Gırgıriye’ serisini bilmeyeniniz yoktur. Hani Sulukule’de geçen kavgalı, gürültülü, çok eğlenceli komedi filmleri. MSM’yi de duymuşsunuzdur. Müjdat Gezen Sanat Merkezi. İşte benim de Müjdat Gezen hakkında tüm bildiklerim bunlardan ibaretti. Pek sıcak bulmamışımdır, Gezen’i. Dolayısıyla sıkı sıkıya takip etmedim hiç bir zaman.

“Galiba Ben Sanatçıyım” ise ona karşı (nedendir bilmem) sahip olduğum önyargıları törpüledi. İçten bir kitap. Kitabın arka kapağında da yazıldığı gibi aslında bir ‘anı’ kitabı olmaktan çok bir çeşit ‘anımsamalar’ kitabı olmuş. Pek de güzel olmuş. Kronolojik sıra olmadığı için takipte güçlük çekmiyor, rahatlıkla okuyabiliyorsunuz. Ta 29 Ekim 1943′de başlayıp 2003′e kadar süregelen bir hatıralar silsilesi. Kimler yok ki içinde? Münir Özkul, Kemal Sunal, Savaş Dinçel, Aziz Nesin, Ajda Pekkan, Suna Selen, Gülriz Sururi… Hepsinin bilinen, bilinmeyen yönleri.

İşte, böyleleri öldü müydü ben de ölüyorum onlarla. Şimdi bu kadar boşu boşuna yaşayan adam dururken, Can Yücel neden ölsün? Ama ölüyor işte. Aziz Nesin gibi, Orhan Kemal gibi, Sadık Ağabey gibi… Onlarla aynı çağda yaşamak ayrıcalıktır. Bir de benim başka bir ayrıcalığım var. Onlarla birlikte yaşadım. Aynı evde, aynı masalarda, aynı imza günlerinde, aynı işyerlerinde… Bu ne güzel bir duygudur anlatamam.

Kırgınlıklar, küskünlükler de var anılarında; rakı sofraları, gazinolarda. Eskinin İstanbul’u, Anadolu’su, darbe öncesi-sonrası Türkiye yılları bir sanatçının gözünden aktarılmış. Çok da güzel aktarılmış. Çünkü yazarın tatlı dili insanı okurken yormuyor.

Onları ahlaklarıyla baş başa bıraktım. Gelgelelim hiçbiri yüzüme bakamıyorlar. Çünkü yüzüme yüzleriyle bakmaları gerekiyor. Eeee?

Kitabın içinde ailesinin, arkadaşlarının, bizim de tanıdığımız sanatçı ve yazarların da bulunduğu iki küçük fotoğraf albümü var. Bana yabancı olan kişilerin fotoğraflarına bakmayı pek sevmem. Kimdir, nedir bilmediğimden olsa gerek hep ‘bana ne!’ demişimdir. Ama kitabı okurken o kişilerle tanışıyorsunuz. Böylece onlar artık yabancıların resimleri olmaktan çıkıyor. Kendi hatıralarınızın bir parçası gibi oluyorlar.

Komik ve şaşırtıcı anılarla dolu kitabın ikinci kısmı ise özellikle Aziz Nesin’e ayrılmış gibi. Zaten Gezen’de söylüyor bunu. ‘Aziz Nesin’i iki cümleyle geçiştiremem’ diye. Benim gibi Aziz Nesin’i seven biriyseniz kitabın ikinci kısmında birinci kısmına nazaran daha çok keyifleneceğinizi, aynı zamanda daha çok hüzünleneceğinizi söyleyebilirim.

Sonradan bunların ülkücü mafya olanları çıktı birdenbire. Hem ülkücü, hem mafya, nasıl olunuyorsa artık. Ama olunur be… Yakışır da… Çünkü bunların mafya olmayanlarından ne çok tehditler almıştık vaktiyle. Yazılı, sözlü, telefonlu. Çok şükür ayaktayız. Onların daha belalıları, dinciler türedi sonradan. Onlarda yakamızı bırakmadılar. Ama tümü korkak ve aşağılık olduğundan insan korkamıyor da. Biz de Aziz Ağabey gibi korku duvarını mı aştık nedir?

Kısacası okunması kolay, akılda kalıcı anekdotlarla dolu, eğlenceli bir kitap.

Kitabın Künyesi

Adı: Galiba Ben Sanatçıyım

Yazarı: Müjdat Gezen

Yayınevi: Can Yayınları

1.Baskı Yılı: 2003

Sayfa Sayısı: 148

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 267
favori
like
share