2008 yılı içerisinde de pek fazla bir şey değişmedi ne yazık ki; insan ruhunu ve duygusal zekasını teğet geçerek, en ilkel içgüdülerimizi harekete geçirmeyi marifet sayan, bomboş, “tam takır, kuru bakır” oyunlar sardı sektörün dört bir yanını... Arada bir Mirror’s Edge’in gelip denge kavramımızı altüst etmesi, Dead Space’in saklandığı perdenin arkasından uzunca bir “BÖÖÖ!” çekip olay mahalini terk etmesi ya da -bu kez diğerine göre nispeten daha çarpık olsa da- Crysis’in ikinci kez Türkçe konuşması sektöre ufak bir hareketlilik getirmiş ancak bu nazik esinti ne kırılan kalplerimizi onarmaya, bayraklar indi, duvarlar yıkıldı, gölgeler kana bulandı ve çok geçmeden 2008 yılı da diğer yıllar gibi teslim bayrağını çekti. Oyuncular olarak kabullenemesek de koskoca bir yıl daha böylece geçip gitmiş oldu.

İşte bu dosya konusu da tam bu noktada devreye giriyor. Hep birlikte, 2008’in en kötü oyunlarını masaya yatırıyoruz ve her biri bir “sabır testi” niteliği taşıyan bu oyunlardan sınıfta kalanları kızgın lavlara atıveriyoruz.
Bayanlar ve Baylar, işte karşınızda 2008'in en kötü oyunları.10.Too Human


Too Human, duyurulduğu andan itibaren özellikle sıra dışı senaryosu ve aksiyon ile RPG türlerini muhteşem bir görsellik eşliğinde oyuncuya sunan yapısıyla tüm Xbox 360 kullanıcılarının ağızlarının suyunu akıtıyordu açıkçası. İnsanlar ile makineler arasındaki sonu gelmeyin savaşın gidişatını değiştirmek ve evrendeki dengeyi, barışı sağlamak adına üretilmiş, sibernetik olarak güçlendirilmiş “insan tanrılar” mümkün olduğunca güçlü olmaya çalışacakken, sözde “makine” olarak nitelendirilen diğer güruh da çok da etik olmayan bir yoldan, insan parçaları toplayarak daha fazla insanlaşmaya çalışacaktı. Üstelik yapımcı Silicon Knights’ın, üstünde ısrarla durduğu devrimsel bir kontrol sistemi de her şeyin kusursuz olması için oyundaki yerini alacaktı. Peki, tüm bunlar oyunun doğal akışı içerisine düzgün bir şekilde yedirilebildi mi? Tabii ki hayır! Bu kadar bekledikten, üzerinde düşündükten sonra Too Human her yönüyle sorunlu, tamamlanmamış bir oyun olarak karşımıza çıktı ve tarafımızca imha edildi. Hakkında konuşmak yasaklandı, konuşanlara caydırıcı cezalar verildi ve haliyle unutuldu gitti...

9.Iron Man


Şahsıma göre Iron Man, şimdiye kadar yapılmış en iyi Marvel filmi olsa da, oyunu için aynı şeyleri söylemek güç. Kendileri gayet de zaman öldürmek için bile oynamayacağınız, oyuncuya uçmak dışında başka eğlenceli bir alternatif sunmayan, PlayStation 3’ün gücünden zerre yararlanmayan basit bir film oyunudur. Böyle bir oyundan yiyecek - içecek almamanız, mümkün mertebe de uzak durmanız önemle rica olunur!

8.Castlevania Judgment


Tam anlamıyla bir Soulcalibur kopyası! Evet, evet; amcalar resmen Soulcalibur’un mekanlarını ve kullanılan renk paletini almışlar, sadece karakterleri ve buna mukabil isimleri değiştirerek piyasaya Castlevania Judgment diye çıkarmışlar. “Yuh!” diyor, pişkinliğin böylesine şapka çıkarıyor ve bu oyunu Soulcalibur IV zannederek alıp mutlu mesut evine koşan oyuncuları teselli etmek adına yola çıkıyoruz.

7.Conflict Denied Ops


Conflict: Denied Ops, senaryo konseptini son günlerde popülerliği oyun dünyasında iyice artan “dinamik ikili” muhabbetine yaslayan bit yapım. İlk oyundan da hatırlayacağımız tecrübeli keskin nişancımız Lincoln Graves’in yanına, genç ancak işini bilen ağır silahlar uzmanı Reggie Lang katılıyor ve nispeten tamamlanmış bir ekiple asla çıkmak istemeyeceğiniz maceramız başlıyor. Peki, neden istemiyoruz bu macerayı, hemen onu izah edeyim: Oyunda yapay zeka diye bir şey yok! Düşman demeye bir türlü dilimin varmadığı askerler, -istisnasız- attığınız tüm el bombalarının yanında bilinçli olarak bitiveriyor ve sizi gördüğü zaman daha rahat vurasınız diye direkt kültür fizik hareketleri yapmaya başlıyor. Bu ne ya?

6.Haze


Oyunda John Carpenter isimli bir elemanı canlandırıyoruz. Carpenter, savaş bölgesinde Promised Hand olarak tanınan gizli bir örgütün giriştiği soykırımı engellemek için Martel firmasının bölgeye yolladığı ve vücutlarına zerk edilen bir sıvıyla savaşta son derece ölümcül hale gelen tecrübeli askerlerden bir tanesi. Yakıyor, yıkıyor, öldürüyor ve az önce bahsettiğim sıvı sayesinde ne vicdan azabı duyuyor, ne de yaptıklarını hatırlayabiliyor... Sevdiniz mi? en zayıf oyunlardan biri. Yapay zeka sıfırın altında -38 derecede kaderine terkedilmiş, grafik yok, sunum ve senaryo da yok. Eh, o zaman sana verecek paramızda yok Haze!

5.Turok


Ve geldik listemizin beşinci sırasına... Kendileri bundan seneler evvel çizgi romanları ve kaliteli oyunlarıyla sevenlerin gönlünde tahta kurmuş ancak bu başarının hemen akabinde konsollara çıkan birbirinden tırt oyunlarla sevenlerini ciddi şekilde üzmüş bir seridir... Propoganda Games\ geçtiğimiz yıl içerisinde çıkardığı oyunuyla seriyi yeniden diriltmeyi amaçlasa da, yaptığı tek şey seriyi seven azınlığı da bu yapımdan soğutmak olmuştur. Dinozorlar sevimli olsa da gerisi yalandır, fasa fisodur.

4.Sonic Unleashed


Yok, olmuyor! Bir türlü kontrol edemiyorum bu mavi canavarı... Prince of Persia’yı, God of War’u ve hatta aklınıza gelebilecek neredeyse tüm aksiyon / platform oyunlarını bitirdim ancak bu karakteri kontrol edebilmem için yaklaşık olarak bir 21 parmağımın daha olması gerekiyor. Tek sorun kontroller de değil elbette; bölüm tasarımları feci, grafikler kötü, senaryo kötü, hatta inanamayacaksınız ama Eggman bile kötü!

3.FaceBreaker


Bu oyun için ne söylenebilir, inanın hiç bilmiyorum. Grafikleri ve animasyonları muhteşem, işini bilen ve bu işe para harcamaktan çekinmeyen ellerden çıktığı çok belli. Peki ya oynayış? İşte FaceBreaker, belki de son 10 yılda çıkan oyunlar arasında oyuncuya bu konuda en az özgürlük tanıyanı. Görsel olarak laf edemesek de oynayış olarak birbirinin kopyası karakterler, sadece artarda vurmak ve gard almaktan ibaret olan dövüş sistemi, maçları hızla kazanmak için yalnızca tuşlara hızlı basmaya mahkum edilmiş oyuncular... Peh!

2.Legendary


Tamam, oyun dinamikleri berbat, Pandora’s Box gibi bir materyal ancak bu kadar rezil kullanılabilirdi, Yunan Mitolojisi ancak bu kadar kötü işlenebilirdi. Hepsine eyvallah ancak o kullandığınız grafik motoru nedir kuzum? Sözde Unreal 3 gibi güçlü bir motor kullanmışsınız ama biz niye anlayamadık? Eh, elinize hazır gelmiş bir grafik motorunu bile böyle kullandıysanız yazdığınız senaryoyu da yadırgamamak, “he” deyip geçmek lazım. Hayır, bir de elinizde Boiling Point gibi nispeten başarılı bir oyun vardı, neden yaratana sığınıp bir devam oyunu çıkarmadınız? Eminim bu hilkat garibesinden daha güzel olurdu!

1.The Incredible Hulk


İşte o oyun! İşte zirvemizin bir numarası! Yalnız peşin peşin söyleyeyim; bu oyun kötü değil, komik ve hatta devrimsel! Peki neden? Hemen bunların sebeplerini belirtelim. Bir defa ilk kez Hulk ile bir oyunda, bir gökdelene sille tokat girişebiliyoruz. Evet evet; New York şehrinde yerini almış her binanın bir sağlık barı var ve biz Hulk ile bu binalara meydan dayağı atıp onları toplum içinde rencide ettiğimizde bu bar doluyor ve yıkılarak, çevreye milyonlarca dolar vermesi gereken bu devasa yapı, ilahi bir şekilde ortadan kayboluyor! Bunun dışında oyunda görevler, yan görevler, ana görevler falan mevcut ancak bunların hepsi birbiriyle aynı. Yani oyun size söylemediği sürece senaryo görevlerini mi takip ediyorsunuz, yan görevi mi takip ediyorsunuz yoksa şehirde boş boş geziyor musunuz, anlamak mümkün değil. Grafikler, sanırım o departmandaki elamanların klavyenin tuşlarına rasgele basmasıyla kodlanmış. Hmmm, sanırım 2008’in en tembel oyunu ödülünü de The Incredible Hulk’a verebilirmişiz, ne dersiniz?

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 311
favori
like
share