Terörizm Nedir - Terörizm hakkinda bilgiler

Giriş

Terörizm konusunda karşılaşan en önemli sorun terörizmin tanımının yapılamamasıdır. Aynı kişinin aynı fiilden dolayı bir devlette özgürlük savaşçısı diğer bir devlette ise en affedilemez suçları işleyen bir hain olarak nitelendiriliyor olması terörizmin ortadan kaldırılmasının önündeki en büyük engeldir.
Terörizm bütün dünya devletleri tarafından ya da en azından etkili olduğu kabul edilebilecek çoğunluk tarafından onaylanmış bir tanımı yoktur. Aksine herkesin kendine göre başka bir terörizm tanımı vardır.
Doğrudan siyasal güçleri çok az olan ya da hiç olmayan guruplar, terörizme baş vurarak toplumda sahip oldukları siyasal ve sayısal güçleri ile hiçte orantılı olmayacak ölçüde geniş etkiler yaratmışlardı. Terörizm yaygın endişe ve korku doğurarak kamuoyu yaratıp, bazı hükümetlerin toplumdaki küçük gurupların isteklerini kabul etmelerini sağlamıştır. Bu durum, küçük fakat örgütlü çabalarda büyük sonuçların elde edilebildiği terörizmi, bazı siyasal guruplar için çekici bir seçenek durumuna getirmiştir.
Ulusal terörizmin önlenmesi doğrultusunda yaptıkları çalışmalarda ortak bir terörizm tanımında uzlaşamayan devletler, yaptıkları terörizmin önlenmesi amaçlı sözleşmelerde, bazı fiilleri konu alarak bu fiilleri ulusal hukuk sistemlerinde suç olarak düzenleme, bu suçu işleyenleri siyasal suçlu sayılmasına ve bunlara sığınma hakkı tanımayarak yargılama ya da iade etme yükümlülükleri üstlenme yoluna gitmişlerdir.

Terörizmin tanıtımı.

Terörün gerek kavram olarak gerekse içerik olarak akademik araştırma konusu olarak incelenmesi çok eskilere dayanmaz. Yakın zamanlara kadar daha çok bir güvenlik sorunu olarak incelenmeye çalışılmıştır(1).Soğuk Savaşın gölgesinde gelişen terörün önemini artmağa başladığı 1960’lardan önce devletler ve uluslararası sisteme yönelik sınırlı bir tehdit olarak algılanmıştır. Terörün uluslararası istikrar açısından önemi Soğuk Savaş döneminde anlaşılması ile birlikte terörizm akademik çalışma,kitap ve makale konusu haline gelmiştir.
Terör kelimesi Latince’den gelmektedir. Kelime anlamı “korkudan titreme” veya “titremeye sebep olma”dır. Fransızca Petit Robert sözlüğünün kelimeye “bir toplumda bir grubun halkın direnişini kırmak için yarattığı ortak korku” anlamını verdiği belirtilmektedir.(2).
Terör kelimesinin bugünkü anlamında, ilk defa Fransa’da, Fransız Devriminden sonra kullanıldığında herkes hem fikirdir. Devrimden sonra 1793 Martında 1794 Temmuzuna kadar süren dönem “terör rejimi” veya “terör dönemi” (reign of terror-regime de le terreur) olarak adlandırılmıştır(3).
Literatürde terör kelimesi bazen şiddet (violence), siyasal şiddet (political violence), hatta anarşi (anarchy) kelimeyle eş anlamla olarak kullanılmaktadır (4).
Türkiye’de yıllarca teröre karşılık olarak sadece “anarşi” kelimesi kullanılmış, son yıllarda bu kelime terk edilerek terör denilmeye başlamıştı. Halk dilinde teröristlere verilen ad ise uzun süre “anarşist” olarak kalmıştır(5).Terör kavramının Türkçe’deki karşılığı “yıldırma,korkutma”dır(6).”Terör” ve “tedhiş” kelimeleri aynı anlama gelmektedir;ancak “tedhiş” Arapça’dan geldiğine göre onun Türkçe karşılığı “yılgı” olacak (Türk Dil Kurumu).
Günümüzde en çok kullanılan bir kavram olmasına rağmen terörün (yılgının ) yerleşmiş bir tanımı yoktur. Değişik acılardan değişik tanımlar elde etmek mümkündür. Genellikle verilen tanımlar ekseriyetle aynı anlama gelmektedir. Diğer ülkeler acısından da üzerinde tam olarak uyuşulmuş bir tanıma rastlanamaz. Siyasal rejim farklılıkları nedeniyle değişik düşüncelerden hareket edilmekte ve değişik tanımlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle kelimenin sözlük anlamından yola çıkılarak şu şekilde bir tanıma rastlamaktayız:”Terör insanları yıldırmak,sindirmek yoluyla onlara belli düşünce ve davranışları benimsetmek için zor kullanma ya da tehdit etme eylemidir”(7).Diğer bir tanımda, Taner’in bir makalesinde rastlamaktayız. Bu tanımda terör “...korku ve endişe ile dehşet ve genel bir huzursuzluk hali oluşturacak nitelikte fiil ve hareketlerin işlenmesi olarak ortaya konulmuştur(8).Terörü, onu yaratan eylem yani terörizm aracılığıyla başka bir tanım verilmektedir. Bu tanıma göre:”Terörizm,kaçırmadan cinayete kadar uzanan ve amacı sindirme olan şiddet eylemlerine verilen addır”(9).Terörizmi her yönleriyle inceleyen bir makalede S.Dönmezer tarafından yapılan tanımlama da şu şekildedir:”...şiddetin,sosyal,ulusal,ırkı,dinsel,fesat çıkarıcı ve benzer diğer maksatlarla ve sosyal sınıflar arasında çatışma,savaş tahrik etmek üzere planlı ve hukuk dışı olarak kullanılmasıdır”(10).Terör kavramını hemen tüm unsurları ile ele alan bu tanımda şiddetin araç olduğu ortaya konulmaktadır. Keleş-Ünsal ise,müştereken yaptıkları bir tanımlamada;”...başlıca amacı siyasal iktidarı ele geçirmek isteyen güçlerin onu yıpratmak ve bu arada, sindirdikleri yığınları da sahipsiz kaldıkları inancına yöneltmek için,şiddet eylemlerinden yararlanmaktır” demektedirler (11). Tanımlardan da anlaşıldığı gibi terör kavramının içinde şiddet ve dehşet halleri söz konusu olmaktadır.
Terörizm karmaşık bir olgudur, kapsayıcı bir tanımını yapmak zordur. Bunun nedeni sadece her tanımın değer yargılan içermesi değildir. Terör olgusunun ayrılmaz bir parçası olan şiddet kullanma öğesinin zalim kadar mazlum tarafından da başvurulan bir savunma aracı olmasıdır. Her şiddet olayı, kullanan için “haklı” hedef grup açısından “haksızdır”. Hollandalı siyaset bilimci Alex P.Schmid 1936 ile 1981 yıllar arasında terörizmin 109 ayrı tanımının yapıldığının bahsetmektedir (12).
Hatta bazen aynı devletin değişen zaman içinde farklı tanımlar yaptığı da görülmektedir. ABD’nin terörizm tanımı kullandığı bilinmektedir(13).
Doğu Ergil,terörü aşırı korku ve yıldırma, hali olarak tanımlar. Terörizmi ise terörün eylem hali olarak değerlendirir. Terörizm korkutmak, yıldırmaktır. Terörizm adam kaçırmadan cinayete kadar uzanan ve amacı sindirme olan şiddet eylemlerine verilen addır. Nedeni ne olursa olsun, dehşet, aşırı bir algılamayı içerir. Bu aşırı algılama yüksek dozda korku gibi bir ruh halini, diğer yanda ise o durumu yaratan fiili ya da olası şiddet halini kapsar. Şiddet eylemi ya da tehdidine karşı doğan duygusal tepkiye ve bunların toplumsal etkenlerine “terör süreci” denmektedir.
Terörün diğer korku ve kaygı türlerinden ayırmak gerekir. Terörü şiddet eylemlerinin varlığı ya da olması olasılığına (tehdidine) bağlıdır(14).
Türker Alkan’a göre terörizm insanlara korku ve dehşet salarak siyasal amaçları gerçekleştirme yöntemidir (15).
Türkaya Ataöv ise terörizmi “örgütleşmiş küçük bir grubun şiddet yoluyla belirli bir hedefe ulaşmak için başvurduğu bir yöntem” olarak tanımlar(16).
Teröre ait değişik tanımlardan belirleyici özellikleri derleyecek olursak şu sonuca ulaşırız. Terör, siyasi eğilimleri normal olmayan yollardan değiştirme amacı taşıyan ihtilâlci grupların giriştiği, geleneksel politik suçlardan farklı, devlet otoritesini tanımayan, toplumunun çeşitli kesimlerini korku içinde bırakan, davalarını normal yollardan sunabilecek politik ve askeri güce erişmeyi başaramamanın sonucu olarak ortaya çıkan, Soğuk Savaş gibi uzun ve belirsiz olan,bir ideolojidir. Bunların yanı sıra terör,fantezi savaşlarının mücadele biçimi şeklinde vulganize ve politik yönü olmayan iğrenç bir barbarlık gibi hissi yaklaşımlara da açıklanmaya çalışmıştır(17).
Yukarıdaki tanım terör kavramının anlam çeşitliğini ortaya koymaktadır. Her ne kadar kesin sınırla belirlenmeye çalışırsa da,bir sınırlanmanın mümkün olmayacağını akılda tutmak gerekmektedir.
Terime bakarak terörün dehşet ve korku ifade ettiği hemen anlaşılabilir, ancak terör ile terörizm de ayrı kavramlardır. Terörden farklı olarak,”terörizm,siyasal amaçlar için örgütlü,sistemli ve sürekli terör kullanmayı yöntem olarak benimseyen bir strateji anlayışıdır”(18).Bu nedenle,örneğin herhangi bir linç olayında ya da trafik kazasında terör bulunmakla beraber terörizm yoktur. Terörizmden söz edebilmek için aynı siyasi amaca yönelmiş bir dizi terör olayının varlığı gereklidir. Birbiriyle bağlantılı olmayan terör hareketlerinin de toplumdaki dehşet korkuyu arttıracağı şüphesizdir ancak bu,terörizmden söz etmek için yeterli değildir(19).
Her olayının aynı olduğu düşünülemez. Toksinmanların, psikopatların,akli dengesi bozuk olanların davranışları ile kendi koşullarında terör yaratabileceğini düşünmek mümkündür. Adi suçlular da kendi amaçlarına ulaşmak için istedikleri fiillerle bilerek ya da bilmeyerek terör yaratabilirler. Bizi ilgilendiren siyasal terörizmdir;bu terör türünü diğerlerinden ayıran,fiilin siyasal saikle işlenmiş olmasıdır . Siyasal saik siyasal terörizmin belirleyici unsurlarından birisidir. Ancak siyasal olan saikın içeriği fiilin terörizm niteliğinde olup olmadığını belirlemede bir rol oynamaz. Böyle bir değerlendirmenin doğal sonucu olarak hangi siyasal görüş doğrultusunda olursa olsun etki yaratmak için terörist stratejilere başvuran herkesin terörist olduğunu kabul etmek gerekir. Sadece niteliği gereği şiddetle hiçbir şekilde bağdaşması mümkün olmayan ideolojilerin,şiddete başvurdukları anda artık kendileri olmaktan çıkacak olmaları nedeniyle,terörist olmaları imkan haricidir (20).

Terörizmin özelliği.

Terör bir hoşnutsuzluk ve psikolojik tatminsizlik ürünüdür. Öyle ki terör,ne istediğini bilmeyen bir takım uyumsuzun toplumda bağdaşmayan eylemleri değil,belli bir hoşnutsuzluğun son derece mantıklı vekillerinin organizasyonu olduğu gözden kaçmayacak gerçektir(21).
Ortada var olan kitlesel uyumsuzluğun bir tezahürü olan terör, varolma gerekçeleri olarak, tarihi kökenli ulusal düşmanlıkları, sağ ve sol ideolojilerdeki gösterileri,dine dayalı ayrılık ve çatışmaları ve ekonomik çöküntüleri(22) kullanılır ve meşrulaştırma mekanizmasını bu gerekçelere dayandırır(23).
Sulhi Dönmezer bu konuda “tedhişçilik bir doktrin değildir,fakat eylem tarzıdır. Bir nevi strateji,amaca götürmek üzere kullanılan bir tür araçtır”(24) demektedir. Bir başka yazarın bu konudaki görüşü şöyledir:”Ancak terörizm ne bir konvansiyonel savaş şekli,ne de kitle iletişim araçlarına yarayan gelişigüzel bir deliliktir. Terörizmi farklı kılan en önemli özelliği,onun belirli politik amaçlara erişmek için kullandığı kendine mahsus stratejisidir”(25).
Terörizm bir ideoloji,bir doktrin,hatta sistematik bir fikir değildir. Terörizm bir yöntem,taktik,strateji, bir bakıma da savaş biçimidir.
Terörizm,anlamsız ve mantıksız değilse,bir amacı var demektir. Toplumun ve dolaysıyla toplumu yönetenlerin direncini kırmak için “ortak korku yaratmak”,daha doğrusu “dehşet salmak” amacına yöneliktir.
Terörizm “zayıf” olanın seçtiği bir tür “siyasal şiddet” biçimidir. Terörist-zayıf olduğu için kendini gizler. Beklenmeyen bir anda ve beklenmeyen bir yerde “vurup kaçmaya” çalışır. Çünkü devletin güvenlik güçleri,sayıca ve silahça kendisinden üstündür.
“Adi şiddet”te,amaç bir varlığa zarar vermek ya da onu yok etmektedir. Oysa terörist için, şiddet bir amaç değil “araç”tır. Örneğin sıradan bir katil, bir insanı “ölmesini istediği için” öldürür. Terörist içinse, önemli olan o insan ya da insanlar değil, onları öldürdüğü zaman toplumda yaratacaktır. Bir trene bomba koyduğunda, trende kimlerin olduğu,ölecek olanların kimliği “doğrudan” bir önem taşımaz. Bu nedenledir ki;şiddetsiz terör olmaz, ama her şiddet de terör değildir. Atilla Yayla’nın da altını çizdiği gibi;” terör eylemlerinde,psikolojik sonuçlar fiziksel hedeflerden çok daha önemlidir”(26).
Terörizm “hesaplı” bir şiddettir. Amacı olabildiğince çok insan öldürmek değil,kitlelerin “eylemlerinden etkilenmesini” sağlamaktır. Kitlelerin “dehşete” kapılmasını, bir umutsuzluk içinde “teröristin isteklerine boyun eğilmesi”nden başka çare olmadığını düşünmesini sağlamaktır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir husus ortaya çıkmaktadır: teröristin işlediği fiille kitleye mesaj vermek bakımından doğurduğu sonuç arasında çok büyük bir fark vardır. Bu durum Thomas Parry Thornton’un terminolojisinde “fiil semboliktir” deyimi ile ifadesini bulmaktadır(27).Fiilin sembolik olması enstrumental olmadığını anlatmaktadır(28).
“ Fiilin sembolik olması terörizmi gerilla savaşı ve savaştan da ayırır. Gerilla faaliyetleri ve savaşın uluslararası hukuktaki tarifleri bir yana bırakılacak olursa her ikisinin de silahlı çatışmayla sonuç almaya yönelik faaliyetler olduğu söylenebilir. Terörizmde ise asıl önemli olan doğrudan doğruya işlenen fiil değil,o fiilin yakın maksadının ötesinde bir yarar olarak gördüğü propagandadır”(29).
Bir katil,öldürmeye yöneldiği bir kişiyi onun ölmesini istediğinden dolayı öldürür. Oysaki,bir terörist,insanları onların ölü veya sağ olması bir mesele teşkil etmese de öldürür. Terörist için cinayet amaç değil araçtır,amaç propaganda yapmaktır.
Adi şiddetle terördeki şiddet arasındaki fark çok önemlidir. Şiddet terörün bir alt unsuru niteliğindedir;her çeşit terörde şiddet tehdidi kullanılır. Yani terörde şiddet unsuru mutlaka vardır. Şiddetsiz terör olamaz,ancak terörle ayni araçları ve taktikleri kullansa dahi şiddetin hiçbir turu başına terör teşkil etmez(30).
İsmet Karacan terörizmin toplumda yerinde kullanılmayan kavramlardan biri olduğunu söyler ve şu tanım çalışmasını yapar:
“Ancak terörizm ne bir konvansiyonel savaş şekli, ne adi suç ne de iletişim araçlarına yarayan gelişigüzel bir deliliktir. Terörizmi faklı kılan en önemli özelliği onun belli politik amaçlara ulaşmak için kullandığı kendine mahsus stratejidir. Bu strateji hakkında iyi bir fikir edinmek için yöneldiği amaçlardan en yaygın olanlarının bilinmesi gerekir”der ve şunları söyler:
1. Terörist kendi amaçlarına uygun tepkiler yaratmaya çalışır;
2. Terörist reklam ara;
3. Terörist sosyal düzenin yıkılmasını hedefler;
4. Terörist işbirliği yapmaya zorlamak ister;
5. Terörist düşmanını cezalandırmaya çalışır (31).


Doğu Ergil ise terörizmin amaçların böyle açıklıyor:
“Terörizm geleneksel savaş veya savaşım (mücadele) yöntemleriyle ulaşılacak sonuçların peşinde değildir. Teröristler, bir alanı/mekanı zaptetmezler, rakiplerin güçlerini tümüyle yok etmezler. Onun yerine eylemleriyle,bu kitle iletişimi çağında bir davaya ya da siyasal anlaşmazlığa dikkat çek isterler. Dikkat çekimini en dramatik biçimde,insanları şok derecesinde sarsarak yaparlar. Korkudan daha güçlü bir sarıcı var mıdır?”
Korkunun altı temel amaçların olmasını söylemektedir:
1. Seyircilerin,belirtilen dava veya anlaşmazlık karşısında taraf olmalarını sağlamak.
2. Acılı ve kanlı biçimde sahnelen bu trajik oyunun bir amacı tanıtım ve reklamsa,diğer amacı da böylesine sarsıcın bir eylemi gerçekleştiren grubun olduğundan daha güçlü ve etkili olduğu izlenimini yaratmaktır.
3. Terörist eylemin bir amacı da fidye almak, örgüt mensubu mahkumların serbest bırakımlarını sağlamak, TV ve radyolar kanalıyla kamuya mesaj iletmek ve dramatik rehin alma girişimleriyle hükümetleri,etkili resmi ve özel kuruluşları belirli ödünler veya dramatik karalar vermeye zorlamaktır.
4. Kargaşa yaratarak toplumun direnme/dayanma gücünü kırmak;yerleşik sosyal ve siyasal düzenin zaaflarını belirginleştirerek,ardındaki sosyal desteği zayıflatmak.
5. Terörist eylemin bir başka amacı da intikamdır.
6. Son olarak,terörizmin bir amacı da baş eğdirmek, itaat sağlamaktır (32).

Devletlerin tutumu

Bütün devletler uluslararası terörizme karşı olup,onu hukuk dışı ilan etmek istemektedirler. Bununla beraber,uluslar arası terörizmin ne olduğun konusunda,devletlerin görüşleri birbirinden ayrılmaktadır. Bu durum, BM Genel Kurulu Uluslararası Terörizm AD HOC Komite'sinde (33) (Yearbook of the UN.Vol:XXVI 1972. s. 639-640) de açıkça ortaya çıkmıştır. Haiti’ye göre uluslararası terörizm:kişi ya da kişi gruplarınca,yabancı topraklarda ya da herhangi bir devletin siyasal sınırları dışında kalan alanlarda,siyasal amaçlara ulaşmak için herhangi bir kişiye karşı kullanılan şiddet ya da şiddet tehdidir (34).
Fransa'ya göre uluslararası terörizm: bir yabancı tarafından üçüncü bir ülkenin topraklarında,kendi vatandaşı olmayan kişilere karşı, bütünüyle iç nitelikte olmayan bir uyuşmazlıkla ilgili olarak,baskı yapmak amacıyla işlenen iğrenç bir barbarlık eylemidir (35).
Venezüella’ya göre Uluslararası Terörizm eylemleri üç grupta toparlanabilir:
-Öncelikle,kişi ya da kişi toplulukları tarafından,yabancı topraklarda, açık denizlerde ya da açık denizler üzerinde uçan uçaklarda,korku yaratarak siyasal amaçlara ulaşmak için işlenen ve masum insanların hayatlarını tehlikeye sokan veya temel özgürlüklere zarar veren şiddet eylemleri yada tehditleri uluslar arası terörizm eylemleridir;
-Kolonici ya da ırkçı rejimler tarafından alınan,ulusların kendi geleceğini belirleme haklarını,bağımsızlıklarını, diğer insan haklarını ve temel özgürlüklerini reddeden ,yabancı tahakkümüne yol açan bastırıcı önlemler de uluslar arası terörizm eylemleridir;
-Sosyal ahlaki ve insan kişiliğin değerini ihlal ettiği için, yabancı ülkelerde ya da yabancılar tarafından ta da yabancılara karşı, siyasal amaçlara ulaşmak üzere korku yaratmak için işlenen yaralama, öldürme,verilen alma, kaçırma, bombalı mektup gönderme ve malların tahribi gibi eylemler de uluslararası terörizm eylemleridir (36).
Terörizm konusunda ortak bir görüşe sahip olan Cezayir, Demokratik Yemen,Gine,Hindistan,Kongo,Moritanya,Nijer,Suriye,Tanzanya,Tunus,Yemen,Yugoslavaya,Zaire ve Zambia'ye göre uluslararası terörizm eylemleri üç grupta toplanmaktadır:
-Kolonici,ırkçı ve yabancı rejimlerin,özgürlükleri,kendi geleceklerini belirleme haklar, bağımsızlıkları ve diğer insan haklar ile temel özgürlükler için mücadele eden uluslara karşı uyguladığı şiddet eylemleri ve diğer bastırıcı eylemler;
Diğer egemen devletlere karşı uluslar arası terörizm eylemlerini işleyen faşist örgütlere ya da ücretli gruplara gösterilen hoşgörü ve yapılan yardımlar;
-Kolonici, ırkçı ve diğer yabancı tahakküm biçimleri altındaki tüm hakların vazgeçilmez hakları olan kendi geleceğini belirleme haklarına, bağımsızlık mücadelelin meşruluğuna ve özellikle BM Antlaşması’na ve organların ilgili kararlarına uygun olan ulusal kurtuluş hareketlerine zara vermemek koşulu ile,kişiler ya da kişi grupları tarafından işlenen, masum insanların hayatını tehlikeye sokan ya da temel özgürlüklere zara veren şiddet eylemleridir (36/1).
Türkiye’de ise, Terörle Mücadele Kanunun 1. Maddesinde:
Terör,baskı,cebir ve şiddet,korkutma,yıldırma,sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle anayasada belirtilen cumhuriyetin niteliklerini,siyasi,hukuki,sosyal,laik,ekonomik düzenini değiştirmek, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk devletini ve cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek,devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek,devletin iç ve dış güvenliğini,kamu düzeninin ve genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemdir.
Bazı devlerin uluslararası terörizm tanımı konusundaki görüşlerine kısaca değindikten sonra,sonuç olarak şunlar söylenebilir. Her devlet, uluslar arası terörizmin tanımını, kendi siyasal değerlendirilmesine göre, terörizm eylemleri sayılacak olan ve kendisini hedef alan eylemleri kapsayacak biçimde yapmak için, varolan ya da olabilecek iç ve dış düşmanlarının olası eylemlerini uluslar arası terörizm eylemler, uluslar arası hukuka göre hukuk dışı saymakta ve bu eylemleri uluslararası terörizm eylemleri olarak tanımlamak istemektedirler. Devletlerin büyük çoğunluğu ise, herhangi bir biçimde egemenliklerini olumsuz yönde etkiyebilecek tanımlardan dikkate kaçınmaktadırlar.
Sonuç olarak bir devletin terörist dediğine diğer bir devlet özgürlük savaşçısı diyebilmekte ve ortak bir uluslar arası terörizm tanımı yerine, her biri değişik eylemleri içeren birbirine zıt tanımlar oluşmaktadır.

Uluslararası belgeler.

1). II Dünya Savaşından önce yapılan çok taraflı sözleşmeler:
II DS öncesinde, terörizmle ilgili olarak yapılan çeşitli sözleşmeler vardır. Bunların en etkisi Mexico City'de 28 ocak 1902 tarihinde imzalan "Suçluların İadesi ve Anarşizme karşı koruma Sözleşmesi"dir (37)Bundan sonra kronolojik olarak, Buenos Aires’te 29 şubat 1920 tarihinde imzalanan "Poli Sözleşmesi" gelmektedir (38). Daha sonra,10 ağustos 1935 tarihli "İstenmeye yabancılara karşı ortak koruma ile ilgili Anlaşma" (Bu anlaşma yürürlüğe girememiştir ) yapılmıştır. Bu anlaşma ve sözleşmelerden hiçbirinde terörizmin tanımı tapılmamıştır.
Terörün konusu, Milletler Cemiyeti döneminde de güncelliğini korumuştur. Bu dönemde gerçekleştirilen "Uluslararası Ceza Mahkemesi oluşturulmasına ilişkin Cenevre Sözleşmesi"nde de terörizmin tanımı yer almamıştır (39). M.C. döneminde gerçekleştirilen ve 16 kasım 1937 tarihide imzalanan "Terörizmin önlenmesine ve Cezalandırılmasına ilişkin Sözleşme"(40), bu tarihe kadar yapılan sözleşmeler arasında terörizme en yakından ilgili olanıdır. Sözleşme, 24 devlet tarafından imzalanmış, ancak yalnızca bir devlet tarafından onaylandığı için yürürlüğe girememiştir. Terörizmin önlenmesin ve cezalanmasına ilişkin 1937 Sözleşme de terörizmin bir tanımını vermemiş, yalnızca bazı özellikleri,ne işaret etmekte yetinmiştir.
2) II DS sonrası yapılan çok taraflı sözleşmeler:
II DS sonra ilk sözleşmeler,uçak kaçırma suçlarına ilişkin olanlaradır. 14 eylül 1963'de Tokyo'da imzalanan “uçaklarda işlenen suçlar ve diğer bazı eylemlere ilişkin sözleşme” bunların ilkidir. Aynı konuyu ele alan bir başka sözleşme,16 aralık 1970'de Le Haye'de imzalanan "Uçakların kanundışı yollarla ele geçirilmesinin önlenmesi hakkında sözleşme"dir. Bir diğer sözleşme ise; 23 eylül 1971 tarihinde Montreal'da imzalanan "Sivil Havacılığın Güvenliğine karşı kanun Dışı eylemlerinin önlenmesine ilişkin sözleşmesi"dir. Bu sözleşmelerde terörizmin genel bir tanımına yer verilmemiş, yalnızca belirli eylemlerin sayılması yoluna gidilmiştir.
Terörizm konusundaki sözleşmelerden bir diğeri Avrupa Konseyi'nin çalışmaları sonucu oluşturulan “Terörizmin önlenmesine dair Avrupa Sözleşmesi”dir (41). Bu sözleşmede de terörizmin tanımını yer almamıştır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1374
favori
like
share