Baba akşama gelirken bacaklarımı getirir misin? Engelliler Günü...(özürlüler değil...) Engelliler Gününde ne yapılır? Bir iki toplantı...panel...bir iki kuru laf...ve ertesi gün herşey unutulur..Gelin bu yıl ki Engelliler Gününde EMPATİ yapalım ve birgünlüğüne kendimizi bir engellinin yerine koyalım ve onları anlamak için çaba harcayalım..çünkü bizlerin ve yakınlarımızın başına böyle üzücü şeyler gelmediği sürece hiçbir şey yapmıyoruz...bu üzücü durumlar bize çok uzak gibi geliyor ve Allah Korusun deyip geçiştiriyoruz...Ama unutmayın ki sağlıklı bile olsak her an bizlerde birer engelli olabiliriz...Türkiye de 8.5 Milyon Engelli vatandaşımızın olduğunu biliyor musunuz? Çok büyük bir rakam değil mi? Bu kadar çok oldukları halde onları çok sık göremiyoruz çünkü çok büyük bir çoğunluğu evlerinden çıkamıyor ve çıkmak istemiyor...Engelli olmaları onların değil bizim suçumuz..Sadece para kazanmak için yapılan bozuk ve plansız yollarda meydana gelen kazalar...Yeterli emniyet tedbirleri olmayan pahalı ama içi boş arabalar...İş güvenliği tam olarak sağlanmayan çalışma koşulları...Kısa sürede ehliyet alarak trafiğe salınan trafik canavarları...Töre ve "oy uğruna" yapılan akraba evlilikleri...daha fazla para için bilinçli olarak hormonla büyütülmüş besinler...bilinçsizce geçirilen hamilelik dönemleri...hain terör örgütünün acı sonuçlarından biri ; GAZİLİK...ve tüm bu üzücü sonuçları denetlemek ve en aza indirmek elinde olan ama İHMAL eden devlet adamları...8.5 Milyon kişi çok büyük bir rakam ve biz onlar için hiçbir şey yapmadık...40-50 tane tekerlekli sandalye dağıtmak bu milyonlar içinde çok az bir sayı ve bunların dağıtımı sırasında televizyondan izlerken bir şeyler yapıldığını sanıyoruz ama engelli vatandaşlarımızın sayısı hızla artıyor...LÜTFEN 1(bir) gün de olsa şunları yapmaya çalışın ya da düşününüz...Gözleri görmeyen bir kadında makyaj yapmak istemez mi?onun da beğenilmeye hakkı yok mu?....Ayakları olmayan bir adamın bir mağazanın ayakkabı reyonuna bakarken neler düşündüğünü biliyor musunuz? Duyma engelli olan bir erkeğin sevdiği kadının o güzel sesini duyamamasının ne olduğunu bilir misiniz? Tek bacaklı bir kız çocuğunun OKS sınavı için tercih yapmadan önce okulları gezerken "daha az basamaklı" okulları tercih listesine almak için basamakları saydığını biliyor musunuz? Konuşma engelli olan çalışkan yavrularımızın okullarda çok bildiği sorularda bile elini kaldırmadan beklediğini ve cevap vermek zorunda kaldıklarında kolay söyleyebildikleri harfleri kullanmak için nasıl büyük bir çaba harcadığını biliyor musunuz? Güneydoğuda bacağını ya da kolunu bizler için veren GAZİLERİMİZİN büyük çoğunluğunun eş,sevgili veya nişanlıları tarafından ilk 1 yıl içinde terk edildiğini biliyor musunuz? Bir engelli ailesi olmanın ne olduğunu biliyor musunuz? Engelli çocuğunuzun geleceği için endişe etmekten geceleri uyuyamamanın ne olduğunu bilir misiniz? Bacakları olmayan ve yürüyemeyen kız çocuğunun rüyalarında özgürce koşup oynarken nasıl mutlu olduğunu ve gülümsediğini bilir misiniz? Aynı kız çocuğunun babasına şu soruyu sorduğunda o babanın nasıl kahrolduğunu düşünebiliyor musunuz? : "baba biz cennete gittiğimizde benim iki bacağım olacak değil mi?"..Bazı soruları hiç sevdiklerinize sordunuz mu? Ve GERÇEKTEN asil bir cevap aldınız mı? Örneğin sevdiğiniz biri ile evlendiniz...akşam çok güzel bir düğün yaptınız..ve düğün dönüşü bir kaza sonucu gelin ya da damat iki bacağını kaybetti ve hayatının sonuna kadar yatağa mahkum oldu..bu durumda hayatın bazı güzelliklerinden mahrum olarak,büyük bir sadakat ile o yatağa mahkum eşi için canını dişine takıp o durumda bile onunla hayatı paylaşmak isteyecek ve ASLA pişman olmayacak kaç kişi tanıyorsunuz?( Böyle üzücü bir durumda bile asla ayrılmayı düşünmeyen,aldatmayan ve hayatı paylaşmaktan mutlu olmak demek= GERÇEK SEVGİ...)..isterseniz bu mesajı okuduktan sonra sizinle hayatı paylaşan ya da paylaşmak isteyen sevdiklerinize bir sorun bakalım...aldığınız "gerçekçi yanıtlar" sizin ne kadar şanslı olduğunuzun ve sevildiğinizin bir işaretidir...Ama bu kadar şanslı olmayan ve hayata küsen o kadar çok engelli insanımız var ki...Sevgiyi ve aşkı sütun gibi bir bacakta ya da pürüzsüz bir ciltte arayan bir toplumda engelli olarak hayatı paylaşacak birilerini aramak ne acı...neden bir görme engelli başka bir görme engelli ile evlenmek zorunda..ya da neden böyle insanlarımızı bir araya getirip evlendirmek isteriz? kalbin engelli olur mu? Gittikçe BENCİLLEŞEN bir toplumda engelli olmak çok zor...Lütfen tüm bunları bir günde olsa düşünelim...örneğin evde olduğunuz bir gün sabahtan akşama kadar tüm işlerinizi gözünüzde siyah bir bantla yapın ve sabah bağladığınız bantı hiç çıkarmadan geçirdiğiniz o bir günde görme engelli olmanın ne demek olduğunu daha iyi anlayın...ya da sabah bir kolunuzu bir iple arkadan bağlayın ve tüm günü tek kolla geçirmeye çalışın...o vatandaşlarımızı anlamak demek onlar için gerekeni yapacak bilince ulaşmak demektir..ve bu ÇOK önemli...Neden 550 milletvekilimiz arasında çok az sayıda engelli vatandaşımız var? Ülke yönetmek için kol ve bacak mı gerekir? Kolları ve bacakları tam olanların yaptıkları rezillikler ortada! Neden engelliler için kurulan derneklerde çoğunlukla engelli vatandaşlarımız çalışır? Duyarlı olmak için bir organımızı kaybetmek mi gerekir? Geçen gün dünya engelliler futbol turnuvası yapıldı ve bir çok ülkeden bacakları olmayan koltuk değnekli insanlar MÜCADELE verdi..bu karşılaşmaları izleyenler hayrete düştü...çünkü bu güzel insanlar o çok övündüğümüz futbol takımımızda oynayan futbolcularımızdan! çok daha hızlı koştular ve daha ataktılar (gerçektir...izleyenler görmüştür..)..ve asla yılmadılar...sonuçta devletimiz bu yılmadan mücadele eden futbolcularımıza 5 milyar gibi bir rakam ödül verirken kulübede oturup sakız çiğneyenlere 100 milyarlarca lira verdi...Lütfen şunu hiç unutmayalım; ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZ normal ve sağlıklı olan bizlerden çok daha AZİMLİDİR..ve onların hayata katılmaları için elimizden gelen küçük ya da büyük herşeyi yapalım...Bu İNSAN olmamızın en BÜYÜK işaretidir...HİÇ BİRŞEY yapmak istemeyenler; lütfen, en azından şunu yapın : ONLARA ACIYARAK BAKMAYIN...Küçük kız o kadar şekerdir ki yüzüne bakmaya doyamazsınız..doğuştan iki bacağı yoktur ve 4 yaşında olduğu için hala içinde bulunduğu durumu anlayamaz...televizyonda gördüğü çocukların iki bacağı olduğunu gördüğünde anne ve babasına hangi soruyu sorması gerektiğini bile bilemez...Bayramlık hiç kırmızı ve parlak ayakkabısı olmamıştır....ilk emekleyip adımlar attığını gören yoktur...ama o kadar tatlı,güzel ve masumdur ki...Bir gün babası işe giderken güzel kızına sorar : Kızım sana akşama gelirken ne getireyim? Babası 4 yaşındaki güzel kızının şeker ya da bebek demesini beklerken o güzel kız çok masum ve yürekten şunu ister:"Baba akşama gelirken bacaklarımı getirir misin? Dini kullanıp BİZLERİ bu durumlara sokan ve geleceğimiz için endişe içinde bırakan AHLAK ÖZÜRLÜ sorumuluların YOK OLDUĞU bir TÜRKİYE de ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZIN daha iyi şartlarda yaşaması dileklerimle...

ALINTI.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 449
favori
like
share