Kir pas içindeki masalardan biri çevresinde kümelenmiş tanıdıkları gördü. Ortada duran odun sobasının başında, kayfeci cemal elindeki kürekle ateşi karıştırıyor ve yere dökülen küllerin bıraktığı boşluğa odunları atıyordu. Halil, kesif sigara dumanıyla dolmuş mekânda güçlükle ilerlerken kendi kendine mırıldanarak; “ öff, ne çok ciaara içmişle buurda büüle.” Dedi. Arkadaşlarına doğru ilerleyişini sürdürdüğü sırada, rahat oturmak için masanın çevresinden iskemlesiyle fazlaca uzaklaşmış olanlar, rahatlarının bozulmasına hayıflanarak homurtular içinde toparlanıp yol verdiler ona. Halil, selam vererek masanın bir ucundaki iskemleye oturdu. Aralarından biri kayfeci cemal’e dönerek;

— Cemaâl, bak hele biî buraya…

Cemal, başka söze hacet bırakmadan az sonra elinde çay bardağıyla yanlarında belirdi. Elindekini masaya bırakır bırakmaz kaşla göz arasında geldiği gibi sessizce kayboldu ortadan. Ağzında sigara bir gözünü dumandan korumak istercesine hafifçe kısmış olarak, önündeki üç bardağı yıkarken görüldü tezgâhta.

Mehmet, yanındakilere eğilerek;

— Çok çevik adam vallâ şu bizim cemal. Dedi. Halil başıyla onaylayarak;

— Allah, çalışana verir be kaâdeşim, sende azcık çalışsan bööle onu bunu sööleyip durmazdın şimcik. Dedi.

Pirelerden ürüstem söze karışıp;

— ağız dalaşına girmeyin dünkü gibi yine bakiim. Susun da acansları dinlîlim tilivizyondan dedi.

Mehmet, ürüstem’e laf sokuşturmak için

— Şu sipikê garı çıhtı çıkalı pek bî dinlê oldun nedense şu acansları dedi. Ürüstem, lafın altında kalmamak için;

—Bu ahşam uuraşmayın benimle boşuna yavv! gızzdıramassınız. Dedi

Onlar, aralarında bu şekilde konuşmaya devam ederken birden sustular çünkü yan masada bulunan peelivan ossmân bağırıp çağırmaya başlamıştı “ savulun ulaa sizi gidi keferelee” dedim diyordu masasındakilere. Arkadaşları o’na; “deme yaa! Haâkkat mi diyon sahiden?” şeklinde takıldıkça o iyice coşuyor, hatıralarına bire bin katarak anlatıyordu dinleyenlere. Mehmet;

- “sihhtirrr edin pe..ngi yaa, yine atıp tutmaya başladı”.diye homurdandı. Halil de;

—êelemeyin garibana bee! Bırakın desin diiceeni” diyerek azarladı masadakileri.

Tekrar dalga, dalga akıntının dolaştığı ekrana kilitlendi bakışları. Spiker hanım güzelliği ile büyülemişti herkesi. Ağzından bal akıyordu sanki. Ürütsem dayanamadı;

—Şekker gibi konuşuyo valla” dedi. Mehmet, Halil’i kolundan dürterek, kıkırdadı. Peelivan Ossmann bağırıyordu;

- “ Ulaa geçmiş zamanda dedelerimiz geemişş buraalaa. O vagid gimselee yohmuş civaada. Sooracıma siiz geediniz, bu topraaglaa bizim küüün sınırında gaadı dediniz, beni duttunuz. Dedim onlaa”

- “ Eee!”

- “ alıveedim odunu elime. Vuudum hergelenin sııtına”

- “ sorraa ne oodu?”

- “ ne ooccaamış! Üüzdüme çullandı peze..glee.”

Herkes kahkahalarla kırılıp dökülürken, Pehlivan Osman sıktığı yalanın etkisinden memnun kalarak onların gülüşüne katıldı. Bu arada ekranda spiker hanım haber bültenini aktarmaya devam ediyordu;

- “ Yapılan otopsi sonucunda bulunan cesedin iddia edilen kişiye ait olmadığı anlaşıldı. Bunun üze..”

Mehmet ekrana dalmış olan Ürüstem’e bir daha takılmadan edemedi;

— “Ürüstem, azz önce cohh önemli bişşeyy dedi garı. Neydi o?”

Ürütsem bakışlarını ekrandan ayırmadan;

- “ gid başımdan memed! Uuraşşma benle.” Dedi. Mehmet;
- “ Vallâ, essahdan soruyom!” Ürütsem isteksizce ;

- “ Yaagılan odobüssün sonundagi adama bişşilee oomuş” diye cevapladı soruyu

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 310
favori
like
share
Piranha_TR Tarih: 24.04.2009 17:35
emeğine sağlık
yılmazsan35 Tarih: 24.04.2009 17:33
ellerine sağlık