1. Riba-yı Fadl


Riba-yı Fadl değiştirilen malların birinin diğerinden fazla olmasıdır. Meselâ 1 müdd buğdayı 2 müdd buğdayla değiştirmek veya 100 gram altını 110 gramla değiştirmek riba-yı fadl'dır. Bu çeşitte, riba'nın mânâsı artıştır ve bu açıkça görülmektedir. Bu tür muamele hem haram, hem de yasaktır. Hz. Peygamber şöyle, buyurmuştur:
Altını altın ile satmayınız, ancak bunlardan bazısını bazısına ziyade etmeyerek misli misline (eşit şekilde) satış yapınız. Gümüşü gümüşle satmayınız, ancak bunlardan bazısını bazısına ziyade etmeyerek misli misline (eşit şekilde) satış yapınız.

Altınla altın, gümüşle gümüş, buğdayla buğday, arpa ile arpa, hurmayla hurma, tuz ile tuz, misli misline ve elden ele (mübadele edilmesi caiz)dir. Her kim artırır yahut fazla almak isterse, muhakkak riba yapmış olur. Bunda alan ve veren müsavidir.
Burada mallardan birinin daha kaliteli diğerinin de daha kalitesiz olması veya değiştirilen altının birinin işlenmiş diğerinin işlenmemiş olması hükmü değiştirmez. Çünkü Hz. Peygamber, değiştirilen malların birinin diğerinden fazla olmasını yasaklamıştır.
Ebu Said el-ITudrî şöyle rivayet ediyor: "Bilâl en iyi cinsten bir miktar hurma getirdi. Rasûiuliah (s.a) ona şöyle dedi:
- - Bu hurma nereden?
- Bizde adi hurma vardı, Peygamber'in yemesi için işte bu adi hurmalardan iki sa' vererek karşılığında bir sa1 iyi hurma aldım.
- Eyvah, eyvah! Bu, riba'nın ta kendisidir. Sakın böyle yapma. Lakin iyi cins hurma almak istediğin zaman önce adi hurmayı para ile sat, sonra eline geçen ile iyi cins hurma satın al".
İşlenmiş altınla işlenmemiş altın arasındaki değiş-tokuş da aynen böyledir; yani işlenmiş altınla işlenmemiş altın birbirleriyle değiştirilirse, tartıları eşit olmalıdır. Çünkü Hz. Peygamber 'Gümüşü gümüşle değiştirmeyin. Meğer ki misli misline olsun' buyurmuştur. Hadîsin lafzı mutlaktır, yani işlenmiş ve işlenmemiş gümüşü de kapsar. Bu nedenle değiş-tokuş yapılan gümüş veya altın -ister işlenmiş, ister işlenmemiş olsun- aynı miktarda olmalıdır. Değiş-tokuş edilen gümüşlerden biri diğerinden daha ağır olursa bu ribalı muamele olur. Eğer kişi işlenmiş gümüş almak istiyorsa para ile almalıdır.
2

2. Riba-yı Nesa


Rİba-yı Nesa riba cereyan eden bir malı diğer bir malla bir müddet sonra vermek şartıyla değiştirmektir. Burada iki malın cinsinin aynı olup olmaması, birinin diğerinden fazla olup olmaması meseleyi değiştirmez. Meselâ bir avuç buğdayı bir avuç buğdayla veya bir avuç arpayı.iki avuç arpayla iki ay sonra vermek üzere değiştirmek riba-yı nesa, yani gecikmeli ribadır; yani bir taraf peşin veriyor, öteki taraf iki ay sonra verecek veya 10 gram altını 10 gram altınla veya 10 gram gümüşü 20 gram gümüşle falan gün veya bir gün sonra veya iki saat sonra vermek üzere değiştirmek de aynı şekilde riba-yı nesa'dır. Bu tür muameleler haram ve yasaktır, çünkü bu muamelede riba'nın mânâsı hakiki olarak mevcuttur, zahiri görünmemesi durumu değiştirmez. Çünkü peşin olması borca kalmasından üstündür. Burada bedellerin birinde artış sözkonusudur, her iki mal da peşin olursa artış bertaraf edilir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Sakın hazır olanı gaip olanla değiştirmeyin.
Yani hazırda olan bir malı peşin vererek iki ay sonra verilecek bir malla değiştirmeyin. Ayrıca Hz. Peygamber'in 'Ancak misli misliyle ve elden ele olmak şartıyla değiştirin' buyurduğu da varid olmuştur. Fakat malların cinsleri değişik olursa istenildiği gibi değiştirilebilir. Meselâ 100 kg. altın verip 1000 ton gümüş, 1000 ton buğday verip 10.000 ton arpa alınabilir, ancak malların hazır olması ve peşin olarak verilmeleri şarttır.


3. Riba-yı Yed


Riba-yı Yed riba cereyan eden iki malın değiş-tokuş edilip birinin veya her ikisinin akid meclisinden ayrıldıktan sonra teslim edilmesidir. Zira yukarıda zikredilen hadîs, malların akid yapılan mecliste teslim edilmesinin vacib olduğuna delâlet etmektedir.
Aynı Cins Sayılan ve Aynı Cins Sayılmayan Maddeler


Fakihler aynı cins sayılan ve aynı cins sayılmayan maddelerin bilinmesi hususunda şu kaideyi koymuşlardır: Aynı hilkat ve isimde olan şeyler tek cins, ayrı hilkat ve isimde olan şeyler ayrı cinstir.
. İsm-i has'tan maksat, birşeyi ortak isimde olan diğer şeylerden ayıran isimdir. Meselâ hurma, ism-i has'tır ve diğer meyve çeşitlerinden bu isimle ayrılır.
Hilkat'tan maksat ise üzerinde yaratıldığı şekildir. Burada isim yeterli sayılmaz. Altın bütün çeşitleriyle tek cinstir, gümüş de böyledir. Hurma, üzüm, buğday, arpa bütün çeşitleriyle birer cinstirler. Yaşı ve kurusu olan -yaş ve kuru üzüm, yaş ve kuru hurma gibi- her madde yaşı ve kurusuyla birlikte tek cinstir. Bir asılda birleşen maddeler de asıllanyla Deraber tek cinstir. Bu bakımdan buğday, buğday unu ve bulgur aynı cinstir. Hayvanların etleri ayrı cinstirler; koyun ve keçi bir cins, sığır ve manda bir cins, develer de bir cinstir. Etin kırmızı veya beyaz olması ; arasında fark yoktur, onlar tek cins sayılır. Tek cins sayılan hayvanların etiyle beraber bulunan yağ; kemer, göğüs ve sırt yağlan tek cinstir. Karındaki yağ ve oturaklar da ayrı birer cinstir. Onlar hem. yağ, hem de et cinsinden ayrı bir cinstir. Devenin hörgücü, ciğeri, dalağı ve diğer organları da değişik cinslerdir. Cinsleri muhtelif olan asılların dallan da asılları gibi değişik cinstirler. Bu bakımdan buğdayın unu ayrı bir cins, arpanın unu ayrı bir cinstir. Üzümden yapılan sirke ayrı bir cins, hurmadan yapılan sirke de ayrı bir cinstir. Yağlar da böyledir; yemek veya ilaç için kullanılan yağlar da asılları gibi değişik cinstirler. Sütler de değişik cinstirler; koyun ve keçi sütü tek cinstir. Sığır ve manda sütü de tek cinstir. Devenin sütü de tek cinstir. Kuşların yumurtaları da asıllarına göre değişik cins sayılırlar.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 689
favori
like
share