[FONT="Franklin Gothic Medium"]Gün, bir gün evvelki yorgunluğunun üstüne yeniden ışıldayarak doğuyordu. Rüzgarı, yağmuru, soğuğu, sıcağı aldığından, bir tarafına dayanmış duuruyordu. Sabahın sükunet içindeki sessizliği, aniden keskin bir gıcırdamayla bozuldu. Üstü başı yırtık, elbisenin içinden senelerin yıpranmışlığıyla uzanan bir el, onu dayandığı taraftan kaldırdı. Kalkan, hepimizin çocukluktan hatırladığımız, üstüne çıkıp çeşitli oyunlar oynadığımız tattıravalliydi. Adam tattıravallinin karşısına geçip onun dengede kalabilmesini seyretmek istiyordu.
Çocukluğumuzun o kesitini, bir anda hatırlarız.

Çocuk parkına koşar, o oyuncak benim, bu oyuncak senin, koşturur dururuz. Birbirimizden kaptığımız oyuncaklarla ileri ki yaşlarımızın yaşam serüvenlerinin antrenmanlarını yaparız. Sınıflarda derslere girer, sınavdan geçeriz. Sonrasında geçtiğimiz sınavdan kırık not alsak ta tekrardan sınava hazırlanır. O dersten başarılı olmaya çalışırız. Bununla birlikte de çoğu kez, ‘’Hayat öyle mi? ‘’ denmiştir bize. Bize verdiği dersten sonra o an hayatın geri bildirimi ile dersimizi alırız. Yaşadığımız, başımıza gelen bir olaydan hep bir tecrübe, ders çıkarmaya çalışırız. Okul ile hayat birbirine zıt gibi gözükür.
Peki, okulda sınavlara hazırlanacağımız gibi önceden hayatın sınavlarına hazırlanabileceğimiz bir yer, bir ortam yok mudur?
Olmaz mı, hem de bütün haşmetiyle çıkar karşımıza çocuk parkları. Bir düşünsenize tattıravallinin bir ucunda sen, bir ucunda onunla oynamaktan zevk aldığın oyun arkadaşın. İlk başlarda tattıravalli de keyif yaşanır. Keyif yaşanır yaşanmasına da onda oynamak için diğer oyuncaklara nazaran çok sıra beklenmez.
Kısaca yaşananacak zevkin, bedel ödenmesine gerek yok gibi gözükür. Bizlere, çocukluk yıllarındaki bir denge oyuncağı gibi gözükür. Diğer oyuncaklar, bize çok büyük zevk vermiştir. Onlar için çok sıra beklenir. Bunlara rağbet çok fazla olur.Yeni kuşak çocuk parkının oyuncuları, arasında olmaya da devam etmektedir. Yukarıdan aşağı inen kaydıraklar, zirvelere çıkan salıncaklar, güç gerektiren demir parmaklıklar.
Salıncakta, zirvelere çıkmanın heyecanı ve zevkiyle çığlıklar yükselmeye başlar. Diğer taraftan parmaklıklarda, ‘’ Bak nasıl tırmandım üstüne.’’ diye caka satmalar. Kum havuzunda, elinin içinden kayıp giden zaman gibi kum taneleri. Tattıravvalli öyle mi hayatta sıkı sıkıya iki ayakla bağlanmıştır yere. Tüm haşmetiyle yere basar. Parkın bir köşesinde yıllara, yağmura, toza, pasa karşı mağrur bir şekilde durur.
Üstüne çıkanlar bir aşağı, bir yukarı inip çıkarlar. Devamında da bu oyuncağın üstünde birbirini sınamalar başlar. Biri, diğerine ‘’Bak, ben senden daha güçlüyüm. Aşağı in inebilirsen.’’ der ve karşısındakini havaya kaldırır. Havaya kalkan, bir taraftan aşağıya inmeye çalışır. Bir taraftan da ‘’İndir beni buradan, aptal.’’ diye ağzına geleni söylemeye başlar.

Gerçek güç hayatta, yetki ve sorumluluğu kendinde bulundurabilmektir. Gerçek güç, tattıravallide, üstte olmak veya tattıravalliyi aşağı indirebilmek değildir. Karşısındaki kişiyi havaya kaldırabilmek için tüm gücümüzle bastırırız. Sonrada oyuncağın bir ucunda yukarıya çıkan kişiyi pasifleştirir. Akabinde de ağzına gelen bir çok lafı sıralamasına neden oluruz. Tattıravallinin hayat dersi çok hoştur. Değişimin, ters yönde olduğunu bize söyler. Biz ise çocukluk yıllarında gücün, tattıravallide karşısındaki arkadaşını yukarı kaldırmak olarak zannederiz.
Aşağıya doğru gücümüzü uygulayarak aktifleşen biz oluruz. Karşımızdakini yukarı çıkarıp, onu pasifleştirip, onun bize kızmasına neden gene kendimizizdir.
Keyifli olanı bu oyuncakta karşımızdakiyle uyumlu oynayabilmektir. İşte hayatta böyledir yaşananlarıyla ve bizim o hayata ektiklerimizle.
Karşındakine güçlü oldukça, zalimleştikçe yaşam hakkın elinden gider. Zayıf kalıp acizleştikçe de yaşam gücün elinde kalmaz.



‘‘Eli görmeyen kişi, yazıyı kalem yazdı sanır.’’ Mevlana

Gerçek güç, çocukluktaki yaşadıklarımız ve oyunlarımızın hayata hazırlayan bir ders olduğunu bilmemizden oluşur. Hayatın dengesinin karşılıklı yaşadıklarımızdan geçtiğini anlamamızdan geçer.


M.Orhan Müftüoğlu

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 424
favori
like
share
yılmazsan35 Tarih: 27.04.2009 17:37
ellerine,emeğine sağlık