ve ihsandır. Onlara buğz etmek de kafirlik, münafıklık ve taşkınlıktır.

• Resulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ardından halifeliğin ilk olarak Ebu Bekr es-Sıddık'a geçtiğini kabul ederiz; çünkü onun bütün ümmete üstünlük ve öncülüğü vardır. Halifeliğin daha sonra Ömer b. Hattab'a, Hz. Osman'a ve Hz. Ali'ye geçtiğine inanırız. Allah Teala onlardan razı olsun. Onlar Hulefa-i Raşidin (doğru halifeler)'dir, doğru yolu bulmuş liderlerdir. Hak ile hüküm vermiş ve hak ile adalet icra eylemişlerdir.

• Ashabdan Resulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) adlarını belirtip cennetle müjdelediklerinin (Aşerei Mübeşşere) cennetlik olduklarına şahitlik ederiz. Çünkü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de onlar için şahitlik etmiştir. Onun dediği ise haktır. Bunlar da Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr, Sa'd, Said, Abdurrahman b. Avf ve Ebu Ubeyde b. Cerrah (radıyallhu anhum) hazretleridir.

• Kim Resulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabı, her türlü kirden arınmış zevceleri, her türlü lekeden temizlenmiş zürriyeti hakkında iyi konuşursa münafıklıktan kurtulmuş olur.

• Geçmiş selef alimleri ve onlardan sonraki hayırlı tabiiler, fakih ve kelamcılar ashabı hayırla yad etmişlerdir.

• Hiç bir veliyi hiç bir peygamberden üstün saymayız. Bir peygamberin, bütün evliyadan üstün olduğunu söyleriz.

• Velilerin kerametlerine ve güvenilir kimselerden onlar hakkında gelen rivayetlere inanırız.

• Deccal'ın çıkması, Meryem oğlu İsa aleyhisselam'ın gökten inmesi gibi kıyamet alametlerine iman ederiz. Güneşin batıdan doğacağına, dabbetularz'ın yerden çıkacağına inanırız.

• Gaipten haber veren kahinlere; kitaba, sünnete ve icmai ümmete muhalif şeyler iddia edenlere inanmayız.

• Cemaatin yani üzerinde icma edilen şeyin hak, ayrılığın ise batıl ve azaba vesile olduğunu kabul ederiz.

• Allah Teala'nın gökteki ve yerdeki dini birdir; o da İslam dinidir. Allah Teala: "Allah katında tek din İslam'dır." (Al-i İmran Suresi, 19); "Sizin için din olarak İslam'ı seçtim." (Maide Suresi, 3) buyurmuştur.

İşte bizim açık ve gizli olarak dinimiz ve inancımız bunlardır. Bu anlattıklarımıza ve açıkladıklarımıza muhalefet edenlerden uzağız, onlardan Allah Teala'ya sığınırız.

Allah Teala'dan bizi imanda sabit eylemesini, imanla cennete girmeyi nasib etmesini diler, bizi değişik görüşlerden, dağınık fikirlerden; Müşebbihe, Mutezile, Cehmiye, Kaderiye gibi sünnete ve cemaate muhalefet eden, sapıklıkta birleşen batıl mezheplerden korumasını dileriz. Biz onlardan uzağız. Onlar bizim nazarımızda sapık ve şaşkın kimselerdir. Allah Teala'dan bizi onlardan korumasını ve bizi başarıya götürmesini isteriz.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 321
favori
like
share
yılmazsan35 Tarih: 23.04.2009 15:58
Allah Teala'nın gökteki ve yerdeki dini birdir; o da İslam dinidir. Allah Teala: "Allah katında tek din İslam'dır."

Allah(cc) razı olsun

"Sizin için din olarak İslam'ı seçtim."