Vahşileşen Bir Dünya - Hikaye - Vahşileşen Bir Dünya Hikayesi

"Önce doğruları bilmek gerekiyor;
doğru bilinirse yalnışlarda bilinir,
ama önce yalnış bilinirse doğruya
ulaşılamaz"
Farabi

Dünyadaki silah çeşidi arttıkça insanlığın mutluluğu da azalıyor. Silah üreten ülkeler zenginliklerle donanırken, yoksul ve gelişmemiş ülkelerde açlıktan ölenlerin sayısı gün gün artıyor. İnsanlık, bir miligramı binlerce canı yok edecek zehirlerin pençesinde can verme gününü beklemektedir.

Savaş ilkel insanda bir baskı yaratma biçiminde yansımıştır. Kendi dışındakileri ortadan kaldırma, ilkel insanın kendi eğemenliğini kurmasıdır. İnsan doğasında çöreklenmiş olan ilkellik katliamını kahramanlık sayıyor. Çağdaş ilkelliğin batağında kurtulamıyor insan oğlu. Başkalarını yok etme duygusu aslında doğamızın eğemenliğine yönelmek ve ilkelleşmektir.

Savaş bir şiddet hareketidir ve bu şiddetin sınırı yoktur. Diğer taraflardan her biri diğerine iradesini kabul ettirmek ister, bundan da karşılıklı bir eylem doğar ki, kavram olarak ve mantıken, sonuna kadar gitmeyi gerektirir. İnsanlar arasındaki çatışma aslında değişik unsurlara bağlıdır: İlkellik, düşmanlık duygusu ve düşmanlık niyeti.

En hırslı, en vahşi, en içgüdüsel nefret duygusu bile, düşmanca niyetler olmadan düşünülemez. Örneğin, vahşi kabilelerde duyarlılığın esindirdiği niyetler, uygar milletlerde ise aklın emrettiği niyetler ön plandadır. Bununla birlikte, bu fark vahşilikle uygarlığın öz niteliklerinden ileri gelmeyip bir takım koşullara, kurumlara, v.b. bağlıdır. Bir kelime ile ifade etmek gerekirse, en uygar milletler bile vahşi bir kinin canavarı kesilebilirler.

Hemen her gün dünyanın bir çok yerinde bombalar patlıyor. Şarapneller, akıllı(!) bombalar, tanklar, savaş uçakları, helikopterlerle canlı insanlar üstünde testler yapılıyor.
Diğer yandan cennet vaadiyle bir çok genç canlı bomba ve intihar eylemcisi olarak kullanılıp kendi hayatına ve sıradan insanların hayatına kıyabiliyor.

Hepimiz biliyoruz ki, savaş ilkelliktir. Önemli olan insanın kendi içindeki canavarı öldürüp, kan dökme duygusunu geçmiş dönemlere bırakmasıdır.

Günümüzdeki savaşlara bakarsak ileride nasıl bir savaşın insanlığı beklediğini kestirmek hiç de güç değildir. Ve bu savaşlar giderek daha da korkunç bir hal alacaktır. Bir tek silahın nice insanı yok edebileceği gibi , ilacı olmayan mikroplarla insanın kanı kurutacak ve insan soyunu yok edecek kadar güçlüdür.

Savaşın yarattığı çok yönlü bir egemenlik tüm ülkeler üzerinde geliştiriliyor . Toplumsal gelişmeleri, ekonomik dengeyi darma duman ediyor.

Henüz gelişimini tamamlayamamış ülkeler savaş gereci yapmaya özendiriliyor, özenlendirmekle kalmıyor, bu ülkeler süper ülkelerin eskimiş silahlarının çöplüğüne dönüştürülüyor. Bu ülkelere her silah girişi ile, açlar ordusuna açlar katılıyor. Silahlandırma az gelişmiş ülke insanın kanına ekmek doğramaktır. Böyle olmakla beraber her ülke silah yarışı içinde görünüyor.

İnsanın kendini aşması ve içindeki barış duygusunun engellendiği gibi, bu duygular bile başkalarının tekeline giriyor. Kan dökme duygusuyla gözleri dönmüş kitleler çoğalıyor. Gün gün insanın gelişme ve direnme duygusu da kırılıyor.

Kimse güçlü ülkelerin terörüne ve küstahlığına "dur" deme cesareti gösteremiyor artık.

Yeni Dünya düzeni dedikleri aslında, globalleşen ve gittikçe vahşileşen bir Dünya!

Dilerim genede insanlık, bir gün direnme ve gelişme gücünü kullanarak, kendi gelişimini gerçekleştirir ve barışını kurar.

Nuri Can

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 266
favori
like
share