Mehmet yine tekerlekli sandalyesiyle pencereden her zaman olduğu gibi dışarıya bakıyordu.5 inci katta oturuyordu.Anne ve Babası vefat edince yalnız yaşamaya ve babasından kalan bu evde oturmak zorundaydı.İnsanların ona zavallı ve aciz olarak görmesinden bıkıp usanmış sokağa çıkmaya utanıyor ve korkuyordu.Günlerini hep evinde geçiriyordu.

Hayatta kimsesi yoktu sadece hayatında kardeşi kadar sevdiği arkadaşı Ahmet vardı.Ahmet işe giderken sabah uğrar gazete ve ihtiyaçlarını getirir akşamda hatırını sormak için uğrardı.

Birgün gazeteleri karıştırırken gözü arkadaş arıyorum köşesine ilişti.Birisi dikkatini çekmişti Kütahya yarı açık cezaevinden AYSEL arkadaşça yazışmak istediğini belirtmişti.

Ne kaybedebilirdiki nasılsa o hiçbir zaman birbirlerini görmeyecek sadece mektuplarla anlaşacaklardı.Hem engelli olduğunuda anlamayacaktı.Kendini ona detaylı anlatmasınada gerek olmayacaktı.Alal acele kendini ifade aden engelli olmadığını belirten mektup yazmaya koyuldu.Evinin adresinide P.K olarak belirtmişti arkadaşı Ahmet postaneden alacaktı gelen mektupları Aysel evinin adresini bile bilmeyecekti.


Kütahya Yarı Açık Cezaevi

Aysel 21 yaşında namus cinayetinden hapis yatmaktaydı.Çalıştığı işyerinin patronu onu cinsel taciz etmelerinden bıkıp usanmıştı patronunun ona tecavüze yeltendiği sırada onu öldürmek zorunda kalmıştı.20 Yıl ceza almıştı.Nasıl olsa cezaevinden çıkamam özgürlük hayal diye arkadaş arayışı içerisine girip gazeteye arkadaş arıyorum ilanı vermişti nede olsa 20 yıl geçermiydi.

Nihayet beklediği mektup Mehmet diye gençten gelmişti 26 yaşındaydı kısaca kendini tanıtmıştı.Hemen Mehmete cevap verme gereği duydu hayatında ilk defa birisi ona mektup yazmıştı içini bir sevinç bir heyecan kaplamıştı gece sabaha kadar ranzasında neler yazıcağını düşünmüş Mehmetin mektubuna cevap yazmıştı.

Mehmet Aysele yolladığı mektubunun cevabını almıştı.Diğer günlerde yazışmalar Aylar Yıllar sürmüştü artık mektuplarında arkadaşça yalnızlık geçen kelimeler aşk sözcüklerini almaya başlamıştı.Mehmet ilk defa sevdiğini sevildiğini yalnız olmadığını hissetmeye başlamıştı.

Birgün Aysel Mehmetten resmini istemişti.Mehmet yıkılmıştı ne yapacağını bilmez haldeydi resmini yollarsa Aysel engelli olduğunu anlayacak belki bir daha kendinle mektuplaşmayacağını kendisine farklı acıyan bir gözle bakacağını düşündü.Aklına Ahmetin resmini koymak gelmişti.Ahmet ısrarla yapma demesine rağmen onu dinlememiş Ahmetin resmini yollamıştı.

Aralarındaki aşk gittikçe büyüyordu özlem hergün dahada çok artıyordu aradan koskoca 5 Yıl geçmişti.Af çıkmış Aysel için beklenen özgürlük anı gelmişti ama Mehmetin adresi yoktu nasıl bulacaktı Mehmetten tahliyesine 1 hafta kala önce mektup yazıp buluşacağı yeri ve saati yazıcak oraya gelmesini isteyecekti,

Mehmet Ayselin tahliyesine çok sevinmiş ama yalan söylediğine engelli olduğunu söylemediğine pişman olmaya başlamıştı.

Randevuya gidemezdi ya onu reddederse ya ona acıyan gözlerle bakarsa yada alay ederse yalancı olduğunu duygularıyla oynadığını söylerse yapamazdı gidemezdi asla gitmemeliydi.Ama bu aşkada son vermeliydi ne kadar severse sevsin onu bir daha aramaması için Ahmetin gitmesini istemeliydi nede olsa onun resmini yollamıştı Ahmetten kendisini Mehmet diye tanıtmasını bu aşka son vermesini istedi.Ahmet istemeye istemeye arkadaşının isteğini yerine getirmeye gitti.

Aysel randevu verilen yerde bekliyordu.Ahmet Ayselin yanına gitti ve merhaba ben Mehmet dedi.Tanışmalarına 10 dakika geçmiştiki Aysel sen Mehmet değilsin dedi Ahmet şaşırmıştı nerden anlamıştı Mehmet olmadığını diye düşünürken Aysel Mehmetin ince kibar aşk sözcüklerini devamlı söz eden biri dedi sen o olamazsın bana yalan söylüyorsun ne olur Mehmete bir şeymi oldu söyle söyle diye ağlamaya başladı.Ahmet çaresiz bu yalana alet olmanın utangaçlığıyla evet ben Mehmet değilim adım Ahmet dedi ve olan biten her şeyi anlattı.

Aysel hışımla ayağa kalktı ve beni Mehmete götür dedi Ahmet çaresiz Ayseli Mehmetin evine götürdü kapıyı Mehmet açtı ve gözlerine inanamadı Aysel karşısındaydı şaşkın ve yalan söylediğine utanır haldeyken Aysel neden böyle bir şey yaptın yalan söyleme gereğini neden söyledin kendinden neden utanıyorsun ben seni bedenin görünüşün için değil ruhun için sevdim deyip Mehmetin boynuna sarılıp ağlamaya başladı.Mehmet şaşırmıştı ne diyeceğini bilemez haldeydi sevinçten mutluluktan Aysele sarılıp oda ağlamaya başlamıştı sabahlara kadar doyasıya sohbet ettiler hiç ayrılmamak üzere evlenmeye karar verdiler 5 inci kattaki evlerini satıp giriş kattan ev aldılar.Artan paraylada evlerinin eksiklerini giderdiler.

Aysel Mehmeti çok değiştirmişti.Mehmet artık sokağa çıkıyor insanlarla kaynaşıyor sivil toplum örgütlerine katılıyor hatta sokağa çıkmayan kendinden utanan engelliler için başkanlığını kendi üstlendiği dernek kurdu.Onlara hayatın ne demek olduğunu yaşamak için var olunması gerektiğini hayatın her dakikasının önemini umutlarının hiçbir zaman tükenilmemesini engelli olmanın diğer insanlardan farkı olunmadığını herkesin aşkı hayatı güzellikleri dış görünüşün önemli olmadığını anlatarak onlara moral vermeye çalışıyor.Tabikide en büyük desteğide eşi Aysel ve iki çocuklarından alıyor.


MUHİTTİN SATIR

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 409
favori
like
share
niluferlili Tarih: 27.04.2009 04:13
çok güzelmiş ya