GÖRÜNGÜBİLİMİN KURUCUSU


MANTIK BİLİMCİSİ


FİLOZOF, MATEMATİKÇİ

8 Nisan 1859'da Moravya' da Prossnitz' de doğdu, 27 Nisan 1938'de Freiburg' da öldü. 1876' da Gymnasium' u bitirdikten sonra Berlin ve Viyana Üniversitelerinde fizik, matematik, gökbilim ve felsefe okudu. 1882' de Viyana Üniversitesi' nde felsefe doktoru sanını kazandı. Bir süre Berlin Universitesi' nde ünlü matematikçi Karl Weierstrass' ın yanında asistan olarak çalıştı. 1883' te matematiksel çözümlemeler içeren çalışmalarıyla üne kavuştu. Brentano ile felsefe ve ruhbilim konularında çalışmak üzere Viyana' ya, 1886' da Halle' ye ruhbilimci Carl Stumpf' un yanınaa gitti. 1887' den 1901' e değin öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1901-1916 arası matematikçi David Hilbert' in çağrısı üzerine Göttingen Üniversitesi' nde felsefe ve matematik okuttu. Bu süre içinde W. Dilthey ve M. Scheler gibi filozoflarla ilişki kurdu. 1916' dan, emekliye ayrıldığı 1928' e değin Freiburg Üniversite si'nde ordinaryüs profesör olarak görevini sürdürdü.
HUSSERL' İN FELSEFESİ
Husserl' in felsefeye karşı ilgisi matematik alanındaki çalışmalarını sürdürdüğü yıllarda başlamıştır. Ancak bu başlangıç felsefenin matematikten kaynaklandığı anlamına değil, felsefenin öteki bilimlerden bağımsız bir varlık alanını konu edindiği anlamına gelir. Husserl için önemli olan daha önceki felsefe çığırlarından birine bağlanmadan, felsefeyi başka bir bilimin buyruğu altına sokmadan, özgün bir araştırma dizgesi durumuna getirmekti. Bu anlayışla yola çıkan düşünürün ilk işi de, kendi geliştirmeye çalıştığı yeni bir yöntemle, felsefenin bağımsız bir varlık alanını içerdiğini ileri sürmek oldu. Ona göre felsefenin nesnelerden (Sachen) oluşan, kendine özgü bir alanı vardır. Ancak bu alanı oluşturan Sachen ya da Phainomenon gibi kavramlarla açıklanan varlıklar, alışılagelenin dışında, özel bir anlam taşır. Felsefenin yapması gereken, bu kavramlarla anlatılan varlık alanına girmek, fenomenlere (görüngülere) dönmektir (zürück zu den Sachen). Bu işlem ona uğraşacağı varlık alanını bulduracak, ele alacağı sorunlar için gerekli çözüm yöntemini verecektir. Bu yöntem fenomenlerle ilgili düşünme biçiminden kaynaklanan, varlığın doğal niteliklerine değil de özüne (Essentia) yönelen tutumu (Einstellung) gerektirir. Bu tutum ise ortada duran varlıkla, kişiye doğada verilenle, duyularla algılananla bağlantılı değildir, yeniden bulunması, görülmesi gerekeni aramakla ilgilidir.
Kaynakça: 1-) Türk ve Dünya Ünlüleri Ansıklopedisi-Anadolu Yayıncılık-

FENOMENOLOJİ
Husserl'in geliştirdiği fenomenolojinin (görüngübilim) konu edindiği varlık alanını bulmanın yöntemi iki öğeden oluşur. Bunlardan biri indirgeme (Reduktion) öteki düşünme (Reflexion) adım alır. indirgeme ele alınacak nesneyi yeniden bulmaya ve araştırmanın yolunu belirlemeye yarar. Çünkü bu varlık alanı öteki bilimlerin konuşu dışında kalır. Bu alan ortada ya da verilmiş değildir, bulunması, görülmesi, ortaya çıkarılması gerekir. İndirgeme yöntemi nesneyi bütün deneysel öğelerinden, niteliklerinden ayırmaya yarar. Husserl bu işlemi "ayraç içine alma' diye niteler. Burada nesnenin biçimi, ağırlığı, boyutları, türü, rengi, bütün görünen özellikleri bir yana atılır, "ayraç içine alınır". Bu yöntemle biri aşkın, öteki içkin olmak üzere iki türlü öz (Wesen/Essentia) elde edilir. Aşkın özler nesneyi somut gerçekliğinden, "burada", "şurada" oluşuna bağlı niteliklerden ayırmakla sağlanır. İçkin özler ise daha geniş, daha ileri aşamada bir indirgemeyi gerektirir. Bu işlemde bütün sanat ürünleri, toplum kurumları, soyut varlıklar evreni, hukuk, din, ruhbilim verileri, görüşler gibi varlık türleri, görüngübilimin ilgi alanı dışında kalan ne varsa ayraç içine alınır, yok sayılır. Bu aşamadan sonra, görüngübilimin ilgilendiği, kendine konu edindiği, "salt bilinç alanı" denen varlık katına ulaşılır. Bu alan "bilinç varlığı" adı verilen temel varlıktır, bütün varlığın tabanım oluşturur.
Görüngübilim yönteminin ikinci öğesi olan düşünme (Reflexion) bu varlık alanını inceler. Burada temel varlık olarak "salt ben" bulunur. Bu alanın elde edilmesi için önce indirgeme işlemi uygulanır, sonra ikinci öğeye, düşünmeye geçilir. Bu durum, görüngübilim yöntemini oluşturan, iki öğenin birbiriyle bağlantılı olduğunu, ikincinin, birincisini gerektirdiğini gösterir. Bu gereklilik de "salt bilinç" ile "salt ben "i oluşturan varlık alanlarının birbirine yakınlığından kaynaklanır.
Kaynakça: 1-) Türk ve Dünya Ünlüleri Ansıklopedisi-Anadolu Yayıncılık-

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 346
favori
like
share