Şarkıların, herkesin üstünde değişik etkisi vardır. Bazıları gençlik yıllarına, bazıları eski aşk acısına, bazıları ilk buluşmanıza, kim bilir daha nerelere götürür?
Kaç Kişiyiz Savunan Sevdayı?


Benim Yerime de Sev kendime seçmişim. Her dinlediğimde soruyorum, gerçekten kaç kişiyiz savunan sevdayı?
Aşk hikayelerinin çoğu birbirine benzer. Tanışma, aşık olma, sevme, kavga etme, ayrılma. Elbette, bu sıralama günümüz aşkları için daha fazla geçerli. Eski aşklar, bu kadar basit yaşanmıyormuş. Ölüme kadar sevmek için verilen sözler tutulurmuş.
Bazı çiftler görürsünüz, deniz kenarında veya parkın içinde bir bankta otururken, el ele tutuşmuşlardır. Saçlarındaki beyazlarla, göz kenarında çizgilerle, bakışlarında bir devri birlikte geçirmenin haklı gururuyla gülümserler. Denizi ya da çocukları seyrederler, geçmişten kim bilir hangi anının peşine takılarak? Kulak verseniz, kavgaları bile tatlıdır. Kadın, kocasının ilaçlarını yanına almıştır. Çantasında bir enfiye kutusuna koyup, bir şişe de suyu naylon torbaya sarmıştır, dökülmesin diye. Saati geldiği için ilaçların, söylenir kadın eşine; hiç olmasa bir tansiyon miras kalmıştır elbette, bunca yaşanmışlıktan. Onları uzaktan izlerken düşünürüm. Neler görmüşlerdir bu yaşam yolculuğunda? Ne dertler, üzüntüler atlatılmıştır? Kaç kavga etmişlerdir? Elbette, büyük yürek sancıları geçmiştir, çetin savaşlar, mücadeleler verilmiştir. Ancak, ilk darbede ayrılmayı düşünmemişlerdir. Bizim gibi kolayına kaçmamışlardır. Sevmedikleri huyları olmuştur birbirlerinin mutlaka, ama değiştirmek uğruna iktidar savaşlarına döndürmemişlerdir. Olduğu gibi kabullenmeyi ve sevmeyi bilmişlerdir. Ben onları nerede görsem, boğazıma bir yumruk oturur; öykünürüm o büyük aşklarına….
Eskiden nikah memurları, hastalıkta ve sağlıkta, ölüm sizi ayırıncaya kadar derlerdi. Belki de yanlış anımsıyorum veya bu cümle bir yabancı film sahnesinden aklımda kaldı. Geçenlerde gittiğim nikah töreninde, memur, evliliğin kutsallığından bahsetti, ardından sizi karı-koca ilan ediyorum dedi ve bitti. Acaba onlar da evliliklerin, ölüm ayırması kısmının zor göründüğünü biliyorlar mı? Bu yüzden mi çıkarıldı bu önemli cümle törenlerden? Gerçi öyle deseler, kim itiraz edecek? Var mı aranızda, yok kardeşim, ben ölüm ayırana kadar bu adamı çekeceğime söz veremem, çok istiyorsanız 5 yıl diyeyim, üstüne o zaman karar veririz diyecek bir,? Herkes evet diyor kimsenin bu dört harfli kelimeyi yeminden saydığı yok. Gelinlik, damatlık, nişan, şeker derken, heyecan içinde geçiyor zaman. Kimse oturup düşünmüyor, biz bir şeye imza atıp, şahitler huzurunda söz veriyoruz, ama neye? Evet de geçsin, nasılsa nikah şahitleri yıllar sonra gelip size, aşkınıza şahitlik etmiştim, imza attım, ayrılamazsınız, söz ağızdan bir kere çıkar demiyor. Bas ayağına, at imzayı, ne sorsalar evet de, bitsin gitsin. Yemin etmişiz ölüme kadar, kime ne?
Bu anlattıklarım çoğunluk tabii, istisnalar kaideyi bozmaz. Birlikte yaşlanmaları kesin gibi duran birkaç çift tanıyorum. Allah bozmasın, birileri örnek olarak kalsın lütfen. En azından umudumuz olsun diye, var olduğuna inanalım ve savunalım diye…
Ne diyordu şarkıda? Benim yerime de sev! Beni sevmesen de başka birini sev, sevmeyi öğrensin kalbin. İşin özeti bu! Sevmeyi bildikçe sayısı artacak aşıkların, dünyayı sevgi savaşçıları kurtaracak. Ne zaman bu şarkıyı duysam, sessiz bir tebessüm eder, sorarım: Gerçekten, kaç kişiyiz savunan sevdayı?

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 440
favori
like
share