EVCİLLEŞTİREBİLDİK Mİ?!

İnsanoğlu kendine hep sadık ve sıcak bir dost aradı. Sadık dostunu buldu: Köpek. Ya evdeki sıcak köşeleri kapan kedi? O da insanın özgürlükçü asi duygularını okşadı hep. Kimi insan onu çok sevdi. Kimi de nefret etti, ancak yine de ona ihtiyaç duydu. Kediler ve insanlar arasındaki bu ilginç birlikte yaşam nasıl başladı biliyor musunuz?..



Yazar Bilge Karasu, başarılı bir insan-kedi birlikteliğinin sırrını "Kedi sevmek, kedinin kendisini seven kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir" şeklinde özetlemişti. Binlerce yıllık birlikte yaşamlarında, kedi, insanın günlük kaygılarının bir parçası olmayı asla istemedi. Çalışmak, onun için katlanılmaz oldu hep. Keyfini bozacak hiçbir şeye izin vermedi. Kendisi istemediği sürece, ne pişman oldu, ne utandı ne de şefkat aradı. Bir ev hayvanı gibi görülse de, asla bir köpek gibi itaatkar olmadı.

Bazı insanlar bu gerçekle yüzleşince incindi ve katı bir kedi düşmanına dönüştü. Amerikalı veteriner hekim Louis J. Camuti "İnsan kediden ya nefret eder ya da çok sever" diyor. Kedi, çoğunlukla ev içinde zaman geçirse de, aslında canının istediği şekilde davranan bir "ev arkadaşı" dır sadece. Sahibini bir dost değil, yaşadığı ortamdaki herhangi bir nesne gibi algılar. Ona göre kedi insana değil, insan kediye aittir. Yine de Homo sapiens, bu mırıltılı "mutfak kaplanları" ile sıcak ve duygusal bir ilişki kurdu. Zaman içinde insanın yoldaşı haline gelip, özellikle kentlerde en sevilen ev hayvanı listesinde köpeği de geçerek birinci sıraya yerleşti. Kırsal kesimlerde ise, gönüllü avcılık da yapıyor; depolardaki yiyeceklere göz diken fare ve sıçanları, hatta yılanları yok ediyor. Kemirgenlere duyduğu bu iştahın, kediyi insanla karşılaştıran ilk neden olduğu sanılıyor.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 422
favori
like
share