TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Dr. Beyazgül geleceğe yönelik yapılan projeksiyonlara göre 2080 yılına kadar sıcaklığın ortalama 3.1 santigrat derece artmasının tahmin edildiğini dile getirdi. Dr. Beyazgül, iklim bilimcilerin bunun sonucu olarak yüksek enlemlerde yağışların artmasını, orta ve güney enlemlerde ise azalmasını beklediklerini ifade etti. Küresel ısınma sonucu iklimde bir bozulma olduğunu ve önlem alınmadığı takdirde bozulmaların artarak devam edeceğini belirten Dr. Beyazgül, şiddetli iklimsel değişmelerin yaşanacağının beklendiğini ifade etti. Son yıllarda yaşanan iklim değişiklerinin belirli bir alan veya dönemde kuraklığa sebep olduğuna dikkat çeken Beyazgül, kuraklık olgusunun iklim değişikliği ile birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

Türkiye'de farklı bölgelerin iklim değişikliğinden farklı etkileneceğinin altını çizen Beyazgül, ülkenin kuzey yarı kürede ve bir geçiş bölgesinde olduğunu hatırlattı. Bu nedenle Türkiye'nin küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkelerden biri olacağını dile getiren Dr. Beyazgül, Güneydoğu, İç Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinin daha çok etkileneceğinin tahmin edildiğini ifade etti.

Küresel ısınma ve kuraklığın su kaynaklarına doğrudan etki etmesi nedeniyle en fazla tarım sektörünü sıkıntıya sokacağınıın altını çizen Beyazgül, suyun dörtte üçünün tarımsal sulamada kullanıldığını ve bunun tarımsal üretimi sınırlayan en önemli faktör haline geldiğini belirtti. Türkiye'de son yıllarda en kurak mevsimlerin yaşandığını ve kuraklığın artacağına yönelik tahminlerin ilgili kuruluşlarca yapıldığına vurgu yapan Beyazgül, Türkiye'nin en kurak mevsimini 2007 yılında yaşadığını en çok etkilenen bölgelerin ise Ege, Marmara, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu olduğunu hatırlattı. Bunun sonucu olarak bazı önemli hububat merkezlerinde kayıpların yüzde 40-50 oranına ulaştığını ifade eden Beyazgül, buğday üretiminin ise 20 milyon tondan 17,2 milyon tona gerilediğini dile getirdi. Beyazgül, dünyada da benzer gelişmelerin yaşandığını, bunun doğal sonucu olarak fiyatlarda artışlar oldğunun altını çizdi.




Türkiye'nin sahip olduğu iklim, toprak, su ve biyoçeşitlilik potansiyeli dikkate alındığında bu etkileri en aza indirecek çözümleri de içerisinde barındırdığına vurgu yapan Beyazgül, alınacak önlemlerin başında bunların korunması geldiğini dile getirdi. Beyazgül, iklim değişikliği ve biyoenerji arzının yarattığı güçlüklerle mücadele etmek için iklimle uyumlu ve sürdürülebilir üretim tekniklerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bakanlık olarak yağmurlama, damla sulama teknikleri, daha az su ihtiyacı olan bitki türlerinin yetiştirilmesi gibi tedbirler aldıklarını ifade eden Beyazgül, su kaynaklarının korunması, kirletilmemesi ve tasarruf edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 247
favori
like
share