0-6 yaş korkuların en çok görüldüğü yaştır. Bu yaş aralığında görülen korkuların önemli bir bölümü günlük olağan durumlara tepki niteliğindedir. Bunlar arasında bebeğin yüksek sese karşı gösterdiği irkilme tepkisi ile bebek ve küçük çocuğun anne veya bakıcıdan ayrılırken yaşadığı sıkıntıyı sayabiliriz. 0-1 yaşta en sık rastlanan korku gürültülü uyarana bağlı irkilme iken, 2-3 yaşta hayvan korkusunu , gök gürültüsü, karanlık ve mikrop kapma korkuları izlemektedir. Çocuğun 0-4 yaş grubunda kendisine bakım veren anne, aile bireyi ya da bakıcıdan ayrılmakta zorlanmasını olağan kabul etmekle birlikte 4 yaşına kadar büyük boyutlu bir tepki veya aşırı kaygı yaşanmaksızın anneden ayrılabiliyor olması gerekir.

'Korkunun üzerine gitmenin' hiç değilse bebek ve çocukta doğru bir yaklaşım olmadığını biliyoruz. 0-14 yaş arasındaki ortalama her iki çocuktan birinde önemli bir korku ortaya çıkabilmektedir. En doğrudan yaklaşım bir çocuk psikiyatri uzmanına başvurmaktır
kuşkusuz. Bunun dışında, korkunun artmasını önlemenin de anlamlı bir strateji olduğuna inanıyorum. Bazı durumlarda bu mümkündür: özellikle de sağlıklı gelişimle çelişmeyen gelişimsel birtakım korkularda. Bunlar arasında bebekte görülen irkilme tepkisi bulunmaktadır. Bebek ve çocuğu aşırı gürültülü ortamlara sürekli maruz bırakmamak ve özellikle ev ortamında sesimizi aniden yükseltmemek (eğitim amaçlı ve dozunda yapılmış bir ses yükseltme dışında) bu konuda geçerli önlemlerdir.

Her çocukta az oranda da olsa görülebileceğini belirttiğimiz hayvan ve hastalık korkularıyla ilgili de birkaç önlemi sizlerle paylaşmak istiyorum. 'Korkunun üstüne gitmemek'le birlikte korktuğu hayvan veya olaydan aşırı derecede de sakınmıyoruz. Özellikle çocuğa hayvanları tanıtırken veya sağlık kurallarını öğretirken, sakıncalı bir davranışı belirtmek adına çocuğu korkutmaktan kaçınmalı, bir alışkanlığı kazandırırken çocuğa aynı zamanda bir korku da kazandırmamalı.

0-6 yaşta anne-babadan ayrılma korkularına sık rastlıyoruz. Tedavi edilmediğinde kronikleşebilen veya depresyona dönüşen bir durumdur. Eğer çocuğunuzda böyle bir durum gözlüyorsanız, öncelikle anahtarın çocuğunuzun sizin onu hiçbir şekilde isteği dışında bırakmayacağınıza inanmasında olduğunu biliniz. Bunu da sözel açıklamalardan çok, davranışlar ve söz konusu ebeveynin çocukla kurmuş olduğu ikili ilişkinin özellikleri belirlemektedir. Burada: 'Böyle yaparsan seni döverim/bırakırım.' veya 'Ben senin artık annen/ baban değilim.' gibi ifadelerin sağlıklı çocuk gelişimiyle hiçbir şekilde bağdaşmayacağını belirtmek isterim.

Çocuğumuzu tanımak için onu doğru ve iyi bir şekilde gözlemlemeye, onunla iletişim kurmaya ve teorik bilgiye gereksinimimiz var. Gözlem ve sağlıklı iletişim konusunda bundan sonraki her yazımda bazı ipuçları bulacaksınız. Onu gözlerken, yetenekleri ve ilgileriyle ilgili veriler kadar psikolojik özelliklerine dikkat etmemiz de önemli. 'Acaba çocuğumun korkuları neler?' sorusunu haftalar veya aylar içerisinde inceleyebileceğinizi düşünüyorum.

Değerli ebeveynler, sizler eşsiz bir/ birkaç varlığın dünyaya gelmesi ve yetişmesinde herkesten önce çok özel bir konuma sahipsiniz. Bu görevin ve konumun sizi mutlu etmesini diliyor, bu coşku ve heyecanı sizlerle paylaşıyorum.

Uzm. Dr. Şeyma Saraç

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 901
favori
like
share